Venedik Bienali’nde kriz: İstifalar, değişen formatlar ve daha fazlası
Venedik Bienali, “In Minor Keys” başlıklı 61. Uluslararası Sanat Sergisi’yle birlikte açılışını yapıyor.
Venedik Bienali 1895’ten beri düzenlenen, dünyanın en prestijli sanat etkinliklerinden biri. Çağdaş sanat ve mimarlık alanlarında dönüşümlü olarak iki yılda bir düzenlenen sergilerin yanı sıra sinema, dans, müzik ve tiyatro etkinliklerine de ev sahipliği yapıyor. Dünyanın dört bir yanından birçok ülke -aralarında Türkiye de var- Venedik’in farklı noktalarında sergiler düzenliyor. Bienal kapsamında Yaşam Boyu Başarı ve En İyi Ulusal Katılım gibi kategorilerde verilen Altın Aslan Ödülü başta olmak üzere pek çok saygın ödül de takdim ediliyor.
Daha doğrusu, ediliyordu. Zira dünyanın en saygın sanat etkinliklerinden Venedik Bienali bu sene krizlerle gündemde. Bienal jürisinin “liderleri şu anda insanlığa karşı suçlarla itham edilen” ülkeleri ödül değerlendirmesine almama yönündeki kararıyla başlayan süreç, jüri üyelerinin istifası, ödül töreni sisteminin ve tören tarihinin değişmesine kadar ilerledi.

Jüriden “değerlendirmeyeceğiz” açıklaması
Her şey Venedik Bienali kapsamındaki 61. Uluslararası Sanat Sergisi jürisinin liderleri hakkında UCM tarafından suçlama yöneltilen ülkeleri değerlendirmeye almayacaklarını açıklamasıyla başladı.
Jüri başkanı Solange Farkas ile jüri üyeleri Zoe Butt, Elvira Dyangani Ose, Marta Kuzma ve Giovanna Zapperi’nin imzasıyla paylaşılan yazılı açıklamada, jürinin “Bienal’in sanatı kendi zamanının acil konularıyla buluşturan bir platform olarak taşıdığı tarihsel role karşı sorumluluğunun bulunduğu” belirtildi. Nisan’ın son haftasında yayımlanan açıklama şu şekildeydi:
“Bienal’in bu yılki edisyonunda, insan haklarının savunulmasına ve Koyo Kouoh’un küratöryel yaklaşımının ruhuna bağlılığımızı açıkça ortaya koymak istiyoruz. Bunun sonucunda jüri, liderleri hakkında UCM tarafından suçlama yöneltilen ülkeleri değerlendirmeye almaktan kaçınacaktır.”
UCM, Gazze Şeridi’nde işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan dolayı 21 Kasım 2024’te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmıştı. Ukrayna’da işlenen suçlara ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında 2023’ün Mart ayında “savaş suçu” gerekçesiyle yakalama kararı çıkarılmıştı.
Yani jüri doğrudan ülke isimlerini vermemişti ama Rusya ve İsrail’in ödüller için değerlendirilmeye dahi alınmayacağını duyurmuş oldu. Bu arada Avrupa Birliği de Venedik Bienali’ne Rusya’nın katılımına izin verildiği için 2 milyon avroluk hibesini geri çekme niyetinde olduğunu açıklamıştı.
Açılışa günler kala jüriden toplu istifa
Yaklaşık bir hafta sonra ise kriz daha da derinleşti: 30 Nisan günü yayımlanan kısa açıklamada Bienal yönetimi, jüridekilerin istifalarının kendilerine ulaştığını duyurdu. Ancak yapılan açıklamada jüridekilerin ayrılma kararlarının gerekçelerine yer verilmedi.
Yine de jürinin istifa kararının zamanlaması her şeyi açıklar nitelikteydi. Zira istifa kararı, Kültür Bakanlığı yetkililerinin Rusya Pavyonu’nun yeniden açılmasına ilişkin bilgi toplamak üzere Bienal’i ziyaret etmesinin ardından geldi. Bir not daha düşelim: İtalya hükümeti, Rusya’nın uluslararası sergiye katılmasına izin verilmesine karşı çıkıyordu. Dolayısıyla siyasilerin beyanları da merak edilir oldu.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’ye de gitti bu soru. Başbakan istifalarla ilgili sorulara yanıt olarak, hükümetin Rusya’nın katılımına izin verme kararına katılmadığını yineledi, ancak Bienal’in özerkliğini kabul etti. Meloni, istifaların Kültür Bakanlığı’nın Venedik’e müfettiş gönderme kararıyla bağlantılı olup olmadığını bilmediğini söyledi.
Bienalde ne olacak?
Normal şartlarda, 9 Mayıs’taki açılış gününde ödüller takdim edilecekti. Jürinin istifası üzerine bienal organizatörleri ödül törenini ve formatını değiştirme kararı aldı. Bu yıl uzman bir jüri heyeti bulunmadığı için geleneksel Altın Aslan ödülleri verilmeyecek. Bunun yerine, kazananları sergiyi gezen halkın oyları belirleyecek. Ödülün adı bu yıla mahsus “Ziyaretçi Aslanı” (Visitors’ Lions) olarak değiştirildi. Normalde Mayıs ayındaki açılış haftasında düzenlenen ödül töreni, bienalin kapanış günü olan 22 Kasım tarihine ertelendi.
Bienal yönetimi yaptığı resmi açıklamada, bu değişikliğin gerekçesi olarak hem jürinin istifasını hem de mevcut uluslararası jeopolitik durumun ‘istisnai doğasını’ gösterdi. 2026 Venedik Bienali, böylece tarihinde ilk kez ana ödüllerini profesyonel bir jüri yerine doğrudan izleyici oylarıyla dağıtmış olacak.
Jürinin istifası neticesinde yapılan bu format değişikliğine sevinenler de oldu. Kabine Bakanı Matteo Salvini, kazananlara ödüllerini ziyaretçilerin vermesi kararını şu sözlerle destekledi: “Yani özerk ve demokratik bir Bienal olacak. Bundan daha iyisi olamaz.”
Bu ilk kriz değil
Venedik Bienali bu sene krizlerle boğuşsa da bu, İsrail ve Rusya özelinde yaşanan ilk kriz değil. İsrail’in 2023’teki Gazze işgalinden bu yana yüzlerce Bienal katılımcısı, etkinliğin organizatörlerinden İsrail’i kabul etmemelerini talep eden dilekçeler imzaladı. 2024’teki Bienal’de, İsrail’in temsilcisi Ruth Patir, “ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması anlaşması” sağlanana kadar sergisini açmayacağını söyleyerek sergisini kapattı.
Rusya’nın katılımı da anlaşmazlıklara yol açtı.
2022’de Ukrayna’ya topyekün bir işgal başlattıktan sonra, o yılki Bienal’de Rusya’yı temsil edecek sanatçılar ve küratör geri çekildi.

Türkiye de Bienal’de
Venedik Bienali’nin ana sergi mekânlarından Arsenale’de yer alan Türkiye Pavyonu’nun açılışı 6 Mayıs Çarşamba günüydü.
İKSV’nin koordinasyonunu üstlendiği Türkiye Pavyonu, Nilbar Güreş’in “Gözlerinizden Öperim başlıklı sergisine ev sahipliği yapıyor. Serginin küratörü Başak Doğa Temür kaleme aldığı yazısında sergiyi şöyle anlatıyor:
Gözlerinizden Öperim”, heykel, yerleştirme, resim ile kâğıt ve kumaş üzerine üretilmiş karma teknik yapıtları bir araya getirerek sanatçının farklı dönemlerinden seçilen çalışmalarıyla bu sergi için üretilen yeni yapıtlarını buluşturuyor.
Sergi, başlığını Türkçede eskiden çoğunlukla mektupların sonuna iliştirilen “gözlerinizden öperim” ifadesinden alıyor. Yakınlığı dayatmadan kuran, mesafeyi koruyarak temas eden bu söz, burada bir kapanış değil, izleyiciye yöneltilmiş bir davet olarak yeniden anlam kazanır. Bakış, sahiplenen ya da denetleyen bir araç olmaktan çıkar; yaklaşmanın, sezmenin ve karşısındakinin varlığını tanımanın bir biçimine dönüşür.