Gerçek hayatın karanlığına direnen bir ütopya: Heartstopper 3. sezon incelemesi

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

Başrollerini Kit Connor ve Joe Locke’un paylaştığı, Alice Oseman’ın kitap serisinden uyarlanan Netflix imzalı Heartstopper ekrana döndü. “Oh” dediğinizi duyar gibiyim. Dizinin üçüncü sezonu renkli, neşeli ve mutlu karakterlerini aynı şevkle anlatmaya devam ediyor. Bu sezonda ruh sağlığı ve beden ilişkisine odaklanan Heartstopper, gerçek dünyadan uzaklaşmak için birebir. Eleştirilerimiz yok değil fakat her şeye rağmen bağrımıza basmakta sakınca görmüyoruz.

Heartstopper’ın üçüncü sezonu nihayet Netflix’te ve derin bir nefes alabiliriz. Sevdiğimiz dizilerin yeni sezonunu beklerken yaşlandığımızın farkında olmayan yapımcılara bir kez daha hatırlatmak isteriz. İki sezon arasında neler olduğunu unutuyoruz, karakterleri de önemsemeyi bırakıyoruz. Hayranlık müessesesinin başı belada, haberiniz olsun. Nick ve Charlie’nin hikayesi ise bildiğiniz gibi. İkili zorlukların üstesinden birlikte gelmeyi, dayanışmayı ve anlayışı temel alan sağlıklı bir ilişki yaşıyor. Hayaller, hayatlar gerçekten. Nasip kısmet işi bunlar tabii fakat Nick ve Charlie’nin nasibi epey açık. Bilmeyenler için dizi Alice Oseman’ın aynı adlı kitap serisinden ekrana taşınıyor. Şu sıralar üçüncü sezonun heyecanı içindeyiz. Dizi resmi olarak dördüncü sezon onayı almadı ancak Nick’i canlandıran Kit Connor’ın dublörü Instagram hesabında dördüncü sezonun çekileceğini ağzından kaçırdı. Ben dublörün yalancısıyım. Öte yandan dizinin üçüncü sezonunda Olivia Colman’ın olmamasının canımı ne kadar sıktığını haykıracak nefesim kalmasa dahi haykıracağım. Programı çok yoğunmuş, Oscar sonrası artan teklifler falan. Onun yerine Marvel Sinematik Evreni’nde Ajan Carter rolüne hayat veren Hayley Atwell var. Colman, erkenden haber verirlerse dördüncü sezona katılabileceğine işaret etti üzülmeyin.

İstek değil ihtiyaç anlıyor musunuz?

Dizinin üçüncü sezonu, Nick ve Charlie’nin ilişkisini ele alsa da seyirci yan karakterlerin hikayelerine de ortak oluyor. Bu durum bazı hayranları memnun etmemiş diye duydum. Senaristler Tao ve Elle’in ilişkisine derin bir bakış atıyor, aseksüelliği tartışmaya açıyor. Bu sezon biraz daha karanlık temalar devrede maalesef. Birazdan bunlardan söz açacağım, tetikleyici olabileceğini düşünüyorsanız lütfen okumayın. Nick ve Charlie’yi çok sevmeme rağmen kaos ve kargaşa aradığımı da itiraf etmekte sakınca görmüyorum. Kaosun adresi Euphoria lisesi yıllardır yeni sezon ya da bölüm yayımlamadığı için oluyor bunlar. Bazılarınız bana katılmayabilir zira Heartstopper dramatik ilişkilerin, toksik erkeklerin ve ataerkil inanç sisteminin ulaşamayacağı bir yerde. İstek değil, ihtiyaç yani. Mükemmele yakın bir dünya anlatıyor.

Merhaba OKB, nasılsın?

Nick ve Charlie, çeşitli sorunlarla mücadele ediyor fakat bu sorunların her biri açık iletişim ve ortak akılla çözülüyor. Ebeveynleri anlayışlı, arkadaş grupları harika insanların buluştuğu bir topluluk. Dizinin üçüncü sezonu karanlık noktalara parmak basıyor, yeni bir hikayenin peşine düşüyor. Charlie, OKB ve yeme bozukluğuna karşı mücadele veriyor; kendini yetersiz ve eksik hissediyor, akıl ve beden ilişkisi zayıflıyor, içine kapanıyor, aklının eğilimlerini kontrol etmekte zorlanıyor. Birden fazla hastalıkla karşı karşıya ve ne yapacağını bilmiyor. Dizinin ruh hastalıklarını temsil etme biçiminin eğitici bir yanı var. Charlie, doğru anda doğru müdahalelerle karşılaşıyor. Onu koruyan insanlarla bir arada. Nick, Charlie’ye destek olmak için elinden geleni yapıyor. Sevgili gibi sevgili, teşekkürler Nick, seni seviyoruz. Charlie’nin iç dünyası karanlık. Destekleyici ebeveynlerinin olması fayda sağlıyor neyse ki. Genç yetişkin kurgularında bir problem olarak tanımlanabilecek ne varsa bu dizide yok. Ruh hastalıkları (çoğu zaman) gözle görülür yaralara neden olmaz, kontrol etmesi ve dış dünya tarafından anlaşılması zordur. Charlie’nin hastalığının en yakınları tarafından bile anlaşılamaması, dizinin senaristlerinin iyi iş çıkardığının bir göstergesi. Araştırmasını titiz yapan senarist favorimiz. Dizinin yaratıcıları bu dizinin genç ve yeni yetişkin yaş grupları tarafından izlendiğinin farkında. O gruplara sahip çıkmasını görmek mutluluk verici. Fakat başıma bir şey gelmeyecekse, insan ilişkilerini bir ütopya içine sığdıran Heartstopper’ın gençlerinin gerçek dünyada hayatta kalacağına inanmıyorum.

@ozuedits

🥹 #nicknelson #charliespring #heartstopper

♬ sonido original – ozu ♚

Bu noktada şu soruyu sormak zorundayım: Heartstopper ne kadar gerçekçi? Yumuşak, hafif ve pastel tonların hakim olduğu bir renk paletine sıkışan görsel dünyanın gerçek hayatta karşılığını bulamıyorum. Dizideki arkadaş topluluğu benim bilmediğim bir evrende yaşıyor. Dizinin yaratıcıları olan değil olması gereken bir dünyayı tasvir ediyor elbette. Ancak zaman zaman bunu biraz abarttıklarını düşünüyorum yalan söylemeyeceğim.

Gerçek dünyanın kaosuna inat

Gerçek dünya daha acımasız ve sınırları belli keskin hatlarla ayrılıyor. Bu anlamda diziyi izlerken zaman zaman sıkıldığımı da itiraf etmem gerekiyor. Her şeyin günlük güneşlik olduğu bir dünyanın tek düzeliği, bir kurmacada var olması gereken çekiciliği örseliyor. Karakterler arası çatışma yaratmaktan bahsetmiyorum. Senaryonun, hikayenin kusursuza yakın akışını bozmayacak şekilde tasarlanması olası dönüm noktalarının önüne geçiyor. Karakterler her bölümü aynı tonda, aynı dozda yaşıyor. Bu eleştiriler bir yana Nick ve Charlie’ye mutluluklar diliyorum. Bazen de hayallerde kaybolmak gerekiyor. Onları kendi dünyalarının gerçekliğine teslim ediyorum çünkü Heartstopper, özgürlük kavramını spektrumlara bölerek eğitici bir tutumla yaklaşıyor seyircilerine.

Hak ve özgürlüklere giriş

Charlie’nin ruh hastalıklarının tedavi süreci yaşam hakkına, Isaac’in fikirlerini baskın düşünceye rağmen dile getirmesi ifade özgürlüğüne, Elle’in eserlerini kimlik kaygılarının dışında resmetmesi sanat özgürlüğüne vurgu yapıyor. İnsanın temel özgürlüklerinin kalabalık ve görülür işlenmesi takdiri hak ediyor. Heartstopper, kimlik politikalarının günlük hayatı meşgul etmediği, insan psikolojisinin önceliklendirildiği, ebeveynlerin bilinçli olduğu bir dünyayı anlatıyor. Bir gün. Hep mi dram hep mi kaos canım! Biraz da mutlu insanların olduğu, mutsuzlukların perdelendiği, zamanın 17 yaşında ve yaz mevsiminde durduğu bir dünya seyredelim. Eleştirilerimi mazur görün. Heartstopper’ın ekran macerası bir süre daha devam edeceğe benziyor. O zamana dek Skam’ın Norveç versiyonunu tekrar izleyeceğim. Euphoria’nın bir sonraki sezonunda zaman atlaması olacağı haberini de buraya bırakıyorum. İşte lise dizisi yapmak bu kadar zor. Heartstopper’ın kıymetini bilelim. Joe Locke’un şu sıralar Disney+’ta yayımlanan dizisi Agatha All Along’a göz atmayı da unutmayın.

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin