Dadanizm ekibi iyi yıllar diler: 2023 yılında en çok nelere dadandık?
Bir yıl sonunda daha Dadanizm ekibi olarak kafa kafaya verdik ve geçtiğimiz 12 ay boyunca dadandıklarımızı listelemeye giriştik. Ve liste ortaya çıktıkça fark ettik ki bu yıl pek çoğumuzun en büyük derdi akıl sağlığımızı koruyabilmek olmuş. Tekrar tekrar aynı dizileri izliyorsak (sadece Gossip Girl değil, Yılan Hikayesi bile izleyen var şu ekipte), eski bir döneme ait bazı şarkılarda teselli buluyorsak bir sebebi var elbette: Hiçbir şeyin öngörülemediği kaotik bir dönemde bilinenin güvenli kollarına sığınma ihtiyacı… Vov, ne büyük laflar ettik gibi oldu ama durum böyle.
Bir de bu liste yapılırken neredeyse tüm yazarların dönüp dolaşıp geldiği bir konu oldu: Kızılcık Şerbeti. Şaşırmadık tabii; bu yıl bu coğrafyada bizi kenetleyen şeylerden biri oldu Kızılcık Şerbeti. (Ve Fatih’e karşı alevlenen o öfke…) Aslında listede daha çok kişiden Kızılcık Şerbeti gelecekti ama ”Kesin başkası yazmıştır” diyerek kibarlıktan vazgeçenler oldu. Yine de onlar yazmasa da biz söyleyelim: Bu yıl en çok Kızılcık Şerbeti’ne dadandık!
Onun dışında liste yine farklı tellerden çalmaya devam ediyor; yerli dolandırıcılardan Formula 1’e, Barbie’den yapay zekaya, Alizade’den Olivia Rodrigo’ya, Beyoğlu’ndan TikTok’a… Gerçi tam da bu kafa karışıklığını hak eden bir yıldı 2023. İyi dileklerimizi sıralayalım, ekipçe geçtiğimiz yıl boyunca dadandıklarımızı bir de sizinle paylaşalım.
Özge Akkaya
Yerli ve milli dolandırıcılar ve polisiye 🔍
Bu yıl dadandıklarımın ilki “coğrafya kaderdir” kategorisinde. Dilan Polat’lardan Seçil Erzan’a, Kıvanç ve Beril Talu’dan Tayyar Öz’lere, bu yıl dolandırıcısı bol bir yıldı takdir edersiniz. Klasik ponzi, kara para aklama ya da düz dolandırıcı… Hepsi kendi içinde pek çok plot twist barındıran, kurgudan daha kurgu duran heyecan dolu hikayelerdi. Polisiye, gizem, psikolojik gerilim seven benim gibiler için de patlamış mısır eşliğinde takip edilesi olaylar oldu bunlar. Ve hâlâ Kıvanç ve Beril Talu’nun dolandırdıkları insanlara veda etmek için evlerinde parti düzenlemiş olmasını atlayamıyorum. Gerçek hayat kurguyu aratmasa da, kurgu dünyasında da çok fazla polisiye/gizem türü tükettim. Netflix’in çöplüklerinden ödüllü eserlere dek karşıma ne gelirse izledim. Gönlümün birinciliğini ise Anatomy of a Fall’a verdim.
Melisa Su Akar
Yeni bir yıl, yeni bir ben (mi?)
Her yıl olduğu gibi 2023’e de yeni yıl, yeni heyecanlar temennileriyle girdikten sonra geçirdiğim seneye bir dönüp bakınca, yeni heyecanlara değil, geçmişe dadandığım bir yıl olmuş. Sene boyunca beni geçmişe götürecek ne varsa tükettim diyebilirim. Gossip Girl, Gilmore Girls, Fringe, Friends, Sex and the City, Full House, Grey’s Anatomy, F1’in eski sezon yarışları, Harry Potter, Twilight, Avrupa Yakası, Yılan Hikayesi (evet senenin son dadanması Memoli’ye oldu 🫠) diye uzayıp gidecek sürekli başa sardığım bir izleme listem var. Mean Girls, 13 going on 30, The Princess Diaries gibi 2000’ler romantik komedilerini de unutmadım tabii 💖
Sadece izlediklerimle değil, aldıklarımla ve giydiklerimle de bu nostalji furyasına kapıldım. Anneanne – babaanne dolaplarından çıkarılıp el konulan eski aksesuarlar, neden vaktinde bunu saklamamışım diye şikayet edilip yeniden satın alınan analog kameralar, çekmeceler karıştırılırken ‘‘Aaa böyle bir şey de vardı’’ diye ortaya çıkan her şey… (Ayrıca hayır, hâlâ düşük belin geri dönmesini reddediyorum) 🥲
Geçmişe olan özlem mi, halihazırda sonunu bildiğimiz şeylerin verdiği huzur mu sebebi bilemiyorum ama 2023’ün yoğun gündeminde eski bir dosta kavuşmuşum hissi veren her şeye dadanmaya çalıştım. Aa bir de Spotify Wrapped’imde Abba’nın birinci sırada olduğunu söylemiş miydim? 🕺🏻
Seneye görüşürüz! ✨
Aybike Ceren Kahveci
Büyüleyici bir sima: Alizade 🎶
Ben bu sene tabiri caizse ‘‘koyvermişim’’ biraz. Kabul ediyorum ki pek de yeniye el uzatmadığım, kendimi aşina olduğum kollara sarılırken bulduğum bir 2023 geçirdim. Türkiye simülasyonunu neredeyse her cepheden zorlayan bir seneydi, ben de haliyle bildiklerimden şaşmaya pek de yeltenmedim. İyi de yapmışım. Yıl sonu Spotify “en”lerim, geçtiğimiz iki üç senede müptelası olduğum şarkıların yine ve yeniden aynı masaya oturma şansı bulduğu bir liste oluşturdu ama bu sene aralarına yeni, büyüleyici bir sima eklendi: Alizade.
Başta ironi amacıyla kullanmaya başladığım “aşk pastam”, “kuşum” deyimleri seneler geçtikçe en samimiyet duyduğum sevgi sözcüklerine dönüşürken, artık arkadaşlarımı gördüğümde “tantunilerr” diye bağırmak istemem Alizade’nin gücünün net bir göstergesi değilse nedir? Sadece bir sene içinde kudurtması gereken insanları kudurtup, Estafurla’nınki gibi üst üste izlediğim klipler çekip, bir de üstüne Silivri çıkışı ülkenin adalet sistemini eleştirerek hem Spotify’da hem de kalbimde tahtı kapmış durumda. 2024’te neler yapacağını heyecanla bekliyorum tantunim 🖤
2000’ler hasretliği: 30 Rock 📺
2023 defteri tam kapanmadan dadandığım başka bir şey ise Tina Fey ve Lorne Michaels harikalarının elinden çıkan 30 Rock. İlk bölümü 2006’da yayınlanan bu diziyi izlemeye “30 Rock Day”e maruz kalınca karar verdim. Çevrimiçi geçirdiğim her dakika yeni bir 30 Rock referansı veya klibiyle karşılaştıktan sonra artık bu yabancılığa son vermek gerek dedim ve nihayet ilk bölümü açtım. Daha ikinci bölümü izlerken de 2000’leri tanımlayan sitcom modeline ne kadar hasret kaldığımı hatırlamış oldum. Ve korsan dizi sitelerinde dört reklamı art arda geçmenin sunduğu sabır testinin bende yarattığı etkiyi. Sadece ilk sezonunu bitirmiş olmama rağmen defalarca izleyeceğim bir dizi olduğunu kabullenmem de Jane Krakowski’nin ilk repliğini söylemesiyle gerçekleşti sanırım. Bazı insanlar gerçekten bazı işler için doğmuş derler, Jane Krakowski için de tam olarak bu geçerli. White Lotus’un üçüncü sezonunda bir anda belirse mesela… Keşke.
Müşra Demir
Bir hafta sonu ritüeli: Formula 1 🏎
TikTok’un favori Dilf’i Toto Wolff uğruna Drive To Survive izleyerek başladığım yolculuk, cuma sabahından pazar akşamına dek süren bir rutine ve hatta bazı Formula 1 dergilerine gönüllü olarak yazmaya kadar vardı. Kazanma arzusu ve içgüdüsüyle yaşamaları, bunu elde etmek için her şeyi yapmaları, disiplinleri ve maruz kaldıkları baskıyla yıl boyu çoğu sorunla “acaba onlar ne yapardı” sorusunu sorarak, onların sayesinde baş ettim. “Şık bir spor” olması ise bağlılığımı daha da artırdı! 🏁
Yılın soundtrack’leri: Olivia Rodrigo ve Maneskin
Yılın ilk yarısında Maneskin’in Rush albümüne, ikinci yarısında ise Olivia Rodrigo’nun GUTS albümüne dadandım. İkisi de baştan sona dinlemesi kolay ve kaç tekrarda döndürdüğünüzü unutacağınız albümler. Bahsettikleri konu ne olursa olsun bunu baştan sona yüksek enerji, neşe ve akılda kalıcı melodilerle yaptılar. Özellikle 2023 boyu bağıra çağıra eşlik ettiğim Olivia Rodrigo’nun çağımızın Alanis Morisette’i olduğunu düşünüyorum.
Succession
Hayatım boyunca bir daha başka bir diziyi her hafta bir bölüm bekleyerek izlemem sanıyordum. Tabii ki Succession’a kadar. Her hafta o bölüme özel meme’leri, geyikleri, edit’leri görerek geçirdiğim pazartesiler, yılın bağımlılığı halini aldı. Succession’ı bundan sonrasında pek çok kez baştan sona bitireceğime eminim ama her hafta “o gün”ü beklemek? O his bir daha geri gelmeyecek. Tıpkı o ünlü internet meme’inde dediği gibi: “You had to be there!” 🌝
Ilgaz Gökırmaklı
Come on, Barbie! 💝
2023 Temmuz’unu elim kalbimde bekledim sayımızın hiç de az olmadığını bildiğim yoldaşlarım gibi. Çok sevdiğimiz, biriciğimiz Greta Gerwig’in gözünden Barbie dünyasına konuk olacaktık. Toz pembe bir dünya olacaktı ama beklentilerimiz de büyüktü.
İşim gereği Barbieland’de ne olsa takip ettim; yazdım, çizdim, çevirdim. Pembe boya stokları bitti, rekorlar kırıldı, akımlar teker teker denendi, daha neler neler… Ama işim olmasaydı da aynılarını yapardım, eminim. Barbie bebeklerle büyüyenler bilir ki Barbie, hiçbir zaman sadece bir Barbie değildir. O bir oyuncak bebekten fazlasıdır. Ve daima kazanır. Sindy, Bratz ve benzerleri de kız kardeşlerimizdir tabii ama Barbie biriciktir.
Filme dair hislerimi bir kenara bırakıyorum. 2023; geçen hafta 2024 Cannes Film Festivali’nin ABD’li ilk kadın jüri başkanı olacağı haberini aldığımız Greta Gerwig’in, Barbie’miz Margot Robbie’nin, kendini rolüne biraz fazla kaptıran Ryan Gosling’in ve aslında Barbie’nin yılı oldu. Çünkü bilirsiniz Barbie daima kazanır. Bu sene Barbie’ye dadanarak geçmişken biraz da kavuşmanın verdiği rahatlıkla filmin üçüncü dakikasında gözyaşı akıtmak düştü benim payıma da. (Barbieland’de de gözyaşı vardır, evet.)
Yeni yıl için de pembe bir dilek bırakayım: Madem Barbie daima kazanır, madem 2023 onun yılıydı, o halde 2024 de Barbie ile büyüyenlerin yılı olsun💘✨🥂
Eylül Bombacı
AI (!) 👾
El mecbur ben de bu sene bayağı bir AI’a dadandım. Biliyorum kaçmak mümkün değil zaten, ama ben bir de üstüne yüksek lisans yaptım. E n’apalım, AI bir gün can bulursa bir ara bulucuya ihtiyacımız var değil mi? Tabii ki şaka yapıyorum. Ama yapay zeka ve beraberinde gelen tüm o felsefi tartışmalar beni alıp götürüyor. Yapay zeka nedir, insan nedir, ben kimim, neredeyiz… ve böyle devam ediyor.
Canlı müzik çarşambaları 🎶
Ben hep bir yerde müziğe dadanıyorum. Ama bu sene yüksek lisans için geldiğim Londra’da birkaç arkadaşımla bir çarşamba akşamı canlı caz dinlemeye gittik. Üç caz sevdalısı o çarşambanın diğer çarşambalardan çok daha güzel geçtiğini fark edince birbirimize döndük ve dedik ki: “Biz neden bunu her hafta yapmıyoruz?” İşte o zamandan beri her çarşamba caza, hatta daha genel olarak canlı müziğe dadandık. Öyle her hafta ünlü isimler dinlemedik tabii ki, ama olabilecek ne kadar lokal sanatçı varsa neredeyse hepsini dinledik. Lokal müzisyenlere olan destek bizi çok daha mutlu ederken bir baktık ki üç kişiyken 15 kişiye çıktık. Bizi bir yerlerde topluca canlı müzik dinlerken görebilirsiniz yani. Artık çarşamba benim cumam oldu, 2023 pek bir şey kazanmadı ama ben harika bir alışkanlık kazandım diyebilirim: Yaşasın caz çarşambaları! 🎷
Bir sakinleştirici olarak: Gilmore Girls 👩👧
Son olarak sonunda Gilmore Girls’e dadandım, hâlâ da dadanmaya devam ediyorum. Tahmin edersiniz ki kolay da bitmiyor. Ama hiç de pişman değilim, canım mı sıkıldı, beynim mi durdu? Hemen açıyorum bir Gilmore Girls, gerisini düşünmüyorum, küçük kasabanın küçük dertleri benim dertlerimin de o kadar büyük olmayabileceğini hatırlatıyor aslında, sakinleşiyorum.
Janset Atacan
Herkes kendi kaderini yaşar yarim: Instagram, Kızılcık Şerbeti, Gülben Ergen ve çok daha fazlası!
Yıl biterken bir bataklık olduğuna inandığım reels çukurunun en dibindeyim. Bir sinema eleştirmeninin bunu söylemesi skandal niteliği taşıyabilir, ancak geçen yılda filmden çok reels izlemiş olabilirim. Sen ne güzel bir icatsın, sen beyaz yakalılığın sınırındaki bu dertli kulun karanlık gecelerini aydınlatan yegane ilaç mısın ey Instagram! Yalansız kitapsız, Mark Zuckerberg’e teşekkürler. Bu sözleri de söyledim, inanır mısınız? Türk dizilerinin ve popüler kültürünün bağımlısı değilsem, neyim? 🤳🏻
Almanya’nın soğuğuna karşı birlikte savaştığım Kızılcık Şerbeti’ne selam olsun. Bu yazı elbette Kızılcık Şerbeti’nin ikinci sezonda bizi ne kadar hayal kırıklığına uğrattığına ilişkin yorumlar içermeyecek. Fakat kesin olan bir şey var ki Fatih, pişkinlikte Sadakatsiz’in Volkan’ını aştı. Doğa’nın kendisine okkalı bir ders vereceğine yönelik inancım kalmadı ne yazık ki. Yine de cuma akşamlarımın vazgeçilmezi bu diziye en az Mert Demir’in ateşlere düştüğü kadar düştüm. Bu yolculuğa eşlik eden Gülben Ergen’e de selam göndermemek olmaz. Bu yıl kraliçenin Sade ve Sadece albümüne umursamazsa, yarın yokmuşçasına dadandım. 🎶
Lafı açılmışken Türkçe pop müziğin değerini yadsımayalım arkadaşlar. Özellikle ilk gençlik yıllarını (Bunu diyecek kadar yaşlandım maalesef) metal ve punk dinleyerek geçiren eski bir ergen olarak yaş aldıkça müzik zevkimin oradan oraya atladığını, herhangi bir kalp kırıklığım yokken bile Mirkelam’dan ”Unutulmaz” dinlediğimi fark ettim. Gülben Ergen’in Sade ve Sadece albümü de bir o kadar zamansız, adı gibi sade, her şey yerli yerinde. Sezen Aksu imzası taşıyan ”Sandık Lekesi”, başlı başına felsefi bir atışma. Kadercilik desen var, öteki dünya inancı desen o da var! Albüm ateş atıyor, dertlere sürüklediği gibi göbek atmak için ayağa da kaldırıyor. Yalnızca Sezen Aksu değil; Türkçe müziğin akıl almaz yetenekleri de bu albümde. Şehrazat, Metin Özülkü, Kenan Doğulu, Hakan Altun’a ait şarkılarla dolu bir albüm düşünün. Şimdi derin bir nefes alın. Kenan Doğulu’nun söz ve müziğine imza attığı ”Sana mı sormalı”, sevgiliye isyankar tepkiler vermek isteyenlere göre. Dertleri derya yapanlara Metin Özülkü’den ”Boşuboşuna”, ilk kez aşık olanlara Şehrazat’tan ”Abayı Yaktım” var. Daha ne olsun? Gülben Ergen yalnızca bu yıl değil, her yıl dadanacağım tek kişi. Olsun. Çünkü, unutmayın, ona hiçbir şey olmaz. 💅🏼
İris Işık
Bir İstanbul Semti Beyoğlu… 🚎
Seden’in maili inbox’ıma düştüğünden beri 2023 boyunca en çok neye sardığımı, neye dadandığımı düşünüp duruyorum. Ya da neyi sürekli yaptığımı… Binge’lediğim diziler, loop’a aldığım şarkılar, pişirdiğim yemekler, yürüdüğüm yollar… Tekrar tekrar yaptıklarımı zihnimden geçiriyorum. Ve sonra bu başlıkların her sene kendini tekrar ettiğini ve sadece içeriklerinin değiştiğini fark edip bu sene en çok neye dadandığım arayışının nihayet sonuna geliyorum: Bir İstanbul semti Beyoğlu.
Tüm sene boyunca gerek iş gerek arkadaş buluşmaları, gerek tek başıma zaman geçirmek için gerekse de bir konser peşinde… Dönüp dolaşıp yolumun hep Beyoğlu ve sokaklarına düştüğünü fark ediyorum. Bu seçimin tesadüf mü yoksa bilerek mi olduğunu inanın ben de bilmiyorum. Ama hem sokaklarının dokusu hem hâlâ devam eden birkaç(!) işletmesiyle Beyoğlu’nun sizi alıp geçmişe götürmesi, hem de iyi hissettirmesi sanırım sürekli yolumun buraya düşmesinin sebepleri. Ya da üst üste aldığı darbelerle bir şekilde ayakta kalmayı başarıp onca olumsuzluğa rağmen binalarıyla, esnafıyla, kıyıda köşede kalmış nostaljik kırıntılarıyla hâlâ bir umut olduğunu hissettirmesi iyi geliyor ve belki de bu sebeple diğer semtlerden daha sık orada buluyorum kendimi.
Umarım 2024’te de bol bol Beyoğlu’lu günlerimiz olur diyor ve herkese mutlu bir yıl diliyorum 💕
Seden Mestan
Neyse ki müzik var
Bugün yaptığım mesleğe neredeyse 15 sene önce gittiğim konserleri yazmak, kimsenin başını şişirmeden uzuuuuun uzun müzik muhabbetleri çevirebilmek için başlamıştım 👶🏻 Daha doğrusu ‘‘başlamışım’’ diyeyim çünkü o sıralar neyi neden yaptığımın; bunun bir mesleğe dönüşebileceğinin pek farkında değildim 🌝 Sonra müzik yayıncılığı, hatta genel yayıncılık dediğimiz şey bambaşka bir hal aldı. Benim yazdığım müzik yazıları da oralarda bir yerlerde kaldı 🥲 Yine de dünyalar değişse de hâlâ gittiğim her konseri sanki yazacakmış gibi kafamda cümleler kurarak izliyorum ❤️🔥 Bir de tabii kısa kısa videolar çekerek, bunlardan ne gibi TikTok videoları çıkarırız diye düşünerek.
Herkesi en ummadığı anlarda köşeye sıkıştıran berbat ötesi bir yıldı 2023. Beni müzik ama en çok da gittiğim konserler ayakta tuttu 🎶 Bazılarında izleyiciydim, bazılarında çalışan. Kimi zaman da c-hepsi falan, kısacası toplamda kaç konser izledim sayamıyorum açıkçası. Ama Gezgin Salon’daki Büyük Ev Ablukada konseri ile geçen haftalardaki IDLES konseri akıl sağlığım için milattır 🥲 Lizzo’dan vazgeçmek zorunda kalmak ise büyük bir darbe oldu benim için 🤯 The Weeknd konserine de yanlışlıkla gittim ama olsun.
Sonsuz ve mutlu bir hazine: TikTok
Az önce TikTok videoları demişken… Büyük usta Seda Sayan’ın sözlerine referans yaparak anlatacak olursam: TikTok bir kültürdür, ben TikTok kadınıyım 💅🏼 Ama üretici değil, izleyiciyim bu platformda. Farklı şehirlerin tarihlerinin anlatıldığı videolardan tutun komplo teorilerine, komikli kedi videolarından (tabii ki burada da alası var) cilt bakım rutinlerine… 🌝 Aradığım, aramadığım (veya aramam gerektiğini dahi bilmediğim) her şeye burada rastlayabiliyorum, hem de tek bir parmak hareketiyle. Sonra işte TikTok’un o cevval algoritmaları sizi sizden daha iyi tanımaya başlıyor; ‘‘Bu kesin bunu da sever’’ diyor veeee… Mesela bir gece koltukta öylesine takılırken, Paris’i boylu boyunca kat eden yer altı tünelleri Catacombes’a sardım, sadece o konuda bir tane video karşıma çıktığı için. Sonra bir video, bir video daha derken konu önümde açıldıkça açıldı. Şu an size bir tarihçi, bir şehir planlamacı, bir kaşif, bir maceracı (ya da aklını kaçırmış herhangi biri) gibi Catacombes’tan bahsedebilirim. Aynı şekilde, göz altı kremlerine dair de bilgi sahibiyim. İnsan psikolojisine ve pratik ev düzenleme fikirlerine dair de epey(?) söz söyleyebilirim izlediğim bu videolar sayesinde. 🤓
Şaka bir yana, sosyal medyanın yükselişinden bu yana en özgün içeriklerin yaratıldığı tek platform TikTok oldu bence. Kullanıcılarının son sözü söylemek için zeka yarıştırma peşinde olmadığı ya da her daim aşırı havalı gözükmek için kasmadığı bir yer burası. Kendiyle dalga geçebilen, dolu dolu konuşan, çok da eğlenen bir platform TikTok. Ve çoğu zaman da bilgilendirici 💥 Ha post-truth çağında bilgi nedir, nasıl ulaşılır vs. gibi konulara takılacaksanız belki tabii mutluluğu başka yerlerde aramak daha iyi olabilir. (Kesin bu konuda da içerik vardır ama TikTok’ta.)
Gamze Akyol
Filenin Sultanları, Mabel Matiz ve tabii biraz da Kızılcık Şerbo…
Berbat başlayan bir yılın son günlerinde olmaktan pek bir mutluyum. İnsan ne yaparsa yapsın bir şeylere umut bağlamaktan kendini alamıyor ve herhangi yeni bir şey (bu sensin 2024) hakkında heyecanlanabiliyor… Bu seneki “nelere dadandık” konseptinde 2023’e dair hatırlayacağım en güzel konulardan biriyle açılışı yapıyorum; Filenin Sultanları. Yıllardır kovaladığımız o kupaları ve rövanşları bir bir aldığımız, haftalar boyunca aşırı keyifli bir voleybol izlediğimiz ve heyecandan yerimizde duramadığımız nefis bir milli takım sezonu yaşattılar bize. Siz de halen arada açıp İtalya maçını izliyor musunuz yoksa normal misiniz? 🏐
Ve Fatih. Hayır, Kızılcık Şerbo’daki değil, Mabel’in Fatih’i diyorum. O nasıl bir albüm diyorum… Bize n’apıyorsun Mabel diyorum… Senenin saçmalığından mı bilmiyorum ama bu sene loop’a aldığım bir albüm olmamıştı onunla karşılana kadar. Elinin değdiği her yere ışık saçan Mabel Matiz’e beni bu fani dünyadan bir süreliğine uzaklaştırdığı için teşekkür ederim; bazı insanlar iyi ki var. Kızılcık Şerbo hakkında da ne desem bilemedim. Sanırım kendisiyle toksik bir ilişkim var. Kesin Fatih yüzündendir o da. Her şey onun yüzünden değil mi zaten? 😡
Asena Bulduk
İleriye bakamamak ama geriye de dönememek üzerine bir sene: Geçmişin hayaletleriyle Past Lives ve geleceğin endişesiyle Kızılcık Şerbeti
2023 yılı, bir çoğumuzun kişisel en berbat yıllar listesine üst sıralardan giriş yapmıştır diye tahmin ediyorum. Türkiye tarihinin en büyük felaketlerinden biriyle, deprem ile gözümüzü açtığımız seneyi, ciddi bir şekilde vites artıran savaş ile kapıyoruz. Arada iki turuyla da anksiyete dolu seçimleri de tabii ki atlamıyoruz. Duygusal yatırımımızı, dünya yangınına çokça attığımız bir süreç geçirdik. Twitter’larımızı sildik, haberleri kapadık, belki yakınlarımıza kulaklarımızı tıkadık ve hatta çeşitli sebeplerle hayatımızdan bazı insanları çıkardık. Şimdi ise geriye dönüp yüzleşmek zor geliyor, ileriye bakmak ise endişe verici. 😰
Bu yıl bu ruh halinin, bende en güzel tezahürü, Celine Song’un “Past Lives” filmi oldu. Kanımca 2023 Berlinale seçkisinin pırlantası olmasının yanı sıra bir diğer takdire şayan tarafı da yönetmenin ilk filmi. Kore’den Amerika’ya taşınmasıyla bambaşka biri olan Nora, seneler sonra çocukluk aşkı Hae Sung ile karşılaşır. Nora, geçmişini ve köklerini ardında bıraktığını zannediyordur ta ki Hae Sung’u görene kadar. Celine Song, bu kalp kırıcı hikayeyi dozunda bir duygusallıkla aktarırken, arada kalmışlık hissinin temas ile tetiklenmesi üzerine de düşündürtüyor. Temas demişken, zıt kutupların teması yani Kızılcık Şerbeti’ni de 2023 yılı ile anmasam olmaz. Dramatik çatışmayı bir seviye yükselterek, muhafazakar ve seküler çatışmasını yani bir nevi “odadaki fili” anlattığı için, bu sene üzerine konuşmayı en sevdiğim şeylerden biri nam-ı diğer Şerbo oldu. Kendini sansür kıskacından şimdilik kurtarmış gibi gözükse de bilinmezlikleriyle dolu Türkiye’yi bize hissettirmeyi hala bir şekilde başarıyor 📺
2024’ün daha fazla temas ile daha az tahribat bırakmasını diliyorum. Herkes kendisine çok iyi baksın.








