Varlığımızla, mücadelemizle, onurumuzla AÇILIYOR, SAÇILIYORUZ
Onur Yürüyüşü yaklaşırken, umutla öfke, dayanışmayla mücadele yine yan yana yürüyor. Yasın, hak arayışının, dayanışmanın ve umudun iç içe geçtiği son günlerde LGBTİ+ gündeminde öne çıkan gelişmeleri derledik.
Kapak fotoğrafı: Didem Kendik
LGBTİ+ hareketinin görünürlüğünün simgelerinden biri olan, kökeni 1969 yılında Stonewall Ayaklanmaları’na dayanan Onur Ayı her yıl haziran ayında kutlanıyor. Bu yıl 15-21 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek 12. İstanbul Trans Onur Haftası’nın teması “Trans Tahayyül” olarak açıklandı. Organizasyon komitesi, tema kapsamında transların geçmiş, bugün ve geleceğe dair deneyimlerini tartışmaya açmayı hedeflediğini söyledi.
15-21 Haziran tarihleri arasında düzenlenen haftayı komite şöyle anlatmıştı:
“Biz translar, tahayyüle alışığızdır. Kimi zaman kendi bedenimizi, kimi zaman dünyamızı, kimi zaman geleceğimizi tahayyül ederiz. Yıllardır tahayyül ettiklerimizle sokakları, kentleri, kendimizi, toplumu dönüştürdük. İnsanların doğa ve hayvanlar üstünde kurduğu tahakküm yok olacak. İnsan yerini bilecek. İnsana yeri öğretilecek. Yerimizi öğreneceğiz.
Tahayyül ediyoruz: Kutsal diye dayatılan ailenin olmadığı, erişilebilir temiz su ve gıdanın olduğu, trans çocukların yok sayılmadığı, kadınların, orospuların, travestilerin katledilmediği bir yaşam.”

21 Haziran Pazar günü tüm engel ve yasaklara rağmen Trans Onur Yürüyüşü yapıldı. Şimdi sırada 34. İstanbul Onur Yürüyüşü var.
Heyecan dorukta, geri sayım başladı. Yasaklar, engeller, LGBTİ+’ların doğrudan varlıklarını ve yaşamlarını tehdit eden her türlü ayrımcılığa, hak ihlaline ve şiddete karşı bir olma, beraberiz duygusunu en derinden hissetme günü. Sokakların, meydanların ve gecelerin ötesinde; kamusal alanın her noktasında LGBTİ+ varlığını hatırlatan, görünür kılan ve ısrarla “buradayız” diyen bir gün bu. Aynı zamanda dayanışmanın ve kutlamanın da günü.
34. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nın teması ise “Açık S’Açık” oldu. 22-28 Haziran’da düzenlenecek haftayla ilgili komite temayı şöyle açıkladı:
“Hayatlarımızı sömürgeleştiren, istismar eden, kontrol eden; bizleri disipline etmeye ve yok saymaya çalışan tüm sistemlere ve iktidarlara karşı açıkça örgütleniyoruz. Bu düzenin bize biçtiği sınırları reddediyor; korkuyu değil cesareti, dayanışmayı ve direnişi büyütüyoruz. Bizler, Onur Haftası’nı ve Yürüyüşü’nü örgütlerken sokakları terk etmemek için çabalayan, her yıl Onur Yürüyüşü’nü varlığımıza dair bir kutlama olmakla birlikte açık bir mücadele hattına dönüştürmeyi de kendisine görev biçen İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası olarak, bu yılın temasını ilan ediyoruz: AÇIK S’AÇIK.”
Biz de bu yıl Onur Haftası’nın öne çıkan etkinliklerini ve gelişmelerini, LGBTİ+ gündemine biraz yakından bakarak takip ediyoruz.
12. Yargı Paketi taslağı: LGBTİ+’lara yönelik maddeler yok
LGBTİ+’ların haklarını kısıtlamaya yönelik yeni politika ve yasa taslağı uzun süredir başımızda tehditkar bir parmak gibi sallanıyordu. Hızlı bir hatırlatma yapalım, 10. ve 11. Yargı Paketleri’nde yer alması beklenen; ancak toplumsal tepkilerin ardından ertelenen LGBTİ+ karşıtı düzenlemeler, 12. Yargı Paketi kapsamında yeniden gündemdeydi.
LGBTİ+ varoluşunu ve haklarını doğrudan hedefe alan bu olası düzenlemeler, toplumsal cinsiyet rollerini daha da keskin hale getirecek. Kadınların ve kuirlerin bedenleri ve kimlikleri üzerinde doğrudan bir baskı hatta yasaklar oluşturacaktı.
Yasa teklifine göre cinsiyet uyum süreci için yaş sınırı 21’e çıkarılacaktı; sürece başlayabilmek için kişinin “üreme yeteneğinden sürekli yoksun olduğunu” gösteren ve üçer ay arayla yapılan dört değerlendirmenin ardından düzenlenen sağlık kurulu raporu zorunlu olacaktı; resmî belgelerde cinsiyet değişikliği ise yalnızca Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilen hastanelerin onayına bağlanacaktı.
Meclisin tatile girmesine sayılı günler kala AKP tarafından hazırlanan Yargı Paketi çalışmalarında da sona gelindi. ANKA Haber Ajansı’nın haberine göre teklifte, LGBTİ+ karşıtı maddeler yer almayacak. Yukarıda bahsettiğimiz maddeler Meclise sunulan metinde yer verilmedi.
Tam anlamıyla “güven” vermiyor
12. Yargı Paketi taslağından LGBTİ+ düşmanı düzenlemelerin çıkarılması, LGBTİ+ hareketi başta olmak üzere toplumsal tepkilerin mücadelesinin bir sonucu olarak görülebilir. Ancak “tehlike” tam anlamıyla geçmiş değil. Zira LGBTİ+ düşmanı yasa girişimleri iktidarın elinde bir sopaya dönüşmüş halde. LGBTİ+ hareketi yasa tasarısına karşı mücadeleye, olup bitenleri kamuoyuna anlatmaya devam etse de bunu da hatırlatmak da fayda var.
Yıldız Tar tutuklandı: “Onurumuz paketlerden büyüktür”
Ankara Valiliği’nin 7-8 Temmuz’daki Nato zirvesi öncesi toplantı, yürüyüş ve açıklama yasağı kararının ardından dün sabah saatlerinde NATO karşıtı protestolara katılanların evlerine eş zamanlı baskınlar düzenlenmiş ve 209 kişi gözaltına alınmıştı. Bu isimlerden biri de Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni, gazeteci ve LGBTİ+ hakları savunucusu Yıldız Tar’dı.
Tar’a NATO’ya dair herhangi bir şey sorulmadı. Ancak Cumhuriyet’in haberine göre soruşturma kapsamında Tar’a, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından 13 Ocak 2025 tarihinde 2025 yılının aile yılı ilan edilmesine karşı olarak ‘Aile Yılı Değil Mücadele Yılı’ başlığı adı altında yapılacağı söyleyişini neden paylaştınız/açıklamada bulundunuz anlatınız” sorusu yöneltildi.
Yıldız Tar’a “Aile yılı” sorusu
Tar, bu soruya şöyle yanıt verdi:
“Kaos GL Derneği ve Dergisi LGBTİ+’nin haklarını savunan bir dernek ve yayın organıdır. İçişleri Bakanlığı’na kayıtlı yasal bir dernektir. Bu konudaki açıklama/paylaşımımı hatırlamamakla birlikte aile yılı uygulamalarına dair çeşitli haber, röportaj, söyleşi ve yazılarım mevcuttur. Bunların hepsi gazeteci olarak mesleğimin gereği ve ifade özgürlüğü kapsamındadır. Bugüne kadar hiçbir terör örgütünün propagandası sayılabilecek herhangi bir haber ve yazım yayınlanmadı. Gazeteci olarak bırakın terör suçlarını herhangi bir şiddet olayını övmem, teşvik etmem olamaz. Ben mensubu olduğum LGBTİ+ topluluğunun temel hak ve özgürlükleri ve bu topluluğa karşı ön yargıyı kırmak için gazetecilik ve yazarlık yapıyorum.
12. İstanbul Trans Onur Yürüyüşü engel tanımadı
İstanbul Valiliği ile Beyoğlu ve Kadıköy kaymakamlıklarının yasak kararlarına rağmen 12. İstanbul Trans Onur Yürüyüşü 21 Haziran, saat 15.00’te Fenerbahçe’de yapıldı.
Katılımcılar yürüyüş sırasında “Deniz’den Arya’ya Poyraz olup eseceğiz” yazılı pankart taşıdı. Yürüyüşe DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki de katıldı.
Yürüyüş sırasında yaşamını yitiren translar anıldı. Katılımcılar Hande Kader, Poyraz, Arya, Cindy Çağla, Dora Özer, Okyanus Efe, Roşin Çiçek, Ecem Seçkin, İrem Okan, Nida Nazlıer, Selen Özkula, Dilek İnce, Gökçe Saygı, Mira Güneş ve Günay Özyıldız’ın isimlerini andı.
bianet’in haberine göre aktivistler seks işçisi trans kadınlara yönelik polis şiddeti, ev mühürlemeleri, sürgün politikaları ve cezasızlık da gündeme getirildi. “Transların yaşlanarak öldüğü bir dünyayı kuracağız” diyen aktivistler trans feminist dayanışmaya vurgu yaptı.
“Buradayız, vazgeçmiyoruz, direneceğiz”
12. İstanbul Trans Onur Yürüyüşü’nde Kadıköy ilçe sınırlarında gözaltına alınan, aralarında iki gazeteci ve bir avukatın da bulunduğu 10 kişi, sağlık kontrollerinin ardından aynı günün akşamı serbest bırakıldı.
Gece saatlerinde serbest bırakılan LGBTİ+’lar, serbest kalmalarının ardından yaptıkları ortak açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Bir yıldır yürüyeceğimizi her yerden ilan etmiştik. Buna karşı sokaklar her geçen gün daha fazla daraltıldı. Ancak bizler bugün yürüdük. Yürüyüşümüzün ardından da gözaltına alındık. Ne yaparsanız yapın; gözaltına alın, tutuklayın. Buradayız. Direneceğiz. Ne yargı paketlerinize ne de hayatlarımızı kıskaç altına almanıza izin vermeyeceğiz. Buradayız. Vazgeçmiyoruz. Direneceğiz.”
Dünya Kupası’nda –nihayet– bir ilk
Dünyanın en “erkek” aktivitesi desek yanlış olmaz Dünya Kupası için. Son birkaç haftadır gündemimizin büyük bir bölümünü kaplıyor maçlar, “bizim” çocuklar, bıyıkları, oyunları ya da oynayamayışları… Neyse biz biraz yüz güldüren bir haber verelim.
18 Haziran’da, Çekya ile Güney Afrika’nın 2026 FIFA Dünya Kupası kapsamında karşı karşıya geldiği maçta queer tarih açısından önemli bir an yaşandı.
Karşılaşmanın orta hakemi, erkekler Dünya Kupası’nda düdük çalan ilk ABD’li kadın hakem olan Tori Penso oldu. Yardımcı hakem Brooke Mayo ise, erkekler FIFA Dünya Kupası’nda görev yapan açık kimlikli ilk LGBTİ+ hakem olarak tarihe geçti.
Mayo, 2024 yılında Ulusal Üniversitelerarası Futbol Hakemleri Organizasyonu (NISOA) için yazdığı bir blog yazısıyla kamuoyuna açık şekilde LGBTİ+ olduğunu açıklamıştı.
Dünya Kupası denince… Velvenet’in aktardığı verilere göre turnuvada yer alan 1248 futbolcudan yalnızca sekizi LGBTİ+ haklarını açıkça destekliyor.
Bu isimler arasında İspanya’dan Borja Iglesias, İngiltere’den Harry Kane ve Marcus Rashford, Avustralya’dan Jackson Irvine, Almanya’dan Leon Goretzka ve Manuel Neuer, Norveç’ten Patrick Berg ile Portekiz’den Bruno Fernandes yer alıyor.
17 Mayıs Derneği Başkanı Defne Güzel beraat etti
Sınırlı da olsa güzel bir başka haberle devam edelim. 17 Mayıs Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Defne Güzel’in, derneğin interseks haklarına ilişkin bir kitap ve sergi kataloğunu internet sitesi ile sosyal medya hesaplarından paylaşması nedeniyle “Dernekler Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması Ankara 74. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
“Derneğimiz cinsiyet temelli ayrımcılıkla mücadele eder”
MLSA’nın haberine göre Emniyet’te ifade verdiğini ve bu ifadesinin geçerli olduğunu belirten Defne Güzel, “17 Mayıs Derneği Yönetim Kurulu Başkanıyım üç yıldır. Derneğimiz, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği temelli ayrımcılıkla mücadele eder. Tüzüğümüzde amacımız budur. Bu yönde insan hakları faaliyetleri, kültür sanat çalışmaları yaparız. 2024 yılında İçişleri Bakanlığı’ndan rutin denetime geldiler. Denetimin ardından bir rapor hazırlandı. Bu raporda ‘Benim interseks hikayem’ adlı çeviri bir yayına yer verildi. Bu yayım, yurdışında yayımlanan bir yayımdır” dedi.
Defne Güzel’in avukatları, kovuşturmayı genişletme taleplerinin olmadığını beyan etti. Cumhuriyet Savcısı, beyanların ardından esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, Güzel’in isnat edilen suçu işlemek kastıyla hareket etmediği ve yeterli delil olmadığı gerekçesiyle beraatini talep etti.
“Bu davanın en başında açılması hatadır”
Defne Güzel’in avukatı Oya Aydın, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasında “Bu davanın en başında açılması hatadır. LGBTİ+ bireylerin haklarını savunan dernekleri denetlerken hiç bir hata bulunmaması üzerine internet sitesi üzerinden sanat ve edebi içerikli görsel suça konu edilmiştir. Mütalaaya katılıyoruz ve müvekkilimizin beraatini istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Hakim, savunmaların ardından Defne Güzel, hakkında beraat kararı verdi.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan Onur Ayı mesajı: “Baskılara ve nefret diline karşı yan yanayız”
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Onur Ayı kapsamında yaptığı açıklamada kadınlar ve LGBTİ+’ların ayrımcı politikalara ve nefret söylemine karşı birlikte mücadele ettiğini belirtti.
Platformun sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Biz kadınlar ve LGBTİQ+’lar olarak; karşımıza dikilen ayrımcı politikalara ve üretilen nefret diline karşı; hayatın her rengini, eşitliği ve özgürlüğü savunuyor, bu Onur Ayı’nda da bir kez daha yan yana yürüyoruz” denildi. Açıklamanın tamamı şu şekilde:
“Biz kadınlar ve LGBTİQ+’lar olarak; karşımıza dikilen ayrımcı politikalara ve üretilen nefret diline karşı; hayatın her rengini, eşitliği ve özgürlüğü savunuyor, bu Onur Ayı’nda da bir kez daha yan yana yürüyoruz. Bizi “kutsal aile” masalıyla şiddete ve itaate mahkum etmek isteyen siyasi iktidarın, bugün tam da aynı bahaneyle LGBTİQ+’ları sokaklardan ve hayattan silmeye çalışması asla tesadüf değil. Kadınların özgürlüğünden korkanlarla, LGBTİQ+’ların varoluşunu suç saymaya kalkanlar aynı masada oturuyor. Hak gaspları bugün siyasi iktidar tarafından her alanda sürdürülmeye çalışılıyor.
Bir yandan LGBTİQ+’lar açıkça hedef gösteriliyor, sokaklar yasaklanıyor, hormona erişim kısıtlanmaya çalışılıyor, diğer yandan ise birkaç gün önce X platformunda gördüğümüz üzere işi ifade özgürlüğünü yok sayan dijital sansürlere kadar vardırıyorlar. Ancak bu çok yönlü baskıların hiçbiri sesimizi kısmaya yetmeyecek. 12. Yargı Paketi ile yasalaştırılmaya çalışılan ayrımcı maddeleri, nasıl geri çektirdiysek; bundan sonra numarası, adı veya kılıfı ne olursa olsun önümüze getirilecek her yargı paketinde de tam olarak aynı şeyi yapmaya, her alanda mücadele etmeye devam edeceğiz. Bizi engellediğiniz her platformda, susturmaya çalıştığınız her sokakta daha gür bir sesle haykıracağız. Bizi itaat etmeye ve görünmezliğe zorlayan bu şiddet ve nefret düzenini kabul etmiyoruz. Eşit, şiddetsiz ve özgür bir dünyayı kendi ellerimizle omuz omuza kuracağız. Gökkuşağı değil, ayrımcılık suç!”
Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi’nde Onur Ayı kutlaması
Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi, sosyal medya hesaplarından Onur Ayı için açıklama yayınladı. Açıklamada “Feminizm ve LGBTİ+ hareketi; insan onurunun, hakların ve özgürlüklerin herkes için korunmasını amaçlar. Tehdit olan eşitlik değildir. Tehdit olan; eşitsizliğin, ayrımcılığın ve nefretin normalleştirilmesidir. Çünkü eşitlik yoksa adalet de yoktur. LGBTİ+’lar vardır. LGBTİ+ kadınlar vardır. Onur Ayı kutlu olsun” dedi.
Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi, eşitlik taleplerinin tarih boyunca toplumsal düzeni bozmakla suçlandığını hatırlattı; eşitlik talep etmenin tehdit değil, bir hak olduğunu söyledi:
“Tarih boyunca kadınlar boşanma hakkı istediklerinde, mirastan eşit pay talep ettiklerinde, eğitim ve çalışma hayatına katılmaya başladıklarında da benzer tepkilerle karşılaştılar. Eşitlik talepleri çoğu zaman toplumsal düzeni bozmakla suçlandı. Oysa değişen şey hakların varlığı değil, haklara erişimin daha adil hale gelmesiydi. Ve sonra… Merhaba Stonewall. 1969 yılında Stonewall’da başlayan direniş bize bugün hâlâ aynı şeyi hatırlatıyor: Eşitlik talep etmek bir tehdit değil, bir haktır. LGBTİ+’lar kendilerine biçilen görünmezliği reddederek; kamusal alanda, çalışma hayatında, eğitimde, aile içinde ve toplumun her alanında eşit yurttaşlar olarak yaşamak istediklerini ilan ettiler.
Çünkü mesele ayrıcalık değil; herkes için eşit haklar, eşit özgürlükler ve eşit bir yaşam talebiydi. Feminizm ve LGBTİ+ hareketi; insan onurunun, hakların ve özgürlüklerin herkes için korunmasını amaçlar. Tehdit olan eşitlik değildir. Tehdit olan; eşitsizliğin, ayrımcılığın ve nefretin normalleştirilmesidir. Çünkü eşitlik yoksa adalet de yoktur. LGBTİ+’lar vardır. LGBTİ+ kadınlar vardır. Onur Ayı kutlu olsun.”
Onur Yürüyüşü’nü beklerken…
Yasımız, acılarımız ve büyük bir öfkemiz var. Birlikte iyileşmeye, birbirimize yetişmeye çalışıyoruz. LGBTİ+’lar ve kadınlar olarak, birbirimizi dinlemeyi; sorunlara hep birlikte her bir öznenin faydasını düşünerek çözüm aramayı, kaybettiklerimizin hesabını sormayı ve en çok da “yalnız değilsin, değiliz” demeyi en iyi biz biliyoruz. Tam da bu nedenle önü kesilemeyen en güçlü mücadelenin özneleriyiz. İyileşmeyi, yaraları beraber sarmayı, hesap sormayı ve kırılamayan umudu, mücadelemizin kararlılığından alıyoruz.
Onur Ayı, tüm coşkusu ve neşesine rağmen en çok da isteklerin, hak arayışının ve taleplerin net bir şekilde duyulması için önemli. Tüm engellere, yasaklara, baskılara rağmen umut çoğalacak Pazar günü de. Ama sözde kalan, “boş” bir umut değil bu, biliyoruz. Bu umut, gücünü LGBTİ+’ların mücadelesinden ve elbette haklılığımızdan alıyor.
Yürüyüşe çağrı İstanbul Pride Instagram hesabından şu açıklamayla yapıldı:
“Aşkımmm, yürüşümüze çok az kaldı. Yıllardır onur yürüyüşleri yasaklanıyor, tüm kent bizleri sırf yürütmemek için abluka altına alınıyor. Fakat biz hiçbir zaman vazgeçmedik. Her sene binbir planla, yöntemle onur yürüyüşümüzü var etmeye çalışıyoruz. Gezi Direnişi’nden sonra onur yürüyüşüne katılan binler olarak hala buradayız. O kalabalığı unutmadık, o kalabalığa er ya da geç yeniden kavuşacağız. Saklanmak istemiyoruz, bu yüzden bu yıl yürüyüşümüz de temamız da “açık saçık” olsun istedik. LGBTI+’lar karşı üretilen düşmanlık ve beden politikalarının karşısında, ailenin ve nicelerinin cinselliğimiz, kimliğimiz üzerinde yaratmaya çalıştığı utancı, nefreti, açık saçık mücadelemizle söküp atmak istiyoruz. Pazar günü Kadıköy’deyiz, biz lubunyalar öyle ya da böyle birbirimizi buluruz. Eylem deneyimlerimize, örgütlülüğümüze, bu dünyayı değiştirme arzumuzą güveniyoruz ve EVET BU PAZAR KADIKOY’DE AÇIK SAÇIK YÜRÜYORUZ!”
Sözü, LGBTİ+’lar Onur Haftası Komitesi’nden bir alıntıyla bitirelim:
“Buradan herkese sesleniyoruz: LGBTİ+ mücadelesi sadece biz LGBTİ+’ların değil; kadınların, işçi sınıfının, Alevilerin, Ermenilerin, Kürtlerin ve tüm ezilen halkların mücadelesidir. LGBTİ+ mücadelesi her mücadelenin ortak savunma hatlarından biri ve bu toprakların en direngen mücadelelerinden biridir. Bu sene herkesi bu direnişin bir parçası olmaya, mücadelemizi sahiplenmeye davet ediyoruz ve bir kez daha duyuruyoruz: Birleşik mücadeleden geri durmayacağız.
Ne 8 Mart’a gitmekten, ne Suruç Katliamı anmasına gitmekten, ne Cumartesi Anneleri’nin yanında olmaktan, ne Newroz’a gitmekten, ne Madımak Katliamı’nı anmaktan, ne işçi sınıfının mücadelesine omuz vermekten, ne Hrant için adalet istemekten, ne Filistin’deki soykırımı haykırmaktan, ne Roboski’yi hatırlatmaktan ne de hayvanlar için adalet istemekten geri duracağız.
Savaşın, soykırımın, nefretin ve inkârın yükseldiği bu çağda susmuyoruz. Faşizmin karşısında hayatta kalmakla yetinmiyoruz; boyun eğmemekte ısrar ediyoruz. AÇILIYOR, SAÇILIYORUZ.”