Kırdığı tüm rekorlarla Wicked filmine dadanıyoruz
Karşımızda, aşağı yukarı üç saatlik epik bir yapım var. Üstelik bu sadece serinin ilk filmi. Başlangıçta göz korkutucu görünse de, bu hikayeyi daha önce izlemiş olsak da, hatta izlerken geçen zaman ve müzikalin coşkusu nedeniyle yorulduğumuzu hissetsek de, söz konusu olan, tüm görkemiyle büyüleyici Oz Diyarı.

Ayrıca film; zorbalık, farklılıkların dışlanması, kendini “güçlü” görenlerin her canlı üzerinde söz hakkı olduğunu sanması ve yozlaşmış liderlikler gibi oldukça güncel konulara değiniyor. Haliyle, hepimize bazı hikayelerin tekrar tekrar anlatılması gerektiğini sihirli bir evrenden hatırlatıyor.
Biraz da bu sebeplerle, 22 Kasım’da gösterime giren filmin bugüne kadar dünya çapında 600 milyon dolardan fazla hasılat elde etmiş olması şaşırtıcı değil diyebiliriz. Deadpool & Wolverine ve Inside Out 2’ nin ardından, 2024’ün üçüncü en yüksek açılış hafta sonu hasılatını yakalamış durumda. Pek sevmeyenlerin bile en az iki kere izlemiş olması muhtemel olan Mamma Mia! uyarlamasını geride bırakarak, şimdiye kadarki tüm müzikal yapımlar arasında 634 milyon dolar gibi bir hasılatla rekor dahi kırmış. En son 82. Altın Küre Ödülleri’nde Gişe Başarısı (evet, var böyle bir kategori) ödülünü aldı hatta. Tabii ki, tüm bu gelişmelerden sonra filmin detaylarına tekrardan dadanmamız gerekiyordu. Ancak, bundan sonrası biraz spoiler içerebilir…

En başa sarmamız gerekirse, Jon M. Chu’nun sevilen Broadway müzikalini sinemaya uyarladığı bu film, Dorothy’nin Oz Diyarı’na gelişinden önceki olayları konu alıyor. 2003 yılında Broadway’de sahnelenmeye başlayan ve Gregory Maguire’ın 1995 tarihli Wicked: The Life and Times of the Wicked Witch adlı romanına dayanan müzikalin büyüleyici bir yeniden anlatımı.
Elphaba, yeşil teni nedeniyle doğduğu andan itibaren ayrımcılığa ve haksızlığa maruz kalmış bir genç olarak Shiz Üniversitesi’ne geldiğinde esas amacı, tekerlekli sandalyedeki kız kardeşi Nessarose’a destek olmak. Glinda ise tam tersi. Ayrıcalıklı bir şekilde büyümüş; bencil ve popüler olmayı kendisine görev bilmiş. Klasik bir hikaye akışında olduğu gibi, başlangıçta Elphaba ve Glinda birbirlerinden nefret etseler de zamanla geliştirdikleri dostluk bağı, hikayenin ana temasını oluşturuyor.

Cynthia Erivo, Elphaba’nın yalnızlığını, kırılganlığını ve cesaretini etkileyici sesi eşliğinde ustalıkla aktarırken, Ariana Grande, malum vokal yetenekleri ve komedi becerisiyle gayet iyi parlıyor diyebiliriz. Jonathan Bailey de oynadığı karakterle hikayeye hem bir düğüm atıyor hem de özellikle dans sahnelerinde yeteneğini gösteriyor. Elbette, koreograf Christopher Scott ve görüntü yönetmeni Alice Brooks’un etkisini de unutmamak gerek.
Nathan Crowley’nin prodüksiyon tasarımı da övgüleri topluyor. Oz Diyarı’nı muhteşem bir şekilde hayata geçirmesi bir yana, yemyeşil ormanlar ve pembenin her tonundaki kostümlerle yarattığı zıtlık, büyülü hikayenin tamamlayıcısı oluyor.
Sadece film için 9 milyon adet lale yetiştirildiğini de ayrıca not düşelim. Variety’nin haberine göre, Crowley, aldığı tüm tepkilere rağmen gerçek lale kullanmakta epey ısrarcı olmuş. Gururlu anlatışından belli gibi…
Vizyon tarihinden aylar önce başlayan tanıtım kampanyası da filmin kendisi gibi rekorlar kırıyor. Universal Pictures, filmin promosyonu için 450 farklı iş ortağıyla çalışmış ve Wicked, bir Hollywood filmi için şimdiye kadarki en yüksek medya değeri olan 350 milyon dolara ulaşmış. Sayılara ve milyon dolarlara bakacak olursak 2021 yapımı Spider-Man: No Way Home (220 milyon dolar), 2019 yapımı Avengers: Endgame (200 milyon dolar) ve 2022 yapımı Avatar: The Way of Water (170 milyon dolar) gibi filmlerin pazarlama kampanyalarını epey geride bırakmış Wicked.
Bu arada, National Board of Review, Wicked’ı yılın en iyi filmi seçerken, Jon M. Chu’ya en iyi yönetmen ödülünü verdi. Hemen ardından da Altın Küreler ve Critics Choice adaylık haberleri gelmişti zaten. Bakalım, daha sırada Oscar’lar var.
İkinci film ise Wicked: For Good adıyla 21 Kasım 2025’te sinemalarda olacak. Ayrıca, henüz izleme imkanı bulamadıysanız, Wicked, 31 Aralık’ta Amazon Prime ve Apple TV gibi dijital platformlarda da yayınlanmaya başladı. Üstelik, izleyicilere kamera arkası görüntüleri, yönetmen yorumları ve kurguda yer almayan sahneler gibi bonus içerikler de sunuluyor.
Velhasıl, Jon M. Chu’nun Wicked uyarlaması, görkemli bir gösteri ile duygusal derinlik arasında hoş bir dengeye sahip. Farklı olmanın kolay olmadığını anlatan filmlerden. Elbette, derin hayat dersleri vadetmiyor. Yine de, özellikle son sahnede, Elphaba’nın süpürgesiyle son sürat aşağı düşerken camdaki yansımada çocukluğunu görüp ona el uzatması, yani kırılganlığına sahip çıktıktan sonra gökyüzüne yükseldiği o anlar, bizce izlenmeye ve üzerine düşünmeye değer.
