Edep ve memleket: Hasçelikler and The City serisine dadandık
Türettiği meme’lerden viral Instagram paylaşımlarına, şu aralar herkesin konuştuğu, replikleri dilimize dolanan ve her yeni bölümle yine yeniden “aynı ben” dedirten, alaturka Sex and the City uyarlaması Hasçelikler and the City’ye dadandık.
Her ne kadar adıyla Sex and the City’ye gönderme yapsa da Hasçelikler and the City’nin tema olarak -illa bir şeye benzeteceksek- Lena Dunham’ın büyük şehirde 20’li yaşlarda kadın olmayı anlatan dizisi Girls’e daha yakın bir yerde olduğunu söyleyebiliriz. Tabii tema olarak… Çünkü karakterler ve yaşantıları Girls’ün o ayrıcalıklı dünyasından çok uzakta. Yine de hayatta yolunu bulma çabası ve kafa karışıklıkları, özellikle 20’li yaşlarda, bir şekilde her yerde ve her koşulda benzeşiyor belli ki.
Esasen her şey içerik üreticisi Sude Belkıs’ın bir grup kız arkadaşıyla davet edilmedikleri bir düğüne gitmeye heves etmesiyle başlıyor. Sude Belkıs’ın farklı karakterler yaratıp o karakterlere bürünmesine BelkısTV adı altında açtığı haftalık Twitch yayınlarından ve sosyal medyada paylaştığı içeriklerden alışığız zaten. Hasçelikler and the City’den hemen önce Seyyal Taner’in o ünlü şarkısından ilham alan Naciye karakteri vardı mesela; eğlenceli bir şekilde başlayan bir role play kocaman bir hikayeye dönüşmüştü.
Hasçelikler and the City de bir oyun gibi başladı ve bizi ekran başına bağlayan bir YouTube serisi olarak devam etti. Sude Belkıs’ı internet alemlerinde artık hem Sude hem de Nesly olarak görüyorduk. Hatta Nesly’nin bir Instagram hesabı bile vardı, anında binlerce takipçi toplamıştı ama Nesly’ye yamuk ettiler, hesabını şikayetler üzerine kapattılar. Ama Nesly, pardon Sude durur mu? Nesly hesabını geri alamasa da daha da güçlenerek döndü Instagram’a, yenisini açtı.
Nesly yani Neslihan ile birlikte üç karakter daha var dizide: Fatoş, Buse ve Hülya… Bu karakterleri canlandıran dörtlü kahvaltı masasının etrafında toplaşıyor ve akrabalık ilişkilerine dair ayrıntılı bir özgeçmiş kurgulayarak doğaçlama bir sohbete girişiyor. Asıl amaçlarının Twitter’da çok konuşulacak kült bir web dizisi yaratmaktan çok kendilerini eğlendirmek olduğu belli. Hasçelikler and the City’yi bu denli komik kılan ve ilk bölümden itibaren izleyiciyi ekrana kilitleyen de, zaten tipleştirilen kadınlar arasındaki bu samimiyet.
Neslihan Hasçelik’in ablası, kuzeni ve yengesiyle olan ilişkileri üzerinden Türk aile yapısında kadının yerini alaycı bir noktadan ele alan dizinin ana kadrosu; Nesly’nin yeni boşanmış cazgır ablası Fatma (Fatoş) Hasçelik, nişanlısı Uğur’a bankadan kredi çektiği için akrabalarının diline dolanan kuzeni Buse Bayraktar ve güzellik uzmanı, hafif paragöz yengesi Hülya Hasçelik’ten oluşuyor. (Son bölümü daha izlememiş olanlar için de şuraya bir dipnot düşelim: gidişata göre ana kadroya konuk oyuncular vesilesiyle yeni karakterlerin dahil olması muhtemel.) İzleyici her bölümde, farklı ortamlarda bu ana dörtlünün doğaçlama atışmalarına tanık olarak olayların gidişatını tahmin etmeye çalışıyor.
Hasçelikler and the City, izleyeni kahkahalara boğmaktansa, Türkiye’de ergenliklerinin en kritik senelerini geçirmiş orta işçi sınıf kadınlarının gerçekliklerinin halihazırdaki komikliklerini gözler önüne sererek, adeta kadını kadına, kadınlar üzerinden anlatıyor.
Nesly’nin yakın arkadaşı Zeynep ile kalbini kıran (ve tam anlamıyla yüzsüz) Samet’ten, “Arkadaşımla buluşacağım” diyerek geceleri DJ olarak mesai yapan aşk kadını Fatoş’a her tipleme, doğaçlama olduklarından olacak, ya tanıdığımız ya da günlük hayatta karşılaşabileceğimiz biriymiş hissini veriyor. (Son bölümün viral sahnesinden sonra nam-ı diğer Fatma Hasçelik’in gerçek hayatta da gece mekanlarında DJ Fatoş olarak sahneye çıkmasına şaşmamalı.) Gerçeklikten uzak ve Türkiye’nin büyük bir kısmı için ulaşılması her geçen gün daha da imkansızlaşan müstakil konutlu hayatları konu alan yerli Netflix dizilerinden tam da gına geldiği noktada ortaya çıkan Hasçelikler and the City, internette büyümüş ihtiraslı ama bir o kadar da saf genç kızların deneyimlerini yadsımadan yansıtmakla kalmayıp, Türkiye’deki içerik üreticileri arasında eksikliğini çektiğimiz kadın odaklı bir mizah yapıyor.
Tipik bir Türk ailesi içerisindeki çetrefilli kadın ilişkilerini küçümsemeden, gocunmadan ve yeni nesle hitap edecek bir şekilde sosyal medya kullanımı üzerinden işlemesi, Hasçelikler and the City’nin bizim de dahil olduğumuz sadık bir takipçi kitlesinin oluşmasında belki de en büyük etken.
Okuma önerisi – İçimizdeki ergen kızı mutlu etmek ve hayallerimizi sahiplenmek: BelkısTV Stüdyoları’ndan Afterwork’e Sude Belkıs’a dadandık
Bu vesileyle, yapımcı Sude Belkıs’ın içerik üretirken amacının hiçbir zaman yalnızca komedi yapmak olmadığının, sadece kendi mizacına göre arkadaşlarını güldürmek olduğunun bir kez daha altını çizmekte fayda var. Alışılmışın dışındaki kadın tiplemeleriyle Hasçelikler and the City’nin mizah anlayışının herkese hitap etmediği aşikar; fakat tam da bu nedenle, son zamanların en çok ses getiren web dizisi olmaya hak kazanarak konuşulmaya devam edilmesi kaçınılmaz gibi görünüyor.