Görüp dadandıklarımızla: İstanbul sergi rehberi

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

Hak ihlalleri, yasaklar, sansür , tutuklu gençler yani kısaca ülke gündemi derken günlük hayatta sinir uçlarımıza dokunan her şey üstümüze üstümüze gelirken gündemi unutmadan sanata sığınıyoruz. Ya da en azından öyle umuyoruz! Neyse ki İstanbul sergileri de boş durmuyor, sanatın direnişin ta kendisi olduğunu hatırlatıyor.

Gündelik hayatta bastırılan ne varsa, sergi metinlerinden duvarlara, video işlerinden yerleştirmelere sızıyor. Kentsel dönüşümün kişisel hafızaya darbesinden ekolojik yıkıma, bireysel sıkışmadan kolektif umuda uzanan işler arasında bir de Filistin var: Dünyanın gözü önünde süren soykırıma ve sessizliğe karşın İstiklal Caddesi’nde Filistin direnişine adanan bir hafıza sergisi bizi bekliyor.

İstanbul’da dumanı üzerinde tüten ve halihazırda devam eden sergilere dadandık.

Kuşbakışı Filistin: Filistin direnişine adanan bir hafıza sergisi

Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde (ANAMED) açılan Kuşbakışı Filistin sergisiyle ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Acı bir tesadüfle, İsrail’in 19 Ocak’ta alınan ateşkes kararını bozarak Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarla yeniden sivilleri hedef aldığı sabah İstanbul’da açılan sergi, Filistin topraklarının tarihsel, politik ve kültürel bağlamda nasıl gözlendiğini ele alıyor.

Küratörlüğünü Yazid Anani, Zeinab Azarbadegan, Zeynep Çelik ve Salim Tamari; asistan küratörlüğünü ise Asma’ Al-Mozayen’in üstlendiği sergi, altı bölümden oluşuyor. Sergi, ziyaretçileri “Peygamberin Atı Burak” ile karşılıyor. Bu mit, Hz. Muhammed’in Mekke’den Kudüs’e taşıdığına inanılan bir at. Orta Çağ’dan bu yana çeşitli sanat eserlerinde yer alan bu figür, serginin ismine de ilham vermiş. Zira kadın başı şeklinde tasvir edilen Burak, kuşbakışı olarak tüm coğrafyaya yukarıdan bakıyor.

Arşiv belgeleri, fotoğraf albümleri, kitaplar, mektuplar, videolar ve sanat işlerinden oluşan serginin adı yıllardır Filistin toprakları üzerinde sürdürülen işgalin, baskının ve denetim altında tutma politikalarının bir metaforu. Bu sergi ismiyle de bize acı bir gerçeği hatırlatıyor: Filistin toprakları uzun süredir işgalci güçlerin gözetimi ve kontrolü altında.

İstiklal Caddesi’nde ya da Taksim’de Filistin direnişine destek eylemi yapmak yasak. En azından gençlere ve iktidar partisi dışındakilere… Gerçi 1 Mayıs’ta bir kere daha gördük ki Taksim’de anayasal hakkımızı kullanmak toptan yasak…Direnişe destek en iyi sokakta verilir ama siz yine de aynı cadde üzerindeki ANAMED’e uğrayıp bu geniş kapsamlı arşiv çalışmasını görün deriz.

Nerede: Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde (ANAMED), İstiklal Caddesi

Ne zaman: İlk olarak Ramallah’taki A.M. Qattan Vakfı’nda ziyarete açılan sergi, 25 Ocak 2026’ya kadar ANAMED’de ziyaret edilebilecek. Girişler ücretsiz.

Jak İhmalyan Dirimart’ta: Bir Fırça, Bin Sınır, Tek İhmalyan

Haftanın dumanı üstünde tüten sergisi Dirimart Pera’da. Jak İhmalyan, eserleriyle bir kere daha Türkiye’de. Ermeni sanatçı İhmalyan, Türkiye sanat tarihinde yeterince hakkı verilmemiş bir isim.

1922 doğumlu Jak İhmalyan, babasından etkilenerek resme başladı. Abidin Dino’dan resim dersleri aldı. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde resim bölümünde okudu. Bedri Rahmi Eyüboğlu hocası oldu. Nazım Hikmet’in yakın dostu olan sanatçı, Türkiye Komünist Partisi’ne katıldı. 1944’te tutuklandı. 1947’de serbest kaldı ve iki yıl sonra, 1949’da yurtdışına çıkmak zorunda kaldı. Hayatının bundan sonrası farklı ülkelerde yaşayarak geçti. Ancak resimlerinin büyük bir çoğunluğunda Türkiye havası oldu. Oğlu bu durumu, “memleket hasreti”ne bağlıyordu.

Son olarak 2019’da Şişli Belediyesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde, Hoş Geldin Kardeşim isimli sergiyle İstanbul’a konuk olan İhmalyan bu kez İhmalyan’ın yüze yakın tablo ve desenini bir araya getiren yeni bir sergiyle sanatseverlerle buluşuyor. Sergi, Abidin Dino, Nâzım Hikmet ve Ara Güler gibi dostları aracılığıyla Türkiye’yle bağını yaşamı boyunca koruyan sanatçının sürgün, hafıza ve resim pratiğine bağlılığıyla şekillenmiş dünyasına davet niteliğinde. Bu sergi, geç kalınmış bir tanışmanın en güzel biçimi olabilir. İhmalyan’ı keşfetmek isteyenler buyursun.

Nerede: Dirimart Pera

Ne zaman: 19 Nisan-18 Mayıs 2025

Şehirde başka neler var?

Meşher’in İstanbul’unu unutmayın

Meşher’in İstanbul sevgisini sergilerinden anlıyoruz. Bir önceki sergisi Göz Alabildiğine İstanbul: Beş Asırdan Manzaralar’la İstanbul resimlerine odaklanan Meşher, bu kez rotasını edebiyata kırdı. Küratörlüğünü Şeyda Çetin ve Ebru Esra Satıcı’nın üstlendiği Hikaye İstanbul’da Geçiyor sergisi fantastik öykülerden grafik romanlara, bilimkurgudan casusluk hikayelerine Batı edebiyatının kurmaca yapıtlarındaki İstanbul’un peşinden gidiyor.

Sergi, Voltaire’in Candide’inden Lord Byron’ın Don Juan’ına, Virginia Woolf’un Orlando’sundan Pierre Loti’nin Aziyadé’sine ve Ian Fleming’in James Bond’una, Batı edebiyatının yolu İstanbul’dan geçen karakterlerinin yer aldığı bir seçki. Ömer Koç Koleksiyonu’ndan seçilen yaklaşık 300 kitaptan oluşsa da bunlarla da sınırlı değil. Sergide ayrıca yazarlara ait elyazmalarına, nadir ilk baskılara, imzalı ve ithaflı kitaplara gravür, resim, nota kitapçığı, film, afiş gibi çeşitli yapıtlar, Türkçe çeviriler ve gazete kupürleri de yer alıyor.

Nerede: Meşher, İstiklal Caddesi

Ne zaman: 13 Temmuz 2025 tarihine kadar görülebilecek

Borusan Contemporary’nin konuğu Doug Atiken

ABD’li multidisipliner sanatçı Doug Aitken, 90’lı yıllardan bu yana uluslararası sanat arenasının önde gelen isimlerinden biri. Heykel, fotoğraf, tekstil formundaki işleri ya da video enstelasyonlarıyla sanatseverlerin karşısına çıkıyor. En büyük derdi ise modern insanın dertleri, şehirlerin değişimleri, modern hayat… Jérôme Sans’ın küratörlüğünü üstlendiği, Perili Köşk’te kapılarını açan İçimdeki Şehir isimli sergide de bu dertlerini paylaşan eserler göreceksiniz: Dijital dünyada teknolojik cihazlarla geçen hayatlarımız, pandeminin getirdiği yalnızlık, yapay zeka, dijital ayak izleri, teknolojiyle sarılmış labirentler…

Borusan Contemporary’nin sürprizli binası Perili Köşk’te Aitken’in eserleri dışında Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan bir seçki sunan Ebedi Prelüd sergisi de ziyaretçileri bekliyor.

Nerede: Perili Köşk

Ne zaman: Doug Aitken’in kavramsal yolculuğunun özeti niteliğindeki İçimdeki Şehir, 17 Ağustos 2025 tarihine kadar hafta sonları 10.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Pera Müzesi’nde bir hafıza arşivi: Samih Rifat

Pera Müzesi iki yeni sergiyle sezona devam ediyor. İlki, fotoğrafları, çevirileri, belgeselleri ve yazılarıyla tanıdığımız, kültür dünyasının önemli isimlerinden Samih Rifat’ın Çok İş Var Yapacak sergisi.

80’li yıllardan başlayarak çeşitli dergilerde, yazdığı yazılara eşlik eden fotoğraflar yayımladı; belgesel filmler çekti. Rıfat farklı disiplinlerdeki üretimleriyle bilinse de kalbi fotoğrafta atıyordu. Pera Müzesi’ndeki bu sergi, birçoğu ilk defa sergilenen fotoğrafları, kitapları, kimi defterleri, çizimleri ve belgeselleriyle Samih Rifat’ın geniş bir portresi ama aynı zamanda Türkiye kültür sanat dünyası için önemli bir hafıza arşivi. Sergi adını da Rifat’ın defterine düştüğü “Yapacak çok iş var, zaman az” notundan alıyor.

Nerede: Pera Müzesi, Beyoğlu

Ne zaman: 17 Ağustos 2025’e kadar: Salı-Cumartesi 10.00-19.00, Pazar 12.00-18.00. Ücretsiz Günler: Çarşamba (“Genç Çarşamba”)

Dans zamanı

Müzenin bir diğer sergisi ise sanatçı Marcel Dzama’yı ve evrenini ağırlayan Ay Işığıyla Dans. Dzama, Kanada doğumlu, New York’ta yaşayıp üreten bir sanatçı. Pera Müzesi’ndeki sergi, sanatçının Türkiye’ye ilk gelişi. Dolayısıyla eserleri aracılığıyla kendisini tanıyacağız ancak hazırlık niyetine önden biraz spoiler verelim. Fantastik ya da absürt diye özetleyebiliriz Dzama’nın resim, çizim ve film gibi farklı disiplinlerdeki üretimlerini. Sergide Dzama’nın bireysel çalışmalarının yanı sıra diğer sanatçılarla birlikte yarattıkları eserleri de göreceksiniz. Sergide bizi ne bekliyor diyorsanız, aslında ismi ipucunu veriyor. Her biri cafcaflı bazen de şaşırtıcı resimleri, heykelleri, bazı video eserleri…

Nerede: Pera Müzesi

Ne zaman: 20 Mart – 17 Ağustos 2025

Arter’de seçenek çok

Arter’in bol sergili güncel programını biz özetleyelim, seçimi size bırakalım:

  • Alman sanatçı Franz Erhard Walther’in Türkiye’deki ilk kişisel sergisi Heykel Olma Teşebbüsü sanatçının 1960’lardan itibaren kağıt, baskı, boya ve kumaş gibi malzemelerle ürettiği yapıtlarını 5 Ekim 2025’e dek görebilirsiniz.
  • Bir diğer sergi ise heykeltıraş Koray Ariş’in 60 yıla yakın kariyerinin özeti niteliğindeki İçinde Yaşadığımız Deri. Küratörlüğünü Selen Ansen’in üstlendiği sergi, sanatçının farklı dönemlere ve serilerine ait heykellerini, atölyesindeki üretim süreçlerini belgeleyen bir seçki. Ariş’i ve yaratım süreçlerini daha yakından keşfetmek isteyenler için de iyi bir haber verelim. Sanatçının yaşam öyküsünün ve kişisel arşivinden fotoğrafların yer aldığı biyografi odası da ziyaretçileri bekliyor. Sergiyi 3 Ağustos’a kadar görebilirsiniz.
  • Arter’in bir diğer sergisi ise küratörlüğünü Nilüfer Şaşmazer’in üstlendiği, sanatçı Angelica Mesiti’nin Gelecek Zamanın Süregelen Hikâyesi adlı sergisi. Sergide, kariyerine sinemayla başlamış, yolu daha önce de İstanbul’a düşmüş Mesiti’nin sergiye de ismini veren video çalışmasını ve arklı kaynaklardan topladığı fosilleşmiş yağmur damlası fotoğraflarını renkli fonlar üzerinde tekrar fotoğraflayarak ürettiği Genç Güneş’in Solgun Işığında Yağan Yağmur başlıklı serisini göreceksiniz. Video çalışması, kimsenin birbirini dinlemediği; herkesin kendine odaklandığı krizler çağında birlikte üretme ve hareket etmenin hâlâ mümkün olduğunu hatırlatıyor. Sergiyi görme planınızı 4 Mayıs 2025’e dek yapabilirsiniz.

Arter’den bir sergi müjdesi daha verelim. Küratörlüğünü Selen Ansen’in üstlendiği Kader Attia, Asesinos! Asesinos! sergisi 24 Nisan’da kapılarını açacak. Sergiyi biz de merakla bekliyoruz, ziyaret edene kadar Arter’in şu açıklama metnini bırakalım:

“2014 yılında, Meksika’nın Guerrero eyaletinde bir protesto yürüyüşüne katılmak üzere yola çıkan 43 öğrenci kaçırılarak öldürüldü. Nedeni ve failleri hâlâ aydınlatılamayan bu olay, otorite ile uyuşturucu kartelleri arasındaki yozlaşmış ilişkinin sembolü hâline geldi. Arter Koleksiyonu’ndaki Asesinos! Asesinos!, Attia’nın tarihin maddi ve manevi yaralarıyla yüzleşmeye ve belleği diri tutmaya duyduğu uzun soluklu bağlılığı vurguluyor. İsmini, adalet ve hakikat talep eden Meksikalı göstericilerin haykırdığı “Asesinos! Asesinos!” (“Katiller! Katiller!”) sloganından ödünç alan yerleştirme, Latin Amerika’da diktatörlük rejimlerinin uyguladığı şiddet eylemlerine, cezasız kalan politik suçlara ve dünyanın dört bir yanında gerçekleşen protestolara odaklanarak bu sloganın kapsamını insanlık tarihinin yakın dönemine doğru genişletiyor. Öfke, kulağa hoş gelen bir melodi değildir hiçbir zaman. Burada ise, yükselen kalabalığın ve katlanıp çetin bir sessizlikle büyüyen dalganın biçimiyle yüzeye çıkıyor. Attia’nın yerleştirmesi bireyselliği yok etmeden kolektif ruhu yücelterek, çokluğun beklenmedik şiirselliğini ve heykelsi yönünü gözler önüne seriyor.”

Bulgur Palas’tan yükselen soru: Hangi insan hakları; nerede?

Magnum Photos ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) kalıcı iş birliğinin ikinci sergisi Magnum İstanbul’da: İnsan Hakları-Olanlar Olmayanlar, 10 Haziran 2025 tarihine kadar Bulgur Palas’ta. Sergi, 45’e yakın sanatçının 90 fotoğrafını bir araya getiriyor. Küratörlüğünü Magnum Ajansın Türkiyeli üyesi olan Fotoğrafçı Emin Özmen’in küratörlüğünü üstlendiği sergi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 10 Aralık 1948’te kabul edilişinden bu yana geçen süreye odaklanıyor; insan hakları kavramının derin tarihini, bugünkü geçerliliğini ve gelecekteki önemini irdeliyor.

Nerede: Bulgur Palas

Ne zaman: 10 Haziran 2025 tarihine kadar pazartesi hariç her gün 10.00-19.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin