5 maddede dadandık: Haftalık popüler kültür raporu (27 Nisan – 5 Mayıs)

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

Geçtiğimiz hafta boyunca dadandığımız ama çok tembel olduğumuz için yazmaya üşendiğimiz birkaç popüler kültür haberi…

1) White Lotus setinde neler oluyor?

Son zamanların en tuhaf olayı The White Lotus dizi setinde yaşandı. Yazılarımızın düzenli takipçileri, bu diziye olan sevdamızı bilirler. Fransa’da, Cannes Film Festivali esnasında geçmesi planlanan dördüncü sezonu iple çekiyor, kadro açıklandıkça heyecanımız katlanıyordu. Helena Bonham Carter’ın kadroda yer alacağını duyunca da çok sevinmiştik açıkçası. The White Lotus otelinin tuhaf huylara sahip misafirlerinden biri olarak gözümüzde gayet iyi canlanmıştı.

Başta Mike White da böyle düşünmüş olacak. Ancak çekimler başladıktan sonra bomba bir haber düştü önümüze: Bir HBO yetkilisi, çekimler başladığında Helena Bonham Carter, Mike White’ın onun için yarattığı karakterle “sette uyum sağlayamadı” şeklinde bir açıklama yaptı. Açıklamanın devamında; “Bu rol tekrar değerlendirildi, şu anda yeniden yazılıyor ve önümüzdeki haftalarda oyuncu kadrosu yeniden belirlenecek. HBO, yapımcılar ve Mike White, onunla çalışamayacak olmaktan dolayı üzgünler, ancak hâlâ onun büyük hayranları ve bu efsanevi oyuncuyla yakında başka bir projede çalışmayı çok umuyorlar” denildi. Eminim çalışabilirsiniz ilerde…

Çekimler başlamışken bir oyuncunun kadro dışı kalması, hatta karakterin de değiştirilmesi, çok nadir yaşanan bir durum. Sette ne yaşandı?! Öğrenmek için ölüyoruz… Carter, diziden ayrılışıyla ilgili herhangi bir açıklama yapmadı, ancak temsilcisi, bu olayın setteki diğer oyuncularla yaşanan anlaşmazlıktan kaynaklandığı yönünde çıkan dedikoduları yalanladı. Hem Helena Bonham Carter hem de Mike White, kolay insanlar değiller. İkilinin sette bir türlü anlaşamadıklarını görür gibiyiz…

Helena Bonham Carter’ın yerine kadroya Laura Dern girdi. İşte bu harika bir haber. Laura Dern’e bayılırız ve o kadar Mike White dünyasına ait bir isim ki…Mike White ve Laure Dern zaten çok yakın arkadaş, daha önce de pek çok kere birlikte çalışmışlardı. Hatta ikili dördüncü sezon çekimleri başlamadan önce Los Angeles’ta smoothie içerken görüntülenince, kadroda Dern’in olacağına dair spekülasyonlar yapılmıştı.

Laura Dern’in gelişi çok iyi haber ama yine de umarız Helena’ya bir haksızlık, saygısızlık edilmemiştir…

2) Lady Gaga ve Doechii birlikteliği

İş birliklerine bayılırız. Beyonce ve Shakira’nın Beautiful Liar’la dünyayı salladığı bir era’dan geliyoruz. İş birliği deyince de sen be Lady Gaga, bu işte iyisin. Doechii sevgimiz de malum. Hemen dadandık klibe.

Okuma önerisi – Şeytan bile ikinci bir şansı hak eder (mi?): The Devil Wears Prada 2 incelemesi

İkilinin bu hafta çıkan “The Runway” şarkısı, The Devil Wears Prada 2 filminin müziklerinden birisi. Milano Moda Haftası’nda mankenlerin hazırlandığı kamera arkası görüntülerinde çalıyor. Çok jenerik ve kesinlikle açıp Spotify’dan dinleyeceğimiz bir şarkı değil ama tam bir Devil Wears Prada şarkısı! Filmi izlemeden önce müziği dinlerken, sahne hemen gözümüzde canlandı. Tam bir “Runway” ve 2000’ler moda sektörü şarkısı.

3) Lisa Kudrow’dan Friends dizisinin yazar kadrosuna dair açıklamalar

Lisa Kudrow’un muhteşem şekilde hayat verdiği Phoebe karakteri ve nadiren verdiği röportajlarındaki tatlılığı nedeniyle kalbimizde sonsuz bir kredisi var. Yakın dönemde küçük roller dışında büyük bir işini izlemediğimiz Kudrow, bu aralar “comeback” yaptı. 12 yılın ardından The Comeback dizisinin üçüncü sezonu geldi. The Comeback, ilk sezonu 2005, ikinci sezonu 2015 yılında yayınlanan bir sitcom dizisi. Dizide Lisa Kudrow, Los Angeles’ta bir sitcom oyuncusu olan Valerie Cherish rolünü canlandırıyor. Kudrow aynı zamanda Michael Patrick King ile birlikte dizinin yaratıcısı ve yapımcısı.

Dizinin hikayesi, Lisa Kudrow’un hayatından da izler taşıyıyor. Valerie Cherish, 1989-1993 yılları arasında yayınanlan “I’m It!” adlı bir sitcom’la ün kazanan, B sınıf bir oyuncu (Kudrow kesinlikle A+ bir oyuncu tabii). Uzun bir süre gözlerden uzak kalan Valerie, yeni bir televizyon dizisinde rol almaya başlıyor. Bu rolü kapmak için de, The Comeback adlı bir reality show’da, televizyon sektörüne dönüşünü anlatmayı kabul ediyor. Dizi, Valerie’nin yaşlanmakta olan bir oyuncu olarak mücadelesini, sette yaşadıklarını, reality show kamerasıyla takip ederek anlatıyor. Dizinin ilk sezonu, düşük reytingler almış ve eleştirmenler tarafından da pek beğenilmemişti. Bu nedenle 13 hafta yayınlandıktan sonra iptal edilmişti. Dokuz sene sonra 2014 yılında çekilen ikinci sezon ise hem eleştirmenler hem de seyirciler tarafından beğenilmişti. Dizi zamanla kıymetlendi yani.

22 Mart 2026’da, 12 yılın ardından dizinin üçüncü sezonu yayınlanmaya başladı. Bu sezonda Valerie kendini, giderek daha fazla yapay zekanın hakimiyetine giren bir televizyon sektörü içinde buluyor. Yeni bir sitcom’da rol almaya başlayan Valerie, bu dizinin tamamen yapay zeka tarafından yazılan ilk dizi olduğunu öğreniyor. Üçüncü sezonun, izleyenler tarafından çok sevildiğini söyleyelim.

Dizinin tanıtımları dolayısıyla Lisa Kudrow şu aralar çokça röportaj veriyor. The Times London’a verdiği röportajda Friends dizisinde yer aldığı 10 sezon boyunca, çoğunluğu erkeklerden oluşan senarist ekibinin kaba davranışlarına maruz kaldığını anlattı. Senaristler oyuncuları çekimler sırasında azarlıyor, iş dışında da kadın oyuncular hakkında fanteziler kuruyorlarmış. Kudrow şöyle anlatıyor: “Perde arkasında kesinlikle çirkin şeyler dönüyordu. Unutmayın ki 400 kişilik canlı seyirci önünde çekim yapıyorduk; eğer yazarların yazdığı repliklerden birini karıştırırsan ya da tam olarak istenen tepkiyi veremezsen, şöyle diyebiliyorlardı: ‘Bu kaltak okumayı bilmiyor mu? Hiç çaba göstermiyor bile. Repliklerimi mahvetti.’” Senarist odasında da geç saatlere kadar kalıp “Jennifer [Aniston] ve Courteney [Cox] hakkındaki cinsel fantezilerini tartışırlardı” diye ekliyor. Bu davranışların çoğu kapalı kapılar ardında gerçekleştiği için, pek aldırış etmiyormuş. Bakın ne diyorduk, ikiden fazla erkeğin bir arada olduğu yerden hayır gelmiyor.

Senarist ekibinin bu davranışları aslında eskiden beri biliniyordu. 1999 yılında dizinin altıncı sezonunda çalışan Amaani Lyle, dizinin yazar ekibinin davranışları nedeniyle Warner Bros. Television’a dava açmıştı. Davada, yazarların sık sık cinsel ve ırkçı yorumlarda bulunduğunu anlatmıştı. Mahkeme, bu davranışların “çalışma ortamının gerekli bir parçası olduğuna” karar vererek Lyle aleyhine hüküm vermişti. Düşünebiliyor musunuz? 2000’lerin film ve dizi sektörü işte böyle acımasızdı ve yaşanan her şey ‘sektörün doğal yapısı’ olarak kabul ediliyordu. Şimdi sektör hala çok problemli ama neyse ki 2000’lerden bu yana çok yol alındı.

4) Dakota Johnson ve Anne Hathaway’in başrolünde olduğu Verity filminin fragmanı çıktı

2026 Anne Hathaway’in yılı oluyor. Hathaway 2026 yılında tam altı filmde rol alıyor, bunların çoğunda da başrolde. David Lowery’nin Mother Mary ve The Devil Wears Prada 2 filmleri vizyona girdi. Yılın devamında David Robert Mitchell’in bilim kurgu filmi The End of Oak Street’te başrolde izleyeceğiz. Bu filmin de çekimleri tamamlandı, fragmanı oldukça tuhaf görünüyor ve bir saçmalık mı olacak yoksa iyi mi çıkacak gerçekten merak ediyoruz.

Christopher Nolan’ın The Odyssey filminde de Penelope rolüyle 16 Haziran’da karşımıza çıkacak. Ron Howard’ın savaş draması Alone at Dawn’da da Adam Driver’la birlikte başrolde yer alıyor. Bu hafta fragmanı çıkan başka bir filmi de Colleen Hoover’ın romanından uyarlanan erotik gerilim filmi: Verity.

Genel olarak gerilim filmlerini ve 90’lar erotik gerilimlerini çok seven biri olarak, Anne Hathaway ve Dakota Johnson’ı buluşturan Verity hemen ilgimi çekti. Colleen Hoover’ın çok kötü bir yazar olması endişelendirse de… fragman ilginç görünüyor ve konu da maalesef çok cazip; göl evi, yazar karakterler ve bir gizem… Filmin konusu şöyle: Lowen Ashleigh, maddi sıkıntı çeken ve iş arayan bir yazardır. Tam bu sırada Jeremy Crawford ona bir iş teklifiyle gelir. Jeremy’nin eşi, çok satan bir roman serisinin yazarı Verity Crawford, geçirdiği bir kaza nedeniyle tekerlekli sandalyededir ve kitap serisini tamamlayamaz hale gelmiştir. Jeremy, Lowen’a yüklü miktarda para vererek bu seriyi tamamlamasını ister. Lowen, Crawford çiftinin etkileyici evine taşınarak, Verity’nin el yazmaları üzerinde çalışmaya başlar. Ancak bu el yazmalarında bazı gizemli şeyler keşfeder…

Film 1 Ekim 2026’da vizyona girecek.

5) Met Gala 2026

Hunger Games evreninden fırlamış gibi olsa da her yıl gözlerimizi alamadan takip ettiğimiz, ünlülerin sıra dışı kıyafetler içinde kırmızı halıda süzüldüğü bir etkinlik Met Gala. Bu organizasyonu, ABD’nin en büyük müzesi olan Metropolitan Museum of Art’taki Kostüm Enstitüsü düzenliyor. Enstitü, her yıl belirlenen bir tema çerçevesinde sergi açıyor. Met Gala adı verilen açılış ve bağış etkinliğinde ise, oyuncu, tasarımcı, model gibi ünlüler temaya uygun kıyafetler giyiyor, kırmızı halıda yürüyorlar. Bu galaya davet almak kolay değil. Etkinliğin temasını ve konuk listesini, 1995 yılından beri Anna Wintour belirliyor. Anna Wintour, 36 yılın ardından bu yıl Vogue genel yayın yönetmenliğinden ayrılmıştı. Met Gala’daki rolü ise hâlâ devam ediyor. Met Müzesi Kostüm Enstitüsü, bu yılın sergi temasını “Costume Art” olarak duyurmuştu. Etkinliğin dress-code’u da Fashion is Art olarak açıklandı. Kıyafet kuralı özellikle açık bırakılmış ve konukların bedenlerini bir tuval gibi görerek, yaratıcılıklarını konuşturmaları beklenmiş.

Görkemli Met Gala etkinliği dün akşam (4 Mayıs) gerçekleşti. Kırmızı halıda kimler kimler vardı… Beyoncé, Nicole Kidman, Venus Williams etkinliğe eş başkanlık sıfatıyla katıldılar. Beyoncé, Met Gala’ya en son 2016 yılında katılmıştı. Acaba bu yıl da katılmasa mıydı; Olivier Rousteing imzalı kıyafeti o kadar sıkıcı ve demodeydi ki…

Nicole Kidman’a ne demeli peki, eş başkan olmasına rağmen temaya hiç uymamış ve ‘herhangi bir kıyafet’le gelmiş. Amanda Seyfried’de öyle. Temaya uymayacaksanız gelmeyin…

Kırmızı halıda Doechii, Sza, Cara Delevigne, Gigi Hadid, Heidi Klum, Hailey Bieber, Kardashian ailesi, Sarah Paulson, Bad Bunny, Blake Lively, Anne Hathaway, Sam Smith, Madonna, Rihanna gibi birçok ünlü isim vardı.

Önce kötüler diyelim…. Sarah Paulson hayırdır, Met Gala’da kapitalizm eleştirisi mi yapıyorsun? Para gözleri kör mü eder? (İlkokulda resim dersinde çok etkileyici sandığım fikrim…) Amanda Seyfried de dediğimiz gibi temaya hiç uymayan çok sıkıcı bir elbise giymiş. Blake Lively de çok sıkıcı olmuş. Luke Evans… hiç anlayamadık.

Bu yıl Met Gala’nın ana sponsorları Jeff ve Lauren Bezos çiftiydi. Bu bilgi en başından beri birçok insanın keyfini kaçırmış ve tartışma yaratmıştı. Lauren Bezos da etkinliğe dünyanın en sıkıcı elbisesiyle katılmış. Zaten buraların sahibiyim, fazla dikkat çekmeyeyim mi dedi? John Singer Sargen’in Madame X portresindeki elbiseyi giydiği söyleniyor. İnsanlar temayı bu kadar doğrudan ve yaratıcılıktan yoksun şekilde ele aldıklarında canımız sıkılıyor…

Sırada orta kararlar… Bad Bunny “Bad Bunny (23), Türkiye’de yaşamak hiç stresli değil” kostümüyle gelmiş. Şaka bir yana, makyajı güzel olmuş ama ne anlatmak istedi anlayamadık.

Doechii çok hoş ama yere çıplak ayakla bastığı için anksiyetemizi tetikledi. Heidi Klum, bir gün daha Cadılar Bayramı yaşayabilmenin sevinciyle, galaya heykel olarak gelmiş. Kim Kardashian ve vazgeçemediği vücut korseleri….

Sza, çok tatlı bir elbiseyle gönülleri kazandı. İşte şöyle ya… biraz şatafat. Met Gala yaptığınıza değsin. Rihanna! Rihanna, Met Gala’nın medar-ı iftiharı olarak her zamanki gibi harika görünüyor. Sam Smith de muhteşem görünüyor. YouTuber Emma Chamberlain’ın kıyafeti de en iyilerden biriydi.

Kıyafetlerin tamamına şuradan bakabilirsiniz.

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin