5 maddede dadandık: Haftalık popüler kültür raporu (13 – 18 Şubat)
Geçtiğimiz hafta boyunca dadandığımız ama çok tembel olduğumuz için yazmaya üşendiğimiz birkaç popüler kültür haberi…
1) Saturday Night Live 50. yıl kutlaması
”NBC’S Saturday Night” ismiyle 1975 yılında yayın hayatına başlayan ikonik komedi-skeç programı Saturday Night Live geçtiğimiz hafta sonu 50. yılını kutladı. SNL, her hafta canlı olarak yayınlanan, 90 dakikalık bir komedi programı. Geçtiğimiz Eylül ayında da 50. sezonuna giriş yaptı.
Okuma önerisi – Şaklabanlık hakkımız, söke söke alırız
50. yıl kutlamaları kapsamında ilk olarak 14 Şubat Cuma akşamı SNL50: The Homecoming Concert adıyla bir konser düzenlendi. Jimmy Fallon’ın sunduğu üç saatlik programda Lady Gaga, Miley Cyrus, Chris Martin, Snoop Dogg, Post Malone, Bad Bunny, Cher gibi isimler sahne aldı.
@peacock crazy little thing called love ❤️🔥 SNL50: The Homecoming Concert is streaming now on Peacock. mileycyrussbrittanyhowardd
16 Şubat Pazar akşamı da kırmızı halı etkinliği sonrası SNL50: The Anniversary Special programı yayınlandı. Üç saatlik özel programda, SNL’in mevcut oyuncuları, eski efsaneleri ve ünlü konuklar bir aradaydı. Bu kadar ünlü ismi bir arada Oscar törenlerinde bile göremiyoruz artık neredeyse.
Programın açılışında Sabrina Carpenter ve Paul Simon Homeward Bound şarkısını söyledi. Ardından açılış monoloğunu yapmak üzere 1975 yılından beri programı defalarca kez sunan ve konuk oyuncu olarak katılan Steve Martin sahneye çıktı.
Altı dakikalık monoloğunda yaşı, dostu Martin Short ile olan ilişkisi ve Donald Trump gibi çeşitli konularda esprilere yer verdi: “Daha birkaç gün önce Lorne [Michaels] bana monolog yapacağımı söyledi ve ben aslında ‘Steve Martin Körfezi’nde bir arkadaşımın teknesinde tatil yapıyordum” diyerek Trump’ın Meksika Körfezi’nin adını değiştirme kararına gönderme yaptı.
Program boyunca birçok ünlü isim performans sergiledi. Eddie Murphy, Tom Hanks ve Tracy Morgan, SNL’in ikonik “Black Jeopardy!” skecinde yer aldılar. Programa ilk kez katılan Meryl Streep, “Close Encounter” skecinde Jon Hamm, Woody Harrelson, Kate McKinnon ve Pedro Pascal ile birlikte rol aldı. Pedro Pascal bir de Sabrina Carpenter, Bad Bunny, Martin Short ve Molly Shannon ile birlikte Domingo skecinde oynadı, şarkı söyledi. Saydığımız isimlere de bir bakın. Ama durun bitmedi.
Drew Barrymore, Robert De Niro, Alec Baldwin, Ayo Edebiri, Emma Stone, Scarlett Johansson, Kim Kardashian, Julia Louis Dreyfus, Bill Murray, Aubrey Plaza gibi isimler çeşitli performanslarla veya sunuculuk görevleriyle programa katıldılar. Ortalıkta hemen hemen hiç göremediğimiz Jack Nicholson da oradaydı. Adam Sandler’ı anons etti. Sandler, 50. yıla özel yazılan bir şarkıyı söyledi.
İnternet Amy Poehler ve Tina Fey’in soru cevap bölümüyle bir hayli çalkalandı. “Nasılsın?” sorusuna “Harika, neden sordunuz? Ne duydunuz?” şakasıyla yanıt veren Ryan Reynolds ve Blake Lively’nin yüz ifadesi çok konuşuldu. Blake orada tabii ki şaşırmıyor, yaşanan her şey önceden planlanıyor zaten. Malum, Blake Lively, It Ends with Us filminin yönetmeni ve kendisiyle başrolü paylaşan Justin Baldoni’ye karşı cinsel taciz iddiasıyla dava açmıştı. Baldoni de bu iddialarının onu itibarsızlaştırmaya yönelik olduğuna dair bir iddiayla karşı dava başlatmıştı. İddialar, çarşaf çarşaf paylaşılan mesajlar, Ryan Reynolds vs. derken olaylar büyüdü tabii… Poehler ve Fey’in “Nasılsın?” diyerek gönderme yaptığı konu da bu işte… Evet, şakalar, espriler ama “cinsel taciz” gibi ciddi bir konu varken ortada böyle hafife alan şakalaşmalar ne kadar doğru…
@coolchaotic.com Ryan Reynolds and Blake Lively at SNL50 #fyp #blakelively #ryanreynolds #justinbaldoni
Bu arada, olay esnasında arkada Steven Spielberg oturuyor farkında mısınız? Gecenin ünlü popülasyonu öylesine yoğun ki, Spielberg, tüm zamanların en büyük yönetmenlerinden biri, sıradan bir vatandaş gibi kameraya yansıyor. Spielberg’in arkasında da Kevin Costner ve Cher oturuyor.
Gecenin kapanışını da, konuklarla birlikte sahneye çıkan Martin Short yaptı.
Saturday Night Live, 50. yıl kutlamaları kapsamında popüler kültür tarihine geçecek bir programa imza attı.
2) Bridget Jones’un duygu seli yaratan muhteşem dönüşü
Bridget Jones, 10 yıl aradan sonra geri döndü. Helen Fielding tarafından yazılan Bridget Jones serisinin ilk romanı 1996 yılında yayınlanmıştı. Roman ilk olarak 2001 yılında Bridget Jones’un Günlüğü ismiyle sinemaya uyarlandı. Romantik komedi filmlerinin en unutulmaz karakterlerinden biriydi oldu Bridget Jones. Renée Zellweger bu serideki performansıyla büyük üne kavuştu.
Serinin dördüncü filmi Bridget Jones: Mad About The Boy hafta sonu vizyona girdi. Bu filmde Bridget, eşi Mark Darcy’yi (Colin Firth) kaybetmiş, iki çocuklu bir kadın olarak karşımıza çıkıyor ve yine iki erkek arasında kalıyor (Leo Woodall ve Chiwetel Ejiofor).
Serinin on yıl aradan sonra yeni bir filmle devam edeceği haberi, serinin sevenlerini heyecanlandırmıştı. Ancak herhalde kimse filmin gişede bu kadar başarılı olmasını beklemiyordu: Bridget Jones: Mad About the Boy, gişe beklentilerini aşarak açılış haftasında İngiltere’de en iyi performans gösteren romantik komedi filmi oldu. 14,9 milyon dolarlık açılış hasılatıyla, serinin diğer üç filmini geride bıraktı. Film Amerika’da Peacock platformu üzerinden yayına girdi.
Bridget Jones serisinde, 2000’lerin acımasız diyet kültürüyle de özdeş şekilde, kilo konusu önemli bir yer tutuyordu. Zaten romanlarda Bridget, hafif kilolu ve sürekli kilo vermeye çalışan bir karakter olarak anlatılıyordu. Renée Zellweger’ın da filmdeki rolü için kilo alıp vermesi çok konuşulurdu. Sonraki yıllarda bu konular üzerine çokça yazı yazıldı. Son çıkan filmde kilonun hiç konu edilmediğini belirtelim. Yazmak çizmek işe yaramış gibi sanki.
3) The White Lotus’un üçüncü sezonu başladı
Bekledik ve beklediğimize değdi: The White Lotus’un üçüncü sezonu çok iyi başladı.
O kadar yalvardık ama hâlâ izlemeyen varsa: İlk sezonun ağırlıklı teması para, sınıf çatışması ve hatta sömürgecilikti. İkinci sezon daha çok bedensel hazlar, cinsellik ve sadakatle ilgiliydi. Ama dizinin değinmediği bir konu yok desek yeridir.
Okuma önerisi – Dünyevi cennetlerin bedeli ve nilüfer yiyenler: The White Lotus dizi incelemesi
Okuma önerisi – Sadakatsizlikten beslenen bir sezon, trajik bir veda: The White Lotus ikinci sezon incelemesi
Üçüncü sezon ise ağırlıklı olarak spiritüalizmle ilgili olacak. Ama olmazsa olmazlarımız da var: Sınıf çatışması, arkadaşlık, ilişkiler, cinsellik, Doğu ve Batı’nın birbirlerine bakışı.
Bu sezon Tayland’da Koh Samui adasındaki White Lotus otelindeyiz. Mike White her sezon daha da gelişen rejisiyle muhteşem Tayland görüntüleri sunuyor bize. Deniz, ağaçlar ve tıpkı bizim gibi yeni müşterileri inceleyen maymunlar. Bölümün ilk 10 dakikasında otelin yeni misafirleriyle, bir haftamızı birlikte geçireceğimiz o müthiş, tuhaf ve rahatsız edici insan grubuyla tanışıyoruz. Beş kişilik bir aile, bir çift ve üç kişilik kadın arkadaş grubu. Tabii otel çalışanları, Tayland’da evi olan başka bir çift ve ilk sezondan tanıdığımız Belinda karakteri de var. Daha ilk akşam yemeğinde bu insanlar arasındaki ilişki dinamiklerini ve gerilimleri zekice diyaloglar eşliğinde ufaktan anlamaya başlıyoruz. Mike White’ı tanıyorsak, gelecek bölümlerde karakterlerin kişilikleri derinlemesine incelenecek, sorunları ortaya dökülecek ve sonuçlar rahatsız edici olacak.
Şimdilik sadece dizinin ilk bölümü yayınlandı. Mart ayı boyunca diğer bölümleri de yayınlanacak.
4) BAFTA Ödülleri
‘‘İngiltere’nin Oscar’ı’’ diyebileceğimiz BAFTA ödülleri 2025 yılı sahiplerini buldu. Geceyi David Tennant sundu.
@bafta It’s David Tennant’s world, we’re just living in it 👏 EEBAFTAs BAFTAFilmAwards DavidTennant BAFTA
Kırmızı halı yine bildiğimiz isimlerle doluydu. Saoirse Ronan ve Jack Lowden çiftini görmek sevindiriciydi. Ronan, yapımcılarından biri olduğu ve başrolünde oynadığı The Outrun filmiyle En İyi Kadın Oyuncu dalında adaydı. Conclave’in 12 dalda, Emilia Pérez’in de 11 dalda adaylığı vardı. Conclave ve The Brutalist, dörder ödülle gecenin en çok ödül alan iki filmi oldu.
Ödül sezonunun tartışmalı ismi Karla Sofía Gascón yine aday olmasına rağmen törende yoktu. Şubat ayının başında Emilia Pérez’in yönetmeni Jacques Audiard, Gascón ile konuşmak istemediğini, onun “kurban rolü oynadığını” ve attığı tweet’lerdeki sözlerinin “affedilemez” olduğunu söylemişti. Gascon’un sonradan yaptığı açıklamalarla ilgili de “Bu olayda başkalarına, film ekibine ve bu film için inanılmaz derecede çok çalışan tüm bu insanlara nasıl zarar verdiğini düşünüyorum. Kendimi düşünüyorum, Zoe [Saldaña] ve Selena’yı [Gomez] düşünüyorum. Neden bize zarar vermeye devam ettiğini anlamıyorum” demişti. Zoe Saldaña da “üzgünüm, hayal kırıklığına uğradım” gibi şeyler demişti. Burada olanlara kısaca değinmiştik.
BAFTA töreninde ise hem Jacques Audiard, hem de Zoe Saldaña teşekkür konuşmalarında Karla Sofía Gascón’un ismini anarak, sahneden öpücükler gönderdiler. Bilmiyorum, bu yeni bir strateji denemesi mi? Neyse ne yaparsanız yapın (bizim bıkkınlık).
Önemli ödüller listesi şu şekilde:
En İyi Film – Conclave
En İyi Britanya Filmi – Conclave
İngilizce Olmayan En İyi Film – Emilia Pérez
En İyi Yönetmen – Brady Corbet, The Brutalist
En İyi Orijinal Senaryo – Jesse Eisenberg, A Real Pain
En İyi Uyarlama Senaryo – Peter Straughan, Conclave
En İyi Kadın Oyuncu – Mikey Madison, Anora
En İyi Erkek Oyuncu – Adrien Brody, The Brutalist
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu – Zoe Saldaña, Emilia Pérez
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu – Kieran Culkin, A Real Pain
Listenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
5) A$AP Rocky’nin davası ve son gelişmeler
A$AP Rocky adıyla bilinen rapçi Rakim Mayers, 2021 yılında Hollywood’da meydana gelen bir silahlı saldırı olayıyla ilgili iki ayrı suçtan yargılanıyor. 24 yıl hapis cezasıyla karşı karşıya. İddialara göre Rakim Mayers, 6 Kasım 2021’de çocukluk arkadaşı ve ortağı olan Terell Ephron (sahne adıyla A$AP Relli) ile hararetli bir tartışmaya giriyor. Tartışma sonucunda Mayers silahını ateşliyor ve mermilerden biri Ephron’un eline isabet ediyor.
Rakim Mayers 21 Ocak’ta savcılığın “altı ay hapis ve üç yıl denetimli serbestlik” içeren teklifini reddetti ve suçsuz olduğunu iddia ederek yargılanma talebinde bulundu. 24 Ocak günü ikili arasındaki dava görülmeye başladı.
Savcılar ikilinin olay günü Hollywood oteli önünde buluştuğunu, sözlü ve fiziksel tartışmaya girdiklerini, Mayers’ın belindeki silahı çıkardığını ve Ephron’a doğrultarak onu öldürmekle tehdit ettiğini iddia ediyorlar. Mahkeme belgelerine göre Mayers silahını birden fazla kere ateşlemiş ve mermilerden biri Ephron’un eline isabet etmiş.
Yetkililer olayın bazı bölümlerinin güvenlik kameralarına yansıdığını, bazı görüntülerde silah sesinin de yer aldığını, ancak ateş edildiğini gösteren bir videonun bulunmadığını belirtiyor.
Rakim Mayers bu iddiaları reddediyor. Avukatı Joe Tacopina, müvekkilinin bir klip setinden kalma ve gerçek mermi atamayan bir dekor silahı taşıdığını iddia ediyor. Ayrıca Ephron’un olayı polise bildirmesinin birkaç gün geciktiğini, olaydan hemen sonra hastaneye gitmediğini söylüyorlar.
Mayers ifade verme hakkından feragat etti, yani kürsüye çıkmayacak.
Davanın kapanış konuşmaları 13 Şubat 2025 Perşembe günü başladı ve 14 Şubat 2025 Cuma günü sona erdi. Rihanna da dava boyunca zaman zaman mahkemelere katıldı. Perşembe günü kapanış konuşmaları için mahkemeye geldi ve ilk kez iki oğlunu da yanında getirdi. Savcı John Lewin, bunun jüri üyelerini manipüle etmeye yönelik bir girişim olduğunu öne sürdü.
@fentyxg4l Rihanna was spotted leaving Los Angeles court yesterday #rihanna #badgalriri #robynrihannafenty #riri #robynrihannal#rihannaalbum #rihannavideos #rihannaedit #tentybeauty #rihannapregnancyot #rihannapregnancystyle #fashionkilla #rihannastreetstyle #rihannafashion #navy #navyforlife #rihannafan #rihannasuperbowl #viral #asaprocky #fyp #viral #rza #riotrose #album #music #nyc @Rihanna
Ah Rihanna ah, sen bunlarla uğraşacak insan mıydın?