Kişisel gelişim bahanesiyle mahremiyetimizi mi kaybettik?

Başlıktaki sorunun cevabını az-çok biliyoruz sanki. İdeal kavramının peşinden koşuşturmanın marifet sayıldığı zamanlarda, adımlarımızın, uyku süremizin ve günlük kalori miktarımızın uzmanlarca belirlenmiş sayı aralıklarının altında ya da üstünde kalıyor oluşu haliyle pek çoğumuzu huzursuz ediyor. Büyük teknoloji hiç olmadığı kadar büyük ve erişilebilirken de her hareketimizi izliyor, bizzat bizleri de bu eyleme teşvik ediyor. Sitemkar bir giriş yaptığımıza da bakmayın, bazı yararları da vardır belki de bu durumun. Fakat bir yanımız da sorgulamadan edemiyor: teknoloji gittikçe tıbbileşen bir pazar haline dönüşürken kişisel mahremiyetimiz bu işin tam olarak neresinde kalıyor?

Meme Marketing Gif By Gif - Find & Share on GIPHY

Aslında her şey, günde kaç adım attığımıza dair duyduğumuz derin bir merakla başladı. Bilgisayar başında koşuşturmakla geçen saatlerin bedenlerimiz için bir bedeli vardı elbette. Uzmanlar da günde 10 bin adım atmamızı önerince, bu duruma karşı duyarsız kalamadık tabii. Adım sayar saatler, akıllı telefonlar ve hemen sonrasında akıllı saatler derken kalp atışlarımızı, tansiyonumuzu ve solunum hızlarımızı saydık da saydık. Uykumuzun, antrenmanlarımızın ve regl dönemlerimizin hesabını dijital alemlerde tutmaya başladık. Bizi daha sağlıklı yapacağına inandığımız bu çeteleler esasen bir veri haline dönüşünce de acaba bu kadar da samimi olmasa mıydık diye sormaya başladık. Bu sefer de başka uzmanlar psikolojik sağlımız için bu durumun yararlı olmadığını söylemeye başladı…

Facebook Posts GIF - Find & Share on GIPHY

Mesela, tüketicilere sunulan son sürüm sağlık metriği, temelde diyabetli kişiler için tasarlanmış bir tıbbi cihazdan gelmekte. Yani kullanıcıların kan şekeri seviyelerini takip etmelerini sağlıyor ki bu diyabet rahatsızlığı olanlar için yararlı olduğu kadar da gerekli bir teknoloji. Ancak King’s College London’dan Btihaj Ajana, dijital çağdaki izleme içgüdülerimizi “nicelleştirilmiş benlik” kavramına dayandırıyor. Bu kavram aslında 2007 yılında, bireylerin makineler gibi kendilerini optimize etmek için teknolojiyi kullanmaya başlamalarıyla ortaya çıkmıştı.

Ajana da zaten olumlu bir fenomen olarak başlayan bu teknolojide ipin ucunun kaçtığını ekliyor. Sonuçta çeşitli verilerimizi takip ettirmeye karşı oluşturduğumuz talep günden güne artıyor. Teknoloji şirketleri de boş durmuyor, en son teknoloji cihazlarını satmaya devam etmenin yeni yollarını sunuyor, bizler de ürettiğimiz verileri mutlu bir şekilde onlara teslim edip, şartlar ve koşulları da okumadan imza atıyoruz.

Gif By Gif - Find & Share on GIPHY

Ajana özellikle “Bu verilere sahip değilsiniz. Gizlilik konusunda çok endişeliyiz” diye belirtiyor. Evet, Apple topladığı sağlık verilerinin akışlarını şifrelemeyi ve korumayı vadediyor. Ancak bu büyüyen pazardaki gizlilikle ilgili endişeler, kendi gizlilik politikalarına sahip üçüncü taraf uygulamalar ve hizmetler sayesinde git gide artmaya da devam ediyor. Çünkü bu sağlık verilerinin değeri sadece sigorta şirketleri için değil, aynı zamanda reklamcılar ve işverenler için de epey önemli.

Hatta Ajana, “Bazı işverenler, çalışanlarından daha sağlıklı olmak için birbirleriyle rekabet etmelerini istiyor. Her şey iyi niyetli veya güzel görünebilir ama ya bu veriler bir sonraki terfiyi kimin alacağına ya da kimin sağlık sigortası poliçesinin ayarlanması gerektiğine karar vermek için kullanılırsa?” diyerek önemli bir sorgulamaya da yönlendiriyor. Yani bir noktada, bu uygulamaları kullanmayı bırakmak daha da kötüsü kullanmaya devam etmek kariyerinizi, sağlığınızı ve pek çok şeyinizi riske dahi atabilir…

Bu arada, toplanan ve değerlendirilen veri yelpazesi de günden güne büyüyüp, çeşitleniyor. Oregon semalarından yeni bir girişim olan NatureQuant, temiz hava ve yeşil alanın sağlıklı faydalarına vurgu yaparak, kaç adım attığımızı değil, adımlarımızı nerede attığımızı takip edip, derecelendiren bir uygulama üstünde çalışmakta.

Puanlamak için uydu görüntüleri, sokak görünümleri, yol yoğunlukları ve hava kirliliği ölçümleri gibi verileri topluyor. GPS konum takibi sayesinde de kullanıcıyı lokasyon ile eşleştiriyor. Ayrıca “doğa dozu” ve yürüdüğünüz alanın ne kadar yeşil ve hoş olduğuna bağlı olarak bir “doğa puanı” da kazanabiliyorsunuz. Metrik bir ölçümleme yapmıyor olabilir ama birileri yine adım adım peşinizde…

Öte yandan, bazı sağlık takibinin savunucuları toplanan verileri feda etme riskini alınmaya değer görüyor… Medical Futurist Institute direktörü olan Bertalan Meskó, “Gizliliğimizin bir kısmını ihlal etmeden dijital sağlık devrimi yok” sözlerine yer veriyor. ‘Medikal fütürist’ titrine sahip birinin tabii ki aksini savunması beklenmezdi.

Lying Star Trek Gif By Gif - Find & Share on GIPHY

Meskó ayrıca; “Bir uygulama, bizi endişe verici semptomlar konusunda uyaracak ve verilerimizle genomik dizilimlerimize dayalı olarak kişiselleştirilmiş ilaçlar reçete edecek, dijital doktorlarla randevular ayarlayacak. İlaçlar, kesin formülasyonlarla 3D olarak basılabilecek. Muhtemelen kendinizi hastaneye yatmaktan ve hatta büyük bir tıbbi olaydan kurtardınız. Yıllardır gizliliğimizi tehdit eden teknolojiyi her gün kullanıyoruz, ancak burada daha iyi bir yaşam vadedebilecek bir teknoloji var’’ gibilerinden sorgulanmaya değer başka bir bakış açısına dikkat çekiyor.

Fakat dediğimiz gibi bu verilerin kesinliği ve yan etkileri konusunda da ciddi endişeler var. Belki hatırlarsınız, 2018’de Apple, akıllı saatine bir elektrokardiyogram (EKG) sensörü eklemişti. O zamana kadar bu tür monitörler anormal kalp ritimlerini tespit etmek için hastanelerde kullanılıyordu… Artık herkes ‘olası’ sorunlara karşı uyarılabilir durumdaydı. Doktorlar da bu tür bir izlemenin doğruluğuna ve yine ‘olası’ uyarıların kaygılı veya takıntılı davranışlara sebep olabileceğine dair endişelerini dile getirmişlerdi.

DuncanvilleFOX GIF - Find & Share on GIPHY

Uzun lafın kısası, bir akıllı saatin sağlık ve sigorta primlerime sağladığı kolaylık da potansiyel faydaları da ortada. Fakat aynı zamanda bu büyük teknoloji veri oburları endüstrisiyle de yakın ilişkilere sahip. Onu da geçelim, kötü bir gece uykusunun veya koltukta tembellikle geçen bir günün dijital onayına gerçekten ihtiyacımız var mı? İşte bunlar hep sorgulanmalı…