5 Maddede Dadandık: Haftalık Popüler Kültür Raporu (20 – 30 Ekim)
Geçtiğimiz haftalarda dadandığımız ama çok tembel olduğumuz için yazmaya üşendiğimiz birkaç popüler kültür haberi…
1) New York’ta Timothée Chalamet’nin benzerleri yarışması düzenlendi, Timothée de katıldı!
Çok güldük. 27 Ekim’de New York’ta “Timothée Chalamet Benzeri Yarışması” düzenlendi. Yüzlerce kişi Timothée’nin Bob Dylan veya Willy Wonka performansındaki gibi giyinerek Washington Square parkındaki alanda toplandı. Şapka ve gözlükle alana gizlice sızdığı söylenen gerçek Timothée de onlara katıldı! Hayranları onu çığlıklar eşliğinde karşıladı.
@timhalchal TIMOTHÉE SHOWED UP AT THE “TIMOTHÉE CHALAMET LOOKALIKE CONTEST” IN NYC TODAY! 😭😭😭 #timothée #timotheechalamet
Etkinlik izinsiz şekilde düzenlendiği için polis olay yerine gelip kalabalığı dağıttı. Hatta etkinliğe katılan dört kişi gözaltına alındı!
@whistle Bro pulled up to his own look a like contest 😂 (@New York Mickey @Partiful) #omg #timotheechalamet #lookalike #look #funny #crazy #newyork
Yarışmacılardan biri “İnsanlar artık polis tarafından içeri alınmadan parkta dolaşıp ünlü biri gibi bile görünemiyor” şeklinde açıklama yaptı. Bu gözaltına alınan kişilerle alakalı polis merkezinde nasıl bir işlem yapıldı merak ettik doğrusu.
Katılımcılar, polisin türlü uyarılarına rağmen etkinliği sürdürmeye çalıştı. Willy Wonka kostümlü Miles Mitchell, 50 dolarlık ödülün sahibi oldu.

2) Abercrombie’nin eski CEO’su Mike Jeffries fuhuş ve uluslararası seks ticareti suçlarından tutuklandı
Abercrombie markasının ardında yatan pislikler uzun zamandır konuşuluyordu. 2022 yılında Netflix’te White Hot: The Rise & Fall of Abercrombie & Fitch belgeseli yayınlanmıştı. Belgesel, 1992 yılında CEO olan Mike Jeffries’in markayı popülerleştirmesini ve işe alımlarda yapılan ırk ayrımcılığına dair 2003 yılında açılan toplu davayı ele alıyordu.
2023 yılının Ekim ayında BBC’nin yürüttüğü bir araştırma ortaya çıktı. Eski CEO Mike Jeffries’le, hem iş hem hayat partneri Matthew Smith hakkında, dünyanın dört bir yanında seks etkinlikleri düzenledikleri ve işe aldıkları erkekleri istismar ettikleri iddiaları ortaya atıldı. O dönemde sekiz erkek BBC’ye konuşmuş ve bu etkinliklerde istismar edildiklerini, cinsel saldırıya uğradıklarını anlatmışlardı. Bu haberlerin ardından Abercrombie firmasına, seks ticareti operasyonunu finanse etmek suçundan kamu davası açılmıştı. Ocak ayında da FBI soruşturma yürütmeye başlamıştı.
Bu hafta 22 Ekim günü Mike Jeffries, Matthew Smith ve eski bir çalışan olan James Jacobson tutuklandı. Yetkililer, Jeffries, Smith ve Jacobson’ın düzinelerce erkeği modellik kariyeri vaadiyle cinsel eylemlere zorlayarak, uluslararası bir seks ticareti organizasyonu yürüttüğünü iddia ettiler. Tutuklamanın ardından 25 Ekim Cuma günü mahkemeye çıkarılacakları söylendi.
New York Bölge Savcısı Breon Peace basın toplantısında Jeffries ve partnerinin, 2008 ve 2015 yılları arasında moda ve eğlence sektörüne girmek isteyen gençleri istismar ettiklerini, fuhuşa zorladıklarını, bu organizasyonu sürdürmek ve gizlemek için milyonlarca dolar para harcadıklarını anlattı. Bu işleri yürüten bir ekipleri varmış. Kurbanlar, James Jacobson tarafından bulunuyor ve ardından dünyanın dört bir yanından Londra, İtalya, Fransa ve daha pek çok yerdeki otellere ve Jeffries’in New York City ve Hamptons’taki evlerine getiriliyormuş.
25 Ekim günü çıktıkları mahkemede Mike Jeffries ve James Jacobson, haklarında yapılan 16 suçlamanın tümünü reddettiler. Yani suçlu olmadıklarını iddia ederek yargılama yoluna gitmeye karar verdiler. İngiltere-ABD çifte vatandaşı Matthew Smith’in ise savunmasını daha sonra yapacağı söylendi. 10 dakika süren duruşma sonrasında Mike Jeffries’in ev hapsine ve 10 milyon dolar kefalet ödemesine karar verildi. James Jacobson da aynı şekilde 500 bin dolar kefaletle serbest kaldı. Matthew Smith ise gözaltına alındı. Bir sonraki duruşmanın 12 Aralık’ta olacağı açıklandı.
Jeffrey Epstein, Sean “Diddy” Combs, R. Kelly ve şimdi de Mike Jeffries. Tek ortak özellikleri, kendilerini yasaların üstünde gören, patriyarkanın onlara verdiği yetkiye dayanarak her istediklerini yapabileceklerine inanan kişiler olmaları. Jeffrey Epstein öldü, Mike Jeffries de 80 yaşında. Suçlular cezalarını elbette çekmeliler ama yıllar boyu süren istismar çarkında mahvolan hayatlar ne olacak? Hiçbir insana böylesi bir gücün verilmediği, suçların yaşanmadan önlendiği günleri görürüz umarım.
3) Anna Kendrick yedi yıl süren istismar ilişkisini anlattı.
Anna Kendrick, geçtiğimiz günlerde katıldığı Call Her Daddy adlı podcast programında yedi yıl süren istismar ilişkisini anlattı. Sunucu Alice Cooper, Anna’ya başrolünde yer aldığı “Alice, Darling” filmindeki gibi yoğun bir rol üstlendiğinde tereddüt edip etmediğini sordu. “Alice, Darling” filminde Anna Kendrick, sevgilisi tarafından istismar edilen, psikolojik baskı gören bir kadını canlandırıyordu. Anna bu soruya “çok korkutucu ve kişiseldi” diye yanıt verdi. Duygusal istismar hakkında bir filmde oynayacağını en yakınlarına, hatta terapistine bile söyleyememiş. Filmdekine çok benzer bir ilişkiden yakın zamanda çıktığı için insanların ona “bu filmde oynama” demesini istememiş.
Röportajın devamında sunucunun sorusu üzerine ilişkisinden bahsediyor ve şöyle anlatıyor: “Geleneksel bir kalıbı takip etmiyordu, bu da onu tanımlamakta ve istismar ilişkisi olarak adlandırmakta gerçekten zorlamamın nedenlerinden biriydi. Tüm makaleleri okuyordum ve şöyle diyordum ‘Bu bazılarının tarif ettiği gibi görünüyor ama tamamen değil.’”
İlişki yedi sene sürmüş ancak son bir senesinde her şey ansızın değişmiş. “Bu yavaş başlayan bir şey değildi, ansızın hiç yoktan ortaya çıktı” diye anlatıyor. “Ama bu kişiyi çok seviyordum ve çok güveniyordum. Bu yüzden sorun ben olmalıyım diye düşündüm. Eğer birimiz deliyse, o ben olmalıydım” diyor. “Hayır ‘sorun onda’ demek çok çok zordu. Bende yanlış olan her neyse onu düzeltmeye çalışırken hayatımı tamamen alt üst ettim.” Birlikte gittikleri çift terapisinde terapist bile başlarda durumu anlamamış, sevgilisinin söylediklerine inanmış. Bu da her şeyi daha karmaşık hale getirmiş. Terapist daha sonraları kendisinden özür dilemiş.
Podcast’i hazırlayıp sunan Alex Cooper burada ekleme yapıyor ve “Çok manipülatif bir kişi bunu kolayca maskeleyebilir ve sen de deli, mantıksız ya da ilişkiyi yürütmek istemeyen kişi olarak resmedilebilirsin” diyor. Ardından Anna Kendrick’e bazı belirtileri sayıp sayamayacağını soruyor. Anna Kendrick de ‘red flag’ gibi şeyler hakkında konuşmanın değerli olduğunu ancak karşınızda bu özelliklerini saklamak üzerine uzmanlaşmış biri olduğunda, bunları görebilmenin çok zor olduğunu söylüyor. “Biri beni ormanın ortasına atsa bütün bubi tuzaklarına yakalanırım, çünkü tuzakların ne olduğunu bilmiyorum” diyor.
Böyle karmaşık ilişkiler söz konusu olduğunda tarif etmenin ve içinden çıkmanın zor olduğunu ama en önemli şeyin “utanç”tan kurtulmak olduğunu söylüyor; “Yok, keşke olsaydı, ama size zarar vermeye kararlı birinden korunmayı garanti etmenin bir yolu yok. Bu kulağa korkunç geliyor ve öyle de. Biri bize zarar verdiğinde, yıkıcı bir durumdan çıktığımızda yapabileceğimiz en iyi şey, “bilmeliydim, görmeliydim, sert kız olmalıydım, tatlı kız olmalıydım” dediğimiz o utançtan kurtulmaktır. Bunu söylemekten neredeyse nefret ediyorum çünkü çok kasvetli ama kendimi çok fazla utandırdım ve hala bazen utanıyorum. Kendimi bu duruma nasıl soktum?” Özetle bunun bir süreç, bazen çok uzun bir süreç olduğunu, ceketini alıp çıkmanın kolay olmadığını ve ilişkinin içinde kalmaya devam ettiğimiz için kendimizi suçlamamamız ve utanmamız gerektiğini söylüyor. “Hayatta kalmak için yapmanız gerekeni yaptınız” diyerek bitiriyor.
4) Eva Mendes “Oyunculuğa hiçbir zaman aşık olmadım” dedi.
Eva Mendes’in oyunculuğu bırakması, eşi Ryan Gosling ile birlikte fotoğraf vermemesi, 2024 Oscar’ında kulise gelmesine rağmen kırmızı halıya çıkmaması çok konuşulmuştu. Hatta o gün kulisten “Her zaman erkeğimin yanındayım” diyerek bir video da paylaşmıştı.
Ryan Gosling 2024 Altın Küre ödüllerinde “Ben şarkı söylerken, dans ederken, piyano çalarken ve bir filmde yaşadığım en iyi deneyimlerden birini yaşarken, eşim kızımızı büyütüyordu, ikincimize hamileydi ve erkek kardeşinin kanserle savaşına yardım etmeye çalışıyordu” diyerek Mendes’e teşekkür etmişti. (Bu konuşmada adını koyamadığım ama beni rahatsız eden bir şeyler var.)
Eva Mendes geçtiğimiz günlerde U.K Sunday Times’a bir röportaj verdi. Röportajında “Oyunculuğa hiçbir zaman aşık olmadım. Bunu kendimi küçümsemek için söylemiyorum ama harika bir oyuncu değildim” dedi. Oyunculuğa dönmeye ikna olmasının tek yolunun Ryan Gosling’in yanında olması olduğunu söyledi. Zaten Eva Mendes’i en son 10 yıl önce Ryan Gosling’in yönettiği Lost River filminde gördük. 10 yıldır da herhangi bir işte rol almadı. Mendes’e göre en iyi oyunculuk performansını Ryan Gosling’le birlikte yer aldıkları 2012 yapımı The Place Beyond on the Pines’ta ve Gosling’in yönetmenliğindeki Lost River da göstermiş. “Benden, daha önce hiç erişemediğim bir şeyi çıkarıyor” diyor Gosling hakkında. Kocam da kocam diyor yani. Tamam canım saygı duyuyoruz, ne diyelim.
Röportajın devamında, bir zamanlar ya ancak görünüşü nedeniyle rol alabildiğini ya da Küba kökeni nedeniyle reddedildiğini anlatıyor. “Bunun için çok etnik” diyorlarmış. “Bu çok çılgıncaydı ve sürekli söylenen bir şeydi. Sonra bir noktada, ‘Oh, etnik olmak artık havalı’ ya da ‘Latin olmak havalı’ya dönüştü. Bu bana enerji veriyordu çünkü beni çok kızdırıyordu ve sonra ihtiyacım olan yakıtı alıyordum” diyor.
Bakalım umarım ileride onu içine sinen ve keyifle oynayacağı bir rolde seyredebiliriz.
5) Dizi ve sinema dünyasından haberler var: Beef, Spider-Man, Carrie
Netflix, Beef dizisinin ikinci sezonu için çalışmalara başlandığını duyurdu. Bu sezonun başrolündeki isimleri görünce heyecandan bayılmışız. Bu sezon Oscar Isaac, Carey Mulligan, Charles Melton, Cailee Spaeny ve Yuh-Jung Youn arasında bir mücadele izleyeceğiz. Dizi 30’ar dakikalık sekiz bölümden oluşacak. Sabırsızlıkla bekliyoruz.
Spider-Man 4 filminin 2026 yılında vizyona gireceği açıklandı. Bir kere daha Spider-Man rolünde izleyeceğimiz Tom Holland, 2025 yazında çekimlere başlayacaklarını söyledi.

Yaşasın. İlgimizi (neredeyse) kaybettiğimiz Spider-Man evrenine, Tom Holland’lı seriyle yeniden bağlanmıştık. Beş yıl aradan sonra da olsa yeni filmi merakla bekliyoruz.
Korku türünün sevenlerinin kalbinde özel bir yer kazanan yönetmen Mike Flanagan, Stephen King’in meşhur romanı Carrie’yi diziye uyarlayacağını açıkladı. 1976 yılında Brian De Palma tarafından çekilen Carrie filmi bir başyapıttı. O zamandan beri romanın düzgün bir uyarlamasını göremedik. 1999 yılında The Rage: Carrie 2, 2002 yılında televizyon filmi olarak çekilen Carrie gibi tuhaf uyarlamalarla karşılaştık. En son da 2013 yılında başrollerinde Chloë Grace Moretz ve Julianne Moore’un oynadığı gereksiz bir uyarlama izledik. Bakalım Mike Flanagan Carrie hayranlarını (başta ben) memnun edebilecek mi?