5 maddede dadandık: Haftalık popüler kültür raporu (11- 20 Ağustos)

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

Geçtiğimiz hafta boyunca dadandığımız ama çok tembel olduğumuz için yazmaya üşendiğimiz birkaç popüler kültür haberi…

1) Taylor Swift, Kelce kardeşlerin podcast yayınına katıldı ve yeni albümünü duyurdu

Taylor Swift, parıl parıl parlayan yeni albümü The Life of a Showgirl’ü duyurmak için sevgilisi Travis Kelce ile kardeşi Jason Kelce’nin podcast yayını New Heights’a katıldı.

Yayın genel olarak beğenildi ve tabii ki 18 milyonluk izlenmesiyle kanalın en çok izlenen videosu oldu. Taylor yayında hem yeni albümünün ismini, kapağını ve çıkış tarihini açıkladı hem de Travis’le ilişkilerine dair bazı detaylar verdi. Fazla röportaj vermeyen Taylor Swift’in 2 saatlik bir yayına katılması hayranlarını sevindirdi elbette. Çoğunluk “Taylor’ı hiç bu kadar uzun süre konuşurken görmemiştim” yorumunu yaptı. Yayında, Travis ile nasıl tanıştıklarından, ilişkilerinden, albümlerinin haklarını geri alma sürecinden ve Eras Tour sonrası yaşamlarından bahsettiler. Taylor, Travis Kelce ve ailesiyle oldukça rahat, samimi ve mutlu görünüyor.

Taylor, yeni albümünün kapağını da ilk kez bu yayında gösterdi ve şarkı adlarını tek tek sıraladı. Albüm toplam 12 şarkıdan oluşuyor. Önemli sürprizlerden biri de The Life of A Showgirl şarkısını Sabrina Carpenter’la birlikte kaydetmiş olmaları!

3 Ekim’de çıkacak yeni albümündeki şarkıları Eras Tour sırasında yazdığını açıkladı Taylor. Ve üstelik kayıtları da dünyayı sallayan bu turne sırasında tamamlamış: Avrupa’daki konserler sırasında üç günlük boşluğu fırsat bilip İsveç’e gitmiş ve ‘iş birlikçileri’ Max Martin ve Shellback ile birlikte albümü kaydetmiş. Turne ile albüm işini aynı anda nasıl başardığı merak konusu. Hiç uyumaz mısın Taylor?

Travis albümün neşeli şarkılardan oluştuğunu ve insanları dans ettireceğini söylüyor. Taylor da The Tortured Poets Department albümüyle karşılaştırarak, “Hayat daha neşeli” diye yanıt veriyor; “Albümün hayatın bana hissettirdiklerini yansıtmasını istedim” diyor.

Albümün bazı fotoğrafları, burlesk ve oryantal arası kostümler bana biraz kitsch geldi, ancak Eras Tour sonrası şov dünyasından bahseden bir albüm yapmak, o şatafatı sürdürmek iyi bir fikir. (Evet, Taylor da bana sormuştu…)

Daha albüm çıkmadan Instagram Taylor’ın albümünün parlak turuncu renklerine boyandı, birçok marka albümü beklediklerini duyuran paylaşımlar yaptılar. Bu yıl da bol bol Taylor’ı konuşacağız gibi görünüyor.

2) Z kuşağının sözcükleri, Cambridge Sözlüğü’ne giriyor

TikTok dilinin etkisini Cambridge Sözlüğü de kabullendi ve özellikle Z kuşağının benimsediği bazı kelimeleri bünyesine katmaya karar verdi. Bunların başında LGBTQ+ topluluğu ve drag kültüründe uzun bir geçmişe sahip olan “lewk” kelimesi geliyor. “Lewk”, özellikle sıra dışı ve etkileyici olan, belirli bir stil, moda veya kıyafet anlamına geliyor.

@pinknews

‘Lewk’ and other Gen Z slang sashay their way into the Cambridge Dictionary. Many of the new entries coined by Gen Z and Gen Alpha’s internet slang, one word in particular has a long-standing history within the LGBTQ+ community and drag culture: “lewk.” The new entry reads: “a particular style, fashion, or outfit (= a set of clothes worn together), especially one that is unusual and impressive” According to Colin McIntosh, the Lexical Programme Manager at the Cambridge Dictionary, these words were chosen for their “staying power” and are an example of how internet culture is changing the English language. For the LGBTQ+ community, the recognition of a word like “lewk” is not just a language update, it’s a validation of queer culture’s influence on the world. Words including “skibidi”, “tradwife” and “delulu” have also been added to the dictionary. #lewk #dragrace #cambridgedictionary #dictionary #delulu #lgbtqia

♬ Call Me Mother – RuPaul

“Skibidi”, “tradwife”, “delulu”, “broligarchy” sözlüğe bu yıl giren diğer kelimeler arasında yer alıyor. “Skibidi” kelimesi, YouTube’daki viral Skibidi Toilet animasyonundan geliyor, “havalı, kötü veya şaka amaçlı anlamsız ifade” olarak açıklanıyor. “Delulu”; genellikle kişinin kendi tercihleriyle gerçek ya da doğru olmayan şeylere inanması (ya da ‘‘kendini kaptırması’’ diyelim), “tradwife” geleneksel eş rolü, “broligarchy; teknoloji sektöründe faaliyet gösteren, zengin ve güçlü (veya olmak isteyen) bir grup erkek anlamına geliyor.

Skibidi’yi anlamadık, onun için fazla yaşlıyız galiba ama diğer kelimeler çoktandır hayatımızda önemli bir yer kaplıyordu. Sözlüklerin de internet jargonuna kayıtsız kalmaması sevindirici.

Cambridge Sözlüğü’nün program yöneticisi Colin McIntosh, bu sözcüklerin sözlüğe “kalıcılıkları” nedeniyle girdiklerini söylüyor ve “İnternet kültürü İngilizceyi değiştiriyor” diyor.

3) Sally Rooney’den Palestine Action’a destek

Normal People ve Intermezzo gibi çok satan romanların yazarı Sally Rooney uzun süredir Filistin halkını destekleyen açıklamalar yapıyor. Rooney, 2021 yılında Beautiful World, Where Are You kitabının İsrail’deki bir yayınevi tarafından İbraniceye çevrilmesini reddetmiş ve Filistinlilere yönelik politikaları nedeniyle İsrail’i boykot çağrılarını desteklediğini açıklamıştı. Bu tavrının İbranice diliyle alakalı olmadığını, kitabının haklarını politik görüşlerinin uymadığı İsrailli bir yayın evine vermek istemediğini söylemişti.

Haziran ayında da The Guardian’a yazdığı yazıda, Birleşik Krallık’ta kurulan ve ağırlıklı olarak silah şirketlerini hedef alan Palestine Action adlı eylem grubunun terör örgütü ilan edilmesini eleştirmişti; Palestine Action 20 Haziran’da İngiltere’de iki askeri uçağı kırmızı sprey boyayla boyadıkları bir eylem gerçekleştirmişti… Rooney de söz konusu yazısında, “İsrail masum Filistinlileri öldürüyor. Aktivistler bir uçağa sprey boya ile yazı yazıyor. İngiltere hükümeti hangisini terör olarak nitelendiriyor tahmin edin” diyerek başladığı yazısında, Palestine Action grubunu tüm kalbiyle desteklediğini söylemişti.

Rooney bu hafta da gruba olan desteğini yineledi ve The Irish Times’ta yazdığı yazıda “Palestine Action’ı destekliyorum. Bu beni Birleşik Krallık yasalarına göre bir ‘terör destekçisi’ yapıyorsa, öyle olsun” ifadelerini kullandı. Yazısında “Soykırımcı bir rejime silah akışını engelleyen aktivistler, küçük ceza kanunlarını ihlal edebilirler, ancak çok daha büyük bir yasayı ve daha derin bir insani zorunluluğu savunurlar: bir halkı ve kültürü yok olmaktan korumak” diyerek eylemci grubu savundu. BBC’den aldığı telif ücretlerini onlara bağışlamaya devam edeceğini söyledi ayrıca: “Şunu açıkça belirtmek isterim ki, çalışmamdan elde ettiğim gelirleri ve genel olarak kamuya açık platformumu, Palestine Action’ı ve soykırıma karşı doğrudan eylemleri desteklemek için elimden gelen her şekilde kullanmaya devam edeceğim. Eğer Britanya devleti bunu ‘terörizm’ olarak görüyorsa, belki de çalışmalarımı tanıtmaya ve faaliyetlerimi finanse etmeye devam eden WH Smith ve BBC gibi karanlık örgütleri soruşturmalıdır”. Yazısını “Ve canlı yayınlanan soykırımın üzerinden neredeyse iki yıl geçmişken, Filistin halkına sadece sözlerden daha fazlasını borçluyuz” diyerek noktaladı.

4) Gal Gadot, Pamuk Prenses filminin vizyonda çuvallaması hakkında konuştu

Gal Gadot, Pamuk Prenses filminin vizyonda başarısız olmasını İsrail-Filistin meselesine bağladı. Geçtiğimiz günlerde İsrail’de yayınlanan The A Talks programına katılan oyuncu, “Hollywood’da ünlü isimlerin İsrail karşıtı açıklamalar yapmaları yönünde bir baskı oluştu” dedi ve bu baskıların filmin başarısını gölgelediğini söyledi. Hangi baskıymış bu biz göremedik? Gal Gadot nasıl bir dünyada yaşıyor bilmiyoruz ama aynı dünyada yaşamadığımız kesin. Mustafa Uslu’nun ‘Türkiye’yi kötüleyen bir konuşma yapmam istendi, yapmayınca Oscar’ı vermediler’ açıklaması gibi, Gadot da filminin başarısızlığını İsrail aleyhinde konuşmamasına bağladı. Öncelikle filmin başarısızlığının birinci nedeni, filmin çok kötü olmasıydı. İkinci neden ise Gal Gadot’nun kötü oyunculuğu ve İsrail’i destekleyen politik duruşu olabilir.

Programda söylediklerinden sonra Gadot geri adım attı ve Instagram hikayelerinde sözlerine açıklama getirdi. “Film çıktığında, İsrail karşıtı olanların beni çok kişisel, neredeyse içgüdüsel bir şekilde eleştirdiğini hissettim. Beni her şeyden önce bir oyuncu olarak değil, bir İsrailli olarak gördüler. Soruyu yanıtlarken bu bakış açısıyla konuştum” dedi. Gadot, neden eleştirildiğini anlamıyor mu, anlamazlıktan mı geliyor? Sözlerini “Elbette film yalnızca dış baskılar yüzünden başarısız olmadı. Bir filmin başarılı veya başarısız olmasını belirleyen birçok faktör vardır ve başarı asla garanti değildir” diyerek tamamladı.

5) Lana Del Rey ve Ethel Cain kavgası

Lana Del Rey ile Ethel Cain arasında bir kavga dönüyor, biz de bunun nedenlerini anlamaya çalışıyoruz. Olay ilk şöyle çıkıyor; Lana Del Rey, Instagram’a yeni şarkısının çaldığı bir video yüklüyor. Şarkının sözlerinde “Ethel Cain Instagram paylaşımımdan nefret etti / Chicago’daki pozumu yeniden canlandırmasının sevimli olduğunu düşünüyor” diyor.

@stereogum

On Instagram, Lana Del Rey previewed a new song – “Track 13” – that takes aim at Ethel Cain, fellow creator of expansive torch songs about American malaise. “I didn’t know who Ethel was until a few years ago — when someone brought to my attention the disturbing and graphic side-by-side images she would often put up of me next to unflattering creatures and cartoon characters making constant comments about my weight, I was confused at what she was getting at,” Lana explained in a comment. “Then when I heard what she was saying behind closed doors from mutual friends and started inserting herself into my personal life I was definitely disturbed.” #LanaDelRey #EthelCain #WaffleHouse #JackDonoghue #JackAntonoff

♬ original sound – stereogum

Olay ne diyecek olursanız; Lana Del Rey, 2022 yılında Salem müzik grubundan Jack Donoghue ile bir fotoğraf paylaşmış ve sevgili oldukları dedikodularına yol açmıştı.

Fotoğraf Chicago’daki Cook County Hapishanesi önünde çekilmişti. Lana ve Jack’in ayrılıklarının ardından Ethel Cain’in Donoghue ile çıktığı ve “Tamam, sıra bende” notuyla birlikte benzer bir fotoğraf paylaştığı iddia ediliyor. Bu paylaşımların tamamı Instagram’dan kaldırılmış durumda. Yapmayın kızlar erkekler için kavga edilmez.

Neyse ki Lana daha sonra yaptığı açıklamada, kavganın esas sebebinin bu olmadığını, Ethel Cain’in yıllarca kendisine body-shaming yaptığını söyledi. Lana Del Rey, Instagram’da yaptığı bir yorumda, Ethel Cain hakkında “Sık sık benim fotoğraflarımı rahatsız edici ve ağır görsellerle yan yana koyuyor, beni çirkin yaratıklar ya da çizgi film karakterleriyle karşılaştırıyor ve sürekli olarak kilom hakkında yorum yapıyordu” dedi. Bu açıklamanın ardından bir de Cain’i Instagram’dan engelledi.

Olay hakkında “Lana ve Ethel, Nick Minaj ve Cardi B. gibi ama depresif kızlar için” yorumu yapıldı.

Bu arada nereden çıktıysa Swiftie’ler de olaya ucundan dahil oldu. Lana Del Rey’in Track 13 adını verdiği şarkısını, tam da Taylor Swift’in yeni albümünü duyurduğu gün 13 Ağustos’ta yayınlamasının, Swift’in uğurlu sayısı olan 13’e bir gönderme olduğunu iddia edenler oldu. Swiftie’ler bir sakin mi olsanız dünya Taylor’ın etrafında dönmüyor, her şey sizinle ilgili değil (ya da yoksa dönüyor mu?).

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin