Karanlık, kaotik ve ihtişamlı bir delilik hali: Wednesday 2. sezon incelemesi

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

Tim Burton’ı ve onun zekasından çıkan bir işi sevmemek çok zor. Öyle zor ki Wednesday’in ikinci sezonunda eksik gördüğümüz ne varsa üzerini tek kalemde çizmeye hazırız. Jenna Ortega’nın başrolünde olduğu dizinin ikinci sezonunda tempo yüksek, oyuncu kadrosu kaotik, görsel efektler her zamankinden canlı. Hikayeye dair şikayetler içindeyiz ama Wednesday’i sevmeye devam ediyoruz.

Alfred Gough ve Miles Millar’ın yaratıcılığını üstlendiği, Tim Burton’ın yönetmen koltuğunda oturduğu Wednesday ekrana ihtişamlı bir dönüş yaptı. Başrolünde Jenna Ortega’nın yer aldığı dizinin birinci sezonunun üzerinden üç yıl geçse de en ince detayları dahi hatırlamanın haklı gururunu yaşıyoruz. Seyirciyi sonsuz çılgınlıklarla dolu fikir dünyasının içine alan Tim Burton’ın, dünyayı katlanılabilir bir yere dönüştürdüğü yadsınamaz bir gerçek artık. O anlatsın, seyirci dinlesin istiyoruz. Ondan öğrenelim ve canavarların, gariplerin, kayıpların ve dışlanmışların arasında kendimize yer bulalım.

Yazının ilerisinde küçük ama tekinsiz spoiler’lar karşınıza çıkabilir, dikkat edin!

Morticia Addams sahnede

Wednesday, dizinin ikinci sezonunda ürkütücü, gotik ve karanlık bir yolculuğa çıkıyor. Kameranın odağı bu defa Wednesday’den ayrılıyor ve yavaş yavaş hikayeye Addams Ailesi de dahil ediliyor. Catherine Zeta-Jones’un canlandırdığı Morticia Addams’ı ekranda daha fazla görmenin sevincini üzerimizden atamıyoruz. Ancak seyircinin anormalliklerine aşık olduğu bu aileyi, mutantların olduğu bir okula getirince Addams Ailesini ilgi çekici kılan özellikler yitip gidiyor. Nevermore Akademisinde herkes mutant ve her şey tuhafken Addams Ailesini diğerlerinden ayıran bir şey kalmıyor. Öte yandan Luis Guzman ve Isaac Ordonez’in ekrandaki enerjisi, dizinin eğilmeye çalıştığı komedi unsurlarını güçlendiriyor, bu sebeple kendi eleştirilerime kulak kapatmam da kolaylaşıyor.

Dosta düşmana bela deyince Wednesday

Wednesday ise bildiğimiz gibi; dosta düşmana bela saçıyor. En sevdiğim kurmaca karakterlerden biri olduğu için her izlediğimde hayran olmayı seçiyorum. Jenna Ortega’nın bu role doğduğu gerçeğini de görmezden gelemeyiz. Ortega’ya karakter oyuncusu demek şu an mümkün değil fakat rolünü dizinin dışında devam ettirme çabası ve karakterle tamamen bütünleşmesi gelecekte ismini daha çok duyacağımızın işareti.

Dizinin senaristleri bu sezonda Wednesday’i başrolden hafifçe çekerek yan karakterlerin hikayelerine ağırlık veriyor. Wednesday’in erkek kardeşi Pugsley, bir zombinin peşine düşüyor; Enid, kurt sürüsünde hayat buluyor; Bianca bir şantajla savaşıyor. Bu hikayelerin her biri – Pugsley hariç – dikkat çekici olmasına rağmen akılda kalıcı bir iz bırakmıyor. Dizi hem genelde hem de birebir özel karakterlerde daha iyi yazılmış bir senaryoya ihtiyaç duyuyor.

Stranger Things bu işin piri midir?

Seyirci bu sezonda da Wednesday’in bir gizemi aydınlatmasını bekliyor; bunu – neyse ki – iyi tasarlanan bir görsel dünya ve estetik bütünlükle izliyor. Dizinin geçtiği Jericho kasabasının sakinleri de geri plana itilmiş, ikinci sezon tamamen mutantlara odaklanıyor. Bu sebeple görsel kompozisyonda, mutantların köşeli karakter yapılarını temsil etmesi adına keskin renk geçişlerinden faydalanılıyor. Görsel aktarımın Netflix’in bir diğer fantastik dizisi Stranger Things’e kıyasla başarılı olduğunu söylemek mümkün. Fakat Stranger Things’in senaryosundaki derin ve detaylı anlatı yapısı, Wednesday’e pek uğramıyor.

Billie Piper’ın hakkını yemezsiniz inşallah

Oyuncu kadrosu da şaşırtmayı sürdürüyor. Fred Armisen’in hayat verdiği Fester Addams’ın kadronun tam zamanlı üyesi olmaması bir hayal kırıklığı sebebi. Ne var ki Billie Piper, Steve Buscemi ve Thandiwe Newton gibi oyuncular senaryodaki tekdüzeliği kırıyor. Billie Piper’ın bir gizem perisi olmak için kadroya dahil olduğu her halinden belli, aksi takdirde senaristlerin çok iyi bir fırsatı kaçıracağı kesin.

Birinci sezonda hikayenin önemli bir parçası olan Enid ve Bianca, ikinci sezonda karşımıza üstünkörü bir şekilde çıkıyor. Bu kararın arkasında senaristlerin odağı Wednesday’de tutma çabası yatıyor. Bu noktada Wednesday’in dizinin ilk sezonunda kendini bir aşk üçgeninin ortasında bulduğunu hatırlatmakta yarar görüyorum. Wednesday’e romantik partner seçme telaşına giren senaristlerin sıkça eleştirildiğini anımsıyor musunuz? O eleştiriler, hikayenin odağının Wednesday’den çıkarak romantik ilişkilere yöneldiğini savunurken ben ölümcül bir kızın biraz mutluluğa ihtiyaç duyduğu fikrindeydim. Hikayedeki romantizm, ikinci sezonda bilinçli bir müdahaleye uğruyor zaten. Zira Wednesday’in takıntı seviyesine gelen Nancy Drew tavırlarının başka bir açıklaması yok.

Tyler ve Wednesday’i harcamayın lütfen

Özellikle birinci sezonda iyi bir arkadaşlık kurduğu Enid’i canlandıran Emma Myers’ın hikayeye katabileceklerinin adeta göz ardı edildiği kanısındayım.  Birinci sezonda bir şekil değiştiren olduğu ortaya çıkan Tyler’ın potansiyelinin harcanması karşısında da canım sıkkın. Dizinin ikinci yarısında oynayacağı rolü bilmemekle beraber, ilk yarıda yalnızca birkaç sahnede yer alması gözyaşlarımın yegane sebebi. Wednesday ve Tyler arasındaki inkar edilemeyecek çekimi senaristler hissetmiyor mu? Çünkü acil hissetmeleri gerekiyor. Hemen hemen her şeye nefret besleyen bir kızın o kadar da nefret beslemediği bir karakterle kurduğu aşk-nefret dinamiği, çözülecek herhangi bir cinayet gizeminden daha ilgi çekici.

Tim Burton’ın aşırı zeki olması şaka mı?

Nitekim Tim Burton’ın prodüksiyon içindeki hakimiyeti bu serzenişlerimi geçersiz kılıyor. Seyirci ikinci sezonu izlerken onun gözünü üzerinde hissediyor. Christina Ricci’den sonra benimsemekte zorlanacağımızı iddia ettiğim Jenna Ortega da seyircinin alıştığı soğukkanlılığını kusursuz bir biçimde koruyor. Wednesday, ikinci sezonda beklentileri yaşatmakta zorlanıyor fakat yazının başında da dediğim gibi Tim Burton’ın kendine has estetik anlayışı olumsuz eleştirilerimi silip süpürüyor.

İkinci sezonun ilk dört bölümü şimdi Netflix’te yayında.

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin