Kendi sansürünü kendin koy: Instagram, duyurduğu yeni özelliğiyle hassas içerik kontrolünü kullanıcılara bırakıyor
Kullanım alanlarını giderek genişleten ve haliyle de günlük hayatımızın orta yerine yerleşen sosyal medya uygulamalarından biri Instagram. Bu popülerliğini korumak amacıyla da sürekli geliştirdiği/eklediği yeni özellikleri kullanıcıların hizmetine sunmaya devam ediyor (bazılarından aldığı tepkiler sonrası cayıyor hatta). Sosyal medya devinden son olarak hassas içerik kontrolüne bir yenilik getirdiklerine dair açıklama geldi. Bu yenilikle Instagram, hassas ya da rahatsız edici olarak seçtiği gönderileri sansürsüz bir şekilde görüp görmeme kararını kullanıcılarına bıraktı. Anlaşılan IG, sansür konusunda aldığı tepkilerden sonra bir karşı hamle yapma peşinde…
Facebook’un bünyesine dahil olduğundan beri Instagram, özellikle gizlilik ve sansür konularında aldığı kararlarla zaman zaman büyük tepkiler topluyor biliyorsunuz ki. Hatta bazen bu tepkiler Instagram’ın bile baş edemeyeceği kadar büyüyor ve aldıkları kararlardan dönmek ya da politikalarında bazı değişikliklere gitmek zorunda kalıyorlar.

Bu protestoların en ses getirenlerinden biri 2014 senesinde gerçekleşti mesela: Lina Esco, kadınların meme uçlarına yönelik sansürü sona erdirmeye kararlı olan bir grup kadın hakkındaki filmi, Free the Nipple’ı yayınladı 2014’de. Daha önce de aktivistlerin gündeminde olan bu konu Esco’nın filmi ile bir akım haline dönüştü ve elbette bu akım en çok da sosyal medya üzerinden yayıldı. Yine yeniden sadece kadınlara uygulanan bu meme ucu sansüründen rahatsız olan Rihanna, Miley Cyrus, Chelsea Handler gibi birçok ünlü isim de bu protestoya katıldılar; meme uçlarının gözüktüğü fotoğraflar paylaşarak bu akımın dünya çapında yayılmasını sağladılar. (Bir başka hatırlatma; Rihanna, Lui dergisine verdiği üstsüz pozları Instagram hesabından paylaşmış ve bu fotoğraflar sebebiyle hesabı geçici olarak kapatılmıştı.)
Free the Nipple akımına destek olmak amacıyla yapılan en yaratıcı çalışmalardan biri de günümüzde hâlâ aktif olan Genderless Nipples hesabı olmuştu. Evelyne Wyss, Morgan-Lee Wagner ve Marco Russo tarafından kurulan bu hesap kısa sürede 50 bin takipçiye ulaşmıştı. Wyss, “Kurallara uymaya karşı değiliz ancak kurallar tüm cinsiyetlere eşit ölçüde uygulanmalı. Yakın çekim bir meme ucu fotoğrafı yükledikten sonra Instagram’ın aradaki farkı anlaması mümkün mü? Yönetmeliklerinin günümüz toplumunda işlemeyeceğini onlara göstermek istiyoruz” şeklinde bir açıklama yaparak meme ucu paylaşımlarına devam edeceklerini açıklamıştı.
Free the Nipple akımından sonra Instagram cephesi topu Apple’a atmış ve “normal şartlar altında bizim böyle bir politikamız yok, bizi bu sansüre App Store’un politikaları zorluyor” demişlerdi. Bu seneden sonra sansür politikalarını “18 yaş ve üzeri” seçeneğiyle biraz gevşeten Instagram, günümüzde de bu politikasından tamamen vazgeçmiş değil. Hâlâ kendi belirlediği kurallar çerçevesinde bazı fotoğraflara sansür uyguluyor ve onları ya hassas içerik olarak kategorize ediyor ya da sahibine gönderiyi kaldırması için uyarı gönderiyor. Bazen de gönderiyi uyarısız olarak direkt kendisi kaldırıyor. Bu son bahsettiğimiz Instagram müdahalesi yüzünden geçtiğimiz sene Mark Zuckerberg’in bir hayli başı ağrımıştı hatta. 2020’nin Ağustos ayında gerçekleşen bu olayda, büyük beden modelliği yapan Nyome Nicholas-Williams, Instagram’ı kendisini sansürlemek ve de susturmakla suçlamıştı. Nyome’nin gözlerinin kapalı olduğu ve kollarını çıplak olan memelerine doladığı fotoğrafları, Instagram tarafından “Nyome memelerini sıktığı için” pornografik bulunarak kaldırılmıştı. Daha sonra birçok siyahi, büyük beden ve de diğer azınlık gruplarına mensup Instagram kullanıcısı da Nyome’nin suçlamalarına hak vermiş ve kendilerine de aynı şekilde ayrımcılık yapıldığından bahsetmişlerdi. Nyome’nin hayranlarının açtığı #IWantToSeeNyome etiketiyle protesto büyümüş ve ardından da Instagram’dan bu konuyla ilgili bir açıklama gelmişti. Instagram sözcülerinden biri “bu konuyu daha detaylı bir şekilde incelediğimizde sansür politikalarımızın doğru bir şekilde uygulanmadığını fark ettik. Nyome’nin geri bildirimlerini duymak, bu politikanın nerelerde yetersiz kaldığını ve onu nasıl iyileştirebileceğimizi anlamamıza yardımcı oldu” dedi ve güncellenmiş yeni bir çıplaklık politikası hazırladıklarını duyurdu. Yani Nyome’nin çıkardığı ses, Instagram’ın çıplaklık politikalarında ufak da olsa değişikliğe neden oldu.
Instagram genelde kendi Topluluk Kuralları’nı ihlal etmeyen ama bazı kişileri rahatsız edebilecek ya da travmatik etkileri olabilecek fotoğrafları hassas içerik olarak etiketliyor. Bu içerikler yukarıdaki örnekte olduğu gibi tamamen zararsız ve de hatalı da seçilebiliyor, müstehcen ya da şiddet dolu da olabiliyor. Peki, Instagram ya da Facebook gibi uygulamalar hangi fotoğrafların hassas/uygunsuz olduğuna nasıl karar veriyor sorusunu sorabilirsiniz bu noktada. Şöyle ki, genelde bir dizi gelişmiş yapay zeka kendisine verilen talimatlar doğrultusunda fotoğrafları kontrol ediyor. Ama bu yapay zekaların yanı sıra Facebook+Instagram bünyesinde çalışan 15. binden fazla içerik inceleme uzmanı da her gün binlerce fotoğrafı tek tek eliyor. İşte bu şekilde seçilen fotoğraflar da bizim keşfetimize ya da ana sayfamıza hassas içerik etiketiyle, “buğulanmış”, “piksellenmiş” bir şeklinde düşüyor. Instagram’ın geçen Salı günü duyurduğu yeni özelliği sayesinde artık 18 yaşından büyük kullanıcılar isterlerse bu hassas içerikleri uyarısız/sansürsüz bir şekilde görebilecek.

Instagram, Hassas İçerik Kontrolü kısmında (Ayarlar>Hesap>Hassas İçerik Kontrolü) üç seçenek sunacak bize; bu içeriklere ya tamamen izin verebileceğiz, ya sınırlı bir şekilde (varsayılan) izin vereceğiz ya da “daha fazla sınırla” seçeneğiyle neredeyse tamamen engelleyebileceğiz. Instagram’ın “Kullanıcıların Instagram’ı istedikleri deneyimlere göre şekillendirmeleri gerektiğine inanıyoruz” diyerek duyurduğu bu yeniliği, şu ana kadar sansür konusunda aldıkları tepkileri bir nebze de olsa savuşturmak için attıkları küçük bir adım gibi görünüyor.
Tabii ki abartılı/yanlış sağlık iddiaları, travma tetikleyici şiddet görüntüleri gibi birçok görüntünün bir şekilde göz önünden uzak tutulması gerekiyor. Buradan yola çıkan sansür ise yanlış ellerde, yanlış kararlarla olmayacak yerlere gidebiliyor çünkü neticede kimin neyi ”hassas içerik” olarak nitelendireceğini kestirebilmek mümkün değil. Neyse ki artık Instagram bu noktada müdahale etmek yerine bunu da kullanıcılarının kararına bırakıyor. Herkes neyi istiyorsa onu görsün diyerek… Bu deneme sürecinin peşinde neleri getireceğini ise hep beraber göreceğiz.