Yeni sezon, yeni çatışmalar: Kızılcık Şerbeti’ne neler oluyor?

Geçtiğimiz sezonun bomba dizisi Kızılcık Şerbeti ikinci sezonuyla birkaç haftadır ekranlarımızda ve yine reytinglerde birinci sırada. İlk sezonun tüm kaos yükünü sezon finaliyle zirveye taşıyıp bizi meraklarda bırakan Show TV dizisi hatırlarsanız yayın hayatında yaşadığı binbir çeşit zorlukla gündemimizdeydi. Ve tabii ekranlarda görmeye alışık olmadığımız seküler-muhafazakar çatışmalarını uçlarda yaşayan ve yaşatan haliyle, Nursema gibi kadınların sesi olması nedeniyle ya da bir bölüm içinde olup biten manasız tartışmalarıyla da bizi kendine bağlamıştı. İkinci sezona ise Doğa’nın velayet savaşı, Fatih’in ekran parçalatan yüzsüzlükleri, Kıvılcım’ın kızı ve torunu için kendinden vazgeçmesi, Umut’un hadsizlikleri derken epey can sıkıcı bir giriş yaptık. Düşünün daha Nilay’ı anmadık bile… “Türkiye’de televizyon yapımlarına dair umutlarımızı yeniden yeşerten o dizimiz, Kızılcık Şerbeti’mize neler oluyor?” diye soruyor ve yeni sezona dadanıyoruz a dostlar.

Önce biraz spoiler, izlemeyenler dikkat!

Çoğumuzun hiç beklemediği bir anda kendini başında buluverdiği, geçtiğimiz sezonun en sükse yapan işlerinden biri olan ve bu başarısının beş kez yayın durdurma kararıyla ödüllendirildiği bir diziydi Kızılcık Şerbeti. Malum seçim arifesinde ortalığı yakan tartışmaların aynası, “taraf”ların dilinden düşürmediği ve sahiplendiği bir işti. Aynı bölüm içinde tencere tavaların havada uçuştuğu ama gün sonunda bu tartışmaların bir şekilde halledildiği ya da halı altına süpürüldüğü; iki tarafın da neredeyse her zaman haksız olabildiği ve de karakterlerin sevilmese de izlemeye tahammül edilebildiği bir ilk sezonu geride bıraktık. Kazan o kadar çok kaynadı ki artık sezon finalinde taşacağı, ortalığı yakacağı belliydi. Doğa bir bebeğini kaybetti, Kıvılcım’la Ömer ölümden döndü, Alev bazı maceraların peşine düştü, tansiyonlar tavan oldu. Yeni sezonda ise Fatih hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam edemediği için küplere bindi, Abdullah Bey üç maymunu oynamaya devam dedi, Pembe Hanım ise evdeki er bireylerin yerinde olduğunu görünce bir “oh” çekip normale döndü. Doğa postpartum depresyonun  kollarında iken iki hafta süren über hızlı ve anlamsız bir mahkeme süreciyle kızının velayetini eski kocasına kaptırdı, Kıvılcım kazanın travmasını atlatamamışken ve Ömer’in durumundan bihaber bir şekilde yine kılıçlarını kuşandı, Nursema’nın hayatına mansplaining’in kitabını yazmış yüce Ertuğrul bey girdi, Alev ise… Biz senin klişelerden uzak, aykırı, eğlenceli ve de dik başlı hallerini sevmiştik be Alev…

Geçtiğimiz sezonun kilit konularının sezon finaliyle beraber hemen hemen sonuca bağlanması Kızılcık Şerbeti’nin yeni sezonuna bir durağanlık olarak yansıdı. Şimdi onca şey oldu bunun neresi durağanlık diyebilirsiniz. Ama hayır; bizim alıştığımız Kızılcık Şerbo temposuna göre oldukça durağan ve dramatik ilerliyor işler. Doğa’yı delirtme ve sabrımızı zorlama amacıyla gerçekleşen mahkeme haricinde henüz beklediğimiz birçok şey olmadı. Bizim bildiğimiz Kıvılcım daha mahkemenin ilk saniyelerinde Fatih’in kumpaslarını, avukatın hainliği çözer ve ikinci celsede Ünal’ları dumur ederdi. Aynı şekilde Ömer’in ölümcül hastalığını öğrenir ve hemen doktor doktor gezdirirdi. Nursema Ertuğrul beyin kızının eski cani kocasıyla evlenmek üzere olduğunu çoktan öğrenip o sözü basardı. Alev kendine uydurduğu yalancı koca adayını çoktan bulur ya da söylediği yalanı çoktan ortaya çıkardı. Halbuki işler şu ana kadar pek de umduğumuz gibi olmadı. Bu sezon işleri ağırdan almayı ve Fatih’in ekran süresini artırarak bizi kanser etmeyi amaçlamış bir Kızılcık Şerbeti var. Nursema ve Umut gibi önceki sezonun lokomotifi olan bir çifti bile eskisi kadar izleyemiyoruz. İzlediğimizde de Umut ağzını her açtığında saçma sapan potlar kırıyor ve çiftin çözmesi gereken konuların daha bahsi bile açılamıyor. Bir de bizim bi’ Metehan oğlan vardı, sahi o nerede?

Hayatı, sekülerliği, muhafazakarlığı uçlarda yaşamayı seven Kızılcık Şerbo’muz şimdilerde çok daha dramatik, acıklı, dertli bir yol izliyor. Doğa’nın en başından beri hata yapmakta olan ısrarı karakteri ve hikayeyi durmadan köşeye sıkıştırıyor ve tekrara düşürüyor. Fatih deseniz malum kapasitesi yüzünden ağzını açtığı an her şeyi basitleştirmeyi ve yavanlaştırmayı başarıyor. Bir de üstüne baba olan bu kişi şimdi de çirkin ve manipülatif oyunlarını kızı üzerinden oynayarak düştüğümüz bu dram bataklığına daha çok saplanmamıza neden oluyor. Geçtiğimiz sezonda Doğa’nın Fatih ve ailesiyle olan çatışmaları birtakım küçük ama rahatsız edici olaylar üzerinden ilerlerken şimdilerde tamamen mahalle kavgasına dönmüş durumda.

Ünal’lar paralarıyla adalet sistemini ve insanları satın alırken; Arslan’lar haklı oldukları konularda bile güçlenemiyorlar. Ve dolayısıyla artık elimizde sürekli birbirlerine bağıran iki tarafımız, mantıksızca sonuçlanan mahkeme sahnelerimiz, ölümcül bir hastalığa yakalanan bir adet amcamız, paylaşılamayan bir adet zengin ve yaşlı er bireyimiz, aşkının peşinden gittiğine pişman olmak üzere ve yine çareyi bir başka erkekte bulacak olan bir adet genç kadınımız var. Ha bir de yaz dizilerinin vazgeçilmez bir karakteri yani zengin, yakışıklı, çapkın ama vazgeçilmez erkeği olarak diziye katılan Rüzgar Beyimiz var. Doğa okula Kıvılcım ise işine geri dönemiyor, Alev de her an dükkanı kapatıp Apo’suna koşacak gibi güven vermiyor. Diğer yandan Nursema işe girmeye çalışıyor ama bir sergi gezmesi bile olay oluyor. Muhtemelen “elin adamına sekreterlik mi yapacaksın?” gibi bir tepki alıp vazgeçecek ondan da zaten… Sonuç olarak bu dizinin Kıvılcım’ın okul koridorlarında yankılanan stilettolarıyla açıldığını hatırlıyor ve saptığı yolu görünce içimizi bir efkar kaplıyor. Yeni sezonunda klişelere doğru son sürat koşan Kızılcık Şerbeti’mizin Kıvılcım’ın Doğa’ya olan nefis “bitemezsin” çıkışını feyz alarak kısa sürede eski temposuna ve komik ama heyecanlı kaoslarına geri dönmesini iple çekiyoruz. Bitemezsin Kızılcık Şerbo bitemezsin, kendin için ve bizim için kendine gel lütfen…