5 maddede dadandık: Haftalık popüler kültür raporu (26 Mayıs – 4 Haziran)

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

Geçtiğimiz günlerde dadandığımız ama çok tembel olduğumuz için yazmaya üşendiğimiz birkaç popüler kültür haberi…

1) Özgürlük Filosu teknesi Madleen, 12 aktivistle birlikte Gazze’ye doğru yola çıktı

Greta Thunberg ve Fransız parlamentosu üyesi Rima Hassan’ın da aralarında bulunduğu 12 aktivist 1 Haziran pazar günü Gazze’ye doğru yola çıktı. Aktivist grup yolculuğuna Özgürlük Filosu Koalisyonu tarafından işletilen yelkenli tekne Madleen ile Sicilya’nın Katanya limanından başladı.

Aktivistler Pazar günü düzenlenen basın toplantısında Gazze Şeridi kıyılarına ulaşmaya çalışacaklarını, yardım götürmeyi ve devam eden insani kriz konusunda “uluslararası farkındalık” yaratmayı amaçladıklarını söylediler.

Mayıs ayı başında Özgürlük Filosu Koalisyonu’nun Gazze’ye giden yardım gemisi Conscience Malta yakınlarındaki uluslararası sularda iki drone tarafından saldırıya uğramıştı.

Greta Thunberg basın açıklamasında yaptığı konuşmada şöyle dedi: “Bunu yapıyoruz çünkü karşımızdaki engeller ne olursa olsun denemeye devam etmeliyiz. Çünkü denemeyi bıraktığımız an insanlığımızı kaybettiğimiz andır. Ve bu görev ne kadar tehlikeli olursa olsun, canlı yayınlanan soykırım karşısında tüm dünyanın sessiz kalması kadar bile tehlikeli değil.”

Bu arada, Game of Thrones dizisinden tanıdığımız Liam Cunningham da Madleen’i uğurlamak ve dayanışmak için Katanya’da bir araya gelen yerel ve uluslararası destekçilerden oluşan o büyük kalabalığın arasındaydı.

Yolculuğu bir hafta sürecek tekneyi canlı olarak şu bağlantıdan takip edebilirsiniz.

2) Harry Potter dizisinin altın üçlüsü açıklandı.

HBO’nun yeni Harry Potter dizisinin kadrosu büyük oranda tamamlandı. Her sezonda bir kitabın anlatılacağı ve serideki kitaplar kadar (yani yedi sezon) sürecek olan Harry Potter dizisinin çekimleri bu yaz başlıyor. HBO geçtiğimiz günlerde dizinin altın üçlüsü Harry, Ron ve Hermione’yi canlandıracak oyuncuları açıkladı.

HBO geçen yıl bu üçlü için açık çağrı yapmış ve 300 binden fazla çocuk seçmelere katılmıştı. Muhtemelen uzun yıllar boyunca popüler kültürde büyük yer tutacak üç yeni oyuncuyla tanışmış olacağız bu dizi sayesinde.

Bu arada altın üçlü açıklanır açıklanmaz internet ahalisi her konuda olduğu gibi çıldırdı, ırkçılık ve şekilcilik trenine atlayıverdi. Çocukların dış görünüşleri üzerine böylesine pervasızca yorum yapılan bir dünyada yaşadığımıza inanamıyoruz bazen. Yok çirkinlermiş, yok tuhaflarmış… Hermione’yi canlandıracak Arabella Stanton hakkında da korkunç ırkçı yorumlar yapıldı. Sinirimden hastaneye kaldırılmamak için bakmayı bıraktım.

Bu tatlı çocuklara kariyerlerinde başarılar diliyoruz. Umarız aileleri onları internet aleminin ve abuk sabuk gazetelerin karanlık cehenneminden koruyabilir ve bir güvenlik ağı oluşturabilirler. Emma Watson, Rupert Grint ve Daniel Radcliff dünyanın en ünlü çocuk oyuncuları olmalarına rağmen, bu süreci diğer çocuk oyunculara göre az hasarla atlattılar. Uyuşturucuya bulaşmadan, skandala karışmadan büyüdüler. Bunu da Hollywood’dan uzakta, daha küçük bir çevrede yaşamalarına borçlular muhtemelen.

Tabii Harry Potter dendiği anda J.K. Rowling’in adını anmadan geçemiyoruz. Bu gibi projelerin transfobik Rowling’in cebini doldurmaya devam edecek olması çok can sıkıcı. Bu açıdan diziye tamamen sırt çevirmek de mümkün. HBO’nun Rowling’le arasını mümkün olduğu kadar açmasını diliyoruz.

Okuma önerisi – İdollerimizi öldürme vakti gelmedi mi: J.K. Rowling ve transfobik söylemleri

Son not olarak bu konuda Claire Dederer tarafından yazılan Canavar: Hayranların İkilemi kitabını önerebiliriz. Kitap “canavar” sanatçıların çok sevdiğimiz eserleriyle ne yapacağız sorusunu tartışıyor. Judith Butler ile bu konuda yapılan röportajı da buraya bırakalım.

3) Taylor Swift ilk altı albümünün haklarını geri aldı!

Taylor Swift ilk altı albümünün master kayıtlarını geri aldı! Olayı hala bilmiyorsanız önce sizi aşağıdaki yazıya alalım.

Okuma önerisi – Senden önce, senden sonra: Taylor Swift müzik endüstrisini nasıl alt etti?

Özetle Taylor Swift’in eski plak şirketi Big Machine, ilk altı albümünün haklarını 2019 yılında müzik menajeri Scooter Braun’a satmıştı. Ertesi yıl da Braun kataloğu 300 milyon dolar karşılığında Shamrock Capital’e devretmişti.

İşte tüm bu dramanın sonunda Taylor ilk altı albümünün master kayıtlarını Shamrock Capital’den geri aldı. Tüm şarkılarının lisans haklarına sahip oldu. Bunu da “You belong with me” mesajıyla duyurdu.

Web sitesinde yayınladığı mektupta şöyle diyor: “Merhaba. Düşüncelerimi tutarlı bir hale getirmeye çalışıyorum ama şu anda zihnim sadece bir slayt gösterisinden ibaret. Size bu haberi verebilmek için hayal kurduğum, dilediğim ve özlemini çektiğim tüm zamanların bir flashback dizisi. Her seferinde çooook yaklaşmıştım, elimi uzattım ama bir türlü başaramadım. […] Ama artık hepsi geçmişte kaldı. Şimdiye kadar yaptığım tüm müzik… artık bana ait…”

Taylor’ın albümleri için ne kadar ödediği bilgisi net değil. People dergisi ödemenin bir milyar dolardan az olduğunu, Billboard ise 360 milyon dolara yakın olduğunu yazdı. Yani bizim için fark etmiyor, çok işte. Hayırlı uğurlu olsun diyelim.

4) Sydney Sweeney’nin “duş suyundan sabun” girişimi

Sydney Sweeney, erkek sabun şirketi Dr. Squatch Soap ile iş birliğine imza attı. Sınırlı sayıda üretilecek olan sabunların ana malzemesi Sydney’in duş suyu olacakmış!

“Siz istediniz”, “çok talep vardı” gibi açıklamalar yaptılar bir de. Pardon da her saçma talebe böyle tuzlukla koşacak mısınız?

6 Haziran Cuma günü satışa çıkacak olan sabunlar 5 bin adet üretilecek ve tanesi 8 dolardan satılacak. Yani asıl amaç satıştan elde edilecek gelir değil, büyük bir reklam kampanyası yapmak.

Bu arada Twitter’da “Sydney feminizmi 400 yıl geriye götürdü” gibi yorumlar gördüm. Saçmalamayın ve abartmayın. Feminizm zaten asla geriye gitmez. Ama “kadın bedeni, satış, metalaşma” kelimeleri zihnimizde dolanıyor, kekremsi bir tat bırakıyor. Bilemiyoruz, bilemiyoruz. Daha Saltburn filminin malum duş suyu sahnesinin travmasını yeni atlamıştık biz.

5) Jonathan Anderson Dior’un yeni kreatif direktörü oldu.

Popüler kültür ile modanın kesişim kümesinde son birkaç yıldır anlı şanlı bir yere sahip Jonathan Anderson. Challengers filminin kostümlerinden (geçen yıla damga vuran tenniscore’a bir selam), Harry Styles’ın o meşhur hırkasına, internet alemini yakıp geçen pek çok kıyafet onun imzasını taşıyor. Haliyle tam 11 yıl boyunca yaratıcı direktörlüğünü üstlendiği Loewe’den ayrılınca bu genç moda dâhisinin neler yapacağı büyük bir merak konusu olmuştu.

Okuma önerisi – Challengers ve Loewe etkisi: Kortların gücü adına tenniscore’a dadandık

40 yaşındaki modacının JW Anderson adlı bir markası da var, yani bir an bile boş durmuyor zaten ama hangi köklü markayı yeniden canlandırıp soluklandıracağı dört gözle bekleniyordu. (“Merakla”,  “dört gözle” diye diye bir hal olduk ama dadanmak büyük heyecanları da beraberinde getirir işte…) Ve sonunda büyük haberi Instagram paylaşımıyla duyurdu Jonathan Anderson ve Dior’un hem kadın hem erkek giyiminin başına geçerek bir ilke imza attı.

Markanın tarihinde daha önce hiç kimse aynı anda hem kadın hem de erkek koleksiyonlarının başına geçmemişti. Jonathan Anderson’ın bu çifte rolü üstlenmesi, ona duyulan güvenin ne kadar büyük olduğunu da gösteriyor. Sınırları zorlayan, pop kültürle moda arasında gidip gelen işlerini düşününce Jonathan Anderson’ın Dior’da büyük bir değişimin başlatacağını şimdiden söyleyebiliriz.

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin