5 maddede dadandık: Haftalık popüler kültür raporu (22-31 Ekim)
Geçtiğimiz günlerde dadandığımız ama çok tembel olduğumuz için yazmaya üşendiğimiz birkaç popüler kültür haberi…
1- Siyaset ve müzik birleşiyor: Katy Perry ve Justin Trudeau aşkı resmileşti.
10 yıl boyunca Kanada’nın başbakanı olan Justin Trudeau, klasik başkanlar gibi değildi: renkli çorapları, Kanada’nın Drag Race programına konuk olması, bir zamanlar Barbra Streisand’la sevgili olan babası (ki kendisi de Kanada’nın 15. başbakanıydı) ve Rolling Stones ile partilere katılan annesi… Bizim alışık olduğumuz başkanlara benzemediği zaten kesin. Üstüne bir de kalburüstü görünüşünü ekleyince, ne zaman yeni bir şey yapsa Twitter ahalisinden “bu adam da hep şov” yorumu geliyordu.
Justin Trudeau klasik devlet adamları gibi olmasa da, Katy Perry ile ilişkileri bütün dünya için sürpriz oldu. İkili, ayın başında bir teknede öpüşürken görüntülendiler. Bu fotoğrafın ardından herhangi bir açıklama yapmadılar. “Birbirlerini tanımaya çalışıyorlar” dönemleriydi herhalde. Açıklama yapmadılar ama tekne fotoğrafının ardından Katy Perry’nin Londra konseri sırasında kendisine evlenme teklif eden hayranına “Keşke 48 saat önce teklif etseydin” şakası yapmasının Trudeau’ya bir gönderme olduğu düşünüldü.
@cbsnews Katy Perry appeared to hint at her rumored romance with former Canadian Prime Minister Justin Trudeau at a show in London on Monday, after a fan held up a sign asking her to marry him. “You really should’ve asked me about 48 hours ago,” she responded, prompting loud reactions from the crowd. The comment came two days after Perry and Trudeau were photographed together on a yacht off the coast of Santa Barbara, California. #katyperry #trudeau #canada #london #usa
Geçtiğimiz günlerde çift Paris’te bir kabare şovundan el ele çıkarak ilişkilerini herkese açıklamış oldular. Mutluluklar diliyoruz.
@parismatch
2- Rosalía’nın yeni albümü: Lux
Rosalía, İspanya’nın Katalonya bölgesinden çıkan ve flamenko ruhunu pop, reggaeton ve elektronikle harmanlayan sürprizlerle dolu bir müzik sihirbazı. Elektronik dokunuşlar, Latin pop melodileri ve hip-hop esintileri derken, dinleyici her an “şimdi ne gelecek acaba?” sorusunu soruyor. The Weeknd, Bad Bunny, Lil Baby, Travis Scott ve Pharrell Williams gibi isimlerle işbirliği yapan Rosalia, Motomami (2022) albümüyle Grammy ödülü de kazanmıştı.
@columbiarecords ROSALÍA. BERGHAIN. OUT NOW.
Rosalía’nın yeni albümü Lux 7 Kasım’da çıkıyor. Rosalía albüm üzerinde üç yıldır çalıştığını, bu sürenin bir yılını yalnızca söz yazımına odaklanmakla geçtiğini söylüyor. Albümde toplam 13 farklı dilde şarkı sözü yer alıyor.
New York Times, Rosalía ile yaptığı röportajda albümü “kadınsı ilahilik, inanç ve aşkın acımasızlıkları hakkında bir albüm” olarak tanımlamış.

Geçtiğimiz günlerde albümün ilk teklisi Berghain yayınlandı ve NY Times’ın ne kastettiğini anlamış olduk. Björk, Yves Tumor ve Londra Senfoni Orkestrası’nın iş birliğinden doğan ve Berlin gece kulübünün adını taşıyan parça, yalnızca bizi heyecanlandırmakla kalmadı; çıkar çıkmaz Spotify dünya listelerinde 7 numaraya ulaştı bile.
3- Yorgos Lanthimos, Bugonia’dan sonra film yapımına “biraz ara vermek” istediğini söyledi: Bakalım ne kadar dayanabilecek?
Yorgos Lanthimos’un 2009 yılında Dogtooth filmiyle sakin ama etkili biçimde yükselişe geçen kariyeri, günümüzde gürül gürül devam ediyor. Üç yıldır onun sağanağı altındayız. Kimileri ona doyamıyor, bu tempodan memnun; kimileri isminden bile sıkıldı, az kenara çekil ediyor. Şöyle düşünenler de çoktur (mesela ben); sevdiğim filmleri var, gördüğümde sinirlenmiyorum, ‘hadi yeni filmi çıksın da koşalım’ da demiyorum.
Bu hafta Lanthimos’un 10. uzun metraj filmi Bugonia vizyona giriyor. Film, komplo teorilerine takıntılı iki gencin (Jesse Plemons ve Aidan Delbis), dünyayı yok etmeye gelen bir uzaylı olduğuna inandıkları ünlü CEO’yu (Stone) kaçırmalarını anlatıyor. Bu film, ortaklıkları The Favorite ile başlayan Emma Stone ve Lanthimos’un beşinci işbirliği olacak. Ne Lanthimos ne de biz, Emma Stone’a doyamıyoruz. O yüzden mecburen izleyeceğiz. Soundtrack’in ‘Good Luck, Babe!’ olması da büyük bir etken tabii.
İyi hoş ama ‘bu adam yorulmuyor mu?’ diyorduk ki, cevabımızı aldık. Geçtiğimiz günlerde Collider’a konuşan Lanthimos, Bugonia’nın gösteriminden sonra bir süre dinlenme kararı aldığını açıkladı. Gazetecinin “Bu hızla nasıl devam edebiliyorsun?” sorusuna “Artık devam edemeyeceğim” diyerek gülüyor. “Sanırım ara vermem gerekiyor. Diğer üç filmin arasında da bunu söylemiştim, ama şimdi ciddiyim. Bana güvenebilirsiniz. Biraz ara vereceğim” diye devam ediyor. Senaryoya karar verdikten sonra beklemenin filme yazık etmek gibi geldiğini, hemen işe koyulduğunu ancak şimdi iradesinin ve gücünün tükendiğini söylüyor. Bakalım ne kadar dayanabilecek?
4- Oyunculuk kutsal mı değil mi? Anthony Hopkins’ten yanıt geldi.
Ülkemizde ‘oyunculuk kutsal mı değil mi’ tartışması sürüyor: Bazı oyuncular “kutsal değil” yorumu yaparken, bazıları “kutsal tabii ki, sizi cahiller!” diyerek gereksiz ataklar geçirdiler. “Ben doktoru oynayabilirim ama doktor oyunculuk yapamaz” ise uzun zamandır bir konuya dair duyduğumuz en saçma yanıttı. Bence tartışılacak bir şey yok, kutsal değil tabii ki, neden olsun ki? Sen kimsin derseniz, ben sıradan bir vatandaşım ama bakın Anthony Hopkins de aynı şeyi söylüyor.
The New York Times ile yakın zamanda yapılan bir röportajda Hopkins’e, filmlerinden herhangi birini önemli bulup bulmadığı soruldu ve aktör “Hayır” yanıtını verdi. Teşekkürler!
@nytimes Anthony Hopkins reflected on some of his best-known performances in a conversation with David Marchese on the latest edition of “The Interview.” Hopkins also discussed his seemingly miraculous victory over his drinking problem, his painful estrangement from his only child and his slow and steady rise to Hollywood success. #AnthonyHopkins #silenceofthelambs #acting @Anthony Hopkins
Anthony Hopkins oyunculuk için “bu bir iş” vurgusunu sık sık yapan biri. Şöyle diyor; “Bu benim işim. Bu bir zanaat, bir iş. Bunda gizemli bir şey yok. İnsanlar büyük bir gizem yaratmayı severler. Hepsi kendilerini özel sanıyorlar. Özel mi? Tanrı yardımcımız olsun.”
Bir mesleğe kutsallık atfetmek -üstelik de çuvallarla paranın döndüğü bir mesleğe- binbir türlü istismara kapı açıyor, ki yıllardır da bunun sonuçlarını görüyoruz. Üstelik oyunculuk zaten maddi veya manevi yönden tatmin eden, çok ödüllendirici bir meslek. Kimse zorla oyuncu olmuyor, herkes işini çok severek yapıyor. Bir de üstüne kutsal mı diyeceğiz?
Bu arada 4 Kasım’da Anthony Hopkins’in We Did OK, Kid: A Memoir adlı otobiyografisi çıkıyor. Kitapta çocukluğundan, alkolle mücadelesinden, kariyerinden bahsediyor. Çok açık yüreklilikle yazılmış, New York Times’ın page-turner olarak ifade ettiği bir otobiyografi. Meraklılarına duyurulur.
5- Ev emekçisi robot Neo, ön siparişe açıldı.
Ciddi ciddi geliyor: ev emekçisi robot! 1.65 boylarında, çamaşır katlayan, evi toplayan, kahve servisi yapabilen, hareket kabiliyeti gelişmiş bir robot olan NEO, ön siparişe açıldı.
@wallstreetjournal The 1X Neo is one of the first humanoid robots built for your home and is equipped with full AI software. But a company representative might need to peer into your home, via Neo’s camera eyes, to help get things done. Host/Columnist: @joannastern1 Producers: David Hall, Sean Havey, Paige Money #robot #ai #tech #future #wsj
♬ original sound – The Wall Street Journal – The Wall Street Journal
Bakın robotfobik olmak istemem ama Netflix’teki Cassandra dizisini izlediyseniz, bu tuzağa düşmezsiniz. Birebir yaşandı: Geçtiğimiz günlerde arkadaşımın evindeki robot süpürge, “yatağın altında hayvan pisliği var” uyarısı vermiş. Arkadaşım da bakmış, öyle bir şey yok. Robot süpürge resmen evin bir tanecik köpeğine suç atmaya, komplo kurmaya çalışmış! Abarttığımı düşünebilirsiniz ama bence robotlarla şaka olmaz.

Robot Neo 1.65 cm boylarında, 30 kilo civarında oldukça hafif bir malzemeden yapılmış. Yaklaşık 20 kilo yük taşıyabiliyor ve 70 kiloyu havaya kaldırabiliyor. Pil ömrü yaklaşık dört saat. Robotun üzerinde dört mikrofon, üç hoparlör ve görüş için balık gözü kameralar var. Robot çamaşır yıkama ve temizlik gibi birçok görevi yerine getirebiliyor. Robotun yapmayı bilmediği işler için ise firma yetkilileriyle seans ayarlanıyor ve uzman robota görevi nasıl yapacağını öğretiyor. Yetkililer robotun bir yapay zeka asistanı gibi çalıştığını söylüyorlar. Örneğin buzdolabının içeriğini gözlemleyerek yemek menüsü önerebiliyor, sahibine yeni bir dil öğretebiliyor veya anahtarını nereye bıraktığını söyleyebiliyor.
Robot Neo 20 bin dolara satın alınabiliyor veya aylık 499 dolara abone olunabiliyor.
Haberde en çok dikkatimi çeken şeylerden biri, robotun aylık aboneliğinin olması. Yani robotun ev içi emeğinin bir ücreti var. Bakın, robotunki bile ücretli ama kadınların hâlâ değil!