“Arkadaşım 20 dakikalık ses kaydı atmış”: Dijital kültür konuşma alışkanlıklarımızı değiştiriyor
İnternet de, sosyal medya da yeni şeyler değil artık hayatımızda. MSN’den Facebook’a, Facebook’tan WhatsApp’a, sohbet etme yani chat’leşme alışkanlıklarımız bir platformdan diğerine transfer olurken bu gemi de artık geri dönmez, biliyoruz. Dijital dünyaya her zaman biraz çekince ve nefretle baktık oysaki. Bazen “dikkatimizi bozan” oldu bazen de hayat kurtardı. Şimdi dili olsa bize “ayıp ediyorsunuz ama” derdi, bu kadar çok şey yapmışken. Dil demişken, o da bizim dilimizi değiştirmedi mi? Hem beden hem konuşma dilimizi değiştiren, hatta kendi jargonlarını yaratan dijital kültüre ve dijital kültürün tüm bunları nasıl yaptığına dadanıyoruz.
Emoji’ler, ses kayıtları, oyunlar, sosyal medyada dolaşan videolar ve daha bir sürü şeyin bileşimi sosyal medya. Dijital dünya için ise sosyal medyanın etrafını saran bir galaksi, 0-1’lerle donatılan bilgisayar kodlarının bize sunduğu sanal her şey diyebiliriz. Gün gittikçe artan sosyal medya platformlarının arasında tabii ki de sürekli oradan oraya atladık, popüler olana geçtik, diğerini kullanmayı bıraktık. Hatta kimi zaman bazı alanlar “yaşlı yeri” oldu gençlere (büyüklerimize saygımızdan kastettiğimiz platformların adını vermeyelim ama, neyse anlaşıldı herhalde), kendi akranları neredeyse oraya geçti. Kimisi ise hiçbir zaman o platformları dahi kullanmayı bırakmadı. Ama bunlardan en uzun ömürlüsü ya da ”trendde olan” diyelim, WhatsApp ve Instagram oldu.
Bu uygulamaların içerisinde de değişen, hatta belki de evrilen ya da tercih edilen bir sürü farklı alışkanlıklar oluşmaya başladı; bu süreç devam da ediyor sanki. İletişim alışkanlıklarımız her geçen gün başka bir şekle evrilirken yazılar görsele, görseller ses kaydına, ses kayıtları videolara dönüşüyor. Birbirini aramak tarih olmuş, ayarlamak imkansız hâlâ gelmişken duyduğumuz en sık cümlelerden biri “Dışarıdayım, seni daha sonra arayayım mı” oldu. Bir süredir bunu yeni bir şey tamamlıyor: Ses kayıtları. Türkiye dahil olmak üzere dünyadaki birçok ülkenin insanlarının oradan oraya göç ettiği dünyada ses kayıtları büyük dostlukları sırtlayan yegane şeylerden biri.
@eviemareee
WhatsApp’ın raporuna göre 2023’te WhatsApp’ta günlük 7 milyar ses kaydı atılıyormuş. Bu sayı bile çokken yarım saate kadar çıkan ses kayıtlarıyla anlatılan hikayeler adeta bir terapi seansı, bir Shakespeare monoloğu gibi en yakın arkadaşlara iletiliyor. Belki de terapiye gitmeyen biri için fazla uzun sürecek bir ses kaydıyken daralan vaktimizde parmaklarımızı hızla hareket ettirerek tıklayacağımız birkaç yazı bile hem bize hem de karşımızdakine “al şu kitabı oku” demek gibi bir şey oluyor.
Dazed dergisinde yayınlanana bir yazıda, Warwick Üniversitesi’nde Sosyal Epistemoloji profesörü olarak görev yapan Steve Fuller geçmişteki aşk mektuplarının anlamının sadece onları deşifre ederek bulunabildiğinin altını çiziyor. Tarih boyunca anlamı kelimelerde ararken şimdiyse ses kayıtlarındaki tonlamalar ve diyaloglar bu görevi üstleniyor; ses değişiklikleri, iniş-çıkışlar… Geçmişin aşk mektupları tabii ki de daha şifreliydi. O şifreleri anlamak bir yandan hayatiydi, bir yandan da şifreyi çözecek vakit vardı. Şimdiyse ne uzun bir video belgesel izlemeye ne de aşık olmaya çok da vaktimiz kalmamış gibi. Bunun dışında emoji’ler, beğeni butonları ve bunun gibi kısayol simgeler de iletişim alışkanlıklarımızı değiştiren şeylerden oldu. “Çok beğendim harika bir görsel” demek yerine iki tıkla işimizi halledebileceğimiz semboller bazen hayat kurtardı. Yine Fuller’a göre Facebook’taki “beğeni” işareti olan elli butonlar, geçmişte uluslararası bir onaylama sinyali olarak kullanılsa da ilk defa bir duyguya işaret etmeye başladı bu harika devrimden sonra.
“Günümüzde dijital beden dili, çeşitli duygusal tepkilerin stilize edilmiş versiyonlarını sunan emojilerin kullanımının artmasıyla ilişkilendiriliyor” diye açıklıyor. “Emojiler iletişimi daha doğrudan hale getiriyor gibi görünebilir, aslında araştırmalar, bunların işleri daha da karmaşık hale getirdiğini gösteriyor” diye de ekliyor Fuller.
Bu sadece ses ve emojilerle yansımıyor tabii ki. Görsel üretmenin ve fotoğraf çekmenin kolaylaşması da yeni anlatım biçimleri ve bunlarla birlikte gelişen ortak bir dil yaratıyor. Sosyal medya kültürüyle, internet içerisinde büyüyen ve sadece bir jenerasyonun (şimdilik Gen Z ama sonra herhalde Gen Alfa olacak) anlayabileceği yeni nesil jargonlar, sadece İngilizcede değil her dilde varlığını göstermeye başlıyor. Urban Dictionary zaten yıllardır hem sokak hem de internet dilini açıklamada önemli bir görev üstleniyor. İngilizce jargonlar için tabii; Urban Dictionary henüz ötesine geçemedi ama yeni nesli yakalamada hâlâ çok başarılı. İnternette orada burada dolanırken anlamadığınız bir kelime ya da kısaltma varsa, istikamet doğru Urban Dictionary.
Bu anlamda bizce mühim bir işlevi olan, internetin orta yerinden çıkan bir sözlük daha var: Sude Belkıs Dil Kurumu. Ürettiği her içeriğe, hangi platformda olursa olsun sıkıya sıkıya dadandığımız İçerik üreticisi ve yayıncı Sude Belkıs’ın beğendiği, ürettiği ve türettiği kelimelere, anlamlarıyla birlikte buradan ulaşabilirsiniz mesela. Her şey yine Twitch yayınlarından biri sırasında dönen bir muhabbetle başlıyor ve Sude bir dil kurumu kurmak için Sude Belkıs Dil Kurumu’nu açıyor. Ama işler tabii ki orada kalmıyor; Sude Belkıs Dil Kurumu her yayın sonrasında güncelleniyor ve hem Sude’nin hem de sıkı fan kitlesinin yayınlar sırasında türettiği komik ve hedefi 12’den vuran kelimeler buraya ekleniyor. Bakmanızda fayda var.
@belkis_tv
Dijital jargonlar fiziksel dillere de yansıyor, hatta bunların içerisinde de küçük gruplara ayrılıyor tabii ki. Bu şekilde de internetin çok daha ötesinde günlük hayata, arkadaş gruplarının muhabbetlerine de dahil oluyor sonradan. Vloglardan alınan minik kliplerde bir kişinin bir lafı milyonlarca kez dinlenilip sonrasında da dilimize kazandırılıyor ve trend olma ömrü bitene kadar bilmeyenler de muhabbet dışı kalmaya boyun eğmek zorunda kalıyor. Umarız mümkün olduğunca günceli takip etmeyi başarırsınız!