Toplumun en mutlu azınlıkları: Çocuksuz kadınlar

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

London School of Economics tarafından yapılan bir araştırma, çocuksuz kadınların toplumun en mutlu azınlıklarından olduğunu ortaya koymuş. Aynı okulda yapılan başka araştırma ise çocuksuz kadınları “bencil” olarak etiketliyor. Anne olmayan kadın eksik mi, bencil mi, tam değil mi gerçekten?

Yazı ve kolaj: Heja Bozyel

Henüz diğer yaşamsal mevzulardan fırsat bulup kendine yer edinememiş; anneliğin kutsallığı üzerinden işlenen “çocuğu olmayan kadının eksik sayılması” çok da üstünde durulacak bir konu gibi gelmeyebilir size. Üstelik buna gelene kadar açılabilecek ne hashtag’ler var… Yine de nasılsa yarın unutacağız, en azından bugün, çocuk sahibi olmayan/olamayan kadınlar da söz bulsun kendine. Çünkü daha dört-beş yıl öncesine kadar “çocuk da yaparım kariyer de” mottosu ile bir Nil Karaibrahimgil ordusu şeklinde dolaşan kadınlar şimdi sadece demode hatta üzgünüm ama biraz duyarsız… Artık hepsini yaparak kendilerini kanıtlamaya ihtiyaçları yok kadınların.

Evet, annelik doğanın canlılara bahşettiği en kutsal güç. Asla küçümsemek için, sarkastik biçimde söylemiyorum; bitkilerden balıklara, yarasalardan insanlara, sineklerden fillere tüm canlılar (deniz atları hariç) “anne” sayesinde var olurken kimse bunun kutsallığını sorgulayamaz.

Buraya kadar tamam ama kadının “kutsal görevi” midir annelik, yoksa seçimi mi? Kadın anne olunca mı var olur?

Medeni toplumlarda anneliğin bir seçim olduğunu söylemek mümkün. Doğum kontrol yöntemlerine rahatça erişebilen, kürtaj hakkına sahip olan kadınlar için, var olmanın tanımı annelikle eşleşmiyor. Tercihen anne, tercihen kadın, biyolojik olarak olmasa da ruhen kadın ve tercihen çocuksuz olabilme, ötesinde tüm bu tercihlere saygı duyulması özgürlüğü imrenilesi bir durum. Hiç kuşkusuz ki gelecekte tüm toplumlar böyle olacak. Şimdilik sadece ileri medeniyetlerde ve teknolojik ya da yaşam biçimi açısından “ilkel” sayılan ama Türkiye gibi ülkelerden çok daha medeni olan kabile toplumlarında kısmen mevcut.

İnsan neden çocuk sahibi olur, bu dünyaya çocuk getirilir mi gibi konulara hiç girmeyelim ama gerçekten çocuk istemeyen kadın var mıdır diye sorarsanız cevap hazır: Elbette var. Binlerce, her geçen gün artan sayıda. Tam da bu satırları yazan kadın, çok uzun süre çocuk sahibi olmak istemedi örneğin.

Çocukları sevmediğim için değil. Aksine! Bebeklere, dört-beş yaşa kadar çocuklara, özellikle haylaz erkek çocuklarına bayılıyorum! Siz doğurun, ben zevkle bakar, beş yaşında size anahtar teslim yaparım.

“Sorumluluk almaktan kaçıyorsun” suçlamanızı yapmadan önce bir durun. Çocuk sahibi olmak istemeyen kadınlara en çok yüklenen iddia bu. Çocuğu olan alkolik babalar, çocukları olduğu için boşanmak istemeyen ama mutsuz ve bu mutsuzluğunu ister istemez çocuklarına yaşatan anneler, ilgisiz kocasına karşı çocuğunu silah olarak kullananlar, çocuğuna çocukluğunu yaşatmayan şiddet dolu babalar… Bu insanlar bilinçli olarak çocuk sahibi olmamayı seçen kadınlardan daha mı sorumluluk sahibi? Sırf çocuk sahibi oldukları için…

“Hayatını yaşamak istiyorsun, bencilsin” diyebilirsiniz, hayatını yaşamak istemek, kendini seçmek suçmuş gibi… Bilinçsizce, sırf yaşamın düzeni genelde öyle diye belli bir yaşta çocuk yapıp yaşlanınca onların sana bakmasını beklemek, “ileride yalnız kalmamak için” çocuk yapmak bencillik değil ama çocuğa uygun olmayan bir hayata çocuk getirmek bencillik…

Fakat savınız buysa bazı araştırmalar da sizi destekliyor. 2014 yılında London School of Economics, evrimsel sosyolog profesörü Satoshi Kanazawa’nın yürüttüğü çalışmanın sonuçlarına göre zeka seviyesi daha yüksek kadınlar çocuk doğurmak istemiyor. Zeki kadınların çocuk yapması ortalama düzeyde zekaya sahip kadınların düşük IQ’lu çocuklar yetiştirmelerine ve toplumun ortalama zekasının düşmesine yol açıyor. Kadınların seçimleri nedeni ile toplum zekasının seviyesinin düşmesine sebep olmaları nedeniyle araştırma, çocuk yapmayan kadınların bencil olduğu sonucuna varmış.

“Ya sonra pişman olursan?”

Bakın bu haklı bir soru… Ya sonra pişman olursam? Pişman olursam kuzenlerimi, arkadaşlarımın çocuklarını severim, pişman olursam dünyaya getirilip bir başına bırakılmış milyonlarca çocuktan birini evlat edinirim… Pişman olursam daha çok hayvan sahiplenirim. Bolca ağlarım, belki kendime kızarım… Ama çocuğu olduktan sonra depresyona giren, çocuğu olduğu için pişman olan ve tabu olduğu için, kutsal anneliğe laf söylemek ayıp olduğu için bunu içine atan, çocuğuna nefret kusan, ileride kendini sürekli “istenmeyen” hissedecek, sorunlu bireyler yetiştirmek yerine kendi kendime yaşarım acımı.

Ki yaşamaktayım. Bazen, hormonlarım coştuğunda, 40’tan sonra anne olmanın zorluklarını düşündüğümde, hayvanları, arkadaşlarımın çocuklarını bu derece çok sevebiliyorsam kendi çocuğuna duyulan sevgi nasıl muazzamdır hayal ettiğimde gözlerim dolmuyor değil. Ama bunlarla kendi kendime yüzleşiyorum, kalbimde dünyadaki tüm çocuklar için ne kadar çok sevgi olduğunu hissedip mutlu oluyorum. Her jinekolog ziyareti sonrası doktor yumurtalıklarımın iyi durumda olduğunu söylediğinde gizliden gizliye rahatladığımı da itiraf edebilirim.-

Oysa yine London School of Economics tarafından yapılan bir araştırma, çocuksuz kadınların toplumun en mutlu azınlıklarından olduğunu ortaya koyuyor. Davranışsal Bilimler profesörü Paul Dolan’ın yürüttüğü uzun soluklu çalışmaya göre, “Eğer erkekseniz evlenseniz iyi edersiniz ama kadınsanız hiç uğraşmayın.” Happy Ever After (Sonsuza Dek Tek Başına Mutlu) kitabının da yazarı Dolan, evli, evlenmemiş, boşanmış, ayrılmış ve dul bireyler üzerinde yaptığı araştırmada erkeklerin evlenerek risk oranlarını azalttığını daha sağlıklı olduklarını ortaya koymuş. Öte yandan orta yaşlı evli kadınlar fiziksel ve mental olarak bekar yaşıtlarından daha büyük risk altındalar. Fakat tüm bu artılarına rağmen; “Tüm dünyadaki genel algı ve söylemler nedeniyle anne olmanın başarı ile özdeşleşmesi çocuksuz kadınların mutsuz hissetmesine yol açmakta” diyor Dolan.

Çocuksuz olan kadına acıyarak, küçümseyerek, eksik olduğu düşünülerek bakılması işin en yorucu kısmı. Çünkü yeterince gardınızı almadıysanız bu küçümseme tuzağına düşüp yolda bebek pusetini dolmuş şoförü edasıyla süren kadınların yanında kendinizi kırılgan hissedebilirsiniz. Toplum bunu istiyor, herkes gibi olmanızı, kariyer hırsı ya da kendi değerleriniz yahut başka bir nedenle çocuk yapmadıysanız sizi tehdit olarak algıladığı için psikolojik tuzaklar kuruyor.

Amerika’da yapılan bir araştırma sonucunda, annelerin ve koşullar nedeniyle anne olamamış kadınların daha sevgi dolu algılandığı sonucuna varılmış. Şaşırmadık. Aynı araştırmaya göre toplum annelere yardım etme isteği duyuyor, çocuk sahibi olmak isteyip “olamamış” kadınlara karşı acıma duygusu; gönüllü çocuksuz kadınlara karşı ise kıskançlık, iğrenme gibi duygular besliyor.

Türkiye’de ise rahmetli Prof. Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın çeşitli şehirlerden 322 katılımcıyla düzenlediği bir araştırma, özellikle daha cinsiyetçi insanların gönüllü çocuksuz kadınlara karşı negatif önyargılara sahip olduğu ortaya koyuyor. Daha yüksek öğrenim seviyesine sahip ve daha genç insanlar ise gönüllü çocuksuzluğa karşı daha olumlu bir yaklaşım sergiliyor.

Şimdi sorumluluk, giderek azalan sayıdaki genç nüfustan bilinçli anne olmayı seçenlerin çocuklarının omuzlarında.

  • Her uterusu olan insan anne olmak zorunda değildir.
  • Anne olmak her kadını “tam” yapan, kadın yapan unsur değildir.
  • Kadın olmak için uterusa sahip olmak da gerekmez.
  • Her anne olan kadın da kutsal değildir.
  • Anne olmak ayrıcalık doğurmadığı gibi anne olmak isteyip fiziksel ya da yaşamsal nedenlerle olamayan kadınlar zaten kendi içlerinde yeterince fırtınayla boğuştukları için “acımak” yapılabilecek en acınası hareket olur.

Bunlar gibi öğretilerle yetişecek çocukların kuracağı toplumlarda ayıp olan kadının yaşını sormak değil; “Çocuk düşünüyor musunuz, çocuğun yok mu, çocuk istemiyor musun” diye sormak ayıp olacak.

Gerçi yapılan araştırmalar doğruysa yeni nesil daha aptal olabilir ve hükümetleri korkutan genç nüfus düşüşü bir anda yükselişe geçebilir… Yine tüm dünyanın geleceği kadınların yükü oldu, iyi mi?

NOT: Yaşım 41. Bir köpek annesiyim. Olsam çok iyi bir anne olurdum, eminim. Uğur böceklerine basmamak için dikkatli yürüyen, leyleklerin göç dönemlerini bilen, dünyayı gezerken kimseyi yargılamayan, tanımaya çalışan çocuğum/çocuklarım olurdu. Ama olmadığı için yalnız, eksik, zavallı ya da tehlikeli değilim. Uteruslu ve uterussuz, çocuklu ya da çocuksuz tüm kadınlara daha iyi toplumlarda yaşanacak günler dilerim.

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin