Dünyanın en güzel arkadaşlığının hikayesi – Wicked: For Good film incelemesi

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

Ariana Grande, Cynthia Erivo, Michelle Yeoh, Jonathan Bailey ve Jeff Goldblum’u buluşturan Wicked’ın devam filmi Wicked: For Good vizyona girdi. Filme dair o kadar çok düşüncemiz var ki sizinle paylaşmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Grande ve Erivo’nun hayatımızda bu denli yer tutması garip, ama özleyeceğiz. Buyurun.

Bir müzikal bağımlısı olduğum için en sevdiğim iki müzikalden (diğeri Waitress) birinin film uyarlamasının gösterime girdiğini ve çok sayıda eleştirmenin olumsuz fikirlerine rağmen Wicked: For Good’u beğendiğimi söylemek için buradayım. Gregory Maguire’ın Batının Kötü Cadısı ya da Elphaba’nın hikayelerini anlattığı kitabından uyarlanan filmin senaryosu aynı adlı Broadway müzikaline de dayanıyor.

Elphaba ve Glinda karakterlerine Kristin Chenoweth ve Idina Menzel’in hayat verdiği müzikale olan sevgim ne kadar derinse, Cynthia Erivo ve Ariana Grande ikilisine de bir o kadar alıştığımı söyleyebilirim. Erivo ve Grande’nin katıldıkları her röportajda ağlaması karşısında sinirler altüst olsa da bu filmle ben dahil çok sayıda seyircinin gönlünü almayı başardıkları da ortada.

Jon M. Chu’nun yönetmen koltuğunda oturduğu film, birinci filmin kaldığı yerden devam ediyor. Frank Baum’un Oz Büyücüsü kitabından uyarlanarak genişleyen bu evrende Oz, halkı baskı altında tutan bir zorba; Glinda bu baskının propaganda aracı; Elphaba ise rejim karşıtı asi rolünde. Bu anlamda filmin politik bir bakış açısına sahip olduğunu söylemek mümkün. Ancak detaylı ve derinlemesine bir politik eleştiri getirmenin yersiz olduğu kanısındayım. Zira Wicked evreni seyircinin bu mesajları içselleştirmesine çok da müsaade etmiyor. Film iyiliğin kötülüğü yendiği anları bir çırpıda özetliyor; Glinda’nın baskı rejiminin bir parçası olması, sistem içinde kalıcı bir değişiklikten bahsetmenin imkansızlığına işaret ediyor.

Jonathan Bailey dünyanın en seksi korkuluğu da olabilir

Birinci filmin senaryosundaki akıcılık ve düzenin yerinde de yeller esiyor maalesef. Senaryosunu Winnie Holzman ve Dana Fox’un yazdığı filmin özellikle ilk yarısının oldukça dağınık ve başı bozuk olduğunu söylemem gerekiyor. Bu başı bozukluğun karakterlerin bir yansıması olduğunu anladığınızda her şey yerli yerine oturuyor neyse ki. Elphaba, mevcut düzeni değiştirmeye çalışan güç olarak bir devrimi nasıl başlatacağını bilmiyor. Glinda da aynı düzene karşı koymaya çalışırken kararsızlıkla boğuşuyor. Hal böyle olunca karakterler bir tarafa, hikaye başka bir yöne savruluyor. Filmde ne istediğini bilen tek karakter yakın zamanda dünyanın en seksi erkeği seçilen Jonathan Bailey’nin canlandırdığı Fiyero – ki Bailey’nin ekran süresinin ilk filme kıyasla daha uzun olması gönlümüzü bir Melike Şahin şarkısı gibi şenlendiriyor.

Birbirini hak eden karakterler

Fiyero ve Elphaba’nın tüm engellere rağmen birlikte olmasına kelimelerim kifayetsiz sevgili okurlar. Siz bu mutlu sonu hak ettiniz çocuklar, canlarım. Bir kayınvalide edasında izlediğim bu ikiliyi çok sevdiğim için Glinda’nın gözyaşlarını nasıl da yok sayıyorum ama… Jon M. Chu’nun kreatif tercihleri, Jon M. Chu’ya ait elbette fakat Nessa ya da Doğunun Kötü Cadısı ve Boq’a fazla sahne ayrıldığını düşünüyorum. Nessa ve Boq’ın hikayesi, filmin genel çerçevesi açısından önem taşıyor ancak ikisi de o kadar sinir bozucu karakterler ki… Nessa, Boq, Nihal Ziyagil, Leyla ve Necla kardeşlerin hepsi ve artı Beşir’in aynı yapımda yer alması için imza kampanyası başlatmak istiyorum.

Nessa’nın bulduğu her fırsatta Elphaba’yı suçlamasından fenalık geçirdiğim anları sinemadaki diğer seyirciler de fark etmiştir. Esas kötü olanın Elphaba değil, Nessa oluşunu Oz halkı nasıl kaçırdı? Filmin Dorothy’nin Oz evrenine gelişini kısa ve öz tutmasından da razıyım. Ancak Elphaba ve Fiyero’nun birlikte kaçmasından sonra gelişen olaylar arasında anlatılmayan, göz ardı edilen çokça sahne olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Müzikali izlemeyen ya da kitapları okumayan seyirci zaman zaman boşlukta kalıyor. Filmin son dakikalarına tekabül eden bu sahnelerin geçişi hızlı ve seyirciye 5N1K sorularını cevaplaması için pek alan tanımıyor.

Ariana Grande’nin Oscar adaylığı

Öte yandan Grande, Erivo’dan devraldığı kısmi başrolün hakkını vererek filmin tamamına sirayet eden bir performansa imza atıyor. Gelecek sene “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” dalında Oscar adaylığı alması muhtemel. İkilinin birinci filmi tetikleyen For Good düeti sırasında ağladığımı da itiraf ediyorum. Erivo ve Grande’yi yerlere göklere sığdıramam, mümkün değil. Karakterlerinin veda sahnesini doğaçladıkları yönünde duyum aldım. Bihter Ziyagil öldüğünde çok ağlamıştım, işte aynen öyle.

Elphaba’nın hayatını istediği gibi yaşama hakkından da bahsetmeliyiz. Kendisine Oz’da bir yer bulamadığı için gitmesi herkesin hayrına – zaten açtığı yoldan Glinda yürüyor. Elphaba’nın amacı da bir ülkeyi yönetmek olmadı hiçbir zaman. Normal bir hayatta sivil toplum görevlisi olacağı fikrindeyim. Wicked: For Good iyisi ve kötüsünü içinde barındıran, hataları ve güzellikleri olan bir film. Müzikal uyarlamaları arasında en iyi işlerden biri olarak aklımıza kazınması da bu yüzden. Karmaşık, iç içe ve deli dolu bir evreni anlatmanın kolay olmadığı da bir gerçek. Bu sebeple Jon M. Chu’ya benim yapmayacağım tercihler için kızmıyorum.

Müzikale tamamen sadık kalmaması, filme müzikalden bağımsız şarkılar eklemesi, karakterlerin hikayelerindeki nüanslara takılması beni bir izleyici olarak yeterince mutlu ediyor. Erivo ve Grande’nin muazzam uyumu da her şeyi ve herkesi görmezden gelmemizi sağlıyor. Idina Menzel ve Kristin Chenoweth’in ünlendirdiği Elphaba ve Glinda’nın yeni, kendine özgü bir stili var artık. Grande ve Erivo’nun ağladığı röportajları özlemeyeceğim tabii. Fakat Wicked – en azından ilk filmi – dönüp dolaşıp yeniden izleyeceğim filmler arasında yer alacak.

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin