Eurovision 2026: Boykotlar, protestolar ve belirsiz bir gelecek
Açık konuşalım, Eurovison’un da eski tadı yok.
69 yıldır Avrupa (istisnalar da var, merhaba Avustralya) ülkelerini müzik aracılığıyla bir araya getiren yarışmada başrolün şarkılar, renkli performanslar ve danslar olması beklense de elbette Eurovision da siyasetten bağımsız değil. Uzun yıllardır katılımcı profiliyle eleştirilere maruz kalan ve oylama sistemiyle de tartışmalara neden olan Eurovision, son iki senedir tat kaçırmaya devam ediyor.
Eurovision Şarkı Yarışması son birkaç yıldır protestolar ve boykot çağrılarıyla gündemde. Avrupa Yayın Birliği (EBU), Ukrayna’da başlayan savaş nedeniyle 2022’den bu yana Rusya’yı yarışmadan men etmesine rağmen benzer bir kararı İsrail için almaması nedeniyle “ikiyüzlülük” ve “çifte standart” eleştirilerinin hedefinde.
“Neler olmuştu?” derseniz, İsrail’in Eurovision’a katılımı 2024 yılında da yoğun protesto ve boykotlara sahne olmuş, İsveç’in Malmö kentinde gerçekleştirilen yarışma sırasında İsrail karşıtı eylemler yapılmıştı. Geçen sene de bir önceki yıldan farklı değildi. Eurovision Şarkı Yarışması’nda şarkılardan ziyade protestoların sesi gürdü. Boykot çağrıları ise eşi benzeri görülmemiş şekilde karşılık buldu.
Biz de bir süredir olduğu gibi yine uzaktan takip ettik olayları. Bu seneyi de boş geçmedik. Protestolara ve çok az bir süre kalan final gecesine dadandık.
Beklenildiği gibi protestolarla başladı
Avusturya’nın başkenti Viyana’da düzenlenen Eurovision 2026, beklenildiği gibi İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları nedeniyle protestolarla başladı.
Bir adım geriye saralım. Halihazırda devam eden tartışmalarda somut adımlar atan ülkeler de olmuştu. İsrail’in Gazze’de yaşattığı soykırım nedeniyle Eurovision’a katılmaması gerektiğini savunan çok sayıda ülke, kurum ve sanatçı var. Bu tartışmalar eşliğinde geçen son yılların ardından bu yıl yarışmayı; İspanya, Hollanda, İrlanda, Slovenya ve İzlanda boykot ediyor. Bir not düşelim, İrlanda’nın bugüne dek yedi Eurovision birinciliği vardı.
Boykotlar, tarihin doğru tarafında durmanın haklılığını görünür kılmanın yanı sıra önemli etkiler de yaratabilir. Özellikle ifade özgürlüğünü her fırsatta savunan ancak soykırım ve savaş suçları gibi kritik meselelerde taraflı tutumlar sergileyen kültür-sanat kurumları ve yöneticileri açısından bu durum daha da belirginleşiyor.
Yukarıda adı geçen ülkelerin boykot kararı, yarışmanın 70 yıllık tarihinde bir ilk tabii. Bir başka deyişle yarışma tarihinin en büyük politik boykotu. Kamu yayıncılarına yönelik kesintiler nedeniyle maliyetleri gerekçelendirme baskısının arttığı bir dönemde, bu gelişmenin Eurovision açısından uzun vadeli sonuçlar doğurabileceği düşünülüyor. Kültür tarihçisi ve uzun süredir yarışmayı takip eden Irving Wolther, The Guardian’a verdiği demeçte, “Uzun vadede, kamu tarafından finanse edilen yayıncılık Avrupa genelinde baskı altına girdiği için Eurovision’un finansmanı giderek zorlaşacak” dedi.
Tartışmalar ve boykotlar devam etse de 28 yaşındaki Noam Bettan, “Michelle” isimli pop şarkısıyla İsrail’i temsilen yarışmaya katıldı. Üstelik 12 Mayıs günü yapılan ilk elemelerde finale kalmaya hak kazandı. Bettan sahnede performansını sergilerken salonda “Soykırımı durdurun” sloganları ve yuhlama sesleri vardı. Bettan’ın performansı sırasında yapılan protesto, ev sahibi ülke Avusturya’nın kamu yayıncısı kuruluşu ORF’nin canlı yayınına yansıdı. ORF yarışmacılardan herhangi birine yönelik protestoları veya olumsuz tepkiyi sansürlemeyeceğini duyurmuştu.
Yarı final ardından yapılan açıklamada, hem İsrail temsilcisi sahneye çıkarken hem de şarkı sırasında bazı izleyicilerin “görüşlerini yüksek sesle dile getirdiği” belirtildi. Açıklamada, üç protestocunun, “izleyiciyi rahatsız etmeye devam ettikleri için” güvenlik görevlileri tarafından salondan çıkarıldığı da söylendi.
Noam Bettan’ın bu konudaki tavrı ne diye merak edenlere, müzisyenin yarışma öncesinde yaptığı açıklamada “müziğe odaklanmak istediğini” belirterek protestoları “arka plandaki bir gürültü” olarak değerlendirdiğini söyleyelim.

İsrailli yarışmacıya uyarı
Tabii kendisi bir de uyarı aldı. İsrail, yarışma kurallarına uymadığı için uyarıldı Bettan, “İsrail’e 10 kez oy verin” şeklinde bir talimatın yer aldığı videolar yayımlamıştı.
Eurovision Şarkı Yarışması Direktörü Martin Green, 20 dakika içinde İsrail kamu yayın kuruluşu KAN heyetiyle iletişime geçerek videoların paylaşımını derhal durdurmalarını ve tüm platformlardan kaldırmalarını talep ettiklerini, kurumun da bu talebi yerine getirdiğini aktarmıştı. Green, “Bir sanatçıya veya şarkıya 10 kez oy verilmesi için doğrudan çağrı yapmak kurallarımıza ve yarışmanın ruhuna aykırıdır” ifadelerini kullanmıştı. Martin Green, “KAN’a resmi bir uyarı mektubu gönderdik ve tüm tanıtım faaliyetlerini dikkatle izlemeye devam edecek ve gerektiğinde uygun önlemleri alacağız” demişti.
Viyana sokaklarında protestolar
Viyana’da, İsrail’in katılımına tepki gösterileriyle başlayan yarışmanın ikinci yarı finalinde Eurovision’da yarışacak finalistler belli oldu.
Viyana’daki Wiener Stadthalle’de gerçekleşen perşembe günkü ikinci yarı finalde sahne alan Bulgaristan, Ukrayna, Norveç, Avustralya, Romanya, Malta, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Arnavutluk, Danimarka ve Çekya finale çıkan ülkeler oldu. Azerbaycan, Lüksemburg, Ermenistan, İsviçre ve Letonya ise yarışmaya veda etti.
Eurovision siyasi tartışmalar ve boykotlarla 16 Mayıs’taki (yarın) geri sayıma geçmişken Viyana halkı da sokakları boş bırakmıyor. Sokaklarda hem İsrail’in katılımını protesto eden hem de destekleyen eylemler var. Öte yandan 15 Mayıs tarihinin Filistin için çok büyük bir önemi var. 15 Mayıs anavatanda veya sürgünde yaşayan bütün Filistinlilerin bir araya geldiği bir yas günü. 1948’den bu yana her 15 Mayıs’ta Filistinliler, başlarına gelen felaketi anıyorlar. Arapçada felaket anlamına gelen Nakba, İsrail’in kuruluşu sırasında yüz binlerce Filistinlinin evlerinden zorla çıkarılmasını ve yaşanan trajediyi ifade eden bir gün. Dolayısıyla Nakba gününde, yani sizin bu yazıyı okuduğunuz sıralarda, Viyana’da ya da dünyanın dört bir yanında eylemler ve yas buluşmaları gerçekleşiyor olacak.
Öte yandan Viyana polisi 16 Mayıs’taki final gününde “Filistin’le Dayanışma” sloganıyla düzenlenecek protesto yürüyüşüne yaklaşık 3 bin kişinin katılmasının beklendiğini açıkladı. Buna karşılık, “Antisiyonizme karşı 12 puan – Eurovision’a İsrail’in katılımından yana” başlıklı karşı gösteri için ise 50 ila 100 kişinin katılım başvurusu yapıldığı bildirildi.
Eurovision yapılamayabilirdi iddiası
The Hollywood Reporter ise bu sene yarışmanın son anda ve büyük zorluklarla yapıldığını yazdı. Eurovision ve Avrupa Yayın Birliğine (EBU) yakın kaynaklara dayandırılan habere göre yarışma, bu yıl İsrail nedeniyle yapılmayabilirdi.
Kaynaklar, İsrail’in katılımı nedeniyle kurumsal sponsorların çekildiğini ve bunun gelirlerde önemli düşüşlere yol açtığını, boykot eden beş ülkeden kaybedilen lisans ücretlerinin ise durumu daha da kötüleştirdiğini söyledi.
The Hollywood Reporter’a konuşan ve kamuoyuna açıklama yapma yetkisi olmadığı için ismini vermek istemeyen üst düzey bir kaynak, organizasyonun mali kayıplar nedeniyle iptal edilme ihtimalinin çok ciddi bir şekilde gündemde olduğunu söyledi. Bu arada yarışmanın büyük gelir kaynağını üye aidatları oluşturuyor, tabii sponsorluklar da önemli bir yer tutuyor.
Bu yıl yarışmaya 35 ülkenin katılması, 2004’te yarı final sistemine geçilmesinden bu yana görülen en düşük sayı oldu.
2027’de Eurovision’u ne bekliyor?
Yine Hollywood Reporter’ın haberine göre gelecek yılın mali tablosu da pek parlak görünmüyor. İspanya ve Slovenya’nın yarışmaya geri dönmesinin düşük bir ihtimal olduğu belirtilirken İsrail’in ateşkese rağmen saldırılara devam etmesi halinde başka ülkelerin de boykota katılabileceği konuşuluyor. Bu durum, gelir kaybının büyümesiyle birlikte yarışmanın 2027’de tamamen iptal edilmesi ihtimalini gündeme getiriyor.
Öte yandan EBU’nun, açık bir kural ihlali olmaksızın İsrail’i yarışmadan men etmeye çalışması da organizasyon açısından tartışmalı bir tablo yaratabilir. Çünkü Eurovision, “Avrupa’daki kamu yayıncılarını bir araya getirmek ve ülkeler arasındaki bağları güçlendirmek” amacıyla kurulduğunu vurguluyor. Böyle bir durumda İsrail’e yakın duran ülkelerin de protesto amacıyla yarışmadan çekilebileceği belirtiliyor.
2026 Eurovision Şarkı Yarışması bu yıl yine şarkılardan çok, tarihinin en büyük boykotu, taraflı tutumu, protestoları ve belirsiz geleceğiyle konuşuldu. Baştan beri söylediğimiz gibi, yarışmanın bu yıl pek tadı tuzu yoktu. Ancak kimilerinin “gülüp eğlenilecek bir alana siyasetin karıştırılması” olarak gördüğü şeyin, aslında dünyanın gözü önünde yaşanan bir katliama karşı yükselen itirazlar olduğunu unutmamak gerekiyor. Eylemlere, boykotlara ve en azından birilerinin ses çıkarmasına biz 12 puan veriyoruz. Varsın bu yıl biraz daha az eğlenilmiş olsun.
Final 16 Mayıs’ta, bizim gözümüz hem sahnedeki hem de sokaklardaki eylemlerde.