”Dijital giyotin”: Ünlülere veda, Gazze’ye selam
Geçen hafta, her yıl olduğu gibi mayısın ilk pazartesi gününde, popüler kültür gündemini New York’a doğru çeviren Met Gala ünlü isimlerin ve büyük markaların katılımıyla gerçekleşti. Bu ihtişamlı galada ünlülerin birer birer özel tasarımlar giyerek çıktığı Met Müzesinin süslenmiş merdivenleri her zamanki de gibi büyük ses getirdi. Fakat bu sefer ‘‘ses getirme’’nin başka bir boyutu daha vardı: Met Gala bu sefer dakika dakika İsrail’in Filistinlilerin tek güvenli alanı olarak kalmış olan Rafah’a saldırısıyla eş zamanlı olarak ilerledi. Bu günün hemen ardından The Blockout 2024 akımı sosyal medyada hızla yayıldı. Açlık Oyunları’nın Hanging Tree şarkısının üstüne editlenen İsrail-Filistin savaşı ve karşısında milyonların harcandığı o büyük galanın görüntüsüyle bir araya gelirken, gala ve katılanları da Açlık Oyunları’na benzetildi. Filistin adına protesto düzenleyen grubun protestoları galanın arkasında susturulurken ünlülerin filmleri, yeni single’ları ve diğer projeleri üzerine konuşmaları canlı yayına alındı. Açlık Oyunları’nı andıran bu ikili dünyayı, sosyal medyada yükselen dijital giyotin akımını tartışıyoruz.
@noraakach #duo avec @elis__stone #HungerGames #freepalestine🇵🇸❤️ #freefreepalestine🇵🇸🇵🇸✊🏿✊🏿 #standwithpalestin🇵🇸🌹 #lapalestinelibre #falestine🇵🇸 #livepalestine🇵🇸 #palestineفلسطين #palestinetiktok
Her şey, son yıllardaki çoğu akım gibi, TikTok’ta başladı. TikTok’ta #letthemeatcake, #celebrityblocklist ve #blockout gibi hashtag’lerle milyonlarca takipçisi olup Filistin’de altı aydan fazladır süren bu savaş hakkında bir kelime etmemiş, suskun kalmış ünlüler hakkında büyük bir hareket başladı. Gelelim şu benzerliklere: Hunger Games’in yazarı Suzanne Collins, Açlık Oyunları’nı yazdığında ilhamını Irak Savaşı süresince reality şovların, televizyon yarışmalarının tüm hızıyla devam etmesinden almış. Yine aynı paralellikte gidelim: Filistin savunucuları Met’in arka tarafında polisler tarafından tutuklanırken aynı dakikalar içerisinde İsrail saldırılara devam etti, ekranlarda izlenenlerse madalyonun öbür tarafı oldu. İsrail’in Gazze’de 35.000 kişinin ölümüne sebep veren bu saldırılarında ise sivil ve asker ayrımı bu kadar gözetilmiyor. Aslında Savoir Flair’in yazısında da bahsedildiği gibi Met Gala için bu ilk değil: 2023’e Sudan’ın iç savaşı, 2021’de Nisan ayında Biden’ın askeri birlikleri çekmesiyle Taliban’ın Afganistan’ı ele geçirmesi gibi olaylar arka planda devam ederken ekranda dönenlerse yine Met Gala’lardı. Ama bu sene olaylar aynı zamanda tüm dünyada Filistin adına yapılan öğrenci hareketlerinin cezalandırılması ile baştan ateşlenmişti. Protestolar Met Müzesinin dışına yansıyarak ünlü hareketine bağlandı.
@thewokemama Whew! Where to begin?
Bu hareket model ve influencer Haley Kalil’in Met Gala’ya Marie Antoinette temalı bir kıyafetle dahil olmasının akabinde paylaştığı “Let them eat cake”, “Bırakın pasta yesinler” lafını dublajladığı videoyla takipçilerin dikkatini çekti. Dışarıda tam da protestocuların çıktığı o Met Müzesinin kapısında arkasında büyük bir kalabalığın olduğu videoda, bu kadar politik bir cümleyi kullanması oldukça manidar bir anlam taşıdı. “Bırakın pasta yesinler” diye çevrilen bu laf tam olarak Fransız Devrimi’nden hemen önce ekmeği olmayan halka kraliçe Marie Antoinette’in sarf ettiği sözlerdi. Türkçeye “pasta” diye çevirdiğimiz bu lafın orijinalinde kastettiği ise bir tür Fransız ekmeği olan brioche’tu. Brioche, yani çörek, bir ekmekten de öte içinde yumurta ve tereyağı da olan çok daha pahalı bir ekmek türü. Bu sebeple bu laf bir kraliçenin dünyevi ihtiyaçlardan, halkın çığırışlarından ne kadar bihaber olduğunu anlatan bir laf olarak hâlâ önemini koruyor. Tabii bu lafın gerçekten Marie Antoinette tarafından söylenip söylenmediği bilinmemekle birlikte* Jean-Jacques Rousseau’nun “İtiraflar” kitabına kadar kaynağı takip edilebiliyor.
Bu videodan sonra Gazze’deki krizin üzerine hiçbir yorumda bulunmayan ve özellikle Met Gala’ya katılan isimler kimi sosyal medya kullanıcıları ve aktivistler tarafından birer birer listelendi. Bloklanacak ünlülerin listesini yapan sosyal medya hesaplarının sonucunda birçok ünlü sosyal medya takipçilerinde çok büyük bir düşüş yaşadı. Bazıları engelledikleri ünlüler hakkında #blockout, #blockout2024 veya #celebrityblockout gibi hashtag’ler kullanarak gönderiler paylaştı. Konuyu alevlendirip insanları Baylee’yi takibi bırakmaya teşvik eden TikTok kullanıcısı @ladyfromoutside da bu günümüz ‘‘devrimine’’, “dijital giyotin” ya da “digitine” adını koymuş oldu. Kardashian’lardan Zendaya’ya oradan da Taylor Swift’e uzanan bu listenin tam haline ulaşmak pek de mümkün değil, daha doğrusu tam hali diye bir şey yok. Tamamen bireysel listelerden kolektif bir tümevarımla ulaşılan bir liste olarak ortaya çıktı #blockout2024. Kim Kardashian hareketin sonucunda 24 saat içerisinde 3 milyon takipçi kaybederken platformlarda açılan canlı yayınlarda ünlülerin ne hızda takipçi kaybettiği izlenmeye başladı.
@.rindd6
Bu yeni nesil giyotinde sosyal medyanın kendine haslığının da etkisi var tabii ki de. Akıma ismini veren @ladyfromoutside yani Rae’in de dediği gibi “Onlara bu platformu biz verdik. Şimdi ise geri alma vakti, görüntülememizi, beğenilerimizi, yorumlarımızı ve paramızı”.
“Bırakın pasta yesinler” sesini miksleyerek TikTok’a koyan Haley’nin bir bileti 75.000 dolar olan Met Gala’ya katılmasını ve üstüne 10 milyon takipçili platformunda hiçbir ses çıkarmamasını eleştiren Rae’ye Kalil de cevap vererek Met Gala’ya katılmadığını, magazin kanalı olan E! News’te etkinliği sunmak için işe alındığını söyledi. Aslında yine bir bağış etkinliği olan bu gala moda kültürünü sürdürmek için önemli bir yer etmiş olsa da dünyanın öbür tarafında yaşanan katliam ve sonucunda karşılaşılan bu ikilik sınıfsal jeopolitik kaderciliğin de kanıtı oldu.
Met Gala’nın bu seneki kıyafet teması The Garden of Time da tam olarak bunun yansıması aslında. Grace Gordon’ın da altını çizdiği gibi Zaman Bahçesi teması JG Ballard’ın yazdığı aynı adlı kısa hikayeden geliyor. Zamanın Bahçesi, sınıfsal eşitsizliğin altını çizen, aristokrasiyi eleştiren bir hikaye. Hikayede zengin Kont Axel ve karısı koskocaman bahçelerinde rahat rahat otururken bahçenin hemen ardında curcuna yaratan, yırtık pırtık kıyafetler içerisinde, kafası karışık büyük bir insan kalabalığı var ve düzensiz bir akıntı gibi, gürültü yaparak kontun bahçesine doğru yaklaşıyorlar. Kont ve eşi bu kalabalığı gördükleri her anda huzurlarına zeval gelmesin diye bahçelerindeki “zaman çiçekleri”nden birer tane koparıyorlar; zamanı geriye alan bu çiçeklerin koparılmasıyla birlikte bahçe yine bir süreliğine eski sükunetine kavuşuyor, fakat sonunda koparacak bir çiçek kalmayınca bu kalabalık eve erişip kontun evini darmadağın ediyor. Böylece aynı gerçek hayatta olduğu gibi dışarıdaki gerçekliğin dışında yaşamayı başaran bir grup insanın simgesi haline geliyor Met Gala.
Instagram, Twitter, TikTok ve benzerleri, hepsi aynı mantıkla işliyor; paranın başka birimlerle de tanımlanabildiği, beğenilerin sermayeleştirildiği bu platformlarda takipçiler, beğeniler ve hayranlar belki de paradan çok daha kıymetli bir güç haline geliyor. Fakat öte yandan “ünlü’’ olan ve olmayanın aynı platformu paylaştığı bu alanlarda kimi ünlü olmayan kişiler bir anda viral olup bu güce sahip olabilirken bir ünlü de ağzından çıkan bir kelimeyle (ya da çıkmayan) toplumca aforoz edilebilir, dijital yalnızlığa sürüklenebilir.
@blockout2024cake Update Blockout2024 #letthemeatcake #blockout2024 #blockcelebrity
“Pasta yesinler” diyenlerle ekmek yiyemeyenlerin bir arada olduğu ve tüm bunların izlendiği yer sosyal medya. Ünlüler ve ünlülük kültürü tarihsel sınıf farkının bir uzantısı olarak karşımıza çıksa da medyayla bu ayrım evrimleşmişti çoktan. Ve dahası sosyal medyayla viralleşmenin başka anlamlar taşıdığı şimdiye getiriyor kendisini. Ünlü olmak nasıl meydana geliyor peki? Sanatçı olmak ama Hollywood’da rol almak, büyük yapım şirketleri, prodüksiyonlar ve bu kocaman milyon dolarlık ağların içerisine kendini entegre etmek… Aslında sadece bir avuç sayılabilecek isimlerin arasına girerek dünyadaki milyonlara adını duyurabilmek. Vaktiyle bir avuç insanı izlemek televizyon açmak, sinemaya gitmek, radyo ve albüm dinlemek gibi etkinliklerle sınırlıyken şimdi ise bu isimler elimizin altında bizimle aynı platformda başka realiteleri yaşamakla meşguller.
Peki konuşsalar ne olur? Yüzbinlere değer sahip oldukları bu platformların içerisinde güçlerini sadece takipçilerinden almıyorlar tabii ki. İşte o büyük prodüksiyonlar, o prodüksiyonların arkasındaki şirketler ve o şirketlerin destekledikleri ve desteklemedikleriyle bir arada. Bu esnada gördüğümüz bir güç çekişmesi, bir tarafta kendilerini hayranlıkla izleyen kocaman bir güruh bir zenginlik haline geliyor. Bu zenginliğin öbür tarafı ise Hollywood ve devamı. Arada gelişen tansiyon ise ünlülerin ne yapsalar kaybedecekleri güçleri, yani görünürlükleri. Fakat toplumdan güç alan “ün”ün artık çok da saklanacak bir yeri yok, dijital giyotinle sessiz kalmak pek de bir opsiyon gibi görünmese de kimlerin tutumları değişecek hep birlikte göreceğiz.