Ruhunu satan adam, Twitter’daki maymun ve aslan furyası: Sanat için mi NFT, NFT için mi sanat?

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

Dikkat Şahan Çıkabilir’de beynini aldıran adam, kış uykusundan uyandırılan adam gibi videolar izlemiştik. Bu sefer ruhunu NFT’de satan gençle de gerçek hayatta karşılaştık. NFT (yani Türkçe birebir çevirisiyle ‘takas edilemez jetonlar’) çok yakın bir tarihten beridir popüler ve hayatımızda. Tüm üreticilerin şöyle bir girişeyim diye baktığı bu dünya giderek büyürken farklı sanat pratikleri ve etkileşimlerle kartopu gibi büyüyerek her geçen gün bu şanını büyütüyor. Artık çocukluğumuzdaki o meşhur futbol kartı oyunlarını NFT’den canlı bahis tadında oynayabilirken, sanatın ne olduğunu anlamaya çalışan felsefi tartışmalar da bambaşka bir boyuta taşınıyor. ‘‘NFT art’’ olarak adlandırabileceğimiz NFT’de yapılan paylaşımlar kendi tarzını oluşturmuş, hatta kimileri çeşitlendirilmiş maymun profil resimleriyle kendisine bir topluluk kurmakla meşgul. Dijital kimliği biricik olan bu eserler sanatın biricikliğini vurguluyor ve işte bu yüzden takas edilemez jetonlar sanatla bu kadar el ele yürüyor.

NFT’nin en çok parladığı platform ise ilginç bir şekilde Twitter olmuş durumda. Clubhouse dalgasıyla birlikte Twitter’a entegre edilen sohbet odalarında sık sık çıkan “NFT’den nasıl para kazanılır” toplantıları ve az önce de bahsettiğimiz profil fotoğraflarındaki maymunlar… Lazy Lion’la başlayan bu koleksiyon yapılabilir ürünler oldukça basit çizimler olsa da eskiden toplanan, dergilerden çıkan sticker’larla aynı hissiyatı yaratıyor olsa gerek. Lazy Lions bir NFT projesi ve her geçen gün topluluğuna birden fazla kişi ekleniyor. Kendisini kralların NFT topluluğu olarak tanımlaması da bunun yanında takipçilerine bir hediye. 30 gündür 558 adet Lazy Lion satmışken 30 günlük hacimleri de 956 ETH değerinde.

Bu aslan ve maymun koleksiyonlarını takip edenler ikiye ayrılırken, namını sanat camiasında duyurmuş ve sanatçılara yeni bir kapı açmış olan NFT dünyasında bu tarz işlerin ünlenmesiyle büyük tartışmalara yol açmış durumda. Bunu koleksiyon haline getiren kişiler kendi aldıkları görseli profil fotoğrafı yaparlarken “NFT’ler gerçekten sanat mı?” diye soruyor kimileri de. Dijital sanatın bir uzantısı olarak sergilerde farklı bir konsept yaratıyor tabii ki ama sanatın alışılagelmedik olması beklentisi de meseleye tam da diğer taraftan baktırtıyor. Bu kadar serbest bir platformda genelleme yapmaya ihtiyacımız var mıdır gerçekten? 2000’lerin sultanı Paris Hilton’ın başı çektiği NFT sahibi ünlüler listesinde Bored Apes koleksiyonundan bir maymuna sahip Gwenyth Paltrow da var. Bu koleksiyonculuk işinin temelinde yatan ana unsurları sanat eleştirmeni JJ Charlesworth Vice’a görsel kültürün her zaman bu şekilde ilerlediğini anlatarak ifade etmiş. Çünkü dergiler, çizgi roman geek’lerinin evlerindeki kocaman arşivler ve az önce bahsettiğimiz futbol kartları aslında şu anda devam eden NFT koleksiyonlarının pek de alışılmamış bir gelenekten gelmediğini vurguluyor bizlere. Şunu görüyoruz ki NFT’lerin büyük bir çoğunluğunu bu tarz koleksiyon yapılabilir parçalar oluşturuyor. Opensea gibi NFT satış platformlarının alışılagelmiş galericilikten belki de en büyük farkı ise eşitlikçi oluşu. Tabii ki de bir eserin üne kavuşması için tek faktör o esere bir alan verilmiş olması değil, bunun peşinde takip eden, işin kalitesi, platform dışı popülerlik gibi unsurlar da mevcut. Fakat yine de bu tanınan alan birçok sanatçı için büyük fırsatlar yaratıyor diyebiliriz.

Bu sarı saçlı mavi gözlü maymun Gwyneth Paltrow’a ait mesela.

Daha önce de bahsettiğimiz bu platformların en çok satanları Lazy Lions ile Bored Apes aslında bir AI ürünü. Bir taslak üzerine birbirinden farklı, biricik varyasyonlarla oluşturuluyor ve bir anda alıcılarına rahatlıkla kavuşabiliyor bu koleksiyonlar. Bu benzerlik bir taraftan da bu topluluğun birbirini başka çeşitli platformlarda rahatlıkla tanıyabilmesi için harika bir fırsat oluyor. Para, kültür ve çevrenin el ele kol kola bir statü anlamı taşıdığını belki de bunu hissedip de dile dökmemiş dillerimize hatırlatmak isterken bir yandan da bu statüyü nerelerde gördüğümüzü bir yerlerde konuşabiliriz. Mesela Ferrari araba kullananlardan biri olmak veya Gucci özel koleksiyon çanta almak bizim planlarımız arasında olmayabilir. Herkese bu satın alımlar başka anlamlar ifade ederken kendimizi bembeyaz tabloyu galeriden büyük paralarla satın alan kişinin yerine koyabilir veya koyamayabiliriz. Çünkü sanat olduğu gibi her bir kişi de bir o kadar biricikken, birbirimizi ve sanatı ne kadar anlayabiliyoruz? Belki de sadece kendi dünyamızda… İşte böyle bir hayatta Bored Apes almak da diğer Bored Apes alanlara şöyle bir göz kırpmak olabilir, minik bir “bakın ben de buradayım, sizin aranızdayım” mesajı. Sanatın sınırları bu kadar sislerle kaplıyken bir aradalık hissiyatını veren AI’dan oluşturulmuş maymun ve aslan kafaları bir kültür değil de nedir? Evet, kimi için tercih edilemez, kimisi için de beklenen bir şey olabilir, ama görselinin ötesinde bir anlamın oluşturulduğu da azımsanamayacak bir gerçeklik. Öte yandan bu “topluluğun” aslında kâr amacı güttüğünü de göz önüne sermek gerekir. Zira topluluk çerçevesi altında oluşturulan bu kültür birliği bir diğer yandan pazarlama stratejisi olarak da karşımıza çıkıyor. Dünyanın en hızlı büyüyen şeylerinden biri olan topluluklardan daha hızlı bilgi paylaşımı yapacak ne vardır ki? Hem de kapalı bir topluluk imajı verirken dışarıda kalanı özendirten bir tavır takınıyorsa.

Art Moon GIF - Find & Share on GIPHY

Eşitsizlikleri kaldıracağına inanılarak girilen internet ortamında gerek finansal -hatta özellikle finansal- gerek temsil açısından türlü uçurumlara maruz kaldığımızı görmekteyiz. Her şeyin sayılara rahatlıkla dökülebildiği bu sanal dünyada kendini ifade etmeyi başarmış her unsur, söylem veya kişi bir meta haline gelebilir. Konusu geçen şey ne kadar soyut olsa da. Geçen ayın başlarında tanık olduğumuz durum ise tam olarak bu konu hakkındaydı.

21 yaşındaki Hague Sanat Akademisi öğrencisi Stijn van Schaik “ruhunu” NFT olarak OpenSea’de satmayı başardı. Acaba bu genç şu an hayatına ruhu olmadan mı devam ediyor, işte bu muhtemelen herkeste bir merak konusu(!). Adını Soul of Stinus koyduğu bu NFT eserini en yüksek teklifle sahibine satarken hiç mi vicdanı sızlamadı?! Şaka bir yana, ruhunu satarken söyledikleri de şunlar: “Selam insan, profilime hoş geldin. Burada ruhumu satıyorum. Hâlâ ruhuma sahipken bana kendim ve ruhum hakkında her şeyi sormakta özgürsün”. Ruhunu satan Schaik hemen ardından alıcıya mümkünse istediği herhangi bir şekilde ruhunu kullanabileceğini belirtti. Yani resmen ruhuyla istediğini yapabileceğini söylerken aslında minik bir sosyal deneyin de kapılarını açmış bulundu. Ve ekledi: “Bu şartlar altında izin verilen ruhun örnek kullanımları şunları içerir (ancak bunlarla sınırlı değildir): ‘‘Söz konusu ruhu tamamen veya kısmen herhangi bir tanrıya veya manevi varlığa feda etmek veya sunmak” diye yazdı. Buradan korkulu rüyalarımızın başında bulunan filmlerde tanık olduğumuz “ruhunu şeytana satmak” olgusunu da barındırabileceğinin farkındayız. Fakat 21 yaşındaki bu genç arkadaşımızın da muhtemelen bir eğlence ve hayat deneyimi için burada olabileceğini de düşünmüyor değiliz, fakat Türkiye’den olsaydı KYK borcunu ödeme yollarını arıyor da olabilirdi. Bu gencin deneyinin, manşet olacak ve sansasyon yaratacak bir hale gelmesinin sebebiyse NFT’leri, metaverse’leri ve Web 3.0 dünyasındaki diğer pek çok şeyi anlamlandırmayı çalışırken bir anda şekil değiştiren ve her seferinde biraz daha “yok artık” dedirten haberlerin artık bizi o kadar da şaşırtmamasıdır. “Gencin biri NFT’de ruhunu satmış”, “e, hadi canım, bunu da mı yapmışlar?” şeklinde bitecek bu diyalog muhtemelen üç sene önce Türk dizileri gibi uzayıp giderdi.

Sanat eserleri adı altında pazarlama stratejileriyle birlikte satılan bu stoklar diye genellemek isterken, kimi sanatçıların yaptıkları işlerle burada büyük başarılar yakaladıklarını azımsamak hiç bize göre olmazdı. Fakat bu sanatçılar platformun hacmen ufak bir kısmını oluştururken asıl dümeni yine yeni yeniden kimlerin elinde tuttuğunu da fark etmek gerekiyor. Bu hacmin çok büyük bir kısmını sıkılmış maymunlar ve tembel aslanlar kaplarken Nike gibi dev markaların da bu platformlardan büyük dilimler almaya çoktan başladığını görüyoruz. Hikayesi Nike imzalı ayakkabıları NFT haline getiren StockX markasına dava açmasıyla yakın zamanda başlamıştı. Nike ayakkabılarının göreceli kalitesiz NFT versiyonları hakkında dava açarak yeni girdiği bu pazarda kendi isminin önüne kimsenin geçemeyeceğinden de emin olmaya çalıştı Nike. Biriktirilen her şey gibi fizikseli de, sanalı da bir statü sembolü oldu Nike’ın böylece.

Pixel Crypto GIF by memberoneio - Find & Share on GIPHY

Öte yandan koleksiyon ve kâr amacı güden büyük şirketler bir yana bir şekilde sanat tartışmasına dönecek olursak, biriciklikle övülen bu yeni yüzyıl icadının intihaller ve hırsızlıklarla dolu olduğu konuşuluyor. Nike bile bir çeşit çalıntı davasıyla uğraşırken sanatın çetrefilli yollarından belki bir nefes almaya gelmiş sanatçının eserinin çalınmasının onda yaratacağı hayal kırıklığını hayal edemiyoruz. Dijital sanatçılara ilk defa yuva olabilmiş bu NFT platformları bir anda patlayarak büyük kazanç sağlamışken şu anda gelinen durumda görüntü tespit etme teknolojilerini geliştirmek adına kollarını sıvamış durumdalar.

Kim bilir, belki bir gün yaşanan intihallerin önüne geçebilirler. Fakat şu anda bu durum çoğu sanatçının kabusu olmuş bile. Bu problemin ana kaynağı ise aslında platformun işte herkesi kucaklayacak kadar özgür bir yer olması. Ne kadar ironik değil mi? Çünkü isteyen herkes bu platforma girebilir ve herhangi bir dosyayı NFT halinde platforma yerleştirebilir. Özgürlüğün sınırlarına gelindiğinde sanatın çizgileri ve bazı ayrımcılıklar huzurla toz olur giderken öte taraftan serbestlik ve sınırsız kar potansiyeli kimilerinin hakkı olmayan şeylerde kendilerinin hak bulmasına sebep oluyor. Metalaştırmadığımız bir ruhumuz kalmıştı derken bir gencin NFT’de “ruhunu” bile sattığını görüyoruz ve büyük koleksiyon ürünleri hepimizin duydukça öfleyip pöflemeye başladığı “sanat nedir?” sorusunu ısıtıp tekrar önümüze koyuyor. Bir yandan yeni bir topluluk ve kültür alanı oluştururken büyük şirketlerle birlikte buradan elde edilen orantısız kârın bu platformun o kadar da özgür olmadığını, sadece neoliberal ekonominin 3.0 versiyonunda bizi karşıladığını görüyoruz. Fakat bir platform dediğiniz de budur ya, farklı amaçlar ve sebepler uğruna bir arada olan insanları tek bir yerde var etmeye çalışan bir alan aslında. Yani NFT sanat mıdır, ruhlar satılık mıdır biz bilemeyiz, kimin neyi nasıl yorumladığı da yorumlayana kalmış zaten.

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin