Orijinal influencer geri döndü: Cooking with Paris ve doyamadığımız Paris Hilton
Tanıtım videoları karşımıza çıktığından beri heyecanla beklediğimiz bir yapımdı Cooking with Paris. Hayır, şaka yapmıyoruz. Hilton’un bir galaya gider gibi giyindiği, yalnızca parlak ve simli mutfak gereçleri kullandığı ve ironik sözlerini donuk ve derin sesiyle birleştirdiği şovu uzun zamandır izlemediğimiz türden bir eğlence vadediyordu. Daha önce Paris’in yemek yapışını yine Cooking with Paris adıyla kendi Youtube kanalında izlemiş ve bayılmıştık. Kendi özel lazanya tarifini veren Paris, 16 dakikada bir kez daha umursamazlığı ve zarafetiyle bizi kendine hayran bırakmayı başarmıştı. Zaten beş milyonun üzerinde izlenen video, herkesi çok etkilemiş olacak ki sonrasında aynı konseptle bir Netflix projesine dönüştü.
Dünyanın ilk ünlü olduğu için ünlü kişisi olarak gösterilen Paris Hilton, Hilton otellerinin veliahtı ve paparazzi’nin bayıldığı bir parti kızı olarak hayatlarımıza girdi. 18 yaşındaki Paris’in her hareketini takip eden magazincilerden sonra Hilton, en yakın arkadaşı Nicole Richie’yle hatırladığımız ilk reality şovlardan olan The Simple Life’la karşımıza çıktı. Onu izlemekten kimse kendini alıkoyamıyorken, bir yandan da bu boş içeriği izledikleri için garip bir suçluluk duyuyorlardı. Sonraları sadece olduğu kişi için izlediğimiz ve takip ettiğimiz kişilerin artacağından habersizdik tabii. Kendini bir marka haline getiren Paris, daha sonra tamamen yeni işlere odaklanıp birçok farklı alanda markalar kurdu, DJ kariyerine başladı ve çok daha sakin bir hayat sürmeyi seçti. Bir yandan belki de dünyanın ilk influencer’ı olan Paris, sosyal medya ve çok yakın ilişkide olduğu hayranlarıyla ilgili birçok röportaja ve belgesele de konuk oldu. Orijinal influencer Paris Hilton’a, Cooking with Paris’e ve ünlülüğün getirdiklerine dadanıyoruz.
Cooking with Paris’i tam anlamıyla deneyimleyebilmek için öncelikle Paris Hilton’u biraz daha yakından tanımak ve yıllar içindeki değişimine bakmak faydalı olabilir. Kızkardeşi, Lindsay Lohan, Kim Kardashian ve Britney Spears’dan oluşan arkadaş grubuyla New York gecelerinde yarınlar yokmuş gibi eğlenen Hilton ergenliğinin başlarından itibaren paparazzi’nin ilgi odağı haline geliyor. Başlarda bu ilgi hoşuna gitse de daha sonraları bu ilginin yıllar içinde azalmamasından ve tüm hayatına yön veren bir hale gelmesinden mutsuzluk duyduğunu anlatıyor. Kıyafetleri, komik sözleri, paparazzi’yle olan kibar ilişkisiyle herkesin gönlünü çalan Hilton o zamanın it girl’ü, yani gençlik ikonu haline geliyor.

2003’te o zamanki sevgilisi Rick Salomon ile seks videosu onun bilgisi ve rızası olmadan sızdırılıyor. Birkaç yıl öncesine ait olan videoyu ondan 13 yaş büyük olan Salomon’un yaydığı ve daha sonra da piyasaya sürdüğü ortaya çıkıyor. Şimdilerde intikam pornosu (revenge porn) olarak adlandırılan bu durum, aslında Salomon’un bir şekilde Hilton’u küçük düşürme isteğiyle sızdırılıyor. O zamanın medyası da korkunç bir şekilde bu durumda mağdur olan Paris’i suçlamayı tercih ediyorlar. Haftalarca gündemden inmeyen konuda, gazeteciler, sunucular Paris’le dalga geçiyorlar, onunla ilgili skeçler yapılıyor ve herkes Paris’i ünlü olmak için seks kasedini sızdırmakla suçluyor. O zamanlar Paris’in henüz bir çocuk olduğunu da hatırlatalım. Şimdilerde bu olay gerçekleşse bambaşka bir tavırda olurlardı herhalde. Ancak tüm bu karalama kampanyası ve cinsiyetçi tutum Paris’i derinden etkiliyor.

Bu olayın ardından 2003 yılında The Simple Life başlıyor. Hayatlarında daha önce hiç çalışmamış iki genç kız olan Paris ve Nicole’un, Amerika’daki farklı şehirlerdeki ailelerin yanında kalarak zorlu pek çok farklı işle görevlendirilmesini anlatan ve onların bu işlerin peşinde çabalamalarını gösteren program 2007’ye kadar devam ediyor ve toplam beş sezon sürüyor. Daha sonraları birçok farklı ülke, kendi ünlüleriyle aynı formatı uyarlıyor. (Hatta bu format Tuğba Özay ve Yeliz Yeşilmen’le Türkiye’ye de uyarlanmıştı hatırlarsanız.) Bu programın ardından Hilton bazı filmlerde oynuyor, birkaç tekli çıkarıp şarkıcılıkta şansını deniyor ve sessiz sedasız hayat tarzını değiştiriyor. Girişimciliğe atılan ve kendi markalarını kuran Hilton, farklı alanlarda birçok ürün satmaya başlıyor. Bir yandan DJ olarak farklı bir kariyere atılıyor. Tomorrowland gibi büyük festivallerde çalıyor ve kendini kanıtlamak için çok çalıştığını anlatıyor. Çünkü bir kez daha onunla dalga geçen ve beceriksiz olduğunu söyleyen gazetecilerle uğraşıyor.

Paris Hilton’u diğer ünlülerden ayıran bir yönü de hayranlarıyla kurduğu yakın ilişki. Kendilerine Little Hiltons adını takan hayranlarıyla sosyal medya üzerinden takipleşen, düzenli olarak konuşup buluşan Hilton, sosyal medyanın kendini daha az yalnız hissetmesine yardım ettiğini anlatıyor. Bu yalnızlığın sebebini daha derinden Eylül 2020’de yayınlanan The Real Story of Paris Hilton belgeseliyle anlatıyor. Onunla ilgili söylentiler ve karalama haberleriyle açılan belgesel Hilton’un daha önce hiç görmediğimiz bir yüzünü gösteriyor. Kendi ve en yakınlarının gözünden asıl Paris’i tanıyoruz. Kameralar açıldığında bir karakteri oynadığını anlatan Hilton, kimsenin onun kim olduğunu gerçekten bilmediğini anlatıyor. Kardeşi Nickie’ye göre Paris aslında kolaj yapmayı, köpekleriyle vakit geçirmeyi ve evinde takılmayı seven kendi halinde küçük bir erkek çocuğu aslında.
Annesi ve teyzeleri çocuk oyuncu ve model olan Paris’in aslında muhafazakar bir ailesi var. Paris’in gençliğindeki parti kızı hali, ailesini rahatsız ediyor ve onu eğitmek için çeşitli kamplara eğitime yolluyorlar. Bu kamplarda rızası olmadan ilaç kullandırılan, şiddet gören Paris’in hâlâ bu olaylar yüzünden uykusuzluk ve anksiyete yaşadığını öğreniyoruz. Daha sonraları medyadan gördüğü psikolojik şiddetin de bu durumu beslediğini anlatıyor. Hayatına giren her erkeğin onunla garip bir güç savaşına girdiğini ve günün sonunda onun sosyal medyayla olan ilişkisinden rahatsız oldukları için olay çıkardıklarını anlatıyor. Ya sinirlenip kırdıkları ya da içindeki dosyalara ulaşmanın bir yolunu buldukları için her sevgilisinden sonra yeni bir bilgisayar aldığını söylüyor. Bir türlü atlatamadığı yalnızlığında aslında kimseye güvenememesi ve herkesin onu hayal kırıklığına uğratması var.

Hilton’un sosyal medyayla olan ilişkisini daha iyi anlama sebeplerimizden biri de yaşadığı zorluklar aslında. Onu olduğundan çok daha aptal göstermeyi seçen ve mutsuzluklarından beslenen magazin basınının artık bir önemi yok. Çünkü Paris kendi imajını istediği şekilde yansıtabildiği ve hayranlarıyla birebir iletişim kurabildiği platformlara sahip. Her anlamıyla kendi imajının kontrolünü eline almış durumda artık. Kimseye, özellikle de her adımını eleştirmek için fırsat kollayan cinsiyetçi basına kendini kanıtlamak zorunda olmadığının da farkında. Milyon dolarlık bir sosyal medya imparatorluğu kuran Paris iletişimini istediği şartlarda yapma özgürlüğüne sahip. Bu da onu çok rahatlatmışa benziyor.
Tüm bunları bilerek Hilton’un kameralara göstermeyi seçtiği karakterine bakmak çok daha anlamlı. Çünkü yaşadığı zorluklarla başa çıkma yöntemi olarak geliştirdiği bu karakter çok daha sakin, soğukkanlı ve her şeyi renklendirmekten, simlerle süslemekten çekinmeyen biri. Bir yandan da toplumun onu indirgemeye çalıştığı karaktere bürünerek aslında bu abartılı karakterin ne kadar komik olduğunu da gözler önüne seriyor. Yemek yapmayı bilmediğini ve kuracağı aile için öğrenmek istediğini anlatan Paris, mükemmel olmaya çalışmıyor. Öğrenmeye açık, ama hiçbir hatasından ciddi derecede etkilenmiyor. Her hareketiyle yaptığı işten keyif aldığını ve eğlendiğini görmek mümkün. Kendini kanıtlamaktansa, hayatın her anını kutlamaya çeviren biri var karşımızda. Bu yüzden de onu izlemek çok keyifli. Artık 40 yaşında başarılı bir iş kadını olan Paris Hilton, bizi hala büyülemeye devam ediyor. Ne yapsa takipçisi olacağız gibi.