5 maddede dadandık: Haftalık popüler kültür raporu (15-22 Temmuz)

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

Geçtiğimiz hafta boyunca dadandığımız ama çok tembel olduğumuz için yazmaya üşendiğimiz birkaç popüler kültür haberi…

1) Tomorrowland festivalinin sahnesi yangında kül oldu

Dünyaca ünlü elektronik müzik festivali Tomorrowland’in ana sahnesi, açılıştan iki gün önce yanarak kül oldu.

Baştan söyleyelim, yangında kimse yaralanmadı. Festival organizatörleri 16 Temmuz Çarşamba akşamı yaptıkları açıklamada, sahnenin ciddi şekilde hasar gördüğünü, 17 Temmuz’da ziyarete açılacak festival alanı için çözüm üretmeye çalıştıklarını açıkladılar. Sahnenin kurulumunda çalışan 10000 kişilik ekibin yangın sırasında tahliye edildiğini ve kimsenin yara almadığını söylediler. Yangının havai fişeklerden dolayı çıkmış olabileceği düşünülüyor.

Tomorrowland festivalinin ana sahnesi her yıl yeni bir tema üzerinden tasarlanıyordu. Yangının maddi zararının yanı sıra büyük bir emek kaybı da yaşanmış oldu.

Bu felakete rağmen festival planlandığı günde açılış yapmayı başardı. İşçiler enkazı temizlemek ve küçültülmüş yeni bir ana sahne inşa etmek için gece gündüz çalışırken, geçtiğimiz cuma günü festival ilk müzik setleriyle açılışını yaptı. Eğer işçiler emeklerinin karşılığını aldılarsa, festival ekibine alkış, çok zor bir işin altından kalktılar.

2) Görmeyen, duymayan kaldı mı: Coldplay konserinde açığa çıkan yasak aşk

Birkaç gündür tüm internet akışımız, Coldplay konserinde birbirlerine sarılırken kiss-cam’e çıkan iki sevgilinin haberiyle çalkalanıyor. Bu yılın en unutulmaz anlarından biri hakkında birbirinden komik şakalar dönüyor.

Coldplay’in Boston konserinde kiss-cam’e çıkan çiftin bir anda sağa sola kaçışması sonrası internet dedektifleri bu iki kişinin, her ikisi de başkalarıyla evli olan Astronomer şirketinin CEO’su Andy Byron ve insan kaynakları müdürü Kristin Cabot olduğunu ortaya çıkardı! Konserde patlayan bu skandal sonrası internette birbirinden komik görseller yayılmaya başladı.

@news.com.au

A cute moment at a Coldplay moment turned awkward when it busted a tech CEO with his head of HR. #coldplay #concert #music #fyp #usa

♬ original sound – News.com.au

Byron, 2023’ten beri Cincinnati merkezli Astronomer’ın yönetim kurulunda yer alıyor. Cabot ise Kasım 2024’te İnsan Kaynakları Yöneticisi olarak şirkete katılıyor. Şirket resmi Twitter hesaplarından “Yönetim Kurulu bu konuyla ilgili resmi bir soruşturma başlatmıştır ve çok kısa bir süre içinde paylaşacağımız ek ayrıntılar olacaktır. Andy Byron herhangi bir açıklama yapmamıştır, aksi yöndeki haberlerin tamamı yanlıştır” şeklinde açıklama yaptı.

İnternette Andy Byron’ın yazdığı iddia edilen bir metin dolaşıyordu. Başta hepimiz bu açıklamanın Bryon tarafından yapıldığına inanmıştık çünkü her suçlu zengin gibi kendini kurban ilan eden bir metindi. Ancak metnin sahte olduğu anlaşıldı. Şirketin açıklamasında da gördüğümüz üzere, taraflardan bir açıklama yayınlanmamış.

Son çıkan haberlerde, CEO Andy Byron’ın şirkette hiç sevilmediği, satış odaklı (zaten ne olacaktı) ve agresif bir patron olduğu iddia edildi. Eski bir şirket çalışanı Andy’nin toksik biri olduğunu ve çalışanların kiss-cam skandalından çok keyif aldığını söyledi.

Astronomer şirketi resmi LinkedIn sayfalarından Andy Byron’ın izne ayrıldığını ve yerine geçici bir CEO atandığını duyurdu.

Peki bu skandal neden bu kadar konuşuldu ve eğlence malzemesi oldu?

Çünkü artık CEO’lardan nefret ediyoruz. Bir dönem önce ilham kaynağı olan CEO’lar, genç erkekleri gaza getirerek etkisi altına alan tech-bro’luk müessesi, günümüzde bir alay konusuna ve nefret objesine dönüşmüş durumda. Ekonomik eşitsizlik, güç dengesizliği ve adaletsizlik, dünyanın bir tarafında soykırım, öteki tarafında Venedik kapatmalı düğünlerin yaşanması ve tüm bunların gözlerimizin önünde gerçekleşmesi herkeste haklı bir öfke yaratıyor. Dünyada sınıf kini zirveye çıkmış durumda. Zenginler sanki hakkı olanı alıyormuş gibi davranmalarını, TED konuşmalarını ve başarılı hikayelerini yemiyoruz artık. Neyse bu konu çok ama çok uzun, burada yazmakla bitmeyecek. Özetle şirketlere ve CEO’lara düşmanız. Bu yüzden de tüm dünyanın diline düşen bu iki zenginin başına gelenler (eşler için üzücü olsa da) herkes için büyük bir eğlence oldu.

3) Yeni Superman filmi Filistin işgalini mi ele alıyor?

Yeni bir Superman filmi çıkacağına dair haberleri ilk gördüğümde, Coherence filmindeki gibi bir döngüye sıkışmışım gibi içim daralmıştı. Sektörün durumunu anlasam bile, daha ne kadar aynı şeyleri izleyeceğiz diye bir çığlık yükselmişti içimde. Ama sonuç şaşırtıcı oldu. James Gunn tarafından yönetilen yeni Superman filmi geçtiğimiz günlerde vizyona girdi. “Çelik adam”ın sıkıcılığını üstünden atan ve 220 milyon dolarlık gişe başarısıyla sektörü sevindiren film, birçok eleştirmen tarafından Filistin yanlısı bir anlatı olarak yorumlanarak bu yönüyle de övgü topladı.

Sosyal medyada birçok kullanıcı ve eleştirmen, filmin Filistin yanlısı bir tutuma sahip olduğunu ve Filistin işgalinin bir alegorisi olarak okunabileceğini yazdılar.

@hasandpiker

went to see Superwoke #hasanabi #superman

♬ original sound – hasanabi

Filmin başında Superman, Boravia adlı bir ülkenin, komşusu Jarhanpur adlı başka bir ülkeyi işgal etmesini engelliyor. Nicholas Hoult’un canlandırdığı kötü adam Lex Luthor, Boravia’ya silah satan ve Amerika’yla iyi ilişkileri olan biri. Superman, saldırgan Bovaria’nın komşusu Jarhanpur’a saldırmasını engellemeye çalışırken kendini uluslararası bir çatışmanın ortasında buluyor.

(Çizgi romanlarda Lex Luthor ABD başkanlığına adaylığını koyduğunda, DC karakterin kitap tasarımı Trump’ın Art of the Deal kitabını andıran şekilde tasarlıyor.)

Kimileri Bovaria’nın liderinin Rusça konuşmasından yola çıkarak, bu olayın Rusya’nın Ukrayna işgali olarak okunabileceğini söylese de, Jarhanpur halkına dair görseller, açık şekilde Filistin’i akla getiriyor. Filmin merkezindeki konu bu değil ancak biraz örtük ve çok detaylı olmasa da, bu kadar fazla gişe yapan ana akım bir filmde İsrail eleştirisinin izlerini görmek sevindirici.

Filmin yönetmeni James Gunn, filmin İsrail – Filistin alegorisi olduğunu kabul etmiyor ve “Orta Doğu ile hiçbir ilgisi yok. Bir despot tarafından yönetilen çok daha güçlü bir ülkenin, siyasi tarihi açısından sorunlu ama diğer ülkeye karşı hiçbir savunması olmayan bir ülkeyi işgali söz konusu. Bu gerçekten kurgusal” diyor. The Times UK’e verdiği röportajda Superman’in bir göçmen ve hikayesinin “Amerika’nın hikayesi” olduğunu söyledi. Superman “başka yerlerden gelen ve ülke nüfusunu oluşturan bir göçmen, ama benim için bu hikaye her şeyden çok, insan nezaketinin temel bir değer olduğunu ve artık bunu kaybettiğimizi anlatıyor” diyor.

4) CBS’in Stephen Colbert’in “Late Show”unu iptal etmesinin sebebi politik mi?

Konuşanları cezalandırma fırtınası ülkemizde olduğu gibi dünyada da hız kesmeden devam ediyor. Perşembe akşamı yayınlanan Late Show sırasında Colbert “Gelecek yıl bizim son sezonumuz olacak” açıklamasını yaptı. “Bu sadece bizim programımızın sonu değil, aynı zamanda CBS’deki ‘The Late Show’un da sonu. Benim yerime başkası gelmeyecek” dedi.

Haberi doğrulayan bir açıklama yapan CBS “Bu tamamen finansal bir karardır. Şovun performansı, içeriği ya da Paramount’ta yaşanan diğer konularla hiçbir şekilde ilgili değildir” dedi. 33 yıldır devam eden program, Mayıs 2026 yılında sona erecek.

@cbseveningnews

CBS will end “The Late Show with Stephen Colbert” and retire “The Late Show” franchise in May 2026, the company announced, calling it “purely a financial decision against a challenging backdrop in late night.” #news #television #colbert #colbertlateshow #latenight

♬ original sound – CBSEveningNews

CBS bu iptalin Paramount’la ilgisi yok, tamamen finansal bir mesele dese de kimse buna inanmadı. Trump, geçtiğimiz Ekim ayında CBS kanalına, 60 Minutes programında rakibi Kamala Harris ile yaptığı röportajı “Demokrat Parti lehine çevirmek” amacıyla yanıltıcı bir şekilde montajladığını iddia ederek dava açmıştı. Neticede Paramount davayı çözmek için 16 milyon dolarlık ödeme yapmayı kabul etmişti. Stephen Colbert de programında, Paramount’un, Trump’la yaptığı 16 milyon dolarlık uzlaşmayı “büyük bir rüşvet” olarak nitelemişti. Bundan üç gün sonra programın sonlandığı bilgisinin geldi! Elbette herkes iptal kararının arkasında bu mesele olduğunu düşünüyor.

Rezillik bununla da bitmiyor. 18 Temmuz Cuma sabahı Trump, Truth Social platformundaki hesabından, “Colbert’in kovulmasına kesinlikle bayıldım. Yeteneği reytinglerinden bile daha azdı. Sırada Jimmy Kimmel varmış diye duydum. Colbert’ten bile daha az yeteneğe sahip!” diye yazdı.

Jimmy Kimmel, Jimmy Fallon ve Jon Stewart gibi komedyenler kararın “şok edici” olduğunu söyleyerek Colbert’e destek verdiler. Kimmel “Seni seviyorum Stephen” dedikten sonra CBS’e küfür ettiği bir Instagram hikayesi paylaştı. Fallon da “Ben de herkes kadar şok oldum. Stephen bu işi yapan en zeki, en komik sunuculardan biri” diye yazdı.

 5) 77. Emmy Ödülleri adayları açıklandı

Televizyon dünyasının en prestijli ödülü olan Primetime Emmy Ödülleri’nin bu yılki adaylıkları açıklandı. Bu senenin rekoru 27 adaylıkla Severance dizisinin oldu. Severance’ın hemen ardından da 24 adaylıkla The Penguin ve 23 adaylıkla gözümüzün çiçeği The White Lotus geldi. The Studio dizisi de 23 dalda adaylık alarak komedi dalında rekor kırdı.

Severance dizisinin ilk sezonu ne kadar muhteşemse, ikinci sezonu da o kadar kötüydü. Bu yılın başında yazdığımız haftalık raporda “Severance’ın işi çok zor. Başladığı gibi derli toplu ve sorduğu sorulara tatmin edici yanıtlar vererek bitebilirse, dizi tarihinin en özel işlerinden biri olacak” diye yazmıştık. Dizi açtığı yelpazeyi kapatmak şöyle dursun, ikinci sezonda açıldıkça açıldı, dağıldıkça dağıldı. Sıkıcı ve “ne izliyoruz şu an?” diye sorduran bir sezondu. “Kendini beğenmiş” ve bu yüzden ilk sezondaki amacından sapmış bir sezon izledik. Üçüncü sezonda bir ümit toparlayabilir diyeceğiz ama, 27 dalda adaylığını da kaptıktan sonra başarıyla sarhoş olan yapım ekibi, bize daha da kendini beğenmiş bir üçüncü sezon izletebilir.

The White Lotus’un 23 adaylığı için de yürekten bir alkış. Diziyi öyle benimsemişiz ki, sanki biz aday olmuşuz gibi bir his geldi. En İyi Mini dizi kategorisinde de Adolescence ve The Penguin arasında büyük çekişme yaşanacak gibi duruyor. Ödülü yüzde yüz Adolescence almalı. Bu yılın en özel dizisiydi.

En İyi Dizi adaylıklarından The White Lotus, Slow Horses, Andor ve The Pitt sevindirici ancak Paradise ve hiç de iyi bir sezon geçirmeyen The Last of Us ne alaka? En İyi Kadın oyuncu kategorisinde Britt Lower ve Kathy Bates çok hak edilmiş adaylıklar aldılar ancak Bella Ramsey’in (her ne kadar aldığı yersiz eleştirilerden onu koruyup kollamak istesem de) bu sezon oyunculuğu iyi değildi. Adam Brody’nin Nobody Wants This dizisindeki adaylıklarından da artık yeter. Dümdüz bir oyuncu performansı sergilediği diziden gereksiz ödüller aldı. Pedro Pascal’ın adaylığına ne demeli? Pedro Pascal için dağları deleriz o ayrı da, 5 dakika göründüğü sezonda, başrol olarak aday olmasının manası nedir? The White Lotus dizisi oyuncularından Carrie Coon, Parker Posey, Natasha Rothwell ve Aimee Lou Wood da En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında adaylıklarını aldılar. Her birine gönüllerin tahtı ödülünü verdik gitti zaten.

En İyi Mini dizi dalında aday olan Adolescence dizisinin 15 yaşındaki başrol oyuncusu Owen Cooper da, En İyi Yardımcı Erkek dalında aday oldu. Geleceği çok parlak olan Cooper umarız ki ödülün sahibi olur.

Bu yıl da bazı ilkler yaşandı. 15 yaşındaki Owen Cooper, Emmy tarihindeki en genç aday olurken 77 yaşındaki Kathy Bates de Matlock dizisindeki rolüyle en yaşlı aday oldu.

@matlockcbs

Congrats, Kathy! #MatlockCBS #KathyBates #Emmys #BehindTheScenes #TV

♬ original sound – Matlock CBS

83 yaşındaki oyuncu Harrison Ford, Shrinking dizisiyle ilk kez Emmy adayı oldu. The Studio dizisinde kendini canlandırdığı konuk oyuncu rolüyle Martin Scorsese de ilk kez Emmy adayı oldu. Scorsese’nin kızı Francesca babasının adaylık haberine verdiği tepkiyi “Our little actor” notuyla Instagram sayfasında paylaştı. Bir TikTok fenomeni de olan Francesca Scorsese’nin babasıyla çektiği videolara doyamıyoruz zaten.

Ödüllerin bazıları şu şekilde:

En İyi Drama

Andor (Disney+)
The Diplomat (Netflix)
The Last of Us (HBO)
Paradise (Hulu)
The Pitt (HBO Max)
Severance (Apple TV+)
Slow Horses (Apple TV+)
The White Lotus (HBO)

Dramada En İyi Kadın Oyuncu

Kathy Bates, Matlock
Sharon Horgan, Bad Sisters
Britt Lower, Severance
Bella Ramsey, The Last of Us
Keri Russell, The Diplomat

Dramada En İyi Erkek Oyuncu

Sterling K. Brown, Paradise
Gary Oldman, Slow Horses
Pedro Pascal, The Last of Us
Adam Scott, Severance
Noah Wyle, The Pitt

En İyi Komedi

Abbott Elementary (ABC)
The Bear (Hulu)
Hacks (HBO Max)
Nobody Wants This (Netflix)
Only Murders in the Building (Hulu)
Shrinking (Apple TV+)
The Studio (Apple TV+)
What We Do in the Shadows (FX)

Komedide En İyi Kadın Oyuncu

Uzo Aduba, The Residence
Kristen Bell, Nobody Wants This
Quinta Brunson, Abbott Elementary
Ayo Edebiri, The Bear
Jean Smart, Hacks

Komedide En İyi Erkek Oyuncu

Adam Brody, Nobody Wants This
Seth Rogen, The Studio
Jason Segel, Shrinking
Martin Short, Only Murders in the Building
Jeremy Allen White, The Bear

En İyi Mini veya Antoloji Dizisi

Adolescence (Netflix)
Black Mirror (Netflix)
Dying for Sex (Hulu)
Monsters: The Lyle and Erik Menendez Story (Netflix)
The Penguin (HBO)

En İyi Televizyon Filmi

Bridget Jones: Mad About the Boy (Peacock)
The Gorge (Apple TV+)
Mountainhead (HBO)
Nonnas (Netflix)
Rebel Ridge (Netflix)

Listenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin