90’lar, 2000’ler ve hatta 2010’lar: Nostaljiyle tutunduğumuz yaşam
Issız Adam tekrar vizyona giriyor, Eternal Sunshine of The Spotless Mind sırada. TikTok ve Twitter’da (X’i asla benimsemeyenler burada mı?) önümüze Aşk-ı Memnu, Yaprak Dökümü ve Muhteşem Yüzyıl edit’leri düşüyor. Eski dönemlere damgasını vuranların dönüşü büyük bir coşkuyla karşılanıyor. (Sezen Aksu albüm çıkardı. Şebnem Ferah’ın olası dönüşü büyük mesele…) Bir parça nefes almak için nostaljiye tutunuyoruz. Nostaljiyle yaşama tutunanlar bu yazıya hoş geldiniz.
Geçen sene X’te Beyaz Show’un tekrar yayınlanacağı haberleri yayılırken bir kullanıcı şunu demişti; “Sen Beyaz Show’u değil 2010’da bir Cuma akşamını özlüyorsun…” O günden beri yaşadığımız daha doğrusu nefes alabildiğimiz alan o kadar daraldı ki; nostaljiye tutunmak elimizden gelen tek şey oldu.

Nostalji, “eski iyi günlere sahip” pek çok insan için içine düşmesi çok kolay bir kuyu. Ona çok fazla tutunmak ise elbette aslında pek de ideal bir durum değil. Ama içinden geçtiğimiz günlerde tutunacak dalımızın eski anılar olması da çok da garip bir durum olmasa gerek. Bana kalırsa bunun en büyük nedeni en son ölen “umudu” kaybetmemek için onu en son nerede canlı tuttuğumuzu hatırlamak. Sonuçta kimse endişe ve kötümserlik içinde yaşarken ya da gelecek günler uykusunu kaçırırken, umudunu canlı tutamaz. Tabii bir de “bugünle” yüzleşmemek istemek ve kaçmak (belki çoğu terapiste karşı çıkan bir fikir olacak ama) o kadar yerinde ki…
Okuma önerisi – Dijital platformlarda nostalji: Geçmiş geçmişteyken güzel, remake’lerde değil
Önce sosyal medyada sıklıkla karşılaştığım(ız) eski dizi edit’leri daha da sıklaşarak dört yanımızı sardı. Günümüzle yapılan karşılaştırmalar, eskiden her şeyin nasıl da daha İYİ yapıldığı konuşulmaya başladı. Eski filmlerin gösterimleri çoğaldı, hatta Issız Adam tekrar vizyona girdiğinde pek çok “yeni” filmin izleyici sayısını egale etti. (Box Office Türkiye verilerine göre tekrar vizyona girdiğinde 50 bin izlenmiş.) Yine 2000’lerin başında yayın hayatına başlayan ve çok sevilen ve bir fenomene dönüşen Sihirli Annem dizisinin filmi “Sihirli Annem: Hepimiz Biriz” 2025 yılının (şu ana kadar) en çok izlenen ikinci filmi oldu. Sezen Aksu’nun yeniden albüm çıkarması o haftanın en önemli gelişmesi olurken, Şebnem Ferah’ın yeniden müziğe dönmesini dört gözle bekliyoruz.
Okuma önerisi – Paşa Gönül Şarkıları albümüne dadandık: Sezen Aksu hem yenilik hem de dinlenmek istiyor
Yani şu sıralar “eski”nin verdiği konforu hatırlamak- daha önce hiç olmadığı kadar- bugünün sıkıntılarından kaçmanın en acısız yolu gibi duruyor. “Yeni” bir şeylerin hayatımıza girmesi hiçbir anlamda o kadar da kolay olmuyor. Nostalji, sadece izlediğimiz değil tükettiğimiz pek çok alanda bizi saran bir kalkana dönüştü.
Psikiyatrist Alper Hasanoğlu, daha her şey bu kadar da vahşileşmeden 2016 yılında Milliyet’te kaleme aldığı yazısında şöyle tanımlıyor nostaljiyi; “Kendimizi güvende hissetmediğimiz zamanlarda eski güzel günleri anarız. Artık var olmayan alternatiflerin idealleştirilerek bilinçdışı bir şekilde özgürlüğümüzün elimizden alınmasına karşı geliştirdiğimiz bir başa çıkma stratejisidir nostalji.” 2025 yılında Türkiye’de başka türlü bir başa çıkma stratejisi inşa etmek çok da kolay değil gibi gözüküyor. Yine de tutunacak bir dal aramak, belki eskisi kadar yüksek sesle olmasa da “buradayım ve devam edeceğim” demek yani umudumuzu öldürmeden nostaljide bir çıkış yolu aramak da bir şeydir. Uzun uzun yolları aşarken verdiğimiz bir nostalji molasının biraz daha zaman almasıdır belki de bu yaşadığımız… Ne dersiniz?