Bu yazdan bir olimpiyat geçti: Popüler kültür tarihine geçen anlarıyla Paris 2024 Yaz Olimpiyatları

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

Olimpiyatların internet alemini böylesine ele geçirdiği bir yıl görmemiştik herhalde. Öncesinde yapılan hazırlıklarla bile uzun uzun kendinden söz ettiren 2024 Paris Yaz Olimpiyatları anında ‘meme’ haline gelen isimlerle (Yusuf Bey’e selamlar), transfobik ve seksist tartışmalarla ve karton yatakları ve olimpiyat köyüyle sıkça gündemimizdeydi son birkaç haftadır. Tom Cruise’un hırslı gösterisinin de olduğu yine çok şenlikli bir törenle kapanışı yapan ve bitse de ardında konuşacak onca şey bırakan bu olimpiyatlara biraz daha yakından dadanıyoruz. Bu gözler neler gördü, inceliyoruz…

Celine Dion’un efsanevi geri dönüşü

Kalpleri titreten sesi ve şarkılarıyla herkesi büyüleyen Celine Dion aynı zamanda komik ve cana yakın karakteriyle de kocaman bir dünya ikonu. Bu nedenle dört yıl önce sağlık problemleri sebebiyle müzik kariyerine ara verdiğinde hepimiz üzülmüş, konuyla alakalı belgeselini izlediğimizde bir parça yıkılmıştık. Bu sene Paris Olimpiyatları’nın açılış törenindeki performansıyla sahnelere geri döndü Celine Dion. Kanadalı müzisyen frankofon olduğu için de kültürel olarak Fransa’da ayrı bir yere sahip. Bir buçuk yıl önce kendisine nadir bir nörolojik hastalık olan Stiff-Person Syndrome (SPS) yani Katı Kişi Sendromu teşhisi konulduğunu açıklayan Celine Dion bu hastalık sebebiyle canlı performanslarında zorluk çekiyordu.

56 yaşındaki güçlü balladların kraliçesi olarak tanınan Dion, bir süredir sesini geri kazanmak için tedavi görüyordu. Olimpiyatların başladığı gece de Eyfel Kulesi’nde Edith Piaf’ın L’hymne à l’amour şarkısıyla sahnelere göz yaşartıcı bir şekilde geri döndü. Bir anda televizyon karşısında atletlerle dolu teknelerin geçişini izleyen kalabalık sustu ve herkes aynı anda ağzı açık bir şekilde Celine Dion’u izledi.

Drag’in ihtişamı ve fobik söylemler

Fransa’nın anlı şanlı bir tanıtımına dönüşen açılış töreninde drag sanatçıları da performanslarıyla yer almıştı. Olimpiyatlarla birlikte tüm dünyayı saran ilk fobik tartışmalar da bu performans sonrasında çıktı.

Fransa’nın ünlü drag sanatçılarının katılımıyla gerçekleşen bu toplu performans Leonardo Da Vinci’nin ünlü “Son Akşam Yemeği” tablosunun bir parodisi olarak algılandı. Drag sanatçıları bu sahneyi hatırlatacak şekilde bir araya gelerek eğlenceli bir şov sergilediler. Bu arada törenin artistik diretkörü Thmoas Jolly ve sanatçılar bunun “Son Akşam Yemeği”nin bir canlandırması olmadığını söyleseler de dünya çapında ses getiren bu şov Hristiyan toplulukları ve muhafazakar kesimler tarafından topa tutuldu.

Performansın amacı, organizatörler tarafından “toplumda hoşgörü ve kapsayıcılığı kutlamak” olarak açıklansa da belli ki mesaj birilerine ulaşmamış gibi gözüküyor. Popüler kültürde defalarca parodisi yapılan bir tablo ‘‘Son Akşam Yemeği’’. Ve hiçbiri bu şekilde karşılanmış değil. Burada eleştirilerin çıkış noktası bunun parodisinin yapılması değil, olimpiyatlardaki LGBTİ+ varlığı… Bu performansta yer alan ünlü DJ Barbara Butch ölüm tehditleri aldığını açıkladı sonrasında. Olimpiyatların devamında bu fobik yorumların ve nefret söyleminin bitmediğine şahit olduk zaten.

Son gülen iyi güler: Imane Khelif, iddialar, suçlamalar

Altın madalyanın sahibi Cezayirli boksör Imane Khelif bu olimpiyatlardaki en can sıkıcı tartışmaların merkezindeki isim oldu.

Imane Khelif olimpiyatlardaki ilk karşılaşmasında İtalyan boksör Angela Carini ile eşleşmişti. Maçın 46. saniyesinde beyaz bayrak sallayan Carini ağlayarak ‘‘canını kurtarmak’’ zorunda kaldığını ve bu yüzden maçtan çekildiğini söylediğinde olaylar karışıyor. Carini’nin bu söylemlerinden sonra Khelif cinsiyeti hakkında tartışmalara ve eleştirilere maruz kalıyor.

Uluslararası Boks Birliği’nin kriterlerine uygun görülmediği için Dünya Boks Şampiyonası’ndan elenen Imane Uluslararası Olimpik Komite tarafından olimpiyatlara kabul ediliyor. Hatta olimpiyat komitesi Uluslararası Boks Birliği’nin Khelif’i ve bir diğer ünlü boksçu Lin Yu-ting’i bu kararla diskalifiye etmesini kınıyor ve ekliyor “Khelif ve Lin kadın olarak doğmuş ve kadın olarak büyümüşlerdir.”

Uluslararası Boks Birliği’nin kriterlerini sakıncalı bulan olimpiyat komitesi Imane’ın olimpiyatlardaki pozisyonunu meşrulaştırdı fakat yine de bu sosyal medyada dönen tartışmaların ardını kesmedi. Harry Potter’ın yazarı J.K. Rowling daha önce transfobik söylemleriyle sevenlerini çoktan hayal kırıklığına uğratmıştı. Khelif hakkındaki haksız tartışmalarda tekrardan ortaya çıkıveren J.K. Rowling şaşırtmadı. Tabii Elon Musk ve Donald Trump da hiç şaşırtmayan bir şekilde bu transfobik söylemlerle tartışmaları alevlendirdiler.

Transfobiklikten kadın düşmanlığına kadar uzanan bu tatsız yolculukta bir anda herkes cinsiyet bilimciye dönüşürken durumla alakalı aldığı yorumlardan hayal kırıklığına uğradığını belirten Imane Khelif altın madalyayla olimpiyatları sonlandırırdı. Dünyanın dört bir yanından destekçilerini altın madalyayla onurlandırırdı Imane.

Ben Dikeç, Yusuf Dikeç…

Imane’dan sonra en çok konuşulan bir diğer isim de bizim Yusuf Abimiz oldu. Elinde bir tabanca, bir Türkiye tişörtü (onu da giymek zorunda diye), dereceli gözlükleriyle emekli jandarma, atış atleti Yusuf Dikeç 10 metre atış sahasına adımını attı. Soğukkanlı, mütevazı, süse püse pek gerek yok… Pür dikkat gözler nişan alırken ne tam teçhizatlı bir kulaklığa ne de tek gözünü kapatan atış gözlüğüne ihtiyacı vardı Dikeç’in. Aynı dalda yarışan isimler havalı görünüşleri (özellikle Güney Koreli Kim Ye-ji’nin “baş karakter aurası”) sebebiyle konuşulurken bir anda Dikeç’in bu günlük kombini oldukça ilgi çekti. Jandarma emeklisi Yusuf Dikeç aslında uzun zamandır atış talimi yapmış, başka birçok müsabakalara da çıkmış. Takım arkadaşı Şevval İlayda Tarhan ile 10 metre havalı tabanca yarışında beraber gümüş madalyalarını getirdiler Türkiye’ye.

Bu eforsuz ve mütevazı haliyle ilham olan Dikeç son zamanlarda internet aleminin en çok konuşulan meme’lerinin baş karakteri oldu. Ajan olduğuna dair birtakım çizgi roman çizimleri mi dersiniz, ‘‘iki dakikada soru çözen geometri öğretmeni’’ benzetmesi mi; Türkiye’den ve dünyadan türlü türlü şakalar çıktı Dikeç hakkında. Ve evet, hepsi çok komikti.

Olimpiyatlarda bir zafer işareti haline gelen Yusuf Dikeç’in poker face’i onun için ise içinde kopan fırtınaların önündeki bir perde.

Muffin man

Olimpiyatlarda ünlü olmak için her zaman madalya kazanmaya da gerek yok. Bazen olimpiyat köyündeki muffin’lere olan tutkunuz ve biraz sosyal medya okur yazarlığınız sizi yarışta sonuncu olsanız da kalplerde birinci yapmaya yetiyor.

Maraton yüzücüsü Norveçli Henrik Christiansen olimpiyatların başından beri spordan ve olimpiyatlardan çok, olimpiyat sporcularına ev sahipliği yapan olimpiyat köyündeki muffin’lere olan aşkıyla ön plandaydı. Sporculara verilen yemeklerin kalitesi sebebiyle şiddetle eleştirilen köyün anlaşılan o ki tek bir gurme lezzeti var, o da muffin’leri. 25 temmuzda paylaştığı videoda olimpiyat köyündeki yemekleri puanlandıran Henrik için tek bir kazanan vardı: dışı çikolatalı, içi soslu muffin. Milyonlarca görüntülenme ve sadece muffin üzerinden sonsuz içerikle Henrik nam-ı diğer muffin man olimpiyat muhabbetlerinin biraz konsept dışına çıkmasına sebep oldu.

@henrikchristians1

We have chocolate muffin before GTA 6 #fyp #olympics #paris2024 #olympictiktok #olympicvillage #muffins #gta #gta6

♬ GTA San Andreas Theme (Remake) – Ben Morfitt (SquidPhysics)

Olimpiyatlarda erkekler 1500 metre serbest yüzüş dalında yarışan Henrik, Seine Nehri’nde düzenlenen yarışta 25’inci yani sonuncu olmuş olabilir ama olimpiyatların tek muffin man’i.

Seine’de yüzmek

Seine’de yüzmek demişken, olimpiyatların Paris’te yapılacağı kesinleştiğinden beri Paris’in ortasından geçen ünlü Seine Nehri bazı müsabakalara ev sahipliği yapabilmesi için temizlenip paklandı. Bu süreç adına milyarlar harcandı, siftahını da olimpiyatlardan önce Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo yaptı.

@dailymail

Would YOU swim in the Seine? 🤢 #seine #olympics #paris #trash #parisolympics #swim

♬ original sound – Daily Mail

Yine de ne olimpik atletler ne de izleyenler pek de ikna olmadı. Çamurda yüzülüyor hissi veren Seine Nehri belki tehlikeli olmasa da kesinlikle keyifli bir tecrübe değil belki. Yüzyılların pisliğini milyar eurolar temizleyebilir mi? Hiçbir yüzücü bundan emin değildi.

@cbcnews

For a century, it’s been illegal to swim in the Seine because of the pollution, but France has poured more than a billion euros into cleaning up the river for the Olympic Games. Earlier this summer, The National’s Adrienne Arsenault spoke with Lionel Cheylus, who works with an organization called Surfrider that has been testing the Seine’s water quality near where the open-water marathon swim and triathlon will take place. On Monday, water quality concerns forced the cancellation of the triathlon swimming training session for a second-straight, a day ahead of the men’s race. Organizers say unseasonably heavy rainfall on the day of the opening ceremony raised pollution levels, but they are confident hot weather will help lower the bacteria count ahead of competition. #paris2024 #seine #swimming

♬ original sound – CBC News

Breaking

Breaking, yani breakdance’in bu sene itibarıyla olimpiyatlarda yer almasını bir başka yazımızda anlatmıştık. Snoop Dogg’un bu sene olimpiyatlardaki varlığı ve breakdance’in olimpiyatlara ilk defa tanıtılmasıyla birlikte adeta 2000’lere nostaljik bir geri dönüş yaşandı.

Daha çok freestyle olarak yapılan bu dansın olimpiyatlarda nasıl yer alacağı tartışılırken o gün geldi çattı. Ama olimpik bir spor olarak breaking değil de yine tek bir kişi öne çıktı bu süreçte: Kadın breakdance’çilerin yani b-girl’lerin yarıştığı 9 Ağustos Cuma günü yeni bir ‘meme’ doğdu hayatımıza; o günden beri Avustralyalı b-girl Rachel Gunn, yani Raygun’ın pek de iç açıcı olmayan performansı konuşuluyor. 36 yaşındaki Rachel, rakibinin karşısında 0 puanla maalesef kaybetti.

@user6392628949

on behalf of australia i apologise to the rest of the world for this performance😭#fyp #foryou #australia #breakdance #funny #relatable #viral #foryoupage #fypシ゚viral #rachelgunn #olympics #2024

♬ original sound – aredheldx

Lirik modern dansı andıran hareketiyle belki de rakibini şaşırtma taktiği kullanmıştı, emin değiliz. Çoğunluğun breakdance’le özdeşleşmiş sokak kıyafetleri giyerek yarıştığı ortamda Avustralya’nın yeşilli sarılı eşofmanıyla yarışmaya katılmıştı Rachel. Bununla da eleştirildi tabii. Sahnedeki hareketlerinin “kanguru”ya benzetildiği meme’ler dansının üzerine yazılan pov’larla olimpiyatların en büyük dalga konusu oldu. Eleştirilere cevap veren Rachel şu şekilde bir açıklama yaptı: “Bu kızları en iyi yaptıkları şeyde, dinamik ve güçlü hareketlerde asla yenemezdim, bu yüzden farklı hareket etmek, sanatsal ve yaratıcı olmak istedim çünkü bunu uluslararası bir sahnede yapmak için bir ömürde kaç şans elde edersiniz? (…) Ben her zaman ezilen taraftım ve farklı bir şekilde iz bırakmak istedim.”

Fakat elbette ki hikâye burada bitmiyor. Rachel Gunn olimpik dans kariyerinin yanında aslında bir üniversite öğretim üyesi ve cinsiyet ve dans üzerine çalışmalar yapmış. Avustralya’nın yüksek seviye breakdance’çisi olmasının yanında “Breakdance’in kültürel politiği” konusunda uzmanlaşmış Sydney Macquarie Üniversitesi’nde bir araştırmacı. Olimpiyatlara kalifiye olmuş ve bir şekilde ülkesini temsil etme şansı yakalamış olan Rachel sosyal medyadaki yorumlara karşı kendi olmanın ve özgün olmanın altını çiziyor. Biz de Rachel’ı bu tavrından dolayı tebrik ediyoruz.

Filenin Sultanları’nın heyecanlı mücadelesi

Olimpiyatlarda birçok farklı dalda Türkiye’den sporcular yarışırken herkesin birlik olarak izlediği yegane şey oldu voleybol takımımız. Filenin Sultanları yine yeniden bize olimpiyat heyecanını yaşatırken bu sefer madalya alamasalar da sonuna kadar mücadeleleriyle hepimize ilham ve umut vermeyi bir kez daha başardılar.

Yarı finalde İtalya’yla karşılaşmalarında mağlup olan kadın voleybol takımımız olimpiyatları dördüncülükle tamamladı. 2020 Tokyo Olimpiyatlarından beri gözlerimizi alamadığımız milli voleybol takımı umarız ki daha pek çok büyük başarıya da imza atacak. Heyecanla bekliyoruz.

Ve final: Daha Hollywood olabilir miydin Tom Cruise?

Los Angeles, 2028 Olimpiyatları için hazırlıklarını hızla sürdürürken, bu etkinliğin şehirdeki ikonik mekanlarda gerçekleşecek olması, olimpiyatların tarihine unutulmaz bir sayfa ekleyecek gibi görünüyor. Hollywood’un enerjisini ve batı kıyılarının kendine özgü cazibesini bir araya getiren Los Angeles, sporcular ve izleyiciler için Paris’tekinden çok daha farklı (daha Amerikan?) bir deneyim sunacak elbette. Los Angeles bu arada daha önce 1932 ve 1984 yıllarında da olimpiyatlara ev sahipliği yapmıştı.

Olimpiyatları Paris’ten Los Angeles’a götürme görevi de (temsilen yani) hırsı, cesareti ve starlığıyla Tom Cruise’undu. Hollywood’u yani Los Angeles’ı temsilen olimpiyatların kapanış töreninde yerini aldı ünlü aktör. Stade de France’ın çatısından iplerle inerek sergilediği performansı (biliyorsunuz, kendisi o yüksek aksiyonlu sahnelerinde de dublör kullanmıyor) hem seyircilerin hem de sporcuların kalp atışlarını hızlandırdı. Ardından, Olimpiyat bayrağını teslim alarak motosikletiyle şehrin sokaklarında bir tur attı Tom Cruise. Bundan daha ”Hollywood bir şey” olabilir mi.

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin