İstanbul Ansiklopedisi ve ikiliklerin cendereleri

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

Reşad Ekrem Koçu’nun yarım kalmış ama hayal gücünü tetikleyen İstanbul Ansiklopedisi’nden ilhamla yola çıkan bir dizi… İlk başta nostaljik ve tanıdık bir heyecanla izlenmeye başlanıyor; Zehra’nın İstanbul’a gelişi, şehrin yeni birine açtığı kapılar, yıllar önce benzer bir yoldan geçmiş başka bir kadının yorgunluğu derken, izleyicide kişisel anılarla örülü bir bağ kuruluyor. Ancak anlatı hızla sekülerlik ve dindarlık gibi çokça işlenmiş, karşıt temsillere savruluyor. Bir Başkadır’dan beri Netflix’in sevdiği bu çatışmalı ikilikler, burada da gündelik detaylar üzerinden yeniden üretiliyor. Ve yine, “başka bir temsil mümkün mü?” sorusu yanıtsız kalıyor.

Reşad Ekrem Koçu ve hazırlamak için yıllarını verdiği İstanbul Ansiklopedisi hep çok ilgimi çekmiştir. Birkaç cildi bulup şöyle bir göz gezdirmişliğim de var. Kendince şakacı, hicivli bir dili olan Koçu’nun “urban” ansiklopedi derleme projesinin yarım kalması, detaycı arşivciliği sahiden enteresan bir konu. O yüzden aynı isimle bir dizinin çekildiğini duyduğumda çok heyecanlanmıştım.

Okuma önerisi – Bir nevi Vikipedi: İstanbul Ansiklopedisi

Özet geçecek olursak; Zehra mimarlık okumak için Amasya’dan İTÜ’ye gelir ve annesinin eski çok yakın arkadaşı Nesrin’in Moda’daki evinde yaşamaya başlar. Hikaye ilerledikçe, Nesrin ve Zehra’nın annesi Aylin arasında bir gerilim olduğu, bunun Aylin’in daha inançlı biri olmasıyla ilgili olduğu anlaşılır. İlk iki bölümde, hem İstanbul’a üniversite için gelmiş genç kız Zehra’nın heyecanını hissettim, hem de yıllardır benzeri şekilde şehre gelip orada yaşamaya başlayan doktor Nesrin’in yorgunluğu ve bezginliğini. Zehra gibi şehre üniversite okumak için geldiğim ilk zamanları düşündüm, kendimce nostaljik bir şeyler yaşadım. Ancak büyük bir heyecanla başladığım dizi itinayla canımı sıkan bir hale dönüştü. Dizide iyi kalmaya devam edebilen şeyler tabii ki oyunculuklar oldu. (Müjde Ar’ın kızı rolündeki Canan Ergüden’den daha genç görünmesi dışında elbette.) İki kadın karaktere de yakın hissettiğim bu dizide ne oldu da hislerim böyle değişiverdi?

Sanırım bunun birkaç sebebi var: anlatı ‘sekülerlik vs. dindarlık’ ikiliğine savruldu.

İkili ve birbirine değemez, değişemez gibi görünen temsillerden ne kadar sıkıldığımı tekrar hatırladım. Dizi boyunca dindar kimliğiyle ilgili sorgulamalar, gidiş-gelişler yaşayan Zehra, bir noktada Nesrin’in evinden ayrılır ve okulda namaz kılarken tanıştığı Fatima’nın evinde bir süre kalır. Nesrin, onu evden kovmuş olsa da merak içinde onu aramaktadır ve bir noktada bulmayı başarır.

Nesrin, Fatima ve en az beş kızın da daha bir arada yaşadığı Fatih’teki eve geldiğinde, yer sofrasında oturan kızların yemeklerinden yemez. Bu ilişkilerini baştan gergin bir zemine oturtur. Bu arada kızlar bej-yeşil bir örnek baş örtülerini, evdeki herkes kadın olmasına rağmen çıkarmazlar. Bu arada Nesrin Moda’daki kendi evinde sekülerizmin son kalesiymiş gibi temsil edilir: mezeler, şaraplar, evlenilmemiş bir sevgili, ondan ayrılma süreci ve hatta Fransızca öğretmeniyle gelişen flört…

Dizi bu çatışmaya kaydığından beri aklımda şu sorular dolanıyor: Neden “chill funky” Müslümanlar yok? Neden bütün başörtüleri yeşil-bej bir tonda? Neden bu temsil bu kadar imkansız? Neden bunu hayal bile edemiyoruz? Ya da tersine de düşünebiliriz: Neden hiç “inançlı seküler” yok? Neden ‘seküler vs. dindar’ geriliminin materyalize olduğu, görünür hale geldiği tek yer kadınların bedenleri, saçları? Başka bir temsil mümkün değil mi sahiden?

Bunun bir sebebi politik durum, farkındayım. Bütün politik duruşlar, en solcu olanı bile biraz muhafazakarlaştı ve sağcılaştı. Toplumsal kutuplaşma doğallaştı. Ama bir yandan da bu ikili temsillerin Netflix gibi, “batılı” platformlar tarafından sevildiği gerçeğini de göz ardı edemiyorum. Gerçekten, daha başka bir temsil ihtimalini bile hayal edemezken nasıl bir şeyleri değiştirme gücünü, farklı açılardan görme ihtimalimizi canlı tutabiliriz ki?

Bir diğer sebepse, pazar ve Netflix meselesi. Bu ikilik, Bir Başkadır’dan beri çok seviliyor, bunun farkında olmamak imkansız. Netflix gibi Amerikalı/Avrupalı/Batılı şirketlerin de seveceği bir çekişme, ikilik bu. Doğu-Batı, seküler, dindar…Ve biz bu köprülerle dolu şehirde kendi yakamıza, kendi doğruluğumuza hapsolmaktan çıkamıyoruz. Bu hapsolmayı, bu ikili temsiller meşrulaştırılıyor.

Bir bölümde Zehra’nın “seküler” arkadaşlarının, Fatima hakkındaki birtakım eksik fikirlerine, Fatima’nın seküler kızlar hakkındaki eksik fikirlerini katık ediyoruz. Ve elimizde eksiklerle dolu bir yapboz kalıyor böylece. Çünkü hiçbir şey göründüğü, bu ikilikle temsil edildiği kadar basit ve net değil hayatta. Bunu bilince, izlediğimiz şeylerden de benzer bir nüans, komplekslik beklemek tuhaf olmamalı…

Zehra kendiyle itişe didişe, bir karar vermeye, dindar veya seküler tarafını seçmeye çalışır. En sonunda saçlarını kısa keser ve başını örtmemeye karar verir. Nesrin Fransa’ya yaşamaya giderken onun kedisiyle Moda’daki evinde yaşamaya devam eder. Kısa saçları hem annesine hem de artık teyzesi gibi yakın gördüğü Nesrin’e bir atıf olarak kullanılır.

Sonuç olarak, Zehra’nın son harfi Nesrin’in N’si olur. Hepimiz kendimizce bu ansiklopedinin farklı harflerini farklı şekillerde kafamızda tamamlamaya, yaşamaya devam ediyoruz. Ancak İstanbul Ansiklopedisi ismi, G harfine kadar yedi bölümlük bir çerçeve sunmanın ötesine geçemiyor. (Bu arada Reşat Ekrem Koçu ansiklopedileri sadece G harfine kadar tamamlayabilmişti.)

Başında gördüğümüz Salt’taki sergi ve sadece son bölümde geri dönülen bu konu dizinin bütününde işlenememiş gibi görünüyor. Halbuki Koçu’nun geride yarım da olsa bıraktığı bu şehir ansiklopedisi çok zengin, çok ilginç bir mirasa işaret ediyor: şehrin alt kültürleri, tuhaf addedilen karakterler, lubunyalar… Esasında Koçu böyle bir İstanbul portre ediyor bize. Diziyse bu zenginliği alıp tek bir odağa, dindar-seküler ikiliğine çekiyor. Nüanslar, ikiliklerin savaşında kayboluyor, geriye var olmak istediğimiz tarafı bize zorla seçtirmeye devam eden düzen kalıyor.

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin