Nehirden denize, Filistin özgür olacak. Tüm dünya kadınları da!

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Kimi yerlerde yıllarca süren mücadelenin kazanımları ‘kutlanıyor’, bazı yerlerde hiç olmadığı kadar isyan ediliyor. Kadınlar ve LGBTİ+’lar dünyanın her yerinde farklı şekillerde var olma mücadelesi veriyor ancak ne olursa olsun 8 Mart tüm özneleri tarafından heyecan ve coşkuyla bekleniyor.

Kadınlar bedenleri, hayatları, söylemleri kısacası hayatı yaşama şekilleri nedeniyle türlü türlü baskılarla mücadele ediyor. Dünyanın herhangi bir yerinde, aklınıza gelen her an; bazen farkında bile olmadan.

Feminist mücadelenin bu kadar güçlü olmasının birçok nedeni var. Belki de en önemlisi “kurtuluşun, hep beraber” olduğuna inanmak ve bu doğrultuda mücadeleye devam etmek. Tam da bu nedenle birçoğumuzun gözlerini dolduruyor ama bir yandan da güçlü hissettiriyor bu slogan: “Gece karanlıktan korkarsan bu kenti ateşe veririz.” Biz de bu 8 Mart’ta tüm dünya kadınlarının mücadelesiyle dayanışma içinde olarak 8 Ekim’den beri savaşın karanlığında kalan Filistinli kadınlara, dayanışma selamı göndermek; nehirden denize özgür Filistin, özgür kadınlar demek istedik.

Savaş, pek çok yönden etkilese de özellikle kadınlar, çocuklar ve LGBTİ+’lar en çok etkilenenlerin başında geliyor. Öyle ki Birleşmiş Milletler Kadın Örgütü başkanı Associated Press’e kadınların ve çocukların savaşın en büyük yükünü çektiklerini söyledi.

Tarihler 8 Ekim’i gösterirken Gazze şeridini kontrol eden Hamas, İsrail’e karşı saldırı başlattı. Aynı gün İsrail devlet Başkanı  Netanyahu İsrail’in Hamas’a savaş açtığını duyurdu ve o gün İsrail savaş uçakları Gazze’deki ilk hedefleri vurmaya başladı. O günden beri Gazze’de son yarım yüzyılın en kanlı günleri yaşanıyor. Bugün, savaşın beşinci ayı. 30 binden fazla insan hayatını kaybetti.

O günden beri Gazze’de binlerce sivil hayatını kaybetti. Hastaneler, okullar, sanat merkezleri yıkıldı. Savaştan her zaman olduğu gibi en çok etkilenenler kadınlar ve çocuklar. Birleşmiş Milletler’in verileri de bu katliamın kadınlar üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor:

  • Bugüne kadar Gazze’de İsrail güçleri tarafından tahmini 9.000 kadının öldürüldüğü bildirildi. Ancak bu sayının ulaşılamayan kadınları da hesaba katınca çok daha fazla olduğu tahmin ediliyor.
  • Gazze’deki katliam devam ettiği sürece, her gün ortalama 63 kadının öldürüleceği tahmin ediliyor.
  • Her gün tahminen 37 anne hayatını kaybediyor.
  • 5 kadından 4’ünden fazlasının (yüzde 84), savaş başlamadan önce tükettikleri yiyeceklerin yarısını veya daha azını yediğini, annelerin ve yetişkin kadınların yiyecek tedarik etmekle görevli olduğunu, ancak herkesten daha son, daha az ve daha az yediği biliniyor.
  • 10 kadından yaklaşık 9’u (yüzde 87), erkeklere göre temel gıda maddelerine daha zor eriştiklerini söyledi.
  • Filistinli kadınların yanı sıra bölgedeki tüm kadınlar da yaşam mücadelesi veriyor, katliamın yarattığı koşullardan etkileniyor. IFJ verilerine göre, Gazze’de on üç kadın gazeteci hayatını kaybetti. Diğerleri güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya.

Savaşın başladığı günden bu yana tüm dünya ikiye ayrıldı. Gazze’deki katliamın bir an önce bitmesi için ateşkes çağrısında bulunanlar ve diğerleri… Siyasetçiler dışında kültür sanat ve eğlence dünyası da ikiye bölündü. Taraflı tutum sergileyen -ve insan haklarının temel prensipleri olduğunu iddia eden- kurumların teker teker Filistinli sesleri susturma girişimlerinde bulunduğunu gördü gözlerimiz. Almanya başta olmak üzere medeniyetin beşiği(!) Ülkelerden etkinliklerin iptal edildiği haberlerini aldık günbegün. Gazze’ye destek olan sanatçıların projeleri mi iptal edilmedi, Filistin hakkında konuşan yazarlar mı susturulmadı… Takvimler 2024 yılını gösterirken gözümüzün önünde yaşanan bu katliam aslında tüm dünya halklarının sınavı oldu.

Okuma önerisi – Nehirden denize özgürlük mücadelesi vs. Hollywood’dan Frankfurt’a taraflı tutum

Fakat başta da dediğimiz gibi yine en büyük zararı kadınlar, LGBTİ+’lar ve çocuklar görüyor. Hayatta kalacak kadar şanslı olanlar temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor, sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor. Tüm bunlar çok daha büyük ve geri dönüşü olmayan felaketlerin habercisi.

Biz de bir kere daha acil ateşkes çağrısı yapıyor ve tüm dünya kadınlarıyla beraber mücadelemize devam ettiğimizi söylüyoruz. Geçen yılki 8 Mart yazımızdan bir alıntıyla bitirelim yine. Çünkü biz kadınlar ve LGBTİ+’lar için değişen bir şey yok: “biliyoruz ki biz hayatta kalanların haykırışları; yitirdiklerimizin ve yardım bekleyenlerin “duyulamayan” sessiz çığlıklarına ses olacak. Çünkü bizim birbirimizden, haklı mücadelemizden ve durdurulamayan dayanışmadan başka kurtuluşumuz yok.

Nehirden denize, Filistin özgür olacak. Tüm dünya kadınları da. 

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin