Ömürlük bir sevda Sims’çilik: “Büyüdüğümüz” o sokaklar, yeniden yarattığımız hikayeler
Dag dag! Yani Sims aleminde “merhaba” demek. Geçmişte ne bilgisayarlar çöktü o eklenti paketleri yüzünden… Karakterler arası kurgulanan matrak dramalar, Aşk-ı Memnu finalinin yine yeniden yaratılması ve birtakım yerel düğünler de dahil olmak üzere türlü senaryolar eşliğinde Sims gerçek hayatın bir tür yansımasına dönüştü; oyun meraklısı olmayanları bile bir şekilde kendine bağlamanın bir formülünü buldu. Gerçek hayatı pek de aratmıyor Sims. Üstüne bir de zamanı ileriye sarma, türlü sıkıntıları anında yok etme özellikleri de var. Bir şekilde doğruculuk ve şapşallık arasındaki bu ince çizgideki Sims, tahtından bir türlü düşmedi.
Peki Sims bilgisayar ve internetin kolaylaştığı zamanlardan bu yana popülerliğini nasıl koruyor? Nasıl geçiyor saatler bilgisayar önünde, biz paralel bir hayatı belki oyun içinde biraz daha hızlı yaşarken? Galiba birçok Sims sevdalısı için bu oyun bir çeşit terapi işlevi görüyor. Kendi hayatlarımızdan sıyrılıp yarattığımız hikayeler, ekonomiye inat döşediğimiz villalar biraz olsun içimizi rahatlatmaya yardım ediyor. Diğer yandan, geçtiğimiz sene Barbie’lenmemiz yetmemiş gibi şimdi ise prodüksiyonunda Margot Robbie’nin olduğu Sims filmi kapımızı çalıyor. Simsseverlere neden sevdiklerini sorduk, internette dönen şakalara ve yeni ufuklara dadandık.
Bilenler bilmeyenlere anlatsın: Ufak bir The Sims özeti
The Sims bilgisayar çağında büyümüş birçok gencin, oyun sever olsun olmasın, ortak geçmişi aslında. Yaşam simülasyonu olarak tanımlanan bu oyun Maxis isimli oyun şirketi tarafından geliştirilip dünyaca ünlü Electronic Arts (EA) tarafından yayınlanıyor. İlk defa 2000’lerde oyunculara sunulan The Sims aslında 1989’da çıkan şehir inşa etme oyunu Simcity’nin kardeş oyunu olarak piyasaya sunuluyor. The Sims aslında sandbox oyunu olarak tanımlanan, bir hedef adına oynanmayan ve tam olarak bir final senaryosu olmayan oyunlardan biri. Bir simülasyon olarak inşa edilen oyunda sürümün kapasitesi ve eklenti paketleri dahilinde her şeyi yapmak serbest, ki bir yandan da oyun sevdalısı mod geliştiricilerinin bireysel olarak hazırladıkları düzenlemeleri indirip başka bir oyun tecrübesi yaşamak da mümkün olabiliyor. Sims’in görece açık dünyası, yeni özellikler ve diyarlar sunan ek paketlerle birlikte daha da büyüyor, gerçek hayatın biraz daha sihirli biraz daha dertsiz ve tasasız halini karşımıza sunuyor.
Çocukluğunda oynamaya başlamış birçok kişi için bir yandan nostaljik bir havası olan The Sims serisi, yeni çıkan versiyonları ve eklenti paketleriyle de kendisini hep gündemde ve yeni tutmayı başardı Aynı Disney, Marvel (artık aynı şey ama neyse) gibi kendi evrenini yaratıyor bu şekilde.
27 yaşındaki Nur, pazarlama uzmanı. O da birçok kişi gibi Sims’le bir arkadaş evinde tanışmış. Sims oynamaktan neden bıkamayacağını şu şekilde anlatıyor:
“2000’lerin başında bir aile dostumuzun evinde Sims’le tanıştım, o ailenin benden yaşça büyük çocuğu Sims oynarken büyülenmiş gibi saatlerce onu seyrettiğimi hatırlıyorum. O günden sonra benim Sims 2 ile başlayan serüvenim hâlâ devam eden bir tutkuya dönüştü. Oyunda beni en çok gerçek hayatın faniliğini görmek çekti sanıyorum. Yıllardır eskimemesinin sebebinin de gerçeklikle çok benzeşen, absürt komedi tadında bir oyun olması olduğunu düşünüyorum. Bir taraftan kontrolün sende olduğu hissi bir taraftan her an her şeyin olabilmesi… Bir anda mutlu yuvanız yemek yaparken çıkan yangında küle dönebilir, nikah töreninizde gülmekten ölebilirsiniz.”
Aylin ise 29 yaşında bir mimar ve tam bir Simsolog. Altı yaşından beri Sims oynuyor. Hatta kendisinin Sims yemek kitabı bile var.
“Yıllardır yerini koruyup koruyamadığı konusunda pek emin değilim. Sosyal medya ve forumlarda, özellikle Sims 4’ün son güncellemeleri ve ek paketleri konusunda oyuncuların tam anlamıyla memnun olmadığını sık sık görüyorum. Sims 3, oyunculara daha fazla içerik ve sürpriz sunarken, Sims 4’te bazı özelliklerin sınırlandırıldığı hissi var. Örneğin, Sims 4’te unicorn olmaması beni hayal kırıklığına uğratmıştı. Oysa Sims 3’te hileyle bile olsa unicorn sahiplenebiliyordum. Belki de yapımcılar oyunu gerçek hayata daha yakın hale getirmek istediler ve bu nedenle bazı fantastik öğeleri çıkardılar.
Yine de Sims serisi hâlâ seviliyor, çünkü bize gerçek hayatın simülasyonunu sunuyor. Gerçek hayatta karşılaştığımız zorlukları Sims’te daha kolay aşabiliyoruz ve bu da cazip geliyor olabilir. İş, aşk, arkadaşlık, aile gibi konuları oyuna aktarıp istediğimiz şekilde yönlendirebiliyor ve hayalimizdeki hayatları yaratabiliyoruz.”
Hangi Sims bir türlü karar veremedik…
E biz Simsseverler olarak hepimizin ayrı bir tercihi var tabii. Sims 1’i arayan pek yok ama inatla Sims 2’de kalan, Sims 3’ten hiç vazgeçemeyenler var. “Yenilik”lere kanıp Sims 4 versiyonuna çoktan geçmiş olanlar da az değil. Kimileriyse bu trajik güncel versiyondan çoktan bıkmış Sims 5’in yolunu gözlerken yakın bir zaman önce yapımcılardan “daha çok beklersin” mesajını alıyorlar.
Ekim 2022’de Sims 5 ile artık çok oyunculu bir sisteme geçip yeni bir oyun tecrübesinin sözünü verirken ne oldu da geri çekildiler?
Aslında tam da geri çekilme değil. Project Rene isimli bu yeni proje bedava ve çok oyunculu oyun tecrübesini sunarken Sims 4 ise bir yandan ilerlemeye devam edecek. Sims 4’ün dünyası genişlemeye ek paketlerle devam edecek ve Sims dünyası büyüyecek. Sims 4 aslında oyunda komut alan karakterlerin saatlerce ayakta durup beklemesiyle, arabayla bir yerlere gitme özelliğinin kaldırılışı ve yemek yapmak gibi basit aktivitelerin görsellerinin zayıflamasıyla kesinlikle has-simsçiler tarafından o büyük tahta oturtulmadı hiçbir zaman.

37 yaşındaki Mert Uyguner oyunun eski fan’larından ve kendisi gerçek bir Sims 2 fanı. Hangi Sims’i tercih ettiğini sorduğumuzda şöyle cevaplıyor.
“Kesinlikle Sims 2… İmkanları sınırlıydı ama tam da bu yüzden her şey daha da güzeldi. Onun o basit grafikleri, huzur dolu müziği, tanıdık yüzleri… Bir meme’de vardı, ben bu sokaklarda büyüdüm deyip Sims haritasını gösteriyordu. Ben gerçekten de orta okul ve lise yıllarımda o sokaklarda büyüdüm. Anlayamazsınız.”
Sims 3 sevdalısı Aylin şöyle açıklıyor bu gönül bağını: “The Sims serisi yıllardır hayatımızda ve oyunculara sunduğu yaratıcılık ve özgürlük hissiyle kalplerde taht kurdu. Serinin her bir oyunu kendi içinde farklı yenilikler sundu ve farklı dönemlerde oyuncuları heyecanlandırdı. Özellikle The Sims 3, sunduğu açık dünya ve zengin içerikleriyle birçok oyuncunun favorisi olarak kalmayı başardığını düşünüyorum. Sims serisinin gelecekteki versiyonlarının, oyuncuların taleplerini dikkate alarak daha da gelişeceğini ve bizlere yepyeni deneyimler sunmaya devam edeceğini umuyorum. Bu serinin bitmesini hiç istemem; çünkü Sims dünyasında dolaşmak ve hayal gücümü sınırlandırmadan yaşamak bana her zaman büyük keyif veriyor.”
Tam olarak 24 yılı aşkın bir tarihten bahsediyoruz, ciddi anlamda büyük bir dünya bu. Sims, bir terapi gibi etrafımızı sararken bazen ‘gerçek’ dünyada yapmak isteyip de yapamadıklarımızı (hatta en sevdiğimiz diziye alternatif bir final yaratmayı bile) mümkün kılıyor. Bazen de hiç olmamış aşklar birebir yaşanıyor. Bense 20 kişilik bir arkadaş topluluğunu Sims’te bir eve sığdırmaya çalışırken evin içerisinde kendi kendine doğan aşkın gerçek dünyada da oluvermesine tanık olmuştum. Demek ki ‘gerçekten’ gerçeklikten pek de uzak değilmiş.
Oyun oynayanlardan yaptıkları hikayeleri diziye çevirenler
Sims oynayanlar ikiye ya da belki de üçe ayrılıyor: Karakter tasarlamayı sevenler, iç ve dış mimarlar, hikaye anlatıcıları… Sims üreticileri bunların hepsine özel seçenekler sunuyor. Bunlar üzerinden yaratılanlar bir süredir YouTube ve TikTok gibi platformlar üzerinden de paylaşılıyor.
Evet, bilgisayar başında saatlerce Sims oynadığımız yetmezmiş gibi kendimizi bir de bu videoları izlerken buluyoruz. Zaten ünlü gamer’ların oyunlarda neler yaptığını izlemek başlı başına bir bağımlılık, bir sevda ama Sims’ta farklı bir şey daha da var. Başkalarının anlattığı hikayelere ortak olmak, dizi-film izlemek gibi bir şey.
Kim Kardashian’ın evini baştan sona yapanlardan tutun Aşk-ı Memnu finalini tekrar tekrar yaratanlara… Herkes eserini başkalarıyla da paylaşmak istiyor işte. Hatta Laz düğünü re-imagined yapan içerik üreticisi Deniz Gökkan’e selam olsun buradan.
“Özellikle şu ara TikTok’ta ve Instagram’da çok fazla karşıma çıkıyor bu videolar. Algoritmalar gereği tabii. Hepsini de büyülenmiş gibi izliyorum. Bazıları gerçekten çok komik oluyor; ünlü sahneleri yeniden yaratıyorlar ya da karakterlerine komik senaryolar yaşatıyorlar. Eski sevgilisinin babasıyla evlenip çocuğu olan bir karakter yaratmıştı biri, yani yeni doğan çocuğu ve eski sevgilisi kardeş oluyor… Aşırı komikti. Eski sevgilisine bir de sinir krizi geçirtiyordu. Bunlar oyun tecrübemde bir değişiklik yaratmıyor ama izlemesi çok eğlenceli gerçekten.
Bu arada bunların çoğu ileri sürümlerde ve paketlerde oluyor. Bir de eski sürümlerin sınırlı imkanlarıyla yapılanlar var; mesela sadece Sims 1 ve Sims 2 özelinde dramalar yaratılıyor. Onlara saygı duymadan edemiyorum… Bunu nasıl akıl ettiniz, hadi akıl ettiniz de Sims 1 ve 2’nin o az imkanıyla nasıl yarattınız?” – Mert Uyguner
Masum kaçışlar, beyin tatilleri
Hepimiz bazen yaşadığımız hayattan biraz uzaklaşmak biraz başka şeyler denemek istiyoruz. Zaten bunun için kitaplar, filmler, oyunlar ve tatiller yok mu? Sims de öyle iyi geliyor işte, hayatın alternatiflerine hızlı ve huzurlu yoldan tanık olabilecekken hayatlarımız hayallerimize biraz daha yaklaşabilirken beynimizdeki bağlantıları da yeniden oluşturmamıza yardımcı oluyor sanki. Yıllardır YouTube diyarlarında izlediğimiz veya kendi kendimize yaptığımız sosyal Sims deneyleri de bunlara dahil. Azrail’le date’e çıkmak, gülmekten ölmek (gerçekten), mümkün olduğunca fazla çocuk yapmak ve daha bir türlü senaryo geliştirmek var bunların arasında. Yazar AJ Willingham’ın CNN’deki yazısına göre bu durum ADHD veya otizm gibi tanılara sahip nöroçeşitli bireyler için huzur verici bir alan sağlıyor. Bu, oyunu istedikleri şekilde uyarlayabilecekleri anlamına geliyor: kafa karıştırıcı bir dünyada rahatlatıcı bir yer, bir tür sosyal yol haritası, kontrolün kendilerinde olduğu alternatif bir gerçeklik veya sadece hayat boyu süren özel bir ilgi alanı olabiliyor. Tabii ki de sadece nöroçeşitli bireyler için değil Sims, sürülebilecek alternatif hayatları oyunlaştırarak huzurlu veya heyecanlı ama aynı derecede güvende hissettiren bir oyun tecrübesi sunuyor sevenlerine.
“Ben sakin bir hayat yaşamayı seviyorum sanırım Sims’te. Evet, bazen dramalar oluyor tabii… Hayatın kendisi gibi 🙂 Ben Sims’i daha çok yeni karakter ve ev yaratmak, mobilya seçmek, işte karakterlerime yeni bir kariyer inşa etmek vs. gibi kısımlarda seviyorum. Kafa boşaltmak derler ya, tam olarak bunu sağlıyor çünkü; bir sonraki adımı düşünmek zorunda kalmadan… Adrenalinden ziyade gerçek hayatta maddi olanaklardan dolayı gerçekleştiremediğim Pinterest hayallerimi burada az da olsa yapabilmek için oynuyorum şu ara Sims’i. Yaşlandım belki de…” -Mert Uyguner
Kimisi “motherlode” (bilenler bilir) hilesini kullanarak zengin bir hayat yaşarken para kazanmanın kolay olduğu bu kurmaca dünyada sömürüsüz ve enflasyonsuz hayatın tadını çıkarıyor. “Ben kurgudan ziyade tasarım tarafında uzmanlaşmış bir Simsçiyim’’ diyor Nur. ‘‘Köşkler inşa edip Mimar Selim Bey edasıyla minik dokunuşlar eklemeye bayılıyorum. Eğer hikaye ile oynayacaksam ‘Rags to Riches’ kurgusunu seçiyorum; sömürücü bir patron olmadan, tırnaklarımla kazıyarak milyoner olmak… Varlık içinde doymuş bir hayattan ziyade yokluk içinden çıkmaya çalışmak daha keyifli geliyor.”
Kimi de işte Aylin gibi hikaye yaratmaktan uyumayı unutuyor, Aşk-ı Memnu gibi klasikleri baştan yeni hikayelerle yaratıyor. Yani anlayacağınız sınırlar sadece eklenti paketleri içinde ama onlar da zaten dışardan oyun severlerin hazırladığı oyun modlarıyla bir şekilde hallediliyor.
“Sims oynarken hikayeler kurgulamayan var mıdır, bilmiyorum. Ben de oynarken sık sık hikayeler oluşturuyorum. Öyle ki, bazen sabah başına oturup gece yarısına kadar kalkmadığım oluyor, sırf hikayemi yarıda bırakmamak için. Hikayelerim genelde tamamen benim kurgum oluyor. Sakin bir hikaye düzenini tercih etsem de bazen kaotik ve karmaşık olaylar yaşatıyorum karakterlerime.
Son zamanlarda en çok sevdiğim hikayeler pastoral bir yaşam süren çekirdek aileler etrafında şekilleniyor. Kendi ürettikleri meyve-sebzeleri tüketiyorlar, inek sağıyorlar ve evin babası at eğitmeni olarak yarışlara katılıyor. Evin annesi ise sera işleriyle meşgul ve çiçek düzenlemeleri yaparak geçimini sağlıyor. Ayrıca oyunda yer alan hazır ailelerin, özellikle de ‘Goth’ ailesi gibi hikayesi belli olan ailelerin hayatlarına müdahale etmekten de keyif alıyorum. Bu ailelerin yazılı hikayelerine karışıp olayları değiştirmek çok eğlenceli.
En ilginç hikayelerim çok masum değiller 🙂, ancak masum olan bir tanesini anlatabilirim! Bir keresinde Aşk-ı Memnu’yu kurguladım; ama bu sefer hikaye biraz farklıydı. Bihter, Behlül ile evliydi, ama Bihter Behlül’ü Adnan Bey ile aldatıyordu. Adnan Bey’in ise Matmazel ile bir ilişkisi vardı. Gerçek hikayeyi tersine çevirmiştim biraz diyebilirim!”
Sims’çilik, Barbie’cilik ve Hollywood
Bizim hayal gücümüzün pek de ilerisine gidebileceğini zannetmiyoruz ama Margot Robbie’nin prodüksiyon şirketi LuckyChap yeni Sims filmi için kolları sıvamaya başladı bile. Kendisinin başrolde olduğu ve prodüktörleri arasında yer aldığı Barbie filmi ciddi anlamda ses getirdi, belki de The Avengers End Game’den beri en büyük halkla ilişkiler projelerinden birini hayata geçirdi. Üzerine delicesine tartışmaların yapıldığı kendisinden çok alakasız olan ama aynı gün çıkma kısmetine sahip Oppenheimer’la karşılaştırıldı. Barbie oynamaksa Sims oynamanın bir nevi analog versiyonu gibi. Kendi evreninde oyuncak haznesi büyütüldükçe yeni olanaklar sağlayan kocaman bir evren ama Sims kadar güncel kalmayı başaramadı belki de. Ne de olsa dijital çağdayız. Loki’nin yönetmeni Kate Herron’ın da Sims filmi projesine dahil olduğundan bahsediliyor. Daha çok taze haberlerle yeni gündem olmuş bu mesele elbette biraz güncelleme bekleyişinde. EA, The Sims’in 25’inci yıldönümünde daha fazla detayla karşımıza çıkacağına söz veriyor. Ne yapalım, bekliyoruz, biz zaten Sims’te onca hayat kurmuş, sevenleri ayırmış, kimileriniyse kavuşturmuşken Sims’in ancak korku gerilim sularında, Sims oyununun içinde oynanan Sims oyunu gibisinden bir hikayeyle bizi çıldırtabileceğini düşünüyoruz. Bakalım karşımıza neler çıkacak.