Düşük bütçe, yüksek nabız: Heated Rivalry’e dadanıyoruz

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

Eğer ekran süresi birazcık fazla bir sosyal medya kullanıcıysanız bir süredir sanal dünyayı kasıp kavuran Heated Rivalry’i mutlaka duymuş olmalısınız. Bu ateşli dizinin başrol oyuncuları olan ve bundan aylar önce garsonluk yaparak geçimi sağlayan iki genç adam şimdilerde hayal bile edemeyecekleri bir konumdalar; herkes onları konuşuyor ve izlemek istiyor. İki ezeli buz hokeyi rakibinin beklenmedik aşkını anlatan Heated Rivalry belki ortalığı gereğinden fazla ateşe vermiş olsa da Hudson Williams ve Connor Storrie’nin ekranlardan taşan kimyasıyla beraber dadanmak istediğimiz bir iş haline geliyor.

Uzun zamandır bu kadar hızlı bir şekilde göklere çıkartılan yeni bir dizi görmemiştik herhalde. Heated Rivalry’nin düşük bütçesi, tanınmayan oyuncuları ve kuir görünürlüğü bu durumu daha da ilginçleştiriyor. Kanadalı yazar Rachel Reid’in aynı isimli romanının uyarlaması olan ve ilk sezonu altı bölümden oluşan bu dizi ikinci hatta üçüncü sezon onayını aldı bile. Heated Rivalry kısaca Reid’in kurgusal dünyasında, iki iddialı buz hokeyi takımı olan Montreal Metros ve Boston Raiders’ın kaptanları ve en iyi oyuncuları olan Shane Hollander ve Ilya Rozanov’un aralarında başlayan beklenmedik bir aşk hikayesini anlatıyor diyebiliriz. Kanadalı Hollander Kanadalıların o meşhur nezaketine sahip, ince düşünceli ve bir o kadar da medyatik bir hokey oyuncusu iken Rusya’nın soğuk ikliminden kopup gelmiş hırçın delikanlımız Rozanov ise vurdumduymaz ve kaba tavırlarıyla rakiplerini çileden çıkartan ve aynı zamanda da oldukça popüler bir hokey ikonu. Dolayısıyla Hollander ve Rozanov çaylak sezonlarından itibaren devamlı yan yana getirilmeye çalışılan ve kıyaslanan bir ikili oluyorlar. Bu etkileşimlerin birinde ikili arasında, Rozanov’un çapkın bakışlarıyla başlayan cinsel gerilim her geçen bölüm tırmanırken buz hokeyi dünyasında açık bir eşcinsel olmanın getireceği zorluklar, bu ilişkiyi gizli bir şekilde sürdürmeye itiyor ezeli rakipleri.

Dizinin bu kadar ses getirmesinde elbette ki en büyük pay Connor Storrie ve Hudson Williams’ın. İkilinin birbirine bu kadar çok yakışması, karakterleri için gerçekten çaba harcadıklarını hissettirmeleri (bkz. Connor’un Rusça öğrenmesi) ve geçmişleri dikkatimizi çekiyor. Mesela Storrie geçtiğimiz günlerde Janelle James ile beraber Screen Actors Guild Ödülleri ya da kısaca SAG Ödülleri olarak bilinen ödüllerin bir kategorisinin adaylıklarını açıkladı ve bu konuşmada bundan sekiz ay önce garsonluk yaptığını ve şimdi ise burada adaylık açıklıyor oluşunun onu nasıl şaşırttığından bahsetti. Ayrıca kendisi kamera arkasında da daha çok çalışmak istediğini söylüyor ve hatta tamamını iPhone ile çektiği ve yakında vizyona girecek olan ilk uzun metrajlı yönetmenlik denemesi Transaction Planet’in çekimlerini tamamladığını duyuruyor.

18 yaşında oyunculuk kariyeri için ilk adımları atan Storrie’nin Heated Rivalry’e gelene kadar en göz önündeki rolü ise Todd Philips’in Joker: Folie à Deux filminde kısa bir süreliğine gördüğümüz mahkum rolü. O filmin künyesinde “young inmate” olarak yer alan bu genç adam şimdilerde en büyük Hollywood ajanslarının peşinde koştuğu bir aktör oldu ve Cate Blachett, Tom Hanks gibi isimleri de temsil eden CAA şirketinin bünyesine katıldı. Şu sıralar gittiği her yerde flaşlar yüzünde patlıyor ve herkes ona bir poz versin diye adını sesleniyor. Bir Hollywood rüyasının gerçek oluşuna canlı canlı şahit oluyoruz resmen.

Hudson Willams’ın durumunun da Connor’dan aşağı kalır yanı yok elbette. O da şimdilerde Jimmy Fallon’larda, kırmızı halılarda ve çeşitli röportajlarda boy gösteriyor. Ve tıpkı Connor gibi o da ajans tercihini CAA’den yana kullandı. Annesinin Koreli, babasının ise İngiliz-Hollandalı-Kanadalı olduğunu söyleyen aktör de Heated Rivalry’den önce New Westminster’daki The Old Spaghetti Factory’de garson olarak çalıştığını söylüyor.

2020 yılından itibaren kısa filmlerde yazarlık, yönetmenlik ve oyunculuk yapan Williams ayrıca bu işte yetenekli olduğuna, çeşitli ödüller kazanacağına da inandığını ekliyor. Henüz 25 yaşında olan aktörlerin şu anki popülerliğine bakarsak, doğru yapımlarla gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel bir sonuç elbette.

Başrollerimize şöyle bir baktıktan sonra gelelim artık diziye; izleyici Heated Rivalry’i neden bu kadar sevdi? Bu soruyu Connor ve Hudson’a sormuşlar ve ikisinin de ortak fikri kadınların artık heteroseksüel ilişkilerdeki klişeleşmiş “iletişime kapalı, düz, ulaşılması zor, ilişkide karşısındakini anlamaya çabalamayan erkek” stereotipinden sıkılmış olmaları ve kuir ilişkilerde bunların tam tersini görebilmeleri olduğunu söylüyorlar. Ayrıca izleyicilerin Ilya ve Shane arasındaki bitmeyen tutkuyu hissetmekten de mutlu olduklarını düşünüyorlar. Ancak aynı zamanda ikisi de insanların kendilerini ne kadar nesneleştirdiklerinin farkında olduklarını da söylüyorlar.

Yukarı da bahsettiğimiz Storrie’nin Janelle James ile beraber sunduğu adaylıkların ardından bir muhabir Connor’un dış görünüşünü işaret ediyor ve “onun sahneleri hakkında neler düşünüyorsun?” diyerek Janelle’e bir soru yönlendiriyor. Connor’un bu soru karışışında biraz suratı düşüyor ve Janelle de malum sahneleri ima ettiğini anlayarak o sahneler hakkında hiçbir şey düşünmediğini, Connor’un ne kadar yetenekli olduğunu düşündüğünü söylüyor ve geleceği için heyecanlandığını belirtiyor. Elbette genç oyuncuları bulan ani ve büyük şöhret maalesef beraberinde aşırı “beden odaklı ilgi” de getiriyor ve kadın oyuncular da erkek oyuncular da bu durum karşısında ne yapacaklarını şaşırıyorlar.

Son olarak diziyi seven kadar eleştireni de olduğunu söylemeliyiz. Amatörce bulunan oyunculuk performansları, bütçe yetersizliğinin hissedildiği anlar ya da maskülen bir spor dalında LGBTİ+ bireyleri ele alışıyla da doğal olarak eleştiriliyor. Mesela eşcinsel olduğunu açıklayan ilk profesyonel buz hokeyi oyuncusu olan Brock McGillis dizi için “bir oyuncunun eşcinsel olduğunu açıklaması üzerinde olumsuz bir etki yaratma olasılığının daha yüksek olduğuna” inandığını söylemiş olsa da Williams verdiği bir başka röportajda eşcinsel olduğunu açıklamamış profesyonel sporculardan onlarca anonim destek mesajı aldığını açıklamıştı. Heated Rivalry kısa sürede gördüğü büyük ilginin ardından HBO’nun da dikkatini çekti ve birçok ülkede HBO Max kitaplığına eklendi. Dizinin yapımcıları da ikinci sezondan itibaren bütçede büyük bir artışa gideceklerini duyurdular.  Bu nedenle Heated Rivalry’nin arkasına aldığı rüzgarın özellikle kuir sporcular için pozitif bir etki yaratmasını umuyor ve diziye olan bu çılgın sevginin nereye varacağını merakla bekliyoruz.

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin