Yılın sözcüklerinden biri: Brain rot ve çürümenin verdiği haz

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

Tek isteğiniz prize yakın rahat bir koltuk. Çünkü kaydırmak, saatlerce sadece bunu yapmak istiyorsunuz. Reels olur, TikTok olur, iç karartan ama bir türlü de bırakamadığınız X anasayfası olur, fark etmez. Durmadan kaydırıyorsunuz. Üstelik artık bu sizin rutininiz. Bir şekilde telefonu tutuyorsunuz, eliniz malum pozisyona kıvrılıyor kendiliğinden. Hoop sonsuzluğa doğru kaydırıyorsunuz.

Mesela o an yeni açılan bir mekanı ya da yeni gelen bir diziyi görüyorsunuz. Aslında hemen telefonu bırakabilir, dışarı çıkmak için hazırlanabilir ya da diziyi izleyemeye başlayabilirsiniz. Ama yapamıyorsunuz, yapamıyoruz.

Çünkü ‘beynimiz çürüdü’.

Hayır, korkmayın… Ya da hmm, belki de hep beraber biraz korkmalıyız…

Çünkü Oxford English Dictionary yılın sözcüğünü seçti: ‘‘Brain rot’’ yani ‘’beyin çürümesi’’. Sözlüklerin yılın sözcüğünü seçmesi sadece basit bir “goygoy” değil. Aynı zamanda geride kalan 12 ayın muhasebesi, bir nevi halet-i ruhiyemizin özeti…

Bu sene de brain rot’un yılın sözcüğü seçilmesi aslında durumumuzu özetliyor. Kavram, “ekran süresinin neden olduğu zihinsel bulanıklık, halsizlik, dikkat süresinin kısalması ve bilişsel gerileme durumları” için kullanılıyor. Oxford University Press, bu terimin “Özellikle sosyal medyada düşük kaliteli içeriklerin aşırı tüketiminin etkileriyle ilgili endişeleri ifade etmek için 2024 yılında yeni bir önem kazandığını” söylüyor. Öyle ki araştırmalara göre, kavramın 2023- 2024 yılları arasında kullanım sıklığı yüzde 230 artmış.

Aslına bakarsak uzun zamandır sosyal medyanın hem kölesi hem de efendisiyiz fakat bu yıl özellikle düşük kaliteli içeriklere öylesine ‘’dadanmışız’’ ki “beyin çürümesi” hiç olmadığı kadar önemli hale gelmiş. En azından Oxford University Press’in oluşturduğu altı kelimelik kısa liste arasından kazananı belirlemek için oy veren 37 bin kişi böyle düşünüyor.

Bu “çürüme” yeni değil

‘’Brain rot’’u daha önce duymuş muydunuz, bilinmez. Ancak kafanızı telefonunuza gömdüğünüz dakikaların -saatler demeye dilimiz varmadı- sonunda “Beynim yandı, çürüdü vs” dediğiniz anlar olduğuna neredeyse eminiz.

Bu kavram elbette sosyal medya kullanımının insan hayatının vazgeçilmezi olmasıyla çok daha fazla anlam kazandı. Öyle ki  bu yılın başlarında, ABD’deki bir ruh sağlığı merkezi, ‘beyin çürüklüğü’nün nasıl tanınacağına ve kaçınılacağına dair çevrimiçi tavsiyeler bile yayınladı. Ancak ilk kullanımı çok uzun zaman öncesine dayanıyor.

‘‘Brain rot’’ ilk olarak 1854 yılında ABD’li yazar Henry David Thoreau’nun, doğal dünyada sade bir yaşamı keşfetme deneyimlerini paylaştığı Walden adlı eserinde kullanılmış. (Her devrin minimalistleri, iyi ki varsınız!) Thoreau kitabında toplumdaki karmaşık fikirlerin zihinsel ve entelektüel olarak bir düşüşe neden olduğunu şu sözlerle eleştiriyor: “İngiltere patates çürüklüğünü tedavi etmek için çabalarken çok daha yaygın ve ölümcül bir şekilde hüküm süren beyin çürüklüğünü tedavi etmek adına herhangi bir çaba göstermeyecek mi?”

Yani yüzyıllar öncesinde de “bir şeyler” beynimizi çürütmüş, bizi oyalamış, vaktimizi çalmış, sağlığımızı bozmuş. Kavramın yolculuğu nasıl oldu derseniz, günümüze gelmesi için epey süre geçmiş. Kelime başta şaşırtıcı olmayacak şekilde Z kuşağının radarına girmiş, daha sonra sosyal medyada popüler hale gelmiş. (İroniler şelalesi gürül gürül…) Sözlüğün yılın kelimesi olarak duyurmasının ardından da artık “düşük kaliteli” içerikleri kapsayacak şekilde herkesin dilinde.

Bu arada yılın sözcüğü seçilince ‘’brain rot’’un popülerliği de arttı. İçerik dünyası derya deniz; bu durumdan muzdarip olanlara neler yapabileceklerine dair öneriler de sunuldu; ‘çürümeye karşı koymanın yolu kitaplar’ diyerek fırsattan istifade sesini duyuranlar da oldu

Çürümenin zararları malum ama ‘ama’sı da yok mu?

Psikolog ve Oxford Üniversitesi profesörü Andrew Przybylski, kelimenin popülaritesinin “içinde yaşadığımız zamanın bir semptomu” olduğunu söylüyor. Elbette fiziksel olarak beynimiz çürümüyor, doğrudan buna dair bir kanıt yok. Gerçi son yıllarda, Harvard tıp fakültesi, Oxford Üniversitesi ve King’s College London gibi kurumlardan çok sayıda akademik araştırma, internetin dikkat sürelerini kısalttığına, hafızayı zayıflattığına ve bilişsel süreçlerimizi bozduğuna dair kanıtlar buldu.

Tüm bunlara ek olarak çürüme sözcüğü de tam anlamıyla bir endişe yığını bırakıyor üstümüze. Herhangi bir şeyin çürümesi -bu durumda özellikle de beynimizin- kulağa hoş gelmiyor, ufak çaplı bir panik yaratıyor farkındayım.

Mesela bu yazının yazarı da geceleri binlerce kez izlediği ama bir kere bile yapmaya yeltenmediği yemek tarifleri ya da cilt bakım videolarına dadanıyordu. Ancak sonra bir anda olanlar oldu. Sosyal medyanın dehlizlerinde anlamsız videoları geçemez halde buldu kendini. Artık algoritmanın kölesiydi o da. Bazen yanındakinin bir cümlesini duymak bile ona işkence ediyor, iç sesi “Nolur sus da şu videoları izleyeyim” diyor, beyninin çürüdüğünü, gözlerinin yandığını bildiği halde ‘kaydırmaya’ devam ediyor, kimi zaman kayboluyor.

Fakat yine de bunun “çürüme” gibi ağır bir sözcükle tanımlanması… Bilemiyoruz… Yani aslında hepimiz biliyoruz kendimizi olabilecek en eğlenceli şekilde çürüttüğümüzü ama… Tüm suçu sosyal medyaya atmadan, çürümeyi yavaşlatmak için adımlar atamaz mıyız? Çürümenin garip hazzını ne yapacağızımızı da konuşmayalım mı? Sahi ne istediniz gecenin bir yarısı izlediğimiz ve bizi hayatın stresinden uyuşturarak uzaklaştıran, gerçeklikten koparan o “kalitesiz” içeriklerden? Bu arada “haz” kısmı ayrıca önemli; kaydıra kaydıra bir içerikten diğerine doğru yol alırken vücudumuz da dopamin salgılıyor, bizi anlık hazlarla sarıp sarmalıyor. Çürümüşsek boşuna değil(!) yani…

Bir süredir beyninin ve hatta ruhunun “çürüdüğünü” bilen ama yapacak hiçbir şeyinin de olmadığını fark ederek kendini sosyal medyanın kollarına bırakan herkese şimdiden mutlu yıllar. 2025 hedeflerinden biri de çürümekte olan beynimizi kurtarmak olur belki. Ya da çürümenin hazzına kapılır seneye bir başka sözcükte kendimizi ararız.

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin