Şarkılarla 2026: Senenin ilk yarısında öne çıkanlara dadandık

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

Popüler kültür baş döndürücü bir hızla bizleri yeniliğe boğarken müzik sektörü altta kalmıyor. Bir albümün raf ömrü genelde bir hafta, bir şarkınınki muhtemelen iki. Kapitalist tüketim alışkanlıklarının belirlediği bu suni raf ömürlerini aşabilenler sektörde “başarılı” sayılıyor. Ancak her şeyi anında dinleyip değerlendirmek imkansız. Biraz frene basmak, olan biteni salim kafayla değerlendirmek için böyle bir 2026’nın ilk yarısını değerlendirme yazısı yazmak istedim. Müzik dünyasında olup bitenleri takip etmeye çalışan bir milenyalin yakalayabildiklerinden oluşan senenin ilk altı ayının müzikal raporuna hoş geldiniz.

Yerli sahne: Kalben, Hileli ve diğerleri

Yerli sahne hakkında yazarken rapin çok dinleniyor olduğunu söylemeyeni taşlıyorlarmış. O yüzden bir itirafla başlayayım: Ben rap’ten anlamıyorum. Biraz takip etsem, Alizade dışında birkaç tane daha rapçinin adının nasıl okunduğunu öğrensem, dersime çalışsam belki biraz daha anlar, yorum yapacak noktaya gelirim, ancak şu an sadece herkesin bildiği “şu an Türkiye’de en çok rap dinleniyor” önermesini söylemek dışında bir şey diyemiyorum. Ne yalan söyleyeyim, ben bu yazıyı zaten benim gibi rap konusunda bile bile ya da doğal olarak sınıfta kalmış, hâlâ pop müzik dinleyen insanlar için yazıyorum.

Peki 2026’nın ilk yarısında pop müzikte ne oldu? Geçen sene çıkan manifest fırtınası devam etti. Billboard’a göre manifest’in süperstar Ajda Pekkan (ya da Gen Alpha’ya göre manifest’in müdürü) ile seslendirdiği “Hileli” altı haftadır Türkiye’nin en çok dinlenen şarkısı. Bu az buz bir başarı değil. Zamanında Tarkan’ın “Kış Güneşi” ile yakaladığı başarının bir benzerini yakaladılar diyebiliriz. Evet, manifest ve Ajda Pekkan kuşakları bir araya getirdi, algoritma bir anda ikisinden birini dinlemeyen insanların önüne bu şarkıyı düşüverdi. Ancak bu başarının tek nedeni bu değil. “Hileli” aynı “Kış Güneşi” gibi, çıktığı anda klasik mertebesine ulaşan bir müzikaliteye sahip. Açıkçası eli biraz artırıp sadece “Hileli” pop müziğimizi tek başına kurtardı bile diyebilirim. Ancak başka iyi şarkılar da yayınlanmadı değil.

Son altı ayda Seda Erciyes’in Melike Şahin’le birlikte söylediği “Sev Seveceksen” buram buram Erciyes’in dehası koktuğu için dikkate değer şarkılardan bir tanesi oldu. Mabel Matiz “Dağılıyorum Olaysız”da yeni gelen albümü hakkında bizlere bir iki ipucu verdi. manifest “Hileli”den önce “Daha İyi”yi çıkarmıştı, o da “Hileli” kadar olmasa da hâlâ dinleniyor. Bir de albümlerin arasından dinleyicilerin seçip kaderini parlattığı şarkılar oldu. Kalben’in “O Ben Olurum”u ve Göksel’in “Be Oğlum”u bu şarkılardan ikisi.

Albüm demişken yerli sahnede hâlâ Kalben’in Kayıp Aşıklar Ülkesi’ni müzikalite olarak geçebilecek bir albümün yayınlanmadığını düşünüyorum. O albümün hem sözlerinin hem de müzikal altyapısının nasıl da iyi olduğunu daha önce burada yazmıştım. Albümü dinledikçe o kadar çok yeni ayrıntı duyuyorum ki o yazıda albümü az övdüğümü düşünüyorum.

Aynı heyecanı ne yazık ki Göksel’in yıllardır beklediğimiz Rüyaların İşi ve Sezen Aksu’nun daha Paşa Gönül Şarkıları’nın birinci senesi dolmadan yayınladığı Biz de Yeniden Başlarız albümleri için gösteremiyorum. Rüyaların İşi birden çok fikrin bir araya gelişinin her zaman iyi sonuç doğurmayacağını gösteren bir albüm. Albüm “Bir Cumartesi Gecesi,” “Soy” veya “Be Oğlum”un açtığı farklı müzikal rotalardan sadece birini takip etse Göksel uzun yıllardır ihtiyacı duyduğu başarıya ulaşabilirdi. Ancak bu kadar farklı müzikal anlayışların bir araya gelmesi albümün dinlenebilirliğini o kadar zorlaştırıyor ki albümü üç kereden fazla baştan sona dinleyemedim. Sadece albümden seçtiğim bir iki şarkıyı döndüre döndüre dinleyip nerede o Bende Bir Aşk Var’ın bütünlüğü diye hayıflandım. Sezen Aksu’nun Biz de Yeniden Başlarız’ına gelecek olursak… İnsan ister istemez Sezen Aksu’nun her yaptığını hem bir önceki işiyle, hem de külliyatıyla kıyaslıyor. Paşa Gönül Şarkıları hem deneysel hem de bilindik tınılar üzerinden giderken bile bize zengin bir altyapı sunabilmişti.

Bunu Biz de Yeniden Başlarız için söyleyemiyorum. Biraz aceleye gelmiş gibi duran şarkılardan sadece “Canım Olmaz Ki”yi tekrar tekrar dinledim ki bunun şarkının kendisinden çok benim ruh halimle alakalı olduğunu itiraf etmeliyim. Bu albümü bize unutturmak istiyorsa, Sezen Aksu bir sonraki albümünü her seferinde harikalar yaratan Ozan Bayraşa’ya veya daha önce hiç çalışmadığı ancak müzikal bir duruşu olan bir prodüktöre emanet etmeli. Mesela Sabi Saltıel Sezen Aksu’ya bir albüm yapsa, fena olmaz mı?

Okuma önerisi – Bir Şeboist’in ömürlük listesi: 10 şarkıda Şebnem Ferah’a dadandık

Yerli sahnede yazın yaklaşmasıyla bir de konser hareketliliği oldu ve şüphesiz 2026’nın ilk yarısına Şebnem Ferah’ın yıllar sonra sahnelere dönmesi damgasını vurdu. Talep öyle büyüktü ki bilet alan fanilerin kim olduğunu tam anlayamadığımız bir kaos ortaya çıktı. Bir şekilde bilet bulup Şebnem Ferah’ı sahnede izleyenler sahne performansının hâlâ çok iyi olduğunu sosyal medyada paylaştılar. Umuyorum ki kendisi konserlere yaz boyu devam eder ve sevenleri onu dinleme şansını başkalarının Instagram hikayelerini izlemeden ya da biletlere karaborsada astronomik paralar ödemeden yakalarlar.

Buna ek olarak elbette bir de “o her yerde çalan şarkı AI mıymış?” tartışmaları var ancak o tartışma beni alıp kendisi gibi yapar diye çok korkuyorum. Umuyorum ki o konuyu başka bir yazıda uzun uzun tartışacağım.

Küresel sahne: Madonna’nın itirafları ve çıkmayan albümler

Yerli sahne görece sakin bir ilk yarı geçirirken pop dünyasının küresel sahnesinde birbiri ardına ses getiren olaylar yaşandı. Bad Bunny Super Bowl’da sahne alınca onu tanımayan birçok insan “Bad Bunny kimmiş yeni öğrendim” postlarıyla telefon ekranlarımızı şenlendirdi. O curcunada Bad Bunny Grammy’lerde En İyi Albüm ödülünü kucaklayıverdi. Senenin ilk çeyreği çok net bir şekilde Bad Bunny’ye aitti diyebiliriz.

Okuma önerisi – Porto Riko’nun tezenesi: Benito Antonio Martínez Ocasio ya da dünyayı sallayan adıyla Bad Bunny

Ancak sahneler de oldukça kalabalıktı. Coachella’da Justin Bieber onbinlere evine gelen misafire zorla video izleten ergen çocuk gibi kendi videolarını izletirken yine kadınlar pop müziği “kurtardı.” Coachella’da Madonna Sabrina Carpenter’a eşlik etti ve birlikte yeni single’ları “Bring Your Love”ı tanıttılar.

Sahnede yaşanan bir başka sürpriz Lady Gaga’nın Mayhem döneminin cenazesini özel bir konserle kaldırması oldu. Mayhem şarkılarını baştan sona başka düzenlemelerle yorumladığı Mayhem Requiem albümün kendisinden daha iyi bir sonuç ortaya çıkardı desem abartmış olmam. Benim bu sene En İyi Albüm adayım Rosalía’nın Lux’ından sonra Mayhem Requiem oldu mesela. Öyle sarsıcı bir yenilik duyduk Gaga’dan.

Single’lara gelecek olursak, Ariana Grande yeni olduğunu iddia ettiği ancak bir önceki albümün bağrından kopmuş gibi duyulan “hate that i made you love me”yi yayınladı. Taylor Swift Toy Story 5 için yaptığı “I Knew It, I Knew You” ile bir senede üçüncü kez bir numaraya ulaştı. Charli XCX brat’ten sonra dümeni rock müziğe (iyi ki) kırdı ve Temmuz’da yayınlanacak Music, Fashion, Film’den iki single yayınladı. Kimi hayranları hâlâ brat diye sayıkladığı için bu şarkılar pek beğenilmese de Charli’nin yeni bir sound deniyor olması bence kariyeri açısından umut veren bir gelişme.

Okuma önerisi – Dans pisti öldü, yaşasın rock müzik: Charli xcx’in yeni albümü Music, Fashion, Film hakkında bildiklerimiz

Bir de tabii popun gerçek kraliçesinin dans pistine dönüşü söz konusu. Madonna Temmuz başında çıkaracağı Confessions II’nun single’larını geçtiğimiz aylarda piyasaya sürdü. Bunu yaparken hem Avrupa’da hem de Kuzey Amerika’da bir sürü etkinlikte boy göstererek albüme dair büyük bir heyecan yarattı. Yeni albüm Confessions on a Dance Floor’un devamı ve bu kimilerine göre büyük bir kumar. Ancak böyle bir klasiğin devamını yapmaktan ancak Madonna korkmazdı, diye düşünüyorum. Confessions on a Dance Floor’un çıktığı zaman albümün hepsiyle mekanlarda dans etmiş kuşak olarak yeni albümü dişlerimizi biraz heyecan bolca korkuyla sıkmış beklerken Madonna’nın çıktığı tanıtım turunun meyvelerini verdiğini gördüm. Sanatçının gey dating uygulaması Grindr ile yaptığı tartışmalı işbirliği işe yaramış durumda. Şu an New York’ta herhangi bir gey kulübünde Madonna’nın yeni albümünden piyasaya sürdüğü single’ları en az üç defa dinlemeden eve dönemiyorsunuz. Bu “başarı” dünyanın diğer yerlerine yayılır mı, bunu zaman gösterecek. Ancak gerek albümün tanıtım etkinliklerinde gösterdiği enerjik personasıyla, gerek albümün adını taşıyan kısa filmiyle Madonna bu albüm için elinden geleni ardına koymuyor. “I Feel So Free”de bahsettiği yeni persona bu yaz bizi dans pistinden indirmeyecek gibi duruyor.

Okuma önerisi – Madonna (yine neyi) itiraf edecek, Firdevs Hanım?

Son altı ayın müzik dünyasında en çok hayal kırıklığı yaratan iki olayı bir türlü çıkmak bilmeyen albümler üzerine oldu. Herkes Beyoncé’nin Met Gala’yı Renaissance ve Cowboy Carter’ın devamı olacak Act III’yi tanıtmak için kullanmasını beklerken o sadece üzerine oturmayan kötü bir elbise ile galaya gelip gazetecilere çocuklarını ne kadar sevdiğini anlattı. Act III ne zaman gelir bilemiyorum, ancak Beyoncé’nin bu ulaşılamaz yıldız ve cefakar ana act’inin miadı bence artık doluyor. Hayranları hüsrana uğratan bir diğer çıkmayan albüm de Lana Del Rey’in iki buçuk yıl önce müjdesini verip, defalarca adını ve içindeki şarkıları değiştirmesine rağmen piyasaya sürmediği albümü Stove. Rihanna’nın asla gelmeyen (ve muhtemelen gelmeyecek) yeni albümüne benzemez umarım diyor, 2026’nın ikinci yarısında bu albümlerin yine de bekleyeceğimi biliyorum.

Önümüzdeki altı ay bizi müzik dünyasında ne gibi sürprizler bekliyor, bunu zaman gösterecek. Ancak temennimlerim belli: Yerli sahnede manifest ve Ajda Pekkan’ın yakaladığı başarının popüler müzik yapan herkese ilham olması, sanatçıların yeni bir şey denemekten korkmaması ve albümlerin bütünlüklü düşünülüp belirli bir müzikal vizyonla yapılması. Küresel sahnede ise Charli XCX’in ve Ariana Grande’nin albümlerini heyecanla beklesem de sadık bir Madonna hayranı olarak Confessions II ile tüm yazı geçirecekmişim gibi geliyor. Umarım evren yolumuza kutlanacak şeyler çıkarır, biz de Madonna’nın aklına uyup boşuna dans pistine çıkmamış oluruz.

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin