Bu yaz iyi korku yaptı: Weapons film incelemesi

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

Bir komedi oyuncusundan, filmleri için gün sayılan bir ‘’tür yönetmeni’’ olmaya uzanan, o kadar da uzun olmayan bir yol. 2022’de ilk korku yönetmenliği denemesi Barbarian ile huzurlu uykularımıza göz diken Zach Cregger’ın yeni filmi Weapons’a dadandık bugün.

Hatırlarsınız, ülkemizde vizyona girmediği için Disney+ platformunda izlediğimiz Barbarian, çıktığı dönemin en konuşulan işlerinden biri olmuştu. Bir iş görüşmesi sebebiyle Airbnb evi tutan ve kendi kendine giriş yaptığı evin ürkütücü bir adama daha kiralandığını öğrenen Tess’in kısa sürede, evdeki en korkunç şeyin bu adam olmadığını keşfetmesini anlatıyordu film. Bu yazıyı okuyan tüm kadınların da çabasızca empati kurabileceği üzere, ‘’tekinsiz bir ortamda yalnız hisseden kadın’’ fikri, filmi izlemeden yeterince gergin ve huzursuz edici bir atmosfer sunuyordu. Buna bir de Zach Cregger’ın komedi kökenli olmasından ileri gelen kara mizah yetenekleri de eklenince film büyük ilgi gördü ve kısa sürede geçtiğimiz beş yılın en popülerleri arasına girdi.

Çıtayı en başından yükseğe koyan yönetmenin bir sonraki projesi de merak konusuydu. Öyle ki film henüz senaryo aşamasında büyük sansasyon yarattı. 2023’te senaryo tamamlandıktan sonra Get Out, Us, Nope gibi filmlerin yönetmeni Jordan Peele’in (kendisi türün son yıllardaki en sağlam isimlerinden biri) Universal bünyesinde bulunan yapım şirketi Monkeypaw ve Warner Bros altında temsil edilen New Line, filmin yapım ve dağıtımı için teklifte bulundular. Bu yarışı 7 milyon dolarla kaybeden Jordan Peele, uzun yıllardır onu temsil eden menajerleriyle yolları ayırdı. Kariyer geçmişi Cregger ile benzerlik gösteren, iyi korkunun kokusunu alan Jordan Peele’in bu derece hırs yapması ve filmi kaybedince kahrolmasını, açıkçası filmi gördükten sonra daha iyi anladım. Çünkü Weapons biraz da sönük geçen 2025 sinema yılına ilaç gibi gelen, kendi genre’ının başyapıtları arasında olmaya aday bir film.

Bundan sonra sizi usul usul ürkütecek spoiler’lar karşınıza çıkabilir, aman dikkat!

Küçük bir kasabada aynı gece, aynı saatte tam 2.17’de, aynı sınıftan 17 çocuk yataklarından kalkar; evlerinden çıkar ve karanlığın içinde kaybolurlar. Alex isimli tek bir çocuk hariç. Genç öğretmen Justine’in sınıfından tüm çocukların ortadan kaybolması kısa süre içerisinde okları ona çevirir. Kendisine taraf alan velilerin psikolojik şiddetini görmezden gelmeye çalışırken, bir yandan da gizemi çözmenin tek yolunun Alex ile iletişim kurmak olduğuna inanır Justine. Biz izleyiciler, tam ana karakterimizle bağ kurmaya, ona yapılanın haksızlık olduğuna inanmaya ve filmi onun perspektifinden izleyeceğimize ikna olmaya başlamışken, yönetmen bizi şaşırtıyor.

Aynı günleri, aynı olayları, aynı kaosu farklı farklı karakterlerin gözünden izlemeye başlıyoruz. Çocuğu kaybolan ve bu süreçte eşiyle de arası bozulan Archer, polis memuru Paul, bir bağımlı, küçük Alex, okul müdürü derken olayları başka gözlerden izliyor ve olanları üst üste koyarak sonuca kendi çabamızla ulaşmaya çalışıyoruz. Her 20-30 dakikada bir başlayan yeni bölümde, düğümleri çözmeye başladıkça olayın bir parçası gibi hissediyor, ‘’Bunu nasıl fark etmedim az önce?’’ diye kendimizi suçlarken buluyoruz.

Olaylar birbirine girerken, bir yandan hiç de çiğ durmayan ve beklenmedik yerlerden gelen jump scare’ler seyircinin arasında garip bir bağ kurup etkileşim halinde olmasını sağlıyor. Tam da bu sebeple, Weapons bana kalırsa sinemada izlenmesi gereken bir film. Tüm bu gerilime filmin doğal komedisi de eklenince, duygular arasında sürüklenen 30-40 kişi ile bir arada olmak filmin seyir zevkini iki katına çıkarıyor. Bu, öylesine eklediğim bir yorum değil. İnanın Weapons, gündüz sahnelerinde bile tekinsiz hissettiren o atmosferine rağmen çok komik bir film. Korkarken bir anda kendimizi kahkahalar atarken bulduğumuz, sonra yeniden korkmamız gerektiğini hatırladığımız ve bunu hiç de yapay hissettirmeden yaşatan o kadar çok sahne var ki.

Filme dair en iyi şeylerden biri de kuşkusuz oyunculuklar. Ozark ile üç sene arka arkaya Emmy kucaklayan Julia Garner, yaşayan efsane Josh Brolin’den beklentilerimiz tabii ki çok yüksekti ve büyük tatminle karşılandı. Ancak filmin yıldızları, yaşadığı travmatik olayı büyük bir sükunetle derinden hissettiren Alex’i canlandıran 9 yaşındaki Cary Christopher ve ikinci yarıdan itibaren filmin ana karakteri olan Gladys Teyze’yi canlandıran Amy Madigan. 74 yaşında, bir an bile düşmeyen performansıyla kendine hayran bırakan Madigan, karakterinin etkisini sağlamlaştırmak için PR sürecinde hiçbir davete katılmamış ve vizyon tarihine dek tek bir röportaj dahi vermemiş. Bu muhteşem oyunculuk kesinlikle ödül sezonunda değerlendirilmeyi hak ediyor ancak Hereditary’de hakkı yenen Toni Collett’ten sonra Weapons’a da hakkının teslim edilmeyeceğini düşünen tarafım daha ağır basıyor maalesef.

Kimilerine göre beklentinin altında kalsa ve sosyal medyayı ikiye bölse de Weapons, bir kitap okur gibi akan senaryosu; komedi, korku ve dramı harmanlayan dinamizmi ve Barbarian’ı aratmamak için varını yoğunu ortaya koyan Cregger’ın yüzü suyu hürmetine kesinlikle bu yazın kaçmaması gereken filmlerinden biri.

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin