Bir Filistin sınavı daha: Kneecap’in Coachella çıkarması, Johnny Greenwood’un her zamanki isyanları
Coachella’yı bugüne kadar “kim ne giydi, hangi influencer hangi çiçek tacıyla poz verdi” diye takip edenler için bu yıl ufak bir sürpriz vardı: Bir sahne gösterisi, üstünde çiçekli elbiseler değil, siyasi gerçekler taşıyordu. Evet, müzik evrenseldir, sanat siyasetin üzerindedir, ifade özgürlüğü kutsaldır… İşte tam bu noktada İrlandalı hiphop grubu Kneecap devreye girdi ve eğlencenin kutsal mabedi Coachella’ya birkaç rahatsız edici gerçek serpiştirdi.
Sahneye çıkıp “Özgür Filistin” diye bağırdılar, ABD’yi İsrail’e silah sağladığı için eleştirdiler. Tahmin edin ne oldu? Hayır, alkışlarla karşılanmadılar. Aksine, konser iptalleri, ölüm tehditleri ve vize tartışmalarıyla klasik “ifade özgürlüğü ama sadece bazılarına” sınavı…
Kneecap cephesinde yaşananlardan günler sonra İsrail’in Filistin’e yönelik katliamları, sanat dünyasında başka bir gelişmeyle karşımıza çıktı yine. Radiohead gitaristi Jonny Greenwood’un, İsrailli sanatçı Dudu Tassa ile İngiltere’de Haziran ayında gerçekleşeceği duyurulan iki konseri iptal edildi. Greenwood, iptal kararına ilişkin upuzun bir açıklama yaptı, açıklamasında Kneecap’e “karşı” cepheden değindi. İfade özgürlüğü, herkes için var. Ancak bazen de —özellikle de sistemin karşısınd fikir ve ifademelerimiz olduğunda— meseleye biraz daha farklı bakmak gerekiyor. Biz de öyle yaptık…
Müzik evrenseldir, sanat siyasetin üstündedir, ifade özgürlüğü kutsaldır.Tabii “kimin” “ne” konuştuğuna göre… Kültür sanat dünyasının Filistin’deki katliama ses çıkarmadığı, çıkaranları da hedef gösterdiği sınavlara bir yenisi daha eklendi. Adresimiz Amerika Birleşik Devletleri, Kaliforniya’dayız. Birçoğumuz için kimler gitti, gidenler neler giydi, neler paylaştı sorularını merak ettiğimiz Coachella Valley Music and Arts Festivali’ne gideceğiz. Yani bildiğimiz adıyla Coachella…
Festival, yukarıdaki soruların yanıtlarıyla meşhur olsa da aslında dünyanın en önemli müzik festivallerinden biri. Her yıl, kimlerin sahne alacağı büyük merakla bekleniyor. Sanatçılar için de Coachella’da olmak bir hayli prestijli. Sahnede her ne yaşanıyorsa “dev” olay oluyor. Ancak bu seneki “olaylar” bir başka. Zira eğlence ve müziğin her daim ön planda olduğu festival, bu kez politik söylemlerle dolu bir sahne şovuyla konuşuluyor. Sebebi de İrlandalı hiphop grubu Kneecap.
Siz de son zamanlarda bu grubun ismini sık sık duyanlardan mısınız? Bizce dinlemeseniz bile illa ki karşınıza çıkıyordur. Bu senenin başında, yarı otobiyografik filmleriyle 2025 BAFTA Ödülleri’nde de “Birleşik Krallık’tan En İyi Çıkış Yapan İlk Film” ödülünü hanelerine yazdırdılar. Kendileri 2017’de kurulmuş, üç kişilik bir grup. Şarkılarına kulak verdikten sonra isimlerini biraz aratırsanız, her seferinde “tartışmalı” olduklarına dair yorumlar göreceksiniz. Mo Chara, Móglaí Bap ve DJ Próvaí’den oluşan grup karşı duruşları, sahneden verdikleri mesajlar ve “tartışmalı” açıklamalarıyla tanınıyor. Bu kez de Coachella sahnesinden dünyaya duyurdukları “Özgür Filistin” sloganlarıyla gündemdeler.

O gün sahnede neler oldu, hemen anlatalım. Grup, festivalin her iki hafta sonunda da sahne aldı ve her iki performans da grup tarafından dile getirilen ve arkalarındaki ekranlara yansıtılan siyasi mesajlarla geçti. İlk performansta yer alan sloganlar tepki çekmiş olsa da Kneecap’i tanıyan herkes ikinci konserin çok daha “olaylı” ve “sürprizli” geçeceğini tahmin ediyordu. Nitekim öyle de oldu…
Grup, Coachella’nın ikinci haftasonundaki sahne performanslarının sonunda —ki şimdi Youtube’a gidip performansı izlemek isterseniz maalesef eliniz boş döneceksiniz zira festivalin resmi YouTube sayfasında yayınlanmadı— ekrana üç ayrı metin yansıttı.
İlk mesajda şu yazıyordu: “İsrail, Filistin halkına karşı soykırım işliyor.”
Hemen ardından “Bu soykırım, savaş suçlarına rağmen İsrail’i silahlandıran ve finanse eden ABD hükümeti tarafından destekleniyor” mesajı geldi. Sonunda ise “Lanet olsun İsrail!”ve “Özgür Filistin” yazısı ekrana yansıdı. Performans sırasında grup üyesi Mo Chara sözü devraldı:
“İrlandalılar da çok uzun zaman önce Britanyalıların zulmüne uğradı, ama biz kaçacak yerimiz olmadan, havadan bombalanmadık. Filistinlilerin gidecek hiçbir yeri yok. Katledilen çocukların sayısı artıyor. Konserlerimizdeki gençler yalanları görüyor. İnsanlığın ve adaletin yanında duruyorlar ve bu bize büyük umut veriyor.”
Grup daha sonra dinleyicilere de “Özgür Filistin” sloganları attırdı.
“Genç Amerikalıların bilmesi lazım”
Başta da dediğimiz gibi bu duruş grubu bilenler için şaşırtıcı değil. Politik açıklamalarıyla gündeme gelen Kneecap, daha önce de Filistin’deki katliama sessiz kalmamıştı. Gelen tepkilerden sonra sahnede de konuşsan grubun üyesi Mo Chara, Rolling Stone’a verdiği demeçte, Kneecap’in “grubun kurulduğu ilk günden bu yana her konserde Filistin hakkında konuştuğunu, çünkü Filistin’e yönelik baskı ve işgalin 77 yıldır sürdüğünü ve Ekim 2023’ten çok önce başladığını” söyledi. ABD’de gerçekleşen festival sahnesinde bu konuyu dile getirmenin de önemini anlattı:
“Filistin meselesini gündeme getirme konusunda elimizden geldiğince bu platformu kullanmak gibi bir sorumluluğumuz olduğuna inanıyoruz. ABD, Gazze’de soykırım yapan İsrail’in en büyük silah sağlayıcısı ve finansörü olduğu için Coachella’da bu konuda konuşmak bizim için önemliydi. ABD hükümeti bu soykırımı yarın durdurabilir. Genç Amerikalıların bunu duyması ve bilmesi önemli.”
Bu arada bir not, Kneecap, Coachella’da festivalde Gazze’deki savaşla ilgili siyasi mesajlar paylaşan tek sanatçı oldu. Green Day solisti Billie Joe Armstrong, “Jesus of Suburbia” şarkısının sözlerini değiştirerek Filistin’e destek verdi.
Kneecap cephesinde ise işler durulmadı. Yaşananların ardından grup eleştirilerin hedefi haline geldi. Öyle ki menajerleri ölüm tehditeleri aldığını bile açıkladı. Daha önce duyurulan Avrupa kentlerindeki konserlerinden de iptal haberleri de gelmeye başladı. Anlayacağınız grubun sahnedeki açıklamaları ve sonrasında yaşananlar herkesi ikiye böldü. Tıpkı savaşın başladığı günden bu yana tüm dünyanın Gazze’deki katliamın bir an önce bitmesi için ateşkes çağrısında bulunanlar, bu yönde çağrı yapanlar, ve onları eleştiren diğerleri gibi…
Performansın ardından ilk tartışmalar sosyal medyada başladı. Daha sonra Black Sabbath solisti Ozzy Osbourne‘un karısı ve yöneticisi Sharon Osbourne’nun açıklaması büyük ses getirdi. Osbourne yaptığı açıklamada, “Sizi, grubun ABD’deki çalışma vizesinin iptali için benimle yan yana durmaya davet ediyorum. Fikirlerini ifade etme haklarına saygı duyuyorum ancak bu tür tartışmaların bir festivalde değil, kendi konserlerinde yapılması daha uygun olurdu. Festival, ahlaki ve manevi bütünlüğünü tehlikeye atmış olarak anılacak.”
Sonra devreye ABD Dışişleri Bakanlığı girdi, bakanlık sözcüsü bir açıklama yaptı: “Gizlilik ve diğer hususlar ile vize bilgilerinin mahremiyeti nedeniyle, genellikle belirli vakalarla ilgili olarak bakanlığın aldığı tedbirler hakkında yorum yapmıyoruz.”
Sözcü, vize iptaline dair işleyişi ise şu sözlerle anlattı: “Bakanlık, vize verildikten sonra ortaya çıkan ve kişinin ABD göçmenlik yasalarına göre vizeye uygunluğunu sorgulatabilecek, kamu güvenliğine tehdit oluşturabilecek ya da iptali gerektiren başka bir duruma işaret eden bilgileri dikkate alır. Bu durum; tutuklamalar, sabıka kayıtları, vize statüsüyle bağdaşmayan davranışlar ya da vize süresinin aşılması gibi unsurları kapsayabilir.”
Öte yandan Stop Antisemitism adlı kuruluş, Twitter’dan, American Airlines’a etiketleyerek grubun filmini uçak içi eğlence kütüphanesinden kaldırmasını talep etti. Bu istek kısa sürede karşılık buldu. American Airlines, filmi kütüphanelerinden kaldırdıklarını açıkladı.
Ölüm tehditleri, konser iptalleri…
Ayrıca The Hollywood Reporter, 24 Nisan’da Metallica, Billy Joel ve 50 Cent gibi sanatçıları da temsil eden Independent Artist Group’un artık ABD’de grubu temsil etmediğini duyurdu. BBC’nin haberine göre ise grubun Haziran ayında Almanya’daki iki konserinin iptal edildiğini açıkladı.
Kneecap’in sahne alacağı İngiltere’nin Cornwall kentinde Temmuz ayında yapılması planlanan bir konser de iptal edildi. Kneecap menajeri Daniel Lambert ise grubun performanslarının ardından çok sayıda ölüm tehdidi aldıklarını açıkladı. Yani Kneecap’in önümüzdeki aylarda vereceği ABD konserleri de muallakta… Bu arada grubun Ekim ayında Kanada ve ABD’de yapacakları turnenin tüm biletleri tamamen tükenmiş durumda. Bu arada Kneecap’e destek veren isimler de vardı. İngiliz rock grubu Primal Scream, İrlandalı grupFontaines D.C ve Pulp’un da aralarında bulunduğu 100’ü aşkın sanatçı Kneecap’ı “sansürleme ve engelleme girişimini” eleştiren ve “sanatsal özgürlüğün siyasi baskısına” karşı çıkan açık bir mektup imzaladı.
Ancak bu iptaller Kneecap’i çok etkilemiş gibi görünmüyor zira grup şu şekilde bir açıklama yaptı:
“Dikkati dağıtmak, kafa karıştırmak ve soykırımı örtbas etmek için bize yönelttikleri antisemitizm gibi asılsız suçlamaları silah olarak kullanıyorlar. Bir karalama kampanyasıyla karşı karşıyayız. Kimin hangi dine mensup olduğu umurumuzda değil. Bizim gibi bu soykırıma öfkelenen çok sayıda Yahudi olduğunu biliyoruz.”
Kneecap’in Coaecehella çıkarması ve sonrasında yaşananlar bu şekildeydi. Bu örnekte de gördüğümüz gibi ifade özgürlüğünü her daim öncelediklerini söyleyenlerin, “Özgür Filistin” seslerine tahammülü yoktu. Kneecap cephesinde işler nasıl ilerleyecek, grubun konser iptalleri devam edecek mi zaman gösterecek. Ancak grubun Filistin’de yaşananlara sessiz kalmayacağını tahmin etmek için alim olmaya gerek yok.
Jonny Greenwood bildiğimiz gibi…
Kneecap cephesinde yaşananlardan günler sonra İsrail’in Filistin’e yönelik katliamları, sanat dünyasında başka bir gelişmeyle karşımıza çıktı yine. Radiohead grubunun gitaristi Jonny Greenwood’un, İsrailli sanatçı Dudu Tassa ile İngiltere’de Haziran ayında gerçekleşeceği duyurulan iki konseri iptal edildi. İkili, Bristol Beacon’daki Lantern Hall ve Londra’daki Hackney Church’te gerçekleştirilmesi planlanan konserlerin, mekanların “devam etmenin güvenli olmadığına” karar vermesi üzerine iptal edildiğini duyurdu.
Filistin Akademik ve Kültürel Boykot Girişimi (PACBI), İsrail’e yönelik Boykot, Tecrit ve Yaptırım (BDS) hareketinin bir üyesi olarak iptallerden memnun. PACBI, daha önce bu konserlerin “Gazze’deki savaşı aklayacağı” şeklinde bir açıklama yapmıştı. Greenwood, iptal kararına ilişkin upuzun bir açıklama yaptı, açıklamasında Kneecap’e “karşı” cepheden değindi. Greenwood ve Tassa açıklamalarında şunları söyledi:
“Müzisyenleri sahneye çıkmaktan alıkoymak ve onları dinlemek isteyenlere bu imkânı tanımamak, açıkça bir sansür ve susturma yöntemidir. Mekanlara baskı yaparak konserlerimizi iptal ettirmek, Orta Doğu’daki herkesin hak ettiği barış ve adaletin sağlanmasına katkı sunmaz. Bu iptal, arkasındaki kampanyayı yürütenler tarafından bir zafer olarak görülecek; ancak biz bu durumda kutlanacak hiçbir şey görmüyoruz ve bunun olumlu bir sonuç doğurduğuna inanmıyoruz.”

Bu arada hatırlatalım, Jonny Greenwood daha önce de Filistin konusundaki tutumu nedeniyle eleştirilmişti. Zaten Radiohead’in de, grupdaşı Thom Yorke’un da bu konuda geçmişleri epey kabarık. Radiohead’in yan projesi gibi nitelendirilebilecek The Smile’da da yer alan müzisyen, 2008 yılından bu yana Dudu Tassa ile birlikte çalıyor. Müzisyen geçen yıl Dudu Tassa ile birlikte Orta Doğu’nun dört bir yanından sanatçıların yer aldığı ve Arapça aşk şarkılarından oluşan ‘Jarak Qaribak’ adlı bir albüm yayınlamış, o dönemde de eleştirilmişti. Greenwood, kendisine yöneltilen eleştirilere cevap verirken bu tutumu “ilerici olmayan” ve “susturucu” olarak yanıtlamıştı.
İkili açıklamalarında ayrıca Kneecap’e de değindi. Greenwood ve Tassa, Kneecap hakkında bir yargı belirtmeden, sanatçıların yayımladığı ve “sanatsal özgürlüğe yönelik her türlü siyasi baskıya karşı çıkıldığını” vurgulayan bildiriden alıntı yaparak şöyle dedi:
“Biz Kneecap hakkında herhangi bir yargıda bulunmuyoruz. Ancak ne yazık ki, onların ifade özgürlüğünü savunanların bizim ifade özgürlüğümüzü en çok kısıtlamaya çalışanlarla aynı kişiler olduğunu görmek üzücü.”
Günün sonunda konserleri iptal edilen iki ayrı “taraf” var. Ancak meseleye bir de şöyle bakmak gerekiyor. Kneecap’e uygulanan sansür, mevcut düzene karşı çıkmanın bedelini gösterirken Greenwood’un durduğu nokta tam tersine, devlet destekli bir İsrailli sanatçıyı ve onun meşruluğunu savunuyor. Greenwood ve Tassa’nın açıklamalarında dile getirdikleri ifade özgürlüğü savunusu da tam da bu nedenle ağızda kekremsi bir tat bırakıyor.
İfade özgürlüğü, herkes için var. Ancak bazen de —özellikle de sistemin karşısında fikir ve ifademelerimiz olduğunda— meseleye biraz daha farklı bakmak gerekiyor. Asıl mesele, ifade özgürlüğünü savunup savunmamamız değil, bu özgürlüğün hangi politik bağlamda, kimin için, hangi çıkarlar doğrultusunda savunulduğu oluyor kimi durumlarda. Kneecap’e destek olmak, iktidarın baskılarına karşı duran bir duruşken; Greenwood’un savunduğu özgürlük ise, bu sessizliğin neyin pahasına kırıldığını sorgulamayan, aksine o sessizliği meşrulaştırmaya çalışan bir adım. Bunu da not düşelim.