Teknolojinin kültür aklaması: Tech bro’ların ‘zevk’ satın alma çabası
Senelerce lüks arabalarını, malikanelerini ve bilançolarındaki sıfırları konuştuğumuz Silikon Vadisi’nin tech bro’ları, artık bambaşka bir arayışta: Parayla zevk satın almak. Artık toplumda statü ve kaliteyi tanımlayan şey materyalist zenginliklerden ziyade nadir olan, sanatsal nitelik taşıyan ve “incelmiş bir zevke” işaret eden simgeler. Vadi elitleri, kendilerini entelektüel bir yapının parçası olarak gösterme ihtiyacı hissediyorlar. Bu kulübe girebilmek için de devasa sermayelerini masaya koyuyorlar: Kimi zaman tarz değiştirerek, kimi zaman doğru isimleri birer PR malzemesi olarak yanlarına alarak, kimi zaman da kültür endüstrisinin en ihtişamlı organizasyonlarına sponsor olarak…
Sosyolog Pierre Bourdieu, sınıfların sadece ekonomik güçle değil, “kültürel sermaye” ile ayrıştığını söyler. Yalnızca banka hesabındaki sıfırlar, sizi yüksek zümrenin kabul ettiği bir “soylu” yapmaya yetmez. Gerçek güç neye sahip olduğunuzda değil; neyi, nasıl tükettiğinizdedir. Silikon Vadililer, yıllarca materyalist zenginlikleriyle elitler dünyasındaydı. Şimdi ise devasa ekonomik sermayelerini sanata ve stile dönüştürerek kendilerine meşru bir kültürel sermaye inşa ediyorlar.
Bahsi geçen ultra zenginler için bu “zevk” (İngilizcedeki karşılığıyla ”taste”) takıntısı; yaptıkları işlerdeki etik ihlalleri, emek sömürüsünü, veri yağmacılığını ve doğa krizlerini örtmek için kusursuz bir kalkan haline geldi. Şişkin egoları artık bu yeni kavrama emanet. Anti-sosyal imajlarını, estetiğin arkasına gizleyerek toplumsal bir meşruiyetle takas ediyorlar.
En belirgin örneklerden biri, Amazon’un kurucusu Jeff Bezos’un eşiyle birlikte Met Gala’ya sponsor olmasıydı. Kırmızı halıda boy gösterip gecenin finansal mimarlarından biri olmak; depolarında en temel insan hakları dahi çiğnenen işçilerin durumunu medyanın ve toplumun gözünden kaçırmanın en şık yoluydu. Medya ise bu hamleyi sorgulamak yerine allayıp pullayarak teşekkürlerini sundu. Çünkü Met Gala, moda dünyası için kutsal bir mabet. Böylesi devasa bir vitrini sahiplenmek, Bezos için yüksek zümreye kabul edilmenin ve imaj aklamanın en kestirme biletiydi.

Diğer yeni ve taze washing -aklama- ikonumuz ise Mark Zuckerberg. Senelerce veri gizliliği ihlalleriyle yargılanan, sade tişörtleriyle “mütevazı bir dahi” imajı çizen Zuckerberg, geçirdiği radikal değişimle bambaşka bir tarza büründü. Bu stil değişimi ona sadece “cool” ve sosyal bir imaj kazandırmakla kalmadı; kişisel verilerin yağmalanmasını ve “rıza” kavramının yok edilmesini de estetik bir ambalaja sardı.
Meta’nın skandallarını unutturmak için yapay zekalı gözlüklerini teknolojik bir cihaz olarak değil, Kylie Jenner gibi isimler üzerinden bir “yüksek moda objesi” gibi pazarlaması tam olarak bu iddiamızın bir ürünü. Bu pazarlama sürecini en büyük kitleye sahip influencer’lardan biriyle yürütmesi kadınları gözetim sistemlerinin onlar için bir tehdit oluşturmadığına ikna etmenin en kolay yolu(!). En son teknoloji olarak sunulan bu adım, sosyal dünyada değerlendirildiğinde rızasız kaydedilen her birey için açık ve potansiyel bir suç aracı. Göz göre göre her türlü gözetim sisteminin önü açılıyor ve rızasız görüntüleme suçu, yüksek modanın bir aksesuarıyla meşrulaştırılıyor.

Bildiğimiz bir şey varsa; yeni nesil tech bro’lar artık sadece kod yazmaktan sıkıldı. Algoritmalarla dijital dünyamızı kontrol altın almaları yeterli gelmedi; şimdi Vadi’nin çitlerini aşıp kültürün, sanatın, modanın ve müziğin merkezine yerleşmek istiyorlar. Elimizde kalan son insani, özgür ve estetik sığınakları da kendi finansal sermayeleriyle kolonileştirme peşindeler.
Satın aldıkları müzelerle, sponsor oldukları galalarla ve taktıkları yüksek moda aksesuarlarıyla yeni bir “kültürel feodalizm” inşa ediyorlar. Bizlerin ise bu soğuk, hesaplanmış ve estetiğe bulanmış simülasyonda birer pasif izleyici olarak kalmamızı umuyorlar.
Bu doyumsuz ve samimiyetsiz sınıf için yazının sonunda süslü bir temenni ya da değişim çağrım yok. Estetik ambalajların arkasına gizlenen bu yeni nesil sömürüyü ve tehlikeyi alkışlamayalım yeter.