Papatyalar, punk ve kız neşesi: Olivia Rodrigo’nun Daisy Chain Fields’ına dadandık

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

On binlerce kişi, farklı kuşaklardan müzisyenler, papatyalar, arkadaşlık bileklikleri ve biraz da punk… Evet, ‘kız neşesi’nin formülü koşullara göre çeşitlenebilir; basitleşebilir, karmaşıklaşabilir, paylaştıkça çoğalabilir. Geçtiğimiz hafta sonu Olivia Rodrigo’nun başını çektiği Daisy Chain Fields festivalinde ise karşımıza tam olarak böyle bir ‘karışım’ çıktı. Chappell Roan’dan Garbage’a, The Breeders’tan Doechii’ye uzanan, farklı türlerden ve kuşaklardan kadın müzisyenleri bir araya getiren rüya gibi programıyla Daisy Chain Fields, kız neşesinin de, müzik üzerinden kurulan dayanışmanın da nasıl katlanarak güçlendiğini anlı şanlı herkese göstermiş oldu.

Başa saralım…

Bir ağacın altında oturmuş neşeyle birbirlerine çiçeklerden taçlar, renkli boncuklarla arkadaşlık bileklikleri yapan bir grup kadın hayal edin… Olivia Rodrigo, 29 Ağustos’ta Kalifornia, Irvine’deki Great Park’ta ilk kez düzenlenen Daisy Chain Fields’ı düşünmeye tam olarak zihnindeki bu görüntüyle başlamış.

Festivalin ismindeki papatya zinciri, yani daisy chain de bu hayalin devamı aslında. Rodrigo, ABC News’a verdiği röportajda tek başımıza birer halka olabileceğimizi ama yan yana geldiğimizde kendimizden çok daha büyük bir zincirin parçalarına dönüştüğümüzü anlatıyor. Daisy Chain Fields’ın estetik dünyasını ise birkaç kelimeyle özetlemek mümkün: “Çiçek çocuk ile riot grrrl’ün bir buluşması.”

Evet, Olivia Rodrigo’nun zihninde papatyalar, taçlar ve renkli boncuklar vardı ama her şey bunlardan ibaret değildi elbette. Cayır cayır gitarlar ve feminist öfke de bu karışımın önemli bir parçası. Festivalin alametifarikası zaten bu farklı dünyaları karşı karşıya koymak yerine aynı alanda buluşturmasıydı. Bunun en güzel örneklerinden biri de line-up’taki Bikini Kill. 90’ların bol erkekli rock dünyasını yerinden oynatan riot grrrl hareketinin öncü gruplarından Bikini Kill’le birlikte festivalin papatyalı dünyasında punk’a ve isyana da bolca yer vardı.

Bu papatya zincirinin ilk halkası 1997’ye uzanıyor

Daisy Chain Fields’ın en önemli ilham kaynaklarından biri, Sarah McLachlan’ın 1997’de başlattığı Lilith Fair.

90’ların o toksik dünyasında müzik endüstrisinde de kadın sanatçılarla ilgili bir ‘görüş’ söz konusuydu: Aynı programda birden fazla kadın müzisyene yer vermek ticari açıdan riskliydi mesela. Radyolar iki kadın sanatçıyı arka arkaya çalmaya pek yanaşmıyor; organizatörler aynı konser programında birden fazla kadın headliner görmekten çekiniyordu. İşte böyle bir ortamda Sarah McLachlan, kimse yapmazsa biz yaparız dercesine, kadın müzisyenleri bir araya getirecek bir festival kurgulamıştı. Tracy Chapman’dan Fiona Apple’a, Sheryl Crow’dan Missy Elliott’a uzanan line-up’ıyla Lilith Fair de böyle ortaya çıkmıştı.

McLachlan yıllar sonra festivalin ardındaki fikri birkaç kelimeyle özetleyecekti: “Çoklukta güç vardır.” Birlikten kuvvet doğar demenin başkacası yani…

Yaklaşık 30 yıl sonra Rodrigo’nun Daisy Chain Fields fikrini hayata geçirirken ilk aradığı isimlerden birinin McLachlan olması haliyle tesadüf değil. Üstelik bu telefon konuşması birlikte sahne almaya kadar uzandı: Lilith Fair’in kurucusu McLachlan, bu kez Daisy Chain Fields’ın özel konuklarından biriydi.

Ama Lilith Fair’in karşı çıktığı o eski fikir, aradan geçen yaklaşık 30 yılda bütünüyle ortadan kaybolmuş değil. Müzik tarihi boyunca kadın müzisyenler arasındaki rekabetin ne şekillerde fişeklendiği malum. Mesela Garbage’ın solisti Shirley Manson, bir röportajında müzik şirketlerinin piyasada tek bir kadın solistli gruba yer varmış gibi davranarak Garbage yerine No Doubt’ı sahiplenmeye karar verdiklerinden bahsediyor. Örnekler çoğalır zaten…

Kadınlara zirvede birkaç kişilik yer olduğu ve o yerler için birbirleriyle yarışmaları gerektiğini söyleyen bu eski anlatının karşısında Rodrigo’nun önerisi ise başka: Birbirimizin yerini kapmaya çalışmak yerine yan yana gelirsek ne olur?

Rodrigo’nun cevabı şöyle:

“Kızların en tepedeki yer için birbirleriyle yarışması gerektiğine dair bir söylem var; sanki herkes için yalnızca sınırlı miktarda kaynak varmış gibi. Lilith Fair ve umarım Daisy Chain gibi deneyimlerin bize göstereceği şey, bir araya gelip birbirimizi desteklediğimizde hepimizin çok daha güçlü olduğu.”

Stevie Nicks’ten Chappell Roan’a

Daisy Chain Fields’ın bu soruya verdiği cevaplardan biri de line-up’ında saklı. Festival hem farklı kuşaklardan ikonik isimleri buluşturdu hem de rock’tan rap’e uzanan geniş bir müzikal alana yayıldı. Şöyle sıralayalım: Olivia Rodrigo (elbette) ve Chappell Roan’ın hemen yanında Doechii, Mitski, Santigold, Garbage, Bikini Kill, The Breeders, KATSEYE, Rachel Chinouriri ve daha pek çok isim; özel konuklar arasında ise Sarah McLachlan ve Stevie Nicks… Yeah Yeah Yeahs ile kalbimizde taht kuran Karen O da programdaydı ancak sağlık sorunları nedeniyle festivale katılamadı.

Bu saygı meselesi başka detaylarda da kendini gösterdi bu arada. Performanslar mümkün olduğunca çakışmayacak şekilde planlanmış, afişte sanatçı isimleri benzer büyüklüklerde kullanılmıştı. Rodrigo da davet sürecini yalnızca menajerlere ve booking ajanslarına bırakmayıp pek çok müzisyeni bizzat aramış.

Aradıklarından biri de, evet yine Shirley Manson. (Ay ne çok andık kendisini ama geçen haftalarda İstanbul’da verdikleri konserden sonra aklımızdan çıkmaz oldu.) İşin ilginç tarafı, yaklaşık 30 yıl önce Lilith Fair’den gelen daveti geri çeviren Manson’ın bu kez Daisy Chain Fields sahnesinde olması. Fakat aradan geçen yılların kadınlar açısından getirdiklerine bakınca kendisi pek iyimser değil:

“Kadınlar açısından o zamanlar daha fazla ilerleme kaydediliyor gibi geliyordu. Şimdi 2026’dayız ve kadın hakları dünyanın her yerinde geriliyor. Bir kriz noktasındayız.”

Bütün o papatyaların ve arkadaşlık bilekliklerinin arkasındaki ciddi meselelerden biri de bu.

Sonra 45 bin kişi gerçekten o alana geldi

29 Ağustos günü Great Park’a yaklaşık 45 bin kişi geldi. Biletlerin satışa çıktıktan yalnızca 30 dakika sonra tükenmesi, Rodrigo’nun bir ağacın altında hayal ettiği o kız grubunun gerçekte biraz daha kalabalık olacağının habercisiydi.

Bikini Kill’den Doechii’ye, Mitski’den Chappell Roan’a uzanan performanslarla geçen günün sonunda sıra Rodrigo’daydı. Sarah McLachlan’la Building a Mystery ve Angel’ı, Stevie Nicks’le Landslide’ı söyledi; gecenin sürprizi ise Alanis Morissette oldu.

Ama Daisy Chain Fields’ın meselesi yalnızca sahnede kimlerin yan yana geldiği değildi. Festival alanındaki Daisy Chain Reaction bölümünde üreme haklarından anne sağlığına, ekonomik eşitsizlikten ev içi şiddete kadar farklı konularda çalışan sivil toplum kuruluşları katılımcılarla bir araya geldi.

Festivalin sonunda ortaya çıkan maddi destek de az buz değildi: 10 milyon dolar. Ardından Melinda French Gates, Pivotal Ventures aracılığıyla bu rakama 10 milyon dolar daha ekleyeceğini açıkladı. Böylece Daisy Chain Fields’ın ilk yılında kadınlar ve kız çocukları için çalışan kuruluşlara ayırdığı toplam kaynak 20 milyon doları buldu. Planned Parenthood, National Women’s Law Center, Black Mamas Matter Alliance, Center for Reproductive Rights ve National Domestic Workers Alliance da bu desteğin ulaştığı 10 kuruluş arasında.

Görünen o ki papatya zinciri burada bitmeyecek. Rodrigo, gecenin sonunda 45 bin kişilik kalabalığa “Seneye görüşürüz” diyerek veda etmiş. Daisy Chain Fields’ın ilk halkası tamam; sırada 2027 var gibi.

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin