Dilan Balkay’ın yeni albümü Tavşan Uykusu ve tanıdık olduğumuz karanlığa tekrar dalış
Dilan Balkay’ın müziği hep bir yerlerden dokunmayı başaran, hem karanlığa hem de içtenliğe aynı anda bakan o tuhaf netlikte duruyor. Trompetin titreşiminden söze, sahnedeki enerjisinden odadaki yankısına kadar kendine çok özgü bir yer açıyor alternatif sahnede. Tavşan Uykusu ise bu yolculuğun yeni durağı; bekleyeni bol, hissi yoğun ve Balkay’ın müzikal iç dünyasına daha da yakından bakmamızı sağlayan bir albüm. Bu yazı da biraz o dünyanın kapısını aralama girişimi.
Fotoğraflar: Sercan Bıyıklı, Salon İKSV
Ekim sonu yayınladığı yeni albümü Tavşan Uykusu dolayısıyla, Dilan Balkay yeniden alternatif müzik gündemine düştü. 2021’de yayınladığı KUYU albümünden sonra Dilan Balkay’la tanışanların sosyal medyadaki geri sayımlarla takip ettiği Tavşan Uykusu kesinlikle beklemeye değdi. Albümdeki üç şarkı daha önce single olarak yayınlanmıştı ama yedi yepyeni şarkı keyifleri yerine getirdi.
Kendisini daha önce 2022’deki Kreşendo (o zamanlar Beats By Girls Türkiye) etkinliklerinden birinde ve Jam Sessions’ta dinleme şerefine nail olmuştum. Kadın enstrümantalist sayısının bir elin parmaklarını zor geçtiği bu şehirde, trompet çalan bir kadına rastlamak beni çok heyecanlandırmıştı.
Balkay, 2019’da ilk single’ı “Bizi Bir Ettim”i çıkarmıştı. Sonrasında peş peşe yayınladığı “Derken”, “Hepsi Kafamda”, “Parçalanmadan” single’larını KUYU albümü takip etti. Bu arada hem trompetiyle pek çok şarkıya eşlik etti hem de kendi müziğini kendi istediği gibi yayınlamaya devam etti. Müziklerini bağımsız bir şekilde yapmaya ve en önemlisi dağıtmaya and içmiş müzisyenlerden biri olan Balkay, uzun yıllardır Dolu Kadehi Ters Tut’un da trompetçisi. Kendisini, omzuna attığı gökkuşağı bayraklarıyla yaptığı o performanslardan hatırlayanlar da vardır.

Şimdilerde ise Tavşan Uykusu adlı yeni albümüyle karşımızda Dilan Balkay. Zaten pek aydınlık olmadığını bildiğimiz müzikal üslubuna ayrılık acısını katık eden Tavşan Uykusu, yüksek beklentilerin ötesine geçen, kendi karanlığında parlamayı başaran bir albüm. Bol ritimli ve geri vokalli “Paranoya”, vals tınıları ve birbirine sıkıca tutunan uyaklarıyla “Tavşan Uykusu”, her terapiden sonra kendi kendimize sorduğumuz bazı soruları yankılayan “Gözyaşım Yol Yaptı Yanaklarım” ile “Çıkamıyorum” ve kafa karışıklıklarımıza nokta atışı yapan “Nerde Ne Var?” albümün öne çıkanları arasında.
Albümün lansman konseri 26 Kasım’da Salon İKSV’de yapıldı, hem de epey kalabalık bir izleyici eşliğinde. Evet, çoğunluğunu genç kadınların oluşturduğu “Balkayhead”ler büyük bir coşkuyla alanı doldurmuştu ve çok garip bir şey oldu: herkes eski ve yeni tüm şarkılara bir ağızdan eşlik etti. Bu, benim son birkaç yıldır gittiğim konserlerde görmediğim bir şeydi. Daha önceleri Gevende konserlerinde şaşkınlıkla tanıklık ettiğim bir durumdu. Gevende’nin kendi dili olan Gevendece müzik yaptığı düşünülürse, durumun tuhaflığı anlaşılacaktır diye düşünüyorum.

Sanırım bu hep birlikteliği sağlayan ortak bir şey vardı: bu müziği ve müzisyenleri gerçekten sevme, onların hislerine ortaklık etme hissi. Yanımda hiç tanımadığım kızlarla bakışıp nakaratlara eşlik ettim ve “birlikte olma hissi” beni sarıp sarmaladı. Yani sadece konsere gidip “deneyim” edinmedik. Gerçekten sahnede o müziği yapan insanlarla bir çeşit bağ kuruldu ve bu artık, gözlemleyebildiğim kadarıyla, çok ama çok nadir olan bir şeydi.
Sahnedeki müzisyenlerin de birbiriyle gerçekten kurduğunu hissettiğimiz bağ, o müziği yapmanın onlara verdiği keyif de seyirciye yansıdı muhtemelen. Öyle ki Dilan da sahnede sık sık ağlamanın eşiğinden döndü. Gerçekten kendiyle ve dünyayla derdi olan birinin müziğini dinlediğini hissediyor insan… Kişisel ve içten üretilmiş bir müzik ama hissettirdikleriyle kolektif…
En son 2021’de yayınladığı KUYU albümünü hatmedip sevenler için, Dilan Balkay yine kendi müziğini kendi istediği gibi yapmanın sularında süzülüyor. Balkayhead’lerden aldığı güçle Dilan’cığımız içimizdeki karanlığı gözümüzün hizasına getirip, ona minik bir buse kondurmamızı sağlamaya devam ediyor.
