Challengers ve Loewe etkisi: Kortların gücü adına tenniscore’a dadandık

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

Senenin en büyük filmlerinden biri olan Challengers, daha paylaşılan ilk görselle birlikte tüm sinema severleri ve Zendaya sevdalılarını Dune’dan çıkarıp bugüne (ehe ehe) ve tenis alemlerinin o hırslı dünyasına çekiverdi. Challengers, tenise paralel şekilde yürüyen bir aşk üçgenini (gerçek bir aşk üçgeni) tüm cazibesiyle anlatmaya çalışan, durmak bilmeden tenise övgüler sunan bir film; tenisi umursayan veya umursamayan herkesin dikkatini de bir şekilde dikkatini çekmeyi başardı.

Filmin tanıtımlarından tutun teaser’larına tenis ve tenis estetiğini gündemde uzunca bir süre tutmayı başarmış olmalılar ki tenise dair yapılan güzellemeler de farklı kollardan etrafı sarmayı başladı: TikTok’ta tenisin ne kadar harika bir spor olduğunu anlatan amatör ve profesyonel tenis oyuncuları, tenniscore akımı, tenis etekleri ve filmin ışıklı ve satüreli görüntü estetiğiyle çekilen videolar… Tabii ki bir de Zendaya… O olmasaydı bunlar olur muydu bilmiyoruz. Şu sıralar en çok konuşulan isimlerden biri, hatta belki de sadece kendisi. Tenis toplarının sarı yeşil renginden aldığımız güçle internet alemindeki tenisleşen hayatlara ve aşklara, Challengers’a ve etrafımızda yarattığı etkiye dadanıyoruz.

Kortlar, aşklar ve üçgenler

Challengers bir aşk hikayesi. Fakat kim, kime, neye ve nasıl aşık bunu filmde tam anlamıyla kestirmek pek de mümkün olmuyor. Çekimler tamamen tenise bir övgü havasında; hayatı ve aşkı aynı tenis gibi, tenisi de hayat gibi anlatıyor.

Challengers bir aşk hikayesi. Fakat kim, kime, neye ve nasıl aşık bunu filmde tam anlamıyla kestirmek pek de mümkün olmuyor. Çekimler tamamen tenise bir övgü havasında; hayatı ve aşkı aynı tenis gibi, tenisi de hayat gibi anlatıyor. O süslü ve çok da elit kalan bu iki kişilik sporu kortların ardına da taşıyor Luca Guadagnino. Aynı zamanda film kronolojik olarak değil, sanki bir tenis maçı gibi bir ileri bir geri giderek sakin sakin başlayıp tansiyonu yükselterek ilerliyor. Call me By Your Name, Bones and All, A Bigger Splash gibi filmlerinden aşinayız zaten; yönetmen Luca Guadagnino aşk ve hayatın kesiştiği o tekinsiz yerleri, ne kadar karmaşık olursa olsun basitçe anlatıveriyor biz izleyicisine. Challengers’ta da değişen çok bir şey yok. Her tarafın başka bir tarafa çekim hissettiği, her kişinin birbirine gönül bağı olduğu kısır döngü gibi bir aşk üçgeni var burada. Bu üçgenin karşısında bir de tenis ve ona olan aşkın sembolünü görüyoruz.

Karakterlerin birbirlerine olan aşklarının karşılıksızlığı elde etmek istediklerinin önüne geçerken tenise olan aşkları da onlara tam olarak istediklerini veremiyor. Bu sebeple birbirlerine tenise olan aşkları üzerinden de bağlanıyorlar. Herkes birbirinin sahip olmadığı şeylere sahipken, kimse istediği gibi bir bütün olamıyor. İşte gerçek bir aşk üçgeni! Patrick (Josh O’Connor) karakterinin ihtiyacı olan her şeye olmasına rağmen potansiyelini harcaması, aslında üçgenin diğer tarafındakilere göre çok daha iyi olabilecekken sakatlandığı için spora devam edemeyen Tashi (Zendaya) ve bu sporu delicesine seven ama diğer ikisi kadar doğuştan tenisçi olmayan Art (Mike Faist). Hepsinin birbirlerine olan aşkları da tenise olan aşklarıyla paralelken her tartışmanın sonunda duyduğumuz cümle şu oluyor: “Şu an tenisten mi bahsediyoruz?”.

Zendaya etkisi her daim

Özellikle Zendaya’nın büyük bir topluluk figürü haline geldiği bu dönemde giydikleri sundukları ve konuştuklarıyla her dakika gündem konusu olması birçok markayı da beraberinde taşımış ve kendisiyle birlikte yükseltmiş oldu. Business of Fashion’ın yaptığı bir grafiğe göre Challengers’ın kostümlerinin tasarımını yapan Loewe, özellikle Zendaya’nın kırmızı halıda giydikleri üzerinden sadece dört hafta içinde medya etki değerinden 8.8 milyon dolar elde etti. Aynı zamanda Loewe’yi 5.5 milyonla Louis Vouitton, 3.7 milyonla Bulgari de takip etti.

Loewe’nin dahiyane tasarım ve fikirleri

Challengers’ın Londra’daki prömiyerindeki kırmızı halı stilleri ve özellikle Zendaya’nın tenis toplu Loewe stilettoları bir süre daha popüler kültürün hafızasında canlı canlı yer etmeye devam edecek. Oldukça camp, esprili ama bir o kadar da garip bir şekilde klasik hissettirirken kafamızı biraz karıştırdığını söyleyebiliriz. Zaten Jonathan W. Anderson imzalı kıyafet ve aksesuarların yarattığı genel bir hissiyat bu. Sıra dışı olması ”bu gördüklerimiz gerçek mi?” dedirtirken bir noktadan sonra estetiğiyle zihnimizi ele geçirmeye başlıyor.

Filmin kırmızı halılarından sonra ise Met Gala’da Anna Wintour dahil olmak üzere pek çok kişinin kıyafetini üstlenen Loewe, galaya damgasını vuran markalardan oldu. Zendaya seçimini bu sefer Galliano’nun eşsiz tasarımlarından yana kullansa da Mike Faist minik taşlı bir turpla, Josh O’Connor ise upuzun kuyruklu kont vari kombiniyle galaya katıldı. Met Gala bir kenara Loewe de aynı film kadar başarılı bir halkla ilişkiler stratejisi kazandı bu şekilde. Zaten markanın kreatif direktörü Jonathan W. Anderson bu işi çok iyi biliyor. Markanın hiçbir pazarlama ve PR stratejisi ‘klasik’ olmadı. Tenisi bir trend haline getiren tüm bu sezonda onun ve Loewe’nin de parmağı var şüphesiz. Bir Luca Guadagnino filminin kıyafet tasarımını üstlenme fikri bile başlı başına takdire şayan.

Core’lar, core’larımız

Şimdiyse havalar ısındı, turnuvalar, olimpiyatlar yakında, etekler dolaplardan “sıra bize ne zaman gelecek” diyerek gülümserken tabiri caizse “tenniscore” 2024 yazını ele geçirecek gibi görünüyor. Minimal ve oldukça konforlu kıyafetleriyle her daim biraz moda olan tenis filmin etkisiyle birleşince dolaplarda daha da geniş bir şekilde yer edecek gibi gözüküyor. Haliyle Armani, Gucci, Cucinelli, Tory Burch gibi markaların tenis ve spor tasarımları bu alanda çok da yeni olmasalar da belki de ilk defa bu kadar dikkat çekti.

Filmden ilham almış trendlerin arasında ilgi çeken bir kıyafet daha vardı: Aslında tenise değil de filmdeki karakterler arası aşka ithafen tasarlanmış olan “I Told Ya” yazılı tişört. Bunun da tasarımını üstlenen Jonathan W. Anderson sonrasında tişört ve sweatshirt olarak bu tasarımın bir serisini çıkardı; bu tişört şu anda 225 sterlinden satılıyor.

Öte yandan her yerden bir “core” ve “estetik” fışkıran trend çılgınlığında neyi takip edeceğini şaşıran bizler, aynı hikayelerin başka isimlerle anlamlandırılmasıyla kimlik bunalımına giren gençler ve trend takip etmekten bıkan yetişkinlerle soruyoruz: Her ay estetiğimizi değiştirmeye gücümüz, paramız ve dikkatimiz yetiyor mu?

@sarahhkrueger

love tenniscore 🎾 #challengers #challengersmovie #zendaya #tenniscore

♬ original sound – SARAH K.

Giderek hızlanan trendler bizi takip edilesi şeylere mi sürüklüyor yoksa takip edemeyeceğimiz şeylerin umutsuzluğuna mı, pek de emin olamıyoruz. E-girl, clean girl, cottagecore, dark academia, coastal grandmother, warm girl ve daha niceleri. Kendimizi bir şeyin parçası ya da bir kimliğe ait hissetmemizi ya da en basitinden modayı takip etmemiz adına bize heyecan veren bu mikro trendler bir yere kadar hayatımızı eğlenceli kılıyor tabii ki. Daha hiç eline raket almamış kimilerine bir heyecan, bir motivasyonken hali hazırdaki tenis oyuncularına ise iyi oldukları şeyi sergilemeleri için bir olanak gibi filmle birlikte yükselen tüm bu muhabbetler. Ama özetle konu şu ki gözler Zendaya’nın üzerinde, o ne yaparsa moda, zaten bakmamak da mümkün değil.

@kristinarodulfo

Tenniscore is taking over beauty and I’m HERE FOR IT! 🎾 Bows, braids, and more trends I think we’ll see more of as the sport gains more popularity than ever (thanks in no small part to the tennis-centered @Challengers Movie starring #Zendaya and all the looks she’s been *serving*). I especially loved the white bow + braided ponytail #UrsulaStephen did at the London premiere 💯!! Tenniscore beauty at its finest 😍 . . #tennis #tenniscore #challengers #challengersmovie #tennistok #zendayaedit #zendayastyle #tennisoutfits #tennisfashion #tennisgirl

♬ original sound – Kristina Rodulfo

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin