Sevdiğimiz dizinin yeni sezonunu izlemek için yıllarca beklemek zorunda mıyız?

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

Derdimiz, tasamız, çilemiz çok büyük. Konuya dair acil bir WhatsApp grubu kurmamız gerekiyor ya da bir toplantı için gün belirleyelim. Stranger Things, Bridgerton, Yellowjackets, Euphoria, Severance… Tam bir dizikoliğiz. Ancak bu dizileri izlemek neredeyse imkansız artık. İki sezon arasına yıllar koyan yapımcılara kızgın ve kırgınız. Bu bir isyan yazısıdır. Derdini söylemeyen derman bulamazmış. Çağrım, Hollywood’a ulaşır belki. Hadi hayırlısı.

Bir varmış, bir yokmuş, zamanın bir köşesinde, başka bir evrende, diziler altı ayda bir yeni bölüm yayınlarmış. Seyircinin gönlünden bihaber yöneticiler, bu diyara girince hiçbir şey bir daha eskisi gibi olmamış. Vampire Diaries’in mayıs ayında sezon finali yapıp eylülde yeni sezonla ekrana döndüğü günler dün gibi aklımda. Pretty Little Liars’ın iki sezonu arasında yıllar olsa, dizi yedi sezon boyunca devam eder miydi? A’in kim olduğunu öğrenmek için şüpheli tablosu yapan biz, geçen senelerde sıkılır ve ilgimizi kaybederdik. Eskiler hatırlayacaktır, The CW en iyi gençlik dizilerini yayımlarken ABC her hafta başka bir aile dramasını iptal ediyordu. Yoksa yaşımı çok mu belli ettim? Netflix, bir sezon yayımladıktan sonra dizileri iptal etme stratejisini ABC’den almadıysa ben de bir şey bilmiyorum. Ardı arkası kesilmeyen vampir dizilerinin her birini izliyorduk. Twilight tüm dengemizi alt üst etmişken ya ne yapacaktık sevgili okurlar? Fakat her şey değişti. Zaten isyanımız baki, isyanımız taze, isyanımız Hollywood’a, bugün ve yarından sonra da.

Stranger Things’in dördüncü sezonu yayınlanalı iki yıldan fazla oluyor. Çocukların hepsi büyüdü, bir lise öğrencisini canlandırmak için gerekli olan ikna edici fiziksel özelliklerini yitirdiler. Daha da önemlisi dizide ne yaşandığını bile unutmaya yüz tutmuş vaziyetteyiz. Üzülerek bildirmeliyim ki Bridgerton’ın dördüncü sezonu da başka baharlara kaldı. 2012’den bu yana Benedict Bridgerton’ın hikayesinin ekrana uyarlanmasını bekliyorum. Shonda Rhimes, bu satırları okuyorsan çağrıma kulak ver. Seyirci her yaz ateşli düklerle kaotik İngiliz leydilerinin aşkını izlemek istiyor. Büyük prodüksiyonlara, CGI efektlerine ihtiyacımız var mı? Tüm zamanların favori dönem dizilerinden biri olan, çocukluk aşkımız Jonathan Rhys Meyers’ın kötü şöhretli İngiliz kralı Henry Tudor’a hayat verdiği The Tudors’un her sezonunu üç sene beklesek… Şu yaşımda olurdum. Pes diyorum! Elinde terlikle koşturan Türk anne tiplemesi gibiyim. İmkanım olsa, Netflix’in kapısında eylem yapacağım ama tabii ki vizem yok.

Sydney Sweeney deyince akan sular durur

Pandemi döneminde başlayan ve senaristlerin haklılık payı inanılmaz yüksek “üç kuruşa beş köfte yok” protestosundan sonra iyiden iyiye bir trende dönüşen “yeni sezon için sizi yıllarca bekleteceğiz” metodu maalesef bir norm haline geldi. Euphoria’nın üçüncü sezonu gelecek diyorlar ama ben yapımcıların yalancısıyım. Eğer çekilmezse, suçlu ben değilim. Şimdiden bilin istedim.

Nitekim Euphoria’nın bir türlü gün yüzü görememesinin birçok sebebi var. Zendaya ve Jacob Elordi’nin takvimi çok yoğun, her ikisi de Hollywood’un aranan yüzleri. Zendaya’nın birkaç sene sonra Oscar’a aday olacağını öngören bu yazar, Elordi’nin de kariyerini daha iyi yönetmesi gerektiğini düşünüyor. Laf açılmışken Elordi’nin kadrosunda bulunduğu Guillermo Del Toro’nun Frankenstein uyarlamasının çekimlerinin tamamladığı haberini de verelim. Sydney Sweeney’e ne söylesek az. Dizide canlandırdığı Cassie karakterine aşığız, sevdalısıyız. Dizinin ikinci sezon finalinden beri bir dakika boş durduğunu düşünmüyoruz ve kıyafet seçimlerini de takdir ediyoruz. Kızılcık Şerbo Kıvılcım ve ben arkasındayız. Oyuncudan öte bir iş insanı olduğunu herkesin yüzüne haykırma gerekliliği hissettiği için birileri onu aşağı çekmeye çalışıyor. Sydney’e buradan İbrahim Erkal’ın ‘‘Sen Aldırma’’ şarkısını yolluyorum.

Uzun lafı kısası, oyuncuların hepsini bir araya getirmek zor. Senarist Sam Levinson ve dizinin yayıncısı HBO arasında esen sert rüzgarların da faydası olmuyor. Peki biz ne yapalım? Seyirci olarak söz hakkımız yok mu? Rue’nun ne yaşadığını da hatırlamıyorum, umurumda da değil artık. Bu şekilde seyircinin karakterle kurduğu bağın zayıfladığını, hayranlık kavramının nostaljiye dönüştüğünün farkında mı Hollywood acaba? Biz ki fanfiction yazarak ortaokulda hayatta kalmış bir nesiliz. Yellowjackets’teki kızların akıbetini öğrenmek için bir sene daha mı beklememiz gerekiyor gerçekten? Kızlar ormanda dondu dondu! İnsaf.

Üstelik onca yıl (Abart, abart. Bir de bayıl istersen Feriha) beklememize rağmen yalnızca sekiz bölüm izleme şerefine erişiyoruz. 22 bölümden oluşan sezonlara ne oldu? Damon ve Elena aşkının yalnızca sekiz bölümden ibaret olduğunu düşünemiyorum bile. 22 bölümlük sezonlara dönüşü, set emekçilerinin haklarının yok sayıldığı bir senaryoda istemiyoruz elbette. Netflix, Prime Video ve Apple TV+ gibi platformların nitelikli iş üretmek için çıktığı bu yolda çıkmaz sokaklarda kaybolduk. Utanırlar mı? Sanmam.

Galadriel ve Sauron aşkının da arkasındayım

Avatar’ın ilk filmiyle ikinci filmi arasında 13 yıl var. Anlaşılabilir (veya James Cameron’ın orantısız mükemmelliyetçiliğiyle açıklanabilir). Ancak Avatar’da kullanılan özel efektleri, sualtı sahnelerinin zaman aralığını, CGI’ları, yeşil ekranda çekilmesi gereken aksiyon sahnelerini düşününce bekleme süresini tolere etmek mümkün. Ne var ki aynı sabrı söz konusu hayranlık müessesesinin biricikliği olunca gösteremiyoruz. Şu sıralar hayal kırıklığı üzerine hayal kırıklığı yaratan Rings of Power’ın ikinci sezonunu izliyoruz malum. Dizinin final sezonu yayımlandığında çocuk sahibi olursam şaşmayın. Galadriel ve Sauron’un yasak aşkını da izleyemeyeceğiz zaten. Derdim çok büyük anlıyor musunuz? Dizilerin her bölümün bir filmin niteliği taşımasına gerek var mı? Soruyorum size.

@starszeredits

Finally finished Rings of Power and I‘m so excited for season 2 !!! – #sauron #halbrand #edit #lordoftherings #ringsofpower – 💖 @⚔️🏹 @| sid | @☆☆☆ @strdredits @˚˖𓍢ִ໋🌱✧ash˚.🏳️‍🌈༘ @🌿𝓒𝓱𝓪𝓻𝓵𝓸𝓽𝓽𝓮🌿 @⭑ 💖

♬ Originalton – starszer ✨

Stranger Things’in beşinci ve son sezonu çıktığında, Millie Bobby Brown da hamile olabilir. Dizinin birinci sezonunda 10 yaşında olan Millie, şimdilerde 20’lerinde ve evli. Evet, yanlış duymadınız, evli. Dertliyim diyorum, inanmıyorsunuz. Aldığımız duyumlara göre, Stranger Things’in beşinci sezonunda yer alan bölümler bir film uzunluğundaymış. Yaklaşık iki saatlik sekiz bölüme hazır olun derim. Seyircinin istediği şey iki sezon arasında üç sene bekleyip dizideki karakterleri unutup film gibi bölümler izlemek mi? Film izlerdik o zaman! Filmler bunun için var. Denis Villeneuve, Dune’u bunun için çekti hani. 2021’de Disney+’ta yayımlanan WandaVision’ın kötü cadısı Agatha’nın hikayesi dizinin finalinden tam üç yıl sonra ekranda. İlk iki bölüm hiç fena değildi bu arada, tavsiyelerimi sunmak isterim. Fakat Agatha’yı umursamayı bırakalı iki yıldan fazla oluyor.

Dizilerin çok hızlı çekilmesini ya da yaz-kış sezonu olarak ekrana gelmesini önermiyorum tabii. Yine de iki ya da üç yıldan oluşan sezon aralarının norm kabul edilmesini kabul edemiyorum. Ben, bizi yeni sezon için yıllarca bekletmenizi yılgın bir hoşgörüyle benimsek zorunda mıyım?

İmza: Dertli bir fangirl

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin