5 maddede dadandık: Haftalık popüler kültür raporu (30 Mart – 4 Nisan)

Dadanizm newsletter duyuru (600 x 600 px)

Geçtiğimiz haftalar boyunca dadandığımız ama çok tembel olduğumuz için yazmaya üşendiğimiz birkaç popüler kültür haberi…

1) Good Hang with Amy Poehler: Steve Carell’e ‘The Office’ dizisi için seçmelere katılmamasını tavsiye eden kişi kim?

Mikrofon arkasındaki kadınlar bizi mutlu eder. Amy Poehler, Mart 2025 tarihinde başladığı, doludizgin giden Good Hang with Amy Poehler podcast’iyle şu aralar fazlasıyla gündemde.

Geçtiğimiz günlerde programa Steve Carell konuk oldu. İki komedi efsanesi karşı karşıya geldi böylece.

Amy Poehler, yedi sezon süren Parks and Recreation dizisinin ilk başta hiç sevilmediğinden, herkesin diziyi The Office ile kıyaslayarak, “Bu The Office değil” dediğinden bahsetti.

Carell de bunun üzerine herkesin The Office’in pilot bölümünden ne kadar nefret ettiğini anlattı: “Pilot bölümümüz, sanırım NBC tarihinin en düşük reyting alan pilot bölümüydü. İnsanlar gerçekten hiç sevmedi. Hem de açıkça sevmediler ama ondan sonra nasıl ayakta kalabildiğini ben de tam olarak bilmiyorum” dedi. O sırada Saturday Night Live’da çalışan Poehler, Ricky Gervais’in orijinal The Office’inin ABD versiyonunun çekileceğini duyduklarında “Bu berbat bir fikir” dediklerini anlattı. Kimse Ricky Gervais kadar iyi olamaz diye düşünüyorlarmış. Başrolün Steve Carell olacağını öğrenince ise fikri değişmiş.

@goodhangwithamy

“You miss 100% of the shows you don’t hate. – Wayne Gretzky” – Michael Scott. #stevecarell #theoffice #parksandrec

♬ original sound – Good Hang with Amy Poehler

Peki Steve Carell’e The Office seçmelerine katılmamasını söyleyen kişi kim? En kötü tavsiye veren arkadaş yarışmasına katıldınız ve rakibiniz Paul Rudd! Evet Paul Rudd, The Office ilk gündeme geldiği zaman Steve Carell’i bir köşeye çekmiş ve “Yapma dostum, seçmelere katılma, seçmelere katılma. Mümkün değil” demiş.

2) Euphoria’nun yeni sezon 12 Nisan’da geliyor.

Euphoria mı? Ben o tarz dinlemiyorum…. Affedersiniz de dört yıl nedir, izninizle biraz trip atalım. Euphoria dizisinin üçüncü sezonu, dört yıllık bir aranın ardından 12 Nisan tarihinde yayında olacak. Bu hafta yeni sezonun fragmanı yayınlandı. Fragmanda Rue diyor ki: “Bunca yılın ardından, sonunda fazla ileri mi gittik?” Beni konuşturma şimdi Rue…

Fragmandan anladık ki, daha kaotik, daha karanlık bir sezon bizi bekliyor. Geçen yıl Londra’da düzenlenen HBO Max sunumunda, üçüncü sezonun ön izlemesini paylaşan dizinin yapımcısı Levinson, bazı ipuçları vermişti. “En iyi sezonumuz olacak” gibi iddialarda bulunmuştu. Bu sezon, Rue’yu [Zendaya] Meksika sınırının güneyinde, Laurie’ye [Kelly] borcunu ödemek için yenilikçi yollar bulmaya çalışırken, Cassie [Sweeney] ve Nate’i [Elordi] evlenmiş, banliyöde yaşarlarken ve Cassie’yi internette içerik üretirken göreceğimizi söylemişti.

Fragmanda da Cassie ve Nate’in düğününden bir parça, Rue’nun da acayip birtakım işlere bulaştığını ve polisler tarafından yakalanıp sorgulandığını gördük.

Fragmanın en şaşırtıcı kısmı, Cassie’nin, Nate’e Maddy (Alexa Demie) ile görüştüğünü söylemesi oldu! Nate de sormasın mı “My Maddy?” Ne demek “My Maddy?!!”

Maddy, çeşitli videolar çekmesinde Cassie’ye yardımcı oluyormuş. Yahu koy bir tripod, çek videonu? Maddy’nin planı ne acaba? Anlayacağız.

Hunter Schafer’ın canlandırdığı Jules da, sanat okulunda ressam olmaya çalışan bir öğrenci olarak karşımıza çıkacak.

Fragman yayınlandıktan sonra, seyirci yorumları yağmaya başladı haliyle. Çoğunluk “Korkarım konudan tamamen koptuk”, “başka bir dizi gibi görünüyor” şeklinde yorumlar yaptı. “Aşırı salakça görünüyor… Her bölümü izleyeceğim” diyenler de olmuş. “Neden hiç mor, mavi veya sim yok?” soruları gelmiş. Bir de herkes elbette “My Maddy” lafına takılmış. Bu konuda da “Nate en azından artık Maddy’yi istemiyormuş gibi davranmıyor” yorumları yapılmış.

3) KitKat Hırsızlığı

KitKat hırsızları nereye varmak, ne yapmak istemektedir. Haberi ilk duyduğumda acıkçası reklam amaçlı bir olay mı diye düşündüm. KitKat gündemimizde ilk on bininci sırada bile değilken, bir anda KitKat konuşur olduk.

Geçtiğimiz günlerde 12 ton, yaklaşık 400 bin adetlik KitKat sevkiyatı, İtalya’dan Polonya’ya nakledilirken yolda çalındı. Hem aracın hem de KitKat’ların akıbeti bilinmiyor. Bu işi kim neden yaptı çikolataları nereye götürdü, henüz bilgimiz yok. Bir takip cihazınız yok muydu? Çok PR hissi veren bir soygun vakası… KitKat’ın basın sözcüsü, “İnsanları her zaman KitKat ile bir mola vermeye teşvik ettik; ancak görünüşe göre hırsızlar bu mesajı fazla ciddiye almış ve 12 tondan fazla çikolatamızı alıp kaçmışlar. Suçluların olağanüstü zevkine hayranlık duysak da…” diye devam eden, reklamını da ihmal etmeyen bir açıklama yaptı. Üstüne de marka, “Stolen KitKat Tracker” diye bir şey çıkardı. Müşteriler web sayfasına girip çikolatalarının arkasındaki sekiz haneli parti numarasını girerek, ellerindeki çikolatanın çalıntı çikolatalardan biri olup olmadığını göstereceklermiş. Yapmayın ya, inanalım mı bu işe bilemiyorum.

Tabii internet aleminin meme’lere boğmaktan büyük zevk alacağı bir vaka bu. Türlü şakalar komiklikler de gecikmedi haliyle.

4) Barbie Dream Fest’in bir kabusa dönüşmesi

Barbie Dream Fest mi? Yoksa sen mi gerçek adını söylemek istersin Barbie Fail Fest?

Fiyaskoyla sonuçlanan festivallere karşı özel bir merakım var. Ara sıra Fyre festivali hakkında düşünüyorum mesela (aa, iyi miyim?). Kimsenin zarar görmesini ve dolandırılmasını istemem tabii ama dolandırıcılık hikayelerinin bağımlılık yaratıcı bir tarafı var yalan yok.

Okuma önerisi – Inventing Anna dizisinden Tinder Swindler belgeseline: Dolandırıcı hikayelerine neden bu kadar ilgi duyuyoruz?

Dadanizm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin