Harry Potter’ın dizisi neden çekilmemeli?
Harry Potter’ın bir gün yeniden beyazperdeye ya da televizyona uyarlanacağını biliyorduk. Sadece bu kadar hızlı ve kısa sürede olacağını düşünmemiştik. Büyücülük Dünyası’nda gergin bir bekleyiş var. HBO Max, mükemmel bir iş çıkarsa dahi hiçbir zaman yeterince mükemmel olmayacak gibi bir kaygı içimizdeki.
HBO Max’in, Harry Potter’ın dizisini neden çekmemesi gerektiğine dair nedenleri sıralayacağımız fikir yazısına hoş geldiniz. Sevgili okurlar, bu yazının ne kadar tartışma yaratacağını düşünmekten yazıyı yazamadığımı fark ettim. Bu düşünce mesaisine karşılık vermenizi rica ediyorum, gelin birlikte tartışalım.
Sebeplerimizi sıralamaya başlamadan önce yazarınızın 13 Temmuz 2011’de “bozulmaz yemin” ettiğini söylemeliyim. Ölüm Yadigarları Part II’nin gösterime girdiği o karanlık günden bahsediyorum tabii ki. Hayatım boyunca Harry Potter okuyacağıma, filmlerini izleyeceğime, gelecek kuşaklara bu mirası aktaracağıma dair verdiğim bozulmaz yemini bozarsam başıma neler geleceğini anlatmama gerek var mı? Ne var ki Rowling’in yıllar içinde bizi maruz bıraktığı, politik ve sosyal görüşleri karşısında hayal kırıklığı yaşadığımı gizlemeyeceğim. Trans karşıtı (Rowling bu eleştirileri kabul etmiyor) tutumu, çok sayıda hayranı hem kitaplardan hem de sihirli bir dünyadan uzaklaştırıyor. Hanımefendi ne yapıyorsunuz? Siz, bize, bu görüşlerin tam aksini, tam karşısında durmayı öğrettiniz.

Eşit ve adil bir dünya için Harry Potter’dan tarafım
Harry Potter’ın hikayesinin çıkış noktası sevgi ve bu sevgiden doğan bağların gücünde yatıyor. Harry, Sağ Kalan Çocuk unvanını alıyor çünkü annesi yaşamı tehlikeye girdiği anda onu korumak için en temel büyü olan sevgiye sığınıyor. Yedi kitap, sekiz filmde okuyucusuna adaletin er ya da geç yerini bulacağını hatırlatan bir miras Harry Potter. İnsanların içindeki iyiliğe inanmamız gerektiğini söyleyen, doğru ve yanlışı birbirinden ayırmamızı öğütleyen, eşit ve adil bir şekilde yaşamanın toplumun her kesimi için bir ihtiyaç olduğunun altını çizen bir hikaye.

Ölüm Yadigarları Part II’nin Londra galasında hayranlara “Hogwarts’ın kapıları size daima açık olacak” diye seslenen Rowling değil miydi? O kapıların kimi hayranlara sertçe kapanmasından sonra Rowling’in üretimlerine şüpheyle yaklaşmamak zor. Zira önceden herkese açık olan Hogwarts kapılarının şimdilerde kime, kimin için ve hangi şartlarda açık olduğunu bilmiyoruz. Dizide Dumbledore karakterini canlandırmaya hazırlanan John Lithgow’un rolden çekilmesine ilişkin tartışmalar da sürüyor. Rowling’in herhangi bir üründen gelir elde etmemesi için açık çağrılar yapılıyor.
Rowling’le aramda toksik bir ilişki var
Rowling’in görüşlerine katılmanın kıyısından bile geçmeyen biri olarak, ben Harry Potter okumaya ve izlemeye devam ediyorum. Bu ne demek? Harry Potter, Rowling’in bugün ya da yarın var olan veya değişebilecek görüşlerinden çok daha üstün. Bu hikayenin etki alanını Rowling belirlemiyor artık. Zamansız ve jenerasyonlara yayılan bir hikaye Harry Potter. Bir nevi kamu malı olarak nitelendirmek de mümkün. Dünyanın farklı ülkelerinde, birileri ilk kez Harry Potter okuyor. Felsefe Taşı’nı ilk kez seyrediyor. Daniel Radcliffe, kitap ve okur arasındaki bağın kutsal olduğunu, bu bağa kimsenin dokunamayacağını söylemişti hatırlarsınız. Rowling’in kendisinin bile dokunamayacağı bir bağdan bahsetmişti. İşte tam olarak onu yapıyorum. Her şeye rağmen o bağı daima canlı ve taze tutmayı seçiyorum.
Okuma önerisi – İdollerimizi öldürme vakti gelmedi mi: J.K. Rowling ve transfobik söylemleri
Karşılaştırmamak imkansız olacak
Öte yandan serinin her filmi -Peeves hikayeden fütursuzca çıkarılsa da- bir klasik. Mekan, müzik ve görüntü tasarımı neredeyse kusursuz. Hikaye mevcut oyuncular, mekanlar ve müziklerle özdeşleşmiş durumda. John Williams’ın besteleri, Karagöl’deki garkenezler, Hermione’nin balo elbisesi, Ateş Kadehi’nde düşünseliye kazınan her rün. Hepsi hafızamızın en derin köşesinde gizli. Başka bir Diagon Yolu hayal etmek çok zor. Oyuncu kadrosunun tek başına, biricik ve özel kalmasını istemek şımarıklık olmamalı.
Geçen hafta açıklanan Altın Üçlü kadrosuna kocaman tebrikler. Hepsi çok şeker çocuklara benziyor, özellikle Arabella Stanton’ın audition videosu inanılmaz başarılı. Fakat oyuncu kadrosunun, mekan ve müzik seçiminin, görüntü ve kostüm tasarımının sürekli orijinal filmlerle karşılaştırılacağının farkındayız değil mi? Dizinin yaratıcı ekibinin üzerinde muazzam bir baskı olacağı gerçeğini de göz ardı etmeyelim. Harry Potter, halihazırda kitapları, filmleri, video oyunları, ticari ürünleri, tema parkları olan bir transmedya ürünü. Bu ürünlerin tamamı film serisindeki tasarımları merkez alırken Max dizisi hangi tasarımlarla ilerlemeyi seçecek? Tamamen yeni bir tasarım yapılması karşılaştırma ihtimalini artıracaktır, mevcut tasarımlarla devam ederlerse o halde bir diziye neden ihtiyaç var?
Ölüm Yadigarları Part II’nin gösterime girmesinden bu yana yaklaşık 15 yıl geçmesine rağmen -ki bunun uzun bir zaman olduğu tartışmaya açık- şimdilerde yedi-sekiz yaşlarında olan hayranlar da seriyi bu filmlerle takip ediyor, bu tema parklara gidiyor. HBO Max, yeni jenerasyon için bu diziyi çektikleri yönünde bir iddiada bulunuyor. Hangi jenerasyon? Hayran kitlesini ağırlıklı olarak Y ve Z kuşağının oluşturduğu seri, bugün Alfa kuşağı tarafından da eşit oranda sevilip takip ediliyor. Film serisinin, kitapların birebir ve en iyi uyarlaması olduğunu söylemiyorum. Ancak Hedwig’s Theme, tekrar yaratılamayacak kadar eşsiz, ikonik ve hikayenin özüne o kadar iyi dokunuyor ki…
Ben Barnes’ın Sirius Black’i oynadığı bir dizi hayal midir?
Ekrana uyarlanabilecek farklı hikayeler varken neden aynı hikayeyi anlatmayı seçiyoruz? Üstelik hayranlar, mevcut evrende farklı kanonlarla karşılaşmanın merakı içindeyken. Fantastik Canavarlar serisinin senaryosu pek çok açıdan zayıf olmasına rağmen Grindelwald’un yükselişe geçtiği yılları izlemek tatmin ediciydi. Çapulcuların hikayesini anlatabilir, Gaunt ailesinin tarihini izleyebilir, Birinci Büyücülük Savaşı’nı ekrana uyarlayabilirdik… Neden Harry Potter?

Game of Thrones ve bitmeyen etkisi
HBO Max’in başa çıkmak zorunda olduğu mücadelelerden biri de televizyon ve sinema sektöründeki trend değişikliklerinin orijinal materyale hiç de hoş olmayan bir şekilde sıçrayabilecek olması. LOTR uyarlaması Rings of Power’da Sauron ve Galadriel’i birbirine aşık ederken senaristler ne düşünüyordu merak ediyorum. Dizi sektöründe epik fantastik anlatı kendini öyle bir yerde buldu ki HBO Max dizisinde ortaya çıkabilecek olası kanon dışı hikayeler bildiğimiz hikayenin bütünlüğünü de bozabilir. Çoklu evren yaratma çabasına kurban giden çok sayıda karakter, hikaye ve yeniden çevirim var.
Game of Thrones’tan sonraki her epik fantastik/fantastik dizi Game of Thrones’un bir kopyası gibi. Seyircilerin karakterlerle özdeşleşmekte zorlandığı büyük, korkutucu ve sürekli biçim değiştiren bir endüstrinin içinde yolunu kaybetme olasılığı yüksek bir dizi uyarlaması kulağa o kadar ilgi çekici gelmiyor. Bugünün dizi sektörü, bugünün politik ve sosyal ajandasından da etkileniyor. Zamansız bir ürünü, zamanın spesifik bir noktasına konumlandırmak da… Abartı buldum.

Başarısızlık bir seçenek değil
HBO Max’in, 10 yıllık bir yolculuğa adım attıklarını duyurması da kafa karıştırıyor. Bu cümleden serinin bir kitabına bir sezondan fazla ayırabilecekleri anlamı da çıkıyor. Ya da iki sezon arası en az bir sene bekleme süresi. Zümrüdüanka Yoldaşlığı ve Melez Prens’in iki sezona bölüneceğini şimdiden öngörmek mümkün. Ne var ki bu süreç hikayenin kontrollü bir şekilde yazılmasını sekteye uğratabilir. Senaryoda dağınıklık görmeye tahammülümüz nasıl da yok ama? HBO Max, siz bu satırları okurken dizide Draco Malfoy’u kimin canlandıracağını bile açıkladı. Film serisinde Draco’ya hayat veren Tom Felton’un Broadway’de sahnelenen Cursed Child için yeniden Draco rolüne bürüneceği haberi de bu haftanın bir başka sürprizi. Aynı evrende bu kadar Draco Malfoy’a ihtiyaç var mı, emin değilim.

HBO Max’in uyarlamasına ilişkin negatif görüşler sunduğumun farkındayım fakat bu görüşlerin her birinin endişeli ve oldukça çılgın bir hayrandan geldiğini de belirtmeden geçemeyeceğim. Percy Jackson uyarlaması başarısız olabilir ve yeniden çekilebilir ancak zamanın sınırlarını aşan bir hikayenin sorumluluğu çok daha yüksek. Dizi uyarlamasının mükemmel olması lazım, HBO Max’in başarısız olma lüksü yok.
