Tutmayı bırakıp var olanı karşılamak: Lara Di Lara ile yeni albümü Eskisi Gibi Değil’e dadandık

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

Dalgaların kayalara vuruşuyla beliriyor karşımızda Lara Di Lara. Rüzgar saçlarını havada uçuştururken, ılık meltemi ekrandan bile hissettiren bir bakışla bize doğru bakıyor. Tuzlu suyun etkisiyle biz de derin bir nefes alma şansı yakalıyoruz. “Geldiğin yeri unutma asla ama gittiğin yere doğru büyü” diyor bize Büyü şarkısının klibinde. 

Dilara Sakpınar, nam-ı diğer Lara Di Lara, belki saçlarını kendi kabarık lülelerime benzettiğim için kurduğum sezgisel bağdan ötürü, belki de hayata karşı dindirici bir merhamet besleyen şarkı sözlerinden dolayı fark etmeden de hep hayranı olduğum biri oldu benim için. Aslında bunun bir “belki”si yok sanırım. Kaygılandıklarımın, kaygılandıklarımızın masalsı tınılarla ve görsellerle örülerek kucaklandığı, yatıştırıldığı bu sesli hikayeleri içselleştirmemek, onlarla el ele tutuşmamak çok da mümkün müdür? Sanmıyorum. Kaotik 20’li yaşlarımın gelgitleri, heyecanları, hayal kırıklıklarının ele avuca sığamadığı vakitlerde Lara Di Lara’nın suyun, rüzgarın, yaprakların koluna girip dans ettiği şarkılarını ziyaret edip topraklanma şansı buluyorum ben de zaman zaman. 

“Tutmayı bırakıp var olanı karşıladığında eskiler de, yeniler de insanın içinde daha ferah bir yere oturuyor gibi geliyor bana” diyor Dilara, bir şeylerin değişmesini konuşurken. Yeni albümüne Eskisi Gibi Değil ismini vermesinin sebebi de bilincimizde artık koşulsuz yer etmiş bu cümlenin taşıdığı melankoli ve heyecanı işlemek, hep beraber oturup konuşmak. En son pandemi buhranları içinden bizi çekip çıkaran Sudaki Çığlık albümüyle salınarak şarkılarını mırıldandığımız Lara Di Lara ile, bu sefer “eski”nin sayfalarını karıştırıp tebessüm ettiğimiz Eskisi Gibi Değil albümüne dadanıyoruz.

Kapak fotoğrafı: Pelin Kaçar

İlk olarak merhaba Dilara! Bu sene senin için her bakımdan oldukça yoğun bir seneydi aslında. Anne oldun, yeni albümü bizlerle buluşturdun, şimdi de albüm çıkışı sonrası temposundasın. Nasılsın? 

Merhaba. Evet oldukça yoğun ve farklı bir dönemden geçiyorum. Bu sebeplerden ötürü tabii ki çok mutluyum ve heyecanlıyım!

11 Kasım Cumartesi akşamı Zorlu’da albüm lansmanı gerçekleşti. Eskisi Gibi Değil’den önceki albümün Sudaki Çığlık 2020’de çıkmıştı. Üç sene sonra yeni bir hikayeyi baştan sona, aynı çatı altında dinleyiciyle paylaşırkenki hislerin nelerdi?

Albümlerin ilk konserleri her zaman büyülü ve daha bir ayrıdır. Sudaki Çığlık pandemi dönemine denk geldiği için onun ilk konserini albüm çıkışından neredeyse bir sene sonra vermiştim ve bu çok garip bir durum olsa da konser harika geçmişti. Eskisi Gibi Değil de aslında benim için yaklaşık bir sene önce bitti fakat son rötuşlar ve doğum derken çıkışı şimdi oldu. İlk konser çok güzeldi, enerji yüksek ve katılım ilgiliydi. Yeni çıkmış olmasına rağmen parçalar ezberlenmiş, şarkıları hep birlikte söyledik. Bu beni ayrıca mutlu etti.

Fotoğraf: Ahmet Emre Saka

Albümde, tıpkı Sudaki Çığlık’ta da eşlik etme şansımız olduğu gibi bir hikayenin yoluna koyuluyoruz. Şarkıların sadece ses olarak değil bir metin olarak da bizimle buluşuyor, albümlerini Intro’lardan başlayarak bir masal gibi dinliyoruz. Eskisi Gibi Değil’in masalı seni nasıl buldu? 

Albüm yaparken, dediğin gibi bir bütün olmasına özen gösteriyorum ve böylelikle bir hikaye ortaya çıkıyor. Bunu ilk başta çok hesaplayarak yapmasam da süreçte bu yönde şekillenir her zaman. Eskisi Gibi Değil’e çalışmaya başlamıştım, o zaman adı yoktu. Yol aldıkça, yazdıklarım da dolayısıyla ilerledikçe, sıkça duymaya başladığım ve kendim de çok kullanmaya başladığımı fark ettiğim “eskisi gibi değil” cümlesinin albüm için uygun olduğunu düşündüm. Yani aslında içinde bulunduğum dönem ile doğrudan orantılı.

Eskisi Gibi Değil’e, onun hikayesine hayat verirken, söz yazma günlerinden bizlerle buluşmasına kadar geçen dönemde kalbine, tutkuna en yakın hissettiğin anlar neydi?  

Zor soru. Çok an var tabii ki ama şöyle söyleyeyim: Bütün parçaları, fikirleri ve albüme dair her şeyi toplayıp son kez stüdyoya girdiğim anlar harikaydı.  

Albümde hem sözler hem de klipler aracılığıyla çok da el değmemiş, yalınlığıyla şarkıların ruhunu renklendiren doğa görselleriyle, unsurlarıyla el sıkışıyoruz. Ağaçların, yeşillerin, suyun ve dalgalarının sesinle olan dostluğunun hikayesi nedir, zaman geçtikçe bu dostluk nasıl katmanlar kazanıyor?

Doğa ile olan ilişkim çocukluğumdan bu yana her geçen gün kuvvetlenen ve katmanlanan bir ilişki. Müziğim de her zaman mutlaka doğadan etkilenir. Bu dostluğumuz zamanla derinleşerek katmanlanıyor. Bana ayna tutuyor, bana eşlik ediyor, parçalarıma müziğime güç veriyor.

Fotoğraf: Ahmet Emre Saka

Sahnedeki fiziksel enerjin ve kıyafetlerinle oldukça etki bırakan bir sanatçısın. Yeni albüm ile sahnedeki fiziksel unsurlarla, görsellerle oynamak, keşiflere çıkmak gibi bir planın var mı? 

Evet, sahne kısmı da yaptığımın bir parçası olduğu için bütünün de bir parçası olmuş oluyor. Kıyafetimi her zaman özenle seçmeye çalışıyorum. Sahne görselleri de konserine/mekanına göre değişiyor. Teknik sebeplerden ötürü her zaman kullanmıyoruz fakat Eskisi Gibi Değil lansman konserinde Atıl Ağgündüz’ün hazırladığı, hemen hemen her parçaya eşlik eden görseller vardı.

 Tumbler, To Ease the Pain gibi şarkıların sözleri bazen İngilizce bazen de Türkçe. Bazı ifade edişlerin tek dile mahsus kelime dağarcıklarından öteye uzanması, şarkılarda o çifte dünyanın oluşması nasıl gelişiyor? Bu, seni söz yazmaya oturduğun sırada yakalayan bir durum mu? 

Ben söz yazmaya İngilizce başladım. Geniş ailemde ortak dil İngilizce olduğu için sanırım, söz yazımı konusunda bana bu dil bana daha doğal geliyordu. Fakat zaman içinde Türkçe yazmaya merakım arttı, uzun bir süredir de daha çok Türkçe yazıyorum. İngilizce yazmayı özlediğimi fark ettim ve çok da düşünmeden içimden bunlar çıkıverdi diyelim. 

Bu Lara Di Lara olarak çıkardığın üçüncü albüm, fakat müzisyenlik senin için üniversite senelerinde 123 ile başladığın bir serüven. Geriye dönüp baktığında, müziğinle olan ilişkinde çapa niyeti gören değerler, tecrübeler neler oldu? Ya da Eskisi Gibi Değil ile arkanda bıraktığını düşündüklerin, fark ettiklerin?

Altı parçadan oluşan ilk EP Oraya Doğru’yu saymazsak üç albüm 🙂 Profesyonel müzik hayatıma 123 ile başladım. Grup müziği yaparak yola çıktığım müzikal kariyerimde biriktirdiğim bana ait parçalarımı yayınlamaya karar vermemle de Lara Di Lara doğdu. 123 ile harika zamanlar geçirdim. Birlikte dört albüm kaydettik ve hem yurtiçi hem yurtdışı konserler verdik. Bana kattığı en değerli şey bir ve beraber olmaktı. Birlikte her an anlaşmasak da bütün olmayı iyi beceriyorduk açıkçası. Berke, Burak ve Feryin hem iyi müzisyen arkadaşlarım hem de iyi dostlarım oldu. Eskisi Gibi Değil ile bence albüm içindeki parçalar neler keşfedip, geride bıraktığımı anlatıyor 🙂 

Albümün ismi, bir şeylerin eskisi gibi olmadığını söylememiz, tekrar etmemizle gelen nostalji ve değişim ikileminden doğuyor. Hayatta eskisi gibi olmadığını fark ettiğinde, kabullendiğinde sende en fazla değişime alan açan şey ne oldu? Ya da belki en güzel duygularla hatırladığın o kabulleniş…

Kabullenişin kendisi sanırım. Çok fazla şey yaşıyor, görüyor, duyuyor insan. Ve ne tuhaf ki aslında epey azını hatırlamamıza rağmen, hatırladıklarımız hayatımızda büyük etkilere yol açabiliyor. Bu biraz da alışkanlıkla yolda harmanlanıyor bence. Bu nedenle bırakması da zor oluyor, yeniyi sevmesi de. Tutmayı bırakıp var olanı karşıladığında, eskiler de, yeniler de insanın içinde daha ferah bir yere oturuyor gibi geliyor bana. Bu hoş bir olgunluk, müthiş bir huzur getiriyor.

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin