Teması gibi zamanda geriye giderken: Met Gala yüzümüzü güldürecek mi?
Met Gala yine her sene olduğu gibi mayıs ayına çiçek gibi açtı. Her sene ünlü isimlerin giydiği uçlardaki kıyafetlerin aylarca konuşulmaya devam ettiği, dolayısıyla da bu ünlülerin moda anlayışının ve kültürel seviyelerinin de aynı oranda eleştirildiği bu senelik ritüel bir döngüsünü tamamladı Met Gala; şimdiyse yenisine geçiyoruz. Geçtiğimiz yıllarda temasından pandemisine birkaç darbe yiyen Met Gala modayı az çok takip eden birçoğumuzun heyecanla beklediği ya da en azından ‘meme’lerine yakalandığı, büyük bir etkinlik olmaya devam ediyor. Kalp atışlarımızı biraz daha hızlandıran, derin mi derin, eminiz ki çiçekli ve bolca şaşalı bir temayla bu sene de Met Gala bizi o heyecanlı trene tekrar bindirmeyi başaracak mı? Geri dönüşlerin yılı 2024’le gelin Met Gala’yı eski kıymetiyle, tatsızlıklarıyla ve şimdisiyle hatırlayalım.
Öncelikle nereden geliyor bu Met Gala, bu insanlar neden birbirinden şaşalı ve garip(!) kıyafetler giyerek fotoğraf çekiliyor diye soracak olursanız hemen size açıklayalım: ABD’nin en büyük müzesi, dünyanın da dördüncü büyük müzesi olan Metropolitan Museum of Art’ın bünyesindeki Costume Institute her yıl bu etkinliği düzenliyor. Aslında müzeye bir çeşit bağış galası olarak yapılan bu etkinliğin tam olarak amacı da dikkat çekmek, işte kıyafetler de burada devreye giriyor. Her sene bu galada sergilenen kürasyonun teması dahilinde giyinen ünlüler dünyaca ünlü tasarımcılar tarafından konuya ilişkili biçimlerde süslenip püslendiriliyor. Oyuncular, modeller, influencer’lar tasarımcılar kısacası “ünlüler” bu galayla birlikte Metropolitan Museum of Art’a bağış yapıyor, tabii bir de bir araya gelip bizimle ilham verici kıyafetlerini paylaşıyorlar. Met Gala ilk yıllarında diğer bağış etkinliklerinden farksız olsa da Vogue’un eski genel yayın yönetmeni Diana Vreeland’in 1972’de Met Gala’nın danışmanı olmasıyla birlikte gala artık davetlileriyle, kıyafetleriyle ve ihtişamlı dünyasıyla bugünkü halini almaya başlıyor. İlerleyen yıllarda Elton John, Cher, Diana Ross gibi büyük ünlü isimleri bu etkinliğe çağırarak bir geleneği başlatan Vreeland kocaman bir Met Gala mirası bıraktı. Günümüzde ise bu temaların neler olacağına karar veren isim Vogue’un şu anki genel yayın yönetmeni Anna Wintour. 1988’den beri Vogue’un genel yayın yönetmenliğini yapan Wintour, 1995 itibarıyla da Met Gala’nın teması ve davetlilerinden sorumlu kişi.

Pandemide hafifçe sarsılıp sonra da kendini toparlamaya çalışan Met Gala, maalesef geçtiğimiz son birkaç yıl, özellikle seçilen temalardan ötürü kimilerine eskisi kadar ilgi çekici gelmemişti. Konuyla alakası olmayan kıyafetler ve dolayısıyla ünlülerin kah eleştirilip kah unutulduğu, her sene gözümüze sokacak kadar konuyla alakalı kıyafetler giyenlerin de bir sonraki sene ne giyeceğini oldukça merak ettiğimiz bu etkinlikte bazı zamanlar oldu ki temayı pek de kimse anlayamadı. Mesela 2022’deki Gilded Glamour teması ABD tarihinde “Gilded Age” olarak anılan 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başına (1920’lere kadar) uzanan dönemden esinlenilmişti. Bu dönemde ekonomik büyüme yaşayan ABD’nin parlak dünyasının lüks ve büyük hayatlarına damga basan temaya kimisi çok da ayak uyduramamışken Billie Eilish’inse turnayı gözünden vurduğu bir yıl olmuştu. Öte yandan Camilla Cabello’nun beyaz fırfırlı elbisesi gibi örneklerse kafalarda biraz soru işaretleri bıraktı. Gilded Age temasının dönemsel atıflarını kaçıran bu aralıkta değil de 1920’lerden, 30’lardan kıyafetler giyenler de gözlerden kaçmadı.

Kafamızın içinden bir kesit: Kim Kardashian’ın Gilded Age temalı galaya Marilyn Monroe’nun ‘gerçek’ elbisesini giyerek gelmesi…
Geçtiğimiz yıl ise tema kimilerini hâlâ heyecanlandırmaya devam ederken büyük eleştiriler de topladı. Evet, Karl Lagerfeld’den bahsediyoruz. Yıllarını moda dünyasına veren ve Chanel, Chloé, Fendi gibi markalarda büyük başarılar elde etmiş Lagerfeld, sadece bu markalarda yaptığı tasarımlar değil, kendi hiç değişmeyen tarzıyla da bir ikon haline gelmişti. Öte yandan ise kendisinin ırkçılık, cinsel saldırı ve cinsel yönelim meselelerine dair söylemleriyle de Met Gala severlerini çok da heyecanlandırmamıştı bu durum. Ama sonuç olarak Karl Lagerfeld: Bir Güzellik Çizgisi (Karl Lagerfeld: A Line of Beauty) başlığı altında gerçekleşti geçen yılki Met Gala.
Bu tartışmalı konu bir yana maalesef geçtiğimiz yıllardaki gibi ikonik denebilecek, hafızalara kazınıp yer edecek bir ünlünün ya da stilin karşımıza çıktığını da söyleyemeyiz. Bir grup ünlünün davet edildiği sıradan bir kırmızı halı etkinliği gibiydi. Birkaç viral an yaşansa da (mesela Jared Vito’nun Choupette kostümü) bunlar internet alemine malzeme verecek içerikler olduğu içindi, giyilen kıyafetler konuşulduğu için değil.

Peki uzun süren bu durgunluğun, eskisini aratan temalar ve kıyafetlerin ardından bu sene damak tadımıza uyacak bir etkinlik yaşanacak mı? Jared Leto’nun iki kafayla gezdiği (sürekli Leto’yu anmamız), Lady Gaga’nın bir değil üç kıyafetle katıldığı, Rihanna’nın o uzun sarı kuyruklu kıyafetinin zihnimize damgalandığı o nefis günlerden bahsediyoruz.
Her yıl Mayıs ayının ilk pazartesi günü düzenlenen Met Gala, bu sene de 6 Mayıs’ta gerçekleşiyor. Ev sahipleri arasında -tabii ki- Anna Wintour, Zendaya, Jennifer Lopez, Chris Hemsworth ve Bad Bunny bulunuyor. Zendaya demişken… Her sene farklı büyük bir filmin başrolü olan Zendaya sadece sinema televizyon alemlerindeki başarılarıyla değil, kırmızı halı stiliyle de kendisinden söz ettiriyor malum. Onun bu alandaki çıkışına da özellikle Met Gala kıyafetleriyle bir süredir izliyoruz. O ikonik Jeanne d’Arc kıyafeti ya da ışıltı saçan Sindirella elbisesi Zendaya’nın bir Met Gala ikonu olacağını kanıtlamıştı zaten bize. Challengers gösterimlerinde giydikleri henüz zihinlerde tazeyken Zendaya’nın bu seneki galada neler giyeceğini merak edip şimdiden heyecanlanmaya başlamamız kimseyi şaşırtmamalı.
Bu sene tema bir öncekilere göre biraz daha farklı işleniyor, yani sergi teması ile kıyafet kodu birbirinden biraz farklı olsa da yine de aynı hissiyat üzerinden birleşiyorlar. Bu senenin sergi teması “Uyuyan Güzeller: Modayı yeniden uyandırmak”. Bu tema için ortalama 250 parça kıyafet Costume Institute’un kalıcı koleksiyonundan çıkartılacak ve bu kıyafetlerin çoğu daha önce hiç sergilenmemiş, narin mi narin tasarımlardan oluşuyor. 17. yüzyılda üretilmiş kıyafetlerden tutun Dior’un 1949 Sonbahar koleksiyonundan parçalara ve Phillip Lim, Stella McCartney ve Connor Ives gibi tasarımcıların 21. yüzyılda hazırladığı koleksiyonlara kadar ana sergi 400 yıllık bir tarihi kapsıyor. Bazı kıyafetler ise giyilemeyecek kadar narin oldukları için AI, video animasyon, CGI gibi farklı teknolojik yollarla izleyicilerin karşısına çıkacak. Gücünü koskoca moda tarihinden alan Costume Institute’a yakışır bir sergi diyebiliriz. Bir nevi katılımcıları zaman tünelinden geçiren bu serginin yanında Met Gala’nın kıyafet kodu ise biraz daha farklı ama yine aynı yolda ilerliyor: Met Gala’nın kıyafet teması The Garden of Time (Zaman Bahçesi).

Yine geçmiş zamandan ilhamını alırken bu tema aslında J.G. Ballard’ın 1962’de yazdığı aynı isimle anılan kısa hikayesinden esinlenmiş. Bu hikaye Kont Axel ve eşi Kontes’in kristalimsi, şeffaf, camsı çiçeklerle dolu bahçesine bakan huzurlu villasında geçiyor. Kont Axel’in villasının çok yakınlarında, rahatsız edici, kaotik bir kalabalık var ve bu kalabalık her geçen an biraz daha villanın duvarlarına yaklaşıyor. Kont huzuru yeniden sağlamak için her defasında bahçesinden zamanı geriye alan bu çiçeklerden birer tane koparmak zorunda kalıyor. Fakat önünde sonunda bahçede hiç çiçek kalmıyor. Hikaye, dikenli belladona bitkilerine dolanmış halde duran Kont ve Kontes’in terk edilmiş ve bakımsız villasına bu pervasız kalabalığın inmesiyle sonlanıyor.
Met Gala iyisiyle kötüsüyle, ünlüler ve ünsüzler çizgisizinin Survivor’dan çok daha kalın oluşuyla, koskoca bir yılın en büyük ve en prestijli partisi olma unvanını hâlâ sürdürmeye devam ediyor. Komedyen Amy Schumer gibi saçma bulup gitmeye devam edenlerin yanında, her yıl severek takip eden bizler, her yıl severek katılan Jared Leto gibi isimler var (kendisi gerçekten de bu konuda müzik kariyerinden daha istikrarlı). Gelgelelim aslında niyet oldukça önemli. Biz ünlüleri ve kıyafetlerini konuşurken bir taraftan da dünyanın en büyük müzelerinden biri olan Metropolitan Museum of Art’ın yüzlerce yıllık koleksiyonuna dikkat çekiliyor. Peki gala gözümüzdeki o kıymetli yerini yeniden kazanabilecek mi? Bahçemizde koparmamamız gereken çiçekler açtıracak mı, hep birlikte göreceğiz.