Biz senin “insansı” olma ihtimalini sevdik: Robotlar, satılan hayaller, Trump ve Elon Musk ikilisi üzerine hasbihaller
Bu aralar nereye baksak Elon Musk, nereye baksak Donald Trump’ı görüyoruz. Trump geçtiğimiz hafta sonuçlanan ABD seçimlerinden sonra başkanlık koltuğuna yeniden otururken Elon Musk da bildiğiniz gibi, dünyanın en zengin insanı neticede. Otomotiv markası olarak yolculuğuna başlayan Tesla, sonrasında uzay taşımacılığı şirketi SpaceX ve son olarak siz deyin X biz diyelim Twitter… Musk inkar edilemez seviyede çok yol kat etti. Şimdi ise daha geçtiğimiz aylarda dünyanın en zengin insanı ilan edilen Musk, ABD’de Trump’ın yanı başında yer alacak, Hükümet Verimliliği Bakanı koltuğuna oturacak. Trump’ın sloganı ise bir önceki seçimleri tekrar edercesine aynıydı: “Make America Great Again” (MAGA) yani “Amerika’yı tekrar harika yapalım”. Tam olarak nasıl ve neden olduğu hâlâ anlaşılmasa da temenni edilen bir olgudan çok bir hayal, bir idealden ibaret. Doğum haritalarını çıkarıp dizsek muhtemelen uyumlu yıldızlar altında birleştiğini göreceğimizi Trump ve Musk ikilisi de aynı hayallerin peşinde gidiyor.

Musk’la Trump’ın dünyasındaki paralellikler, gitgide birbirine yaklaşıyor gördüğünüz gibi. Seçimlerden hemen önce, Ekim ayının başında Elon Musk, öncelikle tam elektrikli arabalarıyla tanınan firması Tesla’nın yeni ürünlerini tanıttı. Star Wars’un R2-D2’sunu andıran ve ev işlerinden sorumlu insansı robot ve otonom yani kendi kendine gidebilen taksiler, göz kamaştırıcı fütürist tasarımlarıyla herkesi biraz yeni distopik gerçeklikle korkuttu ama müthiş de bir şov sergiledi aslında. Fakat bu aşırı ilerici duran teknoloji biraz soru işareti uyandırdı. Adeta bir sihirbaz şovunu andıran bu tanıtım etkinliğinde otomatik olacağı söylenen robotlar sahne arkasından yönetiliyordu mesela. Tanıtımı yapılan ürünlerin çıkış tarihi ise çok uzak; vaatler şimdilik bir fanteziden ibaret gibi. Artık roket gibi fişeklenen hızlı teknolojiler etrafımızı sarmışken, ne bu sabırsızlık? Hayatımızı değiştirecek ihtimaller bir rüya gibi satılığa çıkarılırken dünya “sahte teknoloji” devrine girmiş olabilir mi?
Ben, Bizler, Robot.
10 Ekim’de Kaliforniya’da yapılan ve “Ben, Robot” (I, Robot) filmine göndermeli “We, Robot” isimli etkinlikte Elon Musk, Tesla’nın üzerinde çalıştığı yeni projeleri tanıttı. Optimus isimli insansı robotlar bunlardan en çok dikkat çekenleriydi. Optimus robotların diğer robot arkadaşlarından farklı olmasının yegane sebebi kendi iradesiyle hareket edebilmesiydi. İnsanlara yardım eli uzatacak bu robotlar yapay zeka sayesinde yürüyebiliyordu. Fakat su doldurma, sohbet etme gibi diğer özellikleriyse insanlar tarafından canlı olarak kontrol ediliyordu. Anlayacağınız vadedilenlerin pek de daha yakınına yaklaşamamış gibi. Hatta robot bile insanlar tarafından kontrol edildiğini itiraf etti gösteri sırasında: “Bugün bir insan tarafından destekleniyorum; daha tam olarak özgür iradeli değilim” diye ekledi. E ne diyelim, şimdiden sözünün eriymiş. İşte robot insana, insan robota… Birlikte gelişeceğiz sanırım.
@danharumi The scam era of technology #tesla #technology
Distopik bilim kurgudan sofralarınıza
Musk’ın tanıtım etkinliğinde gösterdikleri sadece geleceğe ışık tutmayı amaçlamıştı. Yani gördükleriniz şimdi için değil, Musk’ın hayalini kurduğu fütüristik geleceğin aygıtlarıydı. Ama bir yandan da zaten distopik bir gözden teknolojinin geleceğe vadettiklerini de seyircilere aktarmış oldu. Hatta gösterilenler örnek alınan distopyalara o kadar benzedi ki Blade Runner 2049 filminin prodüksiyonunu üstlenen Alcon Entertainment şirketi etkinlikte kullandığı görseller sebebiyle Musk’a dava açtı.
Blade Runner 2049, Ridley Scott imzalı 1982 yapımı bilim kurgu efsanesi Blade Runner’ın devam filmi. İnsanlar ile robotların tam olarak da ayırt edilemediği bu film distopik bir geleceği anlatıyor. Bu görselleri kullanan Elon Musk da tabii ki geleceğinin böyle olmasını istemiyormuş.
“Biliyorsunuz, Blade Runner’ı seviyorum… Karakterin giydiği bu uzun ceketi istediğimizi düşünüyorum, ama şeyi değil… Kasvetli kıyameti.”
2004 yapımı I, Robot filminin yönetmeni de filmdeki insansı makineler ve otonom araçların etkinlikte kopyalandığı iddiasıyla Tesla’ya dava açıyor. Zaten etkinliğin adı bile filme gönderme… Alcon Entertainment ise kullanılan görseller için kendilerinden izin alınmadığını ve izinden ‘yırtmak’ için tüm bu görsellerin muhtemelen bir yapay zeka tarafından yaratıldığını söylemiş. Telif hakları korunmuş görüntülerin yapay zekayla yeniden oluşturulması zaten bambaşka bir mesele, ona da başka bir gün dadanırız.

Bu süslenmiş şovu şu şekilde de okuyabiliriz “Make Sci-Fi Great Again”, yani “Bilim Kurgu’yu Yeniden Harika Yapın”. Henüz gerçek olmamış hayallerin gelecekte gerçekten soframızda olacağının sözü tüm Amerikalıların yemek listesinde duruyor. Bize beklemek kalırken (istersek tabii) Musk’sa dünyanın en zengini olmanın keyfini sürüyor.
Amerika yeniden harika, robotlar da fevkalade olsun
Trump’ın seçime haftalar kala gitgide daha da çılgınlaşan mitinglerine farklı sektörlerden destekçileri katılırken kimileri korkunç göçmen karşıtı nefret söylemlerine kameralar önünde imza attı kimileri de Elon Musk gibi kendi finansal başarılarıyla Trump’ın kurduğu ideal Amerika fikrinin örnek liderleri olarak sahneye çıktı. Trump, pek de beklenmedik bir farkla ABD 2024 seçimlerini kazandı ve başkanlık koltuğuna oturdu.
Elon Musk daha önce Amazon’un kurucusu Jeff Bezos’u 2021’de geçip dünyanın en zengin insanı olmuştu. Sonrasında Tesla’nın hisse senedi değerlerinin düşüşüyle 200 milyar dolarlık bir değer kaybı yaşadığında, Guinness Rekorlar Kitabı’nda tarihin en büyük kişisel servet kaybı olarak kayda geçmişti. Musk Mayıs 2024’te dünyanın en zengin insanı unvanını dünyanın en büyük lüks ürün markası LVMH’nin CEO’su Bernard Arnault’tan geri aldı. İşte bu vesileyle Trump’ın büyük miting maratonunda “tarihin en büyük kapitalisti” olarak anons edildi. Geçmiş seçimlerde de kullanılan “Make America Great Again” (MAGA) şapkasının bu sefer siyah versiyonunu takan Musk’ın ilk söylediği cümleyse (tabii ki de biraz kükredikten sonra), “Ben sadece MAGA değilim, ben kara, gotik MAGA’yım” oluyor. Trump’ın seçim stratejisi kimilerinin “tekrardan harika olma” hayallerini süslerken bu ‘tekrar’ın nereden geldiğine dair pek de bir fikir yok. Akıllardaki Amerika belki de bir hayalden ibaret, şimdilik. Peki burada Musk’ın desteği ne anlama geliyor? Yine hayallerden yola çıkan, hayaller üzerinden fikir satan bir kişinin, bir risk alıcının “efsanevi” başarı hikayesi.
Şimdi ise Musk Hükümet Verimliliği Bakanı olacak. İngilizcesi “Department of Government Efficiency” diye geçen bu departmanın kısa adı ise “DOGE”. Ne tesadüftür ki bu aynı zamanda Elon Musk’ın ilhamını meme’leşen Shiba Inu türündeki köpekten alan kripto parasının adı; “dogecoin”. Trump’ın mitinginde bir önceki ABD Başkanı Joe Biden’ın döneminde ne kadar verginin ziyan olduğunu ve bu dönemde, onun önderliğinde ne kadar paradan tasarruf edilebileceğinden bahsediyordu Musk. Bu hesaplamaları ise nasıl yaptığından pek de emin olamıyoruz.
Zavallı Mavi Kuş
Bu arada, X tarafına da ‘küçük’ bir parantez açalım yeni gelişmeler doğrultusunda:
The Guardian, Elon Musk’ın sahibi olduğu sosyal medya platformu X’ten çekilme kararı aldığını açıkladı. Bu kararın arkasında, platformda artan nefret söylemi ve ırkçı içeriklerin yanı sıra, Musk’ın platformu kullanarak siyasi söylemi şekillendirme çabaları yatıyor. Guardian, X’in artık “zehirli bir medya platformu” haline geldiğini ve kaynaklarını başka mecralarda daha etkili kullanabileceğini belirtti. Bu adım, medya kuruluşlarının ifade özgürlüğü ile nefret söylemi arasındaki dengeyi koruma sorumluluğunu vurguladığı için ayrıca önemli.
Musk’ın X’i bir “her şey uygulaması”na dönüştürme hayali, pratikte platformun siyasi söylemleri etkileyen ve kutuplaştırıcı bir mecra haline gelmesine neden oldu. Öyle ki, The Guardian gibi köklü bir medya kuruluşu, platformun “zehirli” yapısına dayanamayarak çekilme kararı aldı. Bu adım, medya etiği ve kamusal sorumluluk açısından önemli bir mesaj veriyor; ifade özgürlüğü, toplumu zehirlemeden, nefret söylemleriyle şekillenmeden var olabilmeli. Bu tablo, Musk ve Trump gibi popülist liderlerin çizdiği fütüristik distopyayı belki de en çarpıcı haliyle gözler önüne seriyor: Güç ve özgürlük, etik ve toplum yararının önüne geçtiğinde, geride kalan ise yalnızca bir hayalden ibaret kalıyor.