Marvel küllerinden doğuyor | Fantastic Four: First Steps’i neden sevdik?
Pedro Pascal’ı övmelere doyamayanlar kulübü olarak Fantastic Four: First Steps’i izlerken heyecan ve yüksek ateş içinde kaldık. Fakat metin olun, filmi beğendik ve üstelik uzun zaman sonra ilk kez bir Marvel filmini beğendiğimiz için neyi, nasıl eleştireceğimizi bile şaşırdık. Biz de inanamıyoruz ama Marvel altın günlerine geri dönüyor. Kesin konuşmayalım tabii, ne zaman ne yapacakları pek belli olmuyor. Fantastic Four: First Steps’in, Pedro Pascal’ın popülerliğinden aldığı güçle başarılı olacağını varsayıyordum. Ancak hikayenin iyi olacağına yönelik inancım yoktu. Şaşkınlığımın kırıntılarını okumaya hazırsanız başlayalım, buyurun.
Kevin Feige, Avengers: Endgame sonrası yaptığı tüm yanlışları doğruya çevirmek için hazır olda bekliyor. Stüdyonun başarısını gölgeleyen dizi ve filmlere tahammülünün kalmadığını söylemek mümkün. Daima tetikte ve kendini sürekli yeniliyor. Stüdyo da öyle. Kevin Feige nereye giderse, Marvel onu tercih ediyor. Marvel Sinematik Evreni’nin küllerinden yeniden doğmaya hazır olduğu bir gerçek. Ancak o ivmeyi ne zaman ve ne şekilde yakalayacağı hâlâ belirsiz. Fantastic Four: First Steps, bu anlamda gerçek bir ilk adımı temsil ediyor. Kevin Feige’nin hatalarından ders almasını takdir ediyorum. Fantastic Four, stüdyonun resmen strateji değişikliğine gittiğinin işareti. Süper kahramanlar yeniden süper, biricik ve karakterler birbirinin kötü bir kopyası değil. Marvel, süper kahramanlara neden süper olduğunu hatırlatıyor. Beyazperdeye daha önce pek çok kez uyarlanan bir hikayenin üçüncü denemede başarılı sonuçlanmasını inanın ben de beklemiyordum. Fakat Pedro Pascal durdurulamaz bir güç. 2025 onun yılı ve kadrosunda yer aldığı her proje başarılı olmak zorunda. Aksi takdirde hepimizin başına kötü işler gelme olasılığı yüksek.

Pedro Pascal: 0 – Necla’nın pembe paltoyu fırlatışı: 1
Film öncesi gergin olduğumu da söylemeden geçemeyeceğim. Zira filme dair ilk eleştiriler oldukça karışıktı. Oyuncu kadrosunun üzerinde hatırı sayılır bir baskı var. Nitekim bu baskı performanslarına da yansıyor; Pedro Pascal’ın canlandırdığı Reed Richards karakteri bu filmde geri planda, gruba Sue Storm liderlik ediyor. Oyuncuların, karakterlerini tam olarak benimsediklerini söylemek zor. Her biri, karakterle arasına mesafe koyuyor. Özellikle Pedro Pascal ve Vanessa Kirby’nin karaktere kendini veremiyor. Bu noktada Fahriye Evcen’in Yaprak Dökümü’nde pembe paltoyu nefretle fırlattığı sahneyi anımsamanızı istiyorum. O kin, haset, kıskançlık… Gerçeklik algımı bozsun diyorum karakterler, yaşadığı dünyaya beni inandırsın. Neyse ki Vanessa Kirby, bir noktada devleşiyor; Sue Storm’u içine atmıyor, gücünü gizlemiyor ve şahlanıyor. Bu sahne eğreti olmaktan uzak, doğal ve seyirci için olması gerektiği biçimde işliyor. Vanessa Kirby iyi bir Sue Storm fakat daha iyi roller canlandırdığı da aşikar.
Senaryodaki lider değişikliği beklenmedik fakat Marvel nihayet Sue Storm’un grubun en güçlü üyesi olduğunu fark etmişe benziyor. Şükürler olsun. Hikaye, Stan Lee ve Jack Kirby’nin orijinal materyaline sadık kalıyor. Süper kahraman olmak sorumluluk getiriyor, bir süper kahraman hikayesi yaratmak da keza.

Kahraman dediğin…
Marvel, hikayeyi ve karakter gelişimini bir kenara bırakıp aksiyon, macera ve komedi gibi ögeleri öne çıkarmaya başladığında bu stratejiyi de iki kolum açık karşılamıştım. Kahramanları günlük hayatın karmaşasına dahil etmenin samimi bir yönü var, inkar etmeyeceğim. Kusursuz olmadıklarını, aksine her birinin insani bir yönü olduğunu seyirciye yansıtmak istemelerini de anlıyorum. Ancak hem stüdyo hem Kevin Feige, bir denge bulmakta o kadar zorlandı ki… Karakterleri tanıyamaz olduk. Taika Waititi’nin kreatif bakış açısının hayranı olsam da Thor: Love and Thunder hakkında konuşmak dahi huzursuz hissettiriyor. Çünkü süper kahraman olmak gerçekten de bir sorumluluk demek. Bu sorumluluğu seyirciye yansıtmayı başaran hikaye seyircinin gönlünü de gişeyi de kazanıyor. Fantastic Four: First Steps, seyirciyi 1960’lı yıllara davet ediyor. Filmin ilk dakikaları bir komedi dizisi andırıyor. Marvel, bu defa kahramanların güçlerini nasıl kazandığını göstermemeyi seçiyor; çok eleştirilmesine rağmen son yıllarda aldıkları en iyi karar olduğunu düşünüyorum. Reed Richards’ın geçmişini bilmeyenler, bilenlerden öğrensin. Taze bir başlangıç yapıyor Marvel; çok kez anlatılmış bir hikayeyi farklı bir tonda ele alıyor. Hikaye, zamanın kuytu bir köşesinde geçtiği için Eternals etkisi de yaratmıyor. “Fantastic Four, Thanos dünyada iken neredeydi?” sorusunu sormak aklımıza gelmiyor.

Kevin Feige’nin gözünü hırs bürümüş (bence)
Kevin Feige, iyi hikaye yaratmaya kararlı ve para kaybetmekten bunalmış olmalı; dikkatli davranıyor. Bu dikkati filmin kurgusuna da yansıyor, izleyici bir olay hikayesinden ziyade talihsiz bir durumun içine sıkışan kahramanları seyrediyor, sakin kalıyor. Aile olmanın ne demek olduğunu sorgulayan hikaye, seyircinin empati kurmasını da sağlıyor. Laf açılmışken filmin görsel yönetmeni Jess Hall’a sevgilerimi iletiyorum. Sen her şeyin en güzeline layıksın Jess. WandaVision’da seyirciye retro bir estetik sunan Jess Hall, aynı geleneği bu filmde de devam ettiriyor. Prodüksiyon tasarımına eşlik eden yumuşak ve pastel tonlar, seyircinin zaman algısını şekillendiriyor; hikayenin nostaljik kimliğini besliyor. Mavi ve alt tonlardaki renk seçimi, Jetgiller’i anımsatırken gerçeklik artırıcı bir etki yaratıyor.

Tek çare Kevin Feige
Kevin Feige’nin Avengers: Doomsday için neler planladığını merak etmemek giderek zorlaşıyor. Deadpool, Wolverine, X-Men, Fantastic Four ve kimler kimler bir arada. Fantastic Four, üzerindeki baskıyı kontrol altına alıp başarılı bir uyarlamaya dönüşmüşken Marvel’dan çok şey beklemek yanlış olmaz sanırım. Geçen sene bu zamanlarda Robert Downey Jr.’ın Marvel’ı kurtarıp kurtaramayacağına dair spekülatif cümleler kurmuştum. Marvel’a inancım kalmamış, kadere emanet etmiştim stüdyoyu. Ancak sözlerimi geri alıyorum. Marvel’ı eski, şanlı günlerine döndürme operasyonuna hazırım. Yaklaşık 100-110 milyon dolar gişe beklentisi olan filmin ilk haftasında 118 milyon dolar hasılat elde ettiği bilgisini de vermiş olayım. Şaşırt bizi Kevin Feige, mutluluğu çok görme lütfen.
