Kalbe zarar aşklar ve gerçekleşmesi imkansız hayaller: Bridgerton dördüncü sezon incelemesi
Bridgerton uzun bir bekleyiş, çalkantılı gündem ve Hilary Duff’ın müziğe geri dönmesinden sonra ekrana hızlı, ateşli ve ağızlara layık dedikodularla giriş yaptı. Luke Thompson ve Yerin Ha’nın başrolünde olduğu dördüncü sezonda herkes aşık ve tüm kelimeler kalbimize zarar. Buyurun.

Favori kitap karakterlerimle ilişkim her zaman hassas oldu. Bu hassasiyet beni bir hayran olmanın ötesinde onlara bir arkadaş, bazen de bir sevgili yapıyor; hayallerimizin sınırı yok. Shonda Rhimes’ın yaratıcılığını üstlendiği Bridgerton serisi de içimde çiçekler açtıran bir ailenin hikayelerini tarihin en tartışmalı kraliyet ailesine ev sahipliği yapan İngiltere’de yeniden yazıyor. Julia Quinn’in romanlarını ortaokulda okumaya başladığımda bu karakterleri bir gün ekranda izleyebileceğimi düşünmesem de Netflix imzalı dizinin dördüncü sezonundan bildiriyorum. Nihayet, nihayet. Benedict Bridgerton’ın hikayesi Bridgerton çocukları arasında en az sevilenlerden biri, tam da bu sebeple benim en çok sevdiğim karakter. Kibar, asil ruhlu, romantik, aşk insanı, sanatçı ve deli dolu Benedict Bridgerton. Dönemin kalıplarını yıkan, aşkı için savaşan ve toplumun kurallarına karşı gelmekte sakınca görmeyen cesur bir Regency erkeği. Kaldı mı böyle adamlar Gülben? Benedict Bridgerton’ın Sophie’yi severken kendinden nasıl geçtiğini, yitip gittiğini kitap okurları hatırlıyor, eminim. Bir Sindirella hikayesini konu alıyor dizinin dördüncü sezonu. Benedict bir soylu, Sophie ise bir hizmetçi. Benedict’in aynı sınıftan bir kadınla evlenmesi beklenirken o herkesi karşısına alarak Sophie’yi seçiyor. İmkansız bir aşk, kavuşması zor ihtimaller. Hal böyle olunca kitapta Julia Quinn’in okura hissettirdiği derin özlemi, yakıcı romantizmi ve şehveti görmek istiyor seyirci. Peki aradığımızı bulabildik mi?
Kathony efsanesi
Luke Thompson ve Yerin Ha’nın canlandırdığı karakterlerin enerjisi harika. Shonda Rhimes’ın bu defa tamamen kitaba sadık kalmaya karar verdiği anlaşılıyor. Benedict Bridgerton’ın sanatçı yönüne, uçarı hallerine de alışkın seyirci. Ama aşık halleri, işte o bir gizem. Dizinin yaratıcıları bu sırrı aydınlatmakta elini korkak alıştırmıyor. Maskeli baloda başlayan hikayeleri bir çiftlik evinde, daha sonra Bridgerton malikanesinde devam ediyor. İkilinin dinamiği çok iyi olsa da maalesef Jonathan Bailey bütün algılarımızla oynadığı için hiçbir çift bizde Kathony etkisi yaratmıyor. Serinin bir araya gelmesi en imkansız çiftine bu kadar az sahne yazmak, o ince sızıyı pas geçmek…

Hayal kırıklığı yaşamaktan kendimi alamıyorum, yine de çok yaşa Bridgerton. Karakterlerimiz hikayelerine kaldığı yerden devam ediyor, kostüm ve mekan tasarımı her zamanki gibi kusursuz. Dedikodular, bu defa hizmetçiler arasında dönüyor. Sophie’nin hikayenin merkezinde yer alması seyirciyi soyluların oturma odasından alt katlara, hizmetçilerin, kahyaların ve uşakların yaşadığı aşklara, dertlere, iş hayatının gerginliklerine götürüyor. Başka bir dünya hizmetçilerin dünyası. Bridgerton ailesinin tam olarak ne kadar zengin olduğunu da fark ediyor seyirci. Violet Bridgerton bu sezonun öne çıkan karakterleri arasında, bazen Benedict ve Sophie’den rol dahi çalıyor. Çok uzun zaman sonra- kitaplardan farklı olarak -kendine bir aşk buluyor Violet. İkinci baharlar gerçektir ne de olsa. Annelerin annesi mutluluğu hak ediyor. Dizinin dördüncü sezonunun ikinci kısmında ortaya çıkacak bir ikili daha var: Anthony ve Kate. Bir hasret de onlara, Colin ve Penelope’yi izlediğimiz kadar onları da görsek keşke.
Kadın temsili 10 numara 5 yıldız
Dizinin bu sezonuna dair serzenişlerim az, yavaş yavaş akıyor içimden. Durgun ve sakin bir hikaye de değil aslında ama hikaye hız kazanmamaya yemin etmişçesine sukunetle ilerliyor. Kraliçe cephesinde de güvenli limanlarda yüzmeyi seçiyor senaristler. Hikaye çok güzel, başrollerin uyumu dünyalar ötesi. Ancak bir şey eksik. Çok ufacık bir şey. Hikayenin tutkusu yok gibi neredeyse. Ya da Kathony veya ilk sezonun karşı konulamaz sonuçları da demek mümkün bu hisse. Öte yandan Benedict Bridgerton’ın hikayesini 13 yaşımdan bu yana merakla, sevgiyle okuyorum. Ara sıra dönüp açtığım romanlardan biri. Luke Thompson’ın da muazzam bir Benedict Bridgerton olduğunu söylememe gerek yok. Bu sezon Eloise Bridgerton ve Hyacinth Bridgerton arasındaki ilişkinin de kurcalanmaya başlandığını görmenin haklı gururu içindeyim. Zira Eloise’in çağın ötesindeki duruşunu ve fikirlerini desteklesem de birinin ağzının payını vermesinin zamanı da gelmişti doğrusu. Meg March’ın da Little Women’da hatırlattığı gibi herkesin hayaline kimse karışamaz. Bridgerton’daki kadın temsili hep çok yerinde, olması gerekenin ve dönemin gerçeklerinin çok üstünde. Shonda Rhimes, tarihte geriye dönüp sihirli bir dokunuş bahşediyor her birine çünkü. Bu anlamda Violet Bridgerton, Lady Danbury ve Kathani Bridgerton’ın diziyi izleyen genç yetişkin seyirciye örnek olması en büyük temennim.

Jonathan Bailey ve her güzelliği hak ettiği gerçeği
Dizinin beşinci sezonunda Francesca ve Eloise’in hikayesinin iç içe geçmiş versiyonlarını izlemeye devam edeceğimize de neredeyse eminim. Francesca’nın hikayesinde yapılan değişikliğin ekrana nasıl yansıyacağı muamma. Eloise’in yeni bir aşk, yeni bir uğraş, gülecek bir nedene ihtiyacı var. Keşke çalışabilse ancak dönemin şartlarını göz önünde bulundurunca imkansıza yakın bir hayal olduğunu biliyorum. Bu sebeple onu bekleyen aşkı bulması için Violet Bridgerton gibi dua ediyorum. Hyacinth Bridgerton’ın büyümeye başladığı da dikkatlerden kaçmıyor. Diyalog sayısındaki artışın sebebi bu olsa gerek. Daphne ve Simon’ın yokluğu her sezonda olduğu gibi bu sezonda da göze çarpıyor. Regé-Jean Page’in bir sonraki Hollywood yıldızı olacağı düşünülürken Jonathan Bailey’nin var olan tüm hayran kulüplerinin bir numaralı yıldızına dönüşmesi… Kariyer yönetimi deyince örnektir bizim için.
Bridgerton’ın kardeşlerin tamamı aşkı bulana dek ekranda olacağı kesin. İyi senaryo, başarılı oyuncular, genç yetenekler ve Shonda Rhimes bir araya gelince gönlü rahat bir seyirci oluyorum ben de. Dizinin dördüncü sezonunun ikinci kısmı 26 Şubat’ta yayında olacağa benziyor. Bridgerton ocak maaş zammından memnun olmayanlar için bir kaçış. Bu gerçeklikten kaçmak için kendinizi suçlu hissetmenize de gerek yok üstelik. Çünkü daima haklı olacaksınız.