Ölmeme challenge: Bryan Johnson’ın ölümsüzlük davası ve dünyayı dolaşan “Ölmeme Zirvesi”
Sonsuza kadar yaşamak? Fantastik diyarlardan, bilim kurgulardan kopup gelen bir soru gibi. Eh 2010’larda da Twilight serisinden Vampire Diaries’e pek çok vampirle haşır neşir olduk, ölümsüzlük denince ilk onlar geliyorsa bir sebebi var. Şimdilerde ise büyüden (ya da bir lanet mi demeli), bir şehir efsanesi olmaktan çıkıyor ölmemenin sırları. Ölmemek önümüzdeki bir 10-20 yılda, fiziğe ve bilime olan yatırımlarla, özsevgi ve özbakımla gerçek mi olacak? Gözler burada Bryan Johnson’ın orta yaş sendromuna, onun ve onun izinden yürüyen takipçilerine çevriliyor. Kendine odaklanma kararı alan bir milyarderin ölmeme teşebbüsü ve kendi sağlığına döktüğü milyonlar gerçekleri önümüze serecek.
Gerçekten ölmemek mümkün mü? Bryan Johnson’ın ölümsüzlük influencer’lığına ve geçtiğimiz hafta organize edilen “Don’t Die Summit” yani “Ölmeme Zirvesi”ne dadanıyoruz.
Neden Johnson?
Bryan Johnson 1977 Utah doğumlu bir girişimci. Üç farklı teknoloji şirketinin kurucusu olan Johnson yıllarını teknoloji şirketleri kurmak ve bazı şirketlere yatırım yapmakla geçirmiş azimli ve disiplinli biri. Elon Musk’lar, Mark Zuckerberg’ler kadar adı duyulmuş olmasa da Johnson da hayatının yoğunluğuna yetişebilmek için sabahları daha horozlar ötmeden güne başlayan o CEO’lardan biri. (Ama artık iş için değil ise ‘‘sadece kendisi’’ için sabahın 4 buçuğunda kalkıyor-muş-.)
Bryan Johnson’ın ajandasında farklı bir proje var şu sıralarda. Bu sefer ana mesele kendisi ve kendi vücudu. 47 yaşındaki Bryan yaşlanma konusundaki mücadelesine “Project Blueprint” adını vererek serüvenini sosyal medyada paylaşmaya başladığından beri büyük ilgi çekmeye başladı. 18 yaşına geri dönmeyi hedefleyen Johnson, günlük bakım rutinlerinin yanında bir dolu test yaptırıyor kendisine. Bu şekilde aslında yaşlanmak üzerine yapılan birçok çalışmayı test ederken bunların yanında belki de çok da ciddiye alınmayan, ölümcül olmayan ama hayat kalitesini düşüren ögeleri de test ediyor; özellikle erkeklerde yaşa bağlı saç dökülmesi, cinsel problemler gibi…
Durmadan büyüyen özbakım dünyasına konuveren Bryan, başka yaşlanmayan zenginlerle buluşuyor, farklı testlere girip yeni yaşlanma karşıtı tedavi yöntemlerini kendi üzerinde deniyor. 2015’teki fotoğraflarına bakacak olursak da günümüzde oldukça farklı görünüyor. Eskiye kıyasla incelmiş yanakları, değişmiş saç rengiyle birlikte vücudundaki yağ ve kas oranının da ciddi oranda değişimini izleyebiliyorsunuz.
İşte, “Dünyanın en çok ölçülmüş insanı”
Blueprint projesiyle Johnson “dünyanın en çok ölçülmüş insanı” ve kendisini gençleşme atleti olarak tanımlıyor. “Don’t Die” (ölme) mottosu üzerinden yürüyen bu yaşam tarzı Johnson için bir felsefe. Fikirleri bilgisayar bilimcisi, fütürist düşünür Ray Kurzweil’in ürettiği Singularity felsefesiyle paralel ilerliyor. Singularity, teknolojinin varsayımsal bir gelecekte kontrol edilemez ve geri döndürülemez bir gelişme yaşayarak insanlığa karşı öngörülemez sonuçlar doğuracağına dair bir inanış. Kurzweil 2005’te çıkardığı “The Singularity is Near” isimli kitabında makine zekasının insan zekasından daha üstün bir seviyeye ulaşacağı bir dönemden bahsediyor. Bu zeka seviyesi ise insanlık komple bir araya gelse de ulaşılamayacak bir mertebede.
Gazeteci Arkadi Mazin’in yaptığı bir röportajda Bryan Johnson daha hayat tarzının değişiminden de bahsediyor. Kendisinin günlük rutini oldukça ‘‘basit’’ söylediğine göre: Antrenman yap, sağlıklı beslen, iyi uyu. E zaten hep böyle değil miydi? Neyse…
Johnson’a göre her şeyin öngörülemez bir şekilde dönüşüp durduğu bir evrende kontrolü ele almak kendi vücudumuzu kontrol etmekten geçiyor ve şu şekilde ekliyor: “ ‘Ölme’ mottosu aslında güçsüz olmadığınızı söylemenin bir yolu çünkü varoluşumuzun tamamı tüm davranışlarımızın toplamı. Egzersiz, uyku veya diyet ne kadar alakasız hissettirse de aslında öyle değil. Zamanında yatmama, egzersiz yapmama kararınızla, aslında bugün olan her şeyi onaylayarak damgalıyorsunuz. Şu anda var olan “ölüm kültürüne” katılıyorsunuz.”
Bu dedikleri her ne kadar ilham verici olsa da kendisinin geldiği nokta ise oldukça ‘‘ayrıcalıklı’’ bir yerden. Yaptırdığı testlere verdiği paraların yanında yürüttüğü şirketlerle birlikte, hatta influencer’lığıyla bile kendine bu kadar bakacak vakti “satın alabiliyor”. Yani evet, erken yatıp, erken kalkabilir, ‘sağlıklı’ beslenebiliriz. Fakat tüm bunlar hiçbir zaman onun kadar kendi vücuduna göre planlanmış rutinler olmayacak gibi. Varsity yazarı Emily Heatherington bir süreliğine bu rutinlere katılma kararı verdikten sonra tecrübelerini paylaşıyor. Bu süreçte üç farklı mağaza, birçok meyveyle ve cüzdanından çıkan 51 sterlinle karşılaşıyor. Johnson’ın yaşam tarzı ise ona yılda yaklaşık 2 milyon dolarlık yiyecek, takviyeler ile çeşitli tıbbi testler ve tedavilere mal oluyor.
Gününe sabahın 4.30’unda başlayan Johnson günde yaklaşık 100 adet hap tüketiyor, vegan besleniyor ve vücut kitlesini olabildiğince kas ağırlıklı tutmaya çalışıyor. Aynı zamanda YouTube hesabından vloglar paylaşan Bryan’ın rutinlerine daha derinden bakabilirsiniz. Projesinin adını taşıyan internet sitesinde ise takviye besin markasına ait ürünleri bulmak mümkün. Bryan’ın hayatı, birçok influencer’ın da olduğu gibi markalaşmış ve ürün haline gelmiş durumda. Ne diyelim, takipçilerini de kendi gibi uzun ömürlere götürecek kadar koca yürekli bir insan kendisi. “Biohacking” adı da verilen bu trendde aslında vücudu “hackliyorsunuz” bir nevi, tabii ki de yeterince çalışır ve yeterince para yatırırsanız.
Ölmeme etkinlikleri
Ölmemek herkese açık bir hobi değil. Bryan Johnson’ın yanında bakım piyasasından faydasını alan birçok isim var ama tabii: Kardashian’lar bunlardan sadece birkaçı. Johnson düzenli olarak bu insanlarla bir araya geliyor, “Ölmeme Akşam Yemekleri” adında etkinlikleri bile var. Bu prestijli akşam yemeğine katılabilmek için elbette Bryan’ın davetlisi olmanız gerekiyor.
Öte yandan Johnson ölmemeyi bir felsefe olarak almış durumda. Yani olay sadece ölmemeten ibaret değil; daha uzun ve kaliteli yaşamak, beklenen maksimum insan ömrünü geçmek de hedefler arasında. Şimdi ise “Don’t Die” topluluğu Discord kanallarında buluşuyor, kendi yaşadıkları şehirlerde buluşup sohbet edip koşuya çıkabiliyorlar. Bu açıdan Johnson topluluğunu oldukça genişletti; hatta dünya çapında “Ölmeme Zirvesi” etkinlikleri yapıyor. 8 Eylül’de San Francisco’da yapılan bu etkinlik, “Ölmeme Akşam Yemekleri”ne kıyasla biraz daha kapsayıcı bir halde, toplumdaki diğer ölmemeyi arzulayanları da kucaklamaya çalışıyor. Bu zirve önce Singapur’u sonra da ABD’nin diğer büyük şehirlerini dolaşacak. Zirve ise sabahın 7’sinde dansla başlarken sonrasında yaş testleri, bilim insanlarıyla sohbetlerle ilerliyor. Yani after değil de before party’le başlıyor gibi etkinlik.
Bryan Johnson’ın milyonlar harcayarak baş koyduğu bu davanın içerisinde kendi kendine kurduğu kocaman bir evren ve bu evrenin de kendi sermayesi var. Instagram’da paylaştığı test sonuçlarıyla pozitif yönde gerçekten de yaşlanmayı geri çevirdiğini (bazı alanlarda tabii ki) kanıtlayan Johnson bu işi kendi içerisinde fırsata çevirmiş anlayacağınız. Bakım ve takviye ürünlerinin satışının inanılmaz seviyelere çıktığı bu dönemlerde Death Becomes Her’deki ölümsüzlük iksirine bir gün daha yaklaşıyor muyuz? Johnson’ın anlattıklarına göre “Project Blueprint” sadece bir yaşam felsefesi. Kontrol edilemeyenlerin belirsizliğinde vücudunun seni yarı yolda bırakmayacağından emin olmak. Yani bu gördüğümüz özbakım hareketlerinin biraz daha ileri bir versiyonu. Ne diyelim, umarız muradına erer.