2023 bir film şeridi gibi: Yıl boyunca sinema ve televizyon dünyasında yaşananlara dadanıyoruz

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

“Herkesin 2023’ü kendine” demek istesek de pek de güzel anamayacağımız bir yılı geride bıraktığımızın farkındayız. Zor ve tuhaf zamanlar geçirdik, herkesin kafası karmakarışık desek yeridir. Ama biz 2023’e son bir defa dönüp bakmak istedik ve elbette tercihimizi sinema dünyasından yana kullandık. Everything Everywhere All at Once ile hatırlanacak Oscar’lar, yazın başında ortalığı kasıp kavuran iki dev film, 63 yılın ardından gelen çifte grevler, zamansız kayıplar derken yine gözümüzü Hollywood’dan alamadık. Kimler geldi kimler geçti, hiçbirisi Barbenheimer gibi konuşulmadı diyerek 2023’ü bir film şeridi misali önünüze seriyoruz. Şimdiden iyi yıllar!

@dadanizm

Kimse Pedro Pascal aşkımızı sorgulamasın ❤️‍🔥😂 #pedropascal #thelastofus #gameofthrones #mandalorian

♬ OMG – NewJeans

Yılın başında bir süredir merakla beklenen bir oyun uyarlaması ile gözümüzü açtık; The Last of Us. Pedro Pascal, Bella Ramsey ve Anna Torv’dan oluşan kadrosuyla ışık saçan The Last of Us’ı bitirir bitirmez favorilerimizden olacağını anlamıştık. Oyununu bilen bilmeyen herkesin heyecanla takip ettiği ve uyarlama konusunda da tam not alan bu HBO dizisi yayınlandığı süre boyunca dilimizden düşmedi. Ardından yılın Oscar zamanı geldi çattı. 12 Mart’ta gerçekleşen töreni Jimmy Kimmel sundu ve törenden evine yedi ödülle dönen Everything Everwhere All at Once törene damga vurdu. Michelle Yeoh ve Brendan Fraser ise ilk kez aday oldukları Oscar’ları kazandılar. Böylelikle Brendan Fraser’ın sahnelere geri dönüşü bir Oscar’la taçlanmış oldu; bizim de keyfimiz yerine geldi. Hollywood’da heykelcikler sahiplerini bulurken bizde ise Kızılcık Şerbeti yükselişe geçiyordu. Nursema karakterinin hak ve yaşam mücadelesiyle beraber iyice sükse yapan diziye RTÜK tarafından ‘kadına karşı şiddet’ sahneleri nedeniyle beşer kez yayın ve program durdurma ile üst sınırdan idari para cezası verildi. Ama gelin görün ki 8 Mart’ta pankartlarda Nursema’nın adı yazıldı, dizi reytinglerini her geçen hafta artırdı. Dizinin sezon finali reyting rekorları kırdı ve biz belki de Aşk-ı Memnu’dan sonra ilk kez bir yerli dizi için böylesine tek yürek olarak bekledik.

Okuma önerisi – Aklımızda sorularla dadandık: Neden herkes Kızılcık Şerbeti izliyor?

Yaza doğru ise birtakım vedalar yaşandı… Biricik umut kalemiz Ted Lasso’muz üçüncü sezonuyla ekranlardaki ömrünü doldurdu. İki güzel sezonun ardından biraz da olsa beklentinin altında kalan Ted Lasso, yine hatırda kalıcı birçok sahneye sahip final sezonuyla bizi bu fani dünyada bir başımıza bıraktı ve gitti a dostlar. Kendisiyle aynı zamanlarda, dram ve entrikaların hası Succession da final yapmaya hazırlanıyordu. Succession da şanına yakışır bir final sezonuyla ekranları kasıp kavurdu ve böylelikle biri drama kategorisinde biri de komedi kategorisinde alınmadık ödül bırakmayan iki diziye veda etmiş olduk. Bu arada Mayıs ayında ayrıca Amerika Yazarlar Sendikası grev haklarını kullanarak düşük maaşa ve işlerini yapay zekaya kaptırma ihtimaline karşı isyan başlattı. 15 yıl aradan sonra gidilen bu grevde 11 binden fazla üye vardı ve grev Hollywood’daki birçok senaryo yazımının durmasına sebep oldu. Ve sonra yılın en konuşulan olaylarından biri olan Barbenheimer bombası sinema dünyasına atıldı. Dünyayı günlerce, haftalarca bıkmadan usanmadan pembeye boyayan Barbie tanıtımları, filmin yapımcısı Greta Gerwig ve başrolleri Margot Robbie’yle Ryan Gosling önderliğinde gerçekleştirildi. Dünyanın birçok ülkesinde gerçekleştirilen galalarda Margot Robbie’nin gerçek Barbie koleksiyonlarından giydirilmesinden tutun filmin feminist olup olmadığına kadar her bir detay konuşuldu. Tabii en çok da Oppenheimer gibi bir filmle aynı tarihlerde vizyona girmesi olay oldu.

Bir tarafta “Hi Barbie!” nidaları bir yanda Cillian Murphy’nin delici bakışları derken ayrı dünyaların filmi olan bu iki yapımın gişe sonuçları heyecanla beklenir oldu. Barbie’ciler ve Oppenheimer’cılar taraflarını seçti, sayaçlar sayıma başladı. Derken Hollywood’u durduran oyuncular grevinin haberi geldi. En büyük oyuncu sendikalarından olan SAG-AFTRA oyuncularını tıpkı yazarlar gibi greve çağırdı ve böylelikle 63 yıl aradan sonra Hollywood tarihinde bir çifte grev daha görülmüş oldu. Grev sebebiyle setler durdu, tanıtımlar durdu, prodüksiyonlar durdu, sosyal medya paylaşımları durdu. Oppenheimer oyuncuları bu sırada Londra’da galadaydı ve grev haberi gelir gelmez galayı terk edip ülkelerine döndüler. Grevin nedeni ise sendikaların AMPTP yani Sinema ve Televizyon Yapımcıları Birliği ile bir türlü anlaşamaması ve oyuncuların haklarını koruma çabası olduğunu öğrendik. Kısa sürede büyüyen ve Meryl Streep, George Clooney, Margot Robbie, Jennifer Lawrence gibi birçok oyuncunun desteğini alan grev tahmin edilenden uzun sürdü. Oyuncular meydanlarda kol kola yürüdü, pankartlarla fotoğraf paylaştı, konuşmalar yaptılar. Tıpkı yazarların grevinde olduğu gibi yapay zeka grevin önemli etkenlerinden biriydi ve Bryan Cranston’ın Times Meydanı’nda yaptığı “robotların işlerimizi ve onurumuzu elimizden almalarına izin vermeyeceğiz” çıkışı akıllarda yer edindi. AMPTP ile gerçekleştiren ilk toplantıda beklenen anlaşma sağlanamadı ama 9 Kasım Perşembe günü sağlanan geçici anlaşmayla 118 gündür süren tarihi grev resmen sona erdi ve prodüksiyonların, tanıtımların, çekimlerin kaldıkları yerden devam edebileceği söylendi.

2023’de Cannes Film Festivali grevden yırtsa da Venedik Film Festivali iki grevin de başladığı zamanlarda gerçekleşti. Cannes’da açılışın şiddet faili Johnny Depp’in başrolünde olduğu Jeanne du Barry ile yapılması nedeniyle yapılan eleştirileri, Scorsese ustanın Killers of the Flower Moon filmi için yıllar sonra Cannes’da olması ve Nuri Bilge Ceylan’ın Kuru Otlar Üstüne ile aldığı 12 dakikalık alkışlar dikkat çekti. Festivalin sonunda Altın Palmiye Justin Triet’in Anatomy of a Fall filmine giderken Merve Dizdar da En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kucaklayarak tarihe adını yazdırdı. (Evet, asın bayrakları!) 80. Venedik Festivali ise grevlerin gölgesinde bir hayli sakin geçti. Açılışı Luca Guadagnino’nun Zendaya’lı, Josh O’Connor’lu Challangers’ı ile yapmayı planlayan festival, filmin grev sebebiyle çekilmesinden sonra perdesini Edoardo De Angelis’in Comandante’siyle açtı. Venedik’te de tıpkı Johnny Deep’li Cannes da olduğu gibi Woody Allen ve Roman Polanski filmlerinin gösterilmesi çeşitli protestolara sebep oldu. Bize iptal kültürünün varlığını sorgulatan bu seçimler tadımızı kaçırdı, uzaklara daldırdı. Ayrıca yılın en beğenilen yapımlarından Poor Things de Venedik’te prömiyerini yaptı ve festival sonunda Altın Aslan ile ödüllendirildi.

Yılın kaybedenlerinden biri ise şüphesiz Marvel oldu. Guardians of the Galaxy Vol. 3 ve Spider-Man: Across the Spider-Verse’i ayrı tutarak Ant-Man and the Wasp: Quantumania, The Marvels, Secret Invasion gibi yapımlarıyla bolca eleştiri alan MCU, artık izleyicilerin beklentilerini karşılayamaz duruma geldi. Bir de üstüne Quantumania’da Kang olarak MCU’ya adım atan, Jonathan Majors daha yıl bitmeden MCU’dan atıldı çünkü cinsel saldırı ve taciz suçlarından suçlu bulundu. Kang, MCU’nun yeni fazında önemli bir karakterdi ve MCU mecburen bu karakterde oyuncu sürekliliğini sağlayamayacak duruma geldi. Ekim ayında ise en yakın arkadaşlarımızdan birini, Friends efsanesinin en sevilen üyelerinden olan Matthew Perry’i kaybettik. Artık Friends’i her açtığımızda içimiz buruk olacak ama Perry’nin gülen gözleri bizi de güldürecek, biliyoruz. Euphoria’nın Fezco’su Angus Cloud ve Brooklyn Nine-Nine’ın Kaptan Holt’u Andre Braugher ise senenin diğer beklenmedik kayıplarındı.

Ve tam yıl biterken bu sene, yaklaşık sekiz yıllık bir aranın ardından Hayat filmi ile beyazperdeye dönen Zeki Demirkubuz’dan agresif bir çıkış geldi. Twitter’ı (X diyemiyoruz bir türlü) etkin bir şekilde kullanan ve attığı tweet’lerle konuşulan Demirkubuz, bir süredir konuşmadığı Nuri Bilge Ceylan’a da birtakım laflar hazırlamış. 2006’da gerçekleşen Altın Portakal töreninde En İyi Film ödülünün NBC’ye değil de Demirkubuz’a gitmesiyle NBC’nin bayıldığına şahit olmuştuk hatırlarsanız. Hâlâ nice meme’leri süsleyen bu olay sebebiyle ikilinin arasının bozuk olduğunu biliyorduk zaten. Demirkubuz NBC’nin kendisine başarısından ya da NBC’nin filmlerini mütamadiyen yayınlayan Cannes Film Festivali’ne söylediklerinden dolayı tavır aldığını söylüyor katıldığı son TV programında. Hatta şunu da ekliyor: “Cannes Film Festivali’nin muhtarı mısın, nesin sen? Sana ne!”. Demirkubuz bununla da kalmıyor ve Ceylan’ı “susacak, dişini sıkacak ve bir daha tek kelime etmeyecek. Ederse, Youtube kanalı açarım, her gün düzenli yayın yaparım” diyerek hodri meydan diyor. Bu lafların üzerine ise NBC uzun süredir süren sessizliğini “Ne söylerse söylesin cevap vermeyeyim diyordum, ama bu üslup karşısında ne yazık ki bu artık mümkün değil. Kendine şimdiden bir YouTube kanalı açarsa iyi eder. Yakında…” tweet’iyle bozdu. İkili arasında olanlar yıllardır “senaryosunu çalmış”tan tutun “birbirlerini kıskanıyorlar”a kadar çeşit çeşit sebebe bağlanıyor. İkili arasında yaşanan bu gerilimler konusunda kimse gerçeği bilmese de gerçekleşen son çıkışlar maalesef olayın çirkinleşebileceğini gösteriyor. Zaten böyle bir yılı kaossuz kapatamazdık, değil mi?

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin