İrem Türkmen
devamını oku
Ziggy Stardust’tan Mr. Hyde’a: Popüler kültürün alter ego’ları üzerine

Popüler kültürün alter ego’ları başlığı sadece David Bowie ve onun sıra dışı karakterleriyle doldurulabilir aslında (kendisi huzur içinde uyusun, alter ego’nun bini bir para ünlülerdendi) ama yaratıcılığını kendi kişiliğinin sınırları dışına çıkarmak isteyen başka büyük sanatçıların da sıkça başvurduğu bir yöntem, alter ego yaratmak. Söylemeye cesaret edemediklerini, bir başkasına söyletmenin farklı bir formülü belki de.

devamını oku
Sadece iş arkadaşları ona “Chris” der: Christine and the Queens hakkında güzellemelerle
devamını oku
Hızla giyotine doğru giderken: Celebrity kültürü ve ”onlar” ve ”bizler”

Karantinada yaşamanın hayatımızdan götürdüklerine giyinip süslenme, sarılıp koklaşma, etkinlikten etkinliğe hoplamanın yanında celebrity kültürü de eklendi. İyi niyetli başlayan “hepimiz aynı yerdeyiz” birlik ve beraberliği, ünlülerin bu fasıla aslında bizim gibi apartman dairelerinden değil, ultra-mega-malikanelerinden bağlanmasıyla hemen bozuldu.

devamını oku
“Bence artık sen de herkes gibisin”: Cancel culture ve vazgeçmenin yürek yakan zorluğu

İnternet çağına özgü bir adalet sistemi cancel culture. Yani bir nevi ”bitirme kültürü”. İnternet ortamındaki her şey gibi o da hem faydalı hem de bir o kadar toksik. Peki ipin ucu ne zaman kaçıyor? Ya da en çaresiz olduğumuz yerden soralım: ”Bir eseri yaratıcısından bağımsız düşünebilmemiz, ne kadar mümkün?” Kafamızda deli sorular…

devamını oku
Bizi diss’leriyle eğiten huysuz ve tatlı bir ikon: Seyfi Dursunoğlu

Seyfi Dursunoğlu ve kendisiyle aynı bedeni mesken edinen Huysuz Virjin, 17 Temmuz akşamı buraları terk etti. Toplumumuzun eğlence kültürüne format atan, bize ve toplumsal hiyerarşinin en üst basamaklarına sataşılmanın dayanılmaz hafifliğini öğreten, drag’inden çıktığında tüm varlığını ÇYDD’ye, bedenini bir tıp fakültesine bağışlayan Seyfi Dursunoğlu, hafızamızdan hiç silinecek gibi değil.

devamını oku
Röportaj: Paul Rudd ve Aisling Bea yeni Netflix dizisi Living with Yourself’i anlatıyor

Netflix’in yeni komedi dizisi Living With Yourself, 18 Ekim’de ilk sezonuyla karşımızda olacak. Ama öncesinde dizinin başrol oyuncuları Paul Rudd ve Aisling Bea’yla Londra’daki bir basın toplantısında buluştuk ve bu ikiliye ayrıca vurulduk. Aisling Bea’nın bizi Türkçe ”N’aber” diyerek karşılaması ise kalbimizdeki yerini iyice pekiştirdi.

devamını oku
Ve dadanma(ma) vakti: “Tranquility Base Hotel & Casino”

Arctic Monkeys hakkında yazmak benim için hiçbir zaman kolay olmadı, çünkü kendimi bildiğimden beri pençelerindeyim: Ortaokulda, okulun son günü arkadaşlarımı örgütleyip yasak olan beyaz Converse direnişini başlattığımda kulağımda Alex Turner vardı. Üniversite hazırlık sınavımı 35 dakikada tamamlayıp, 5 saat trafikte konserlerini izlemeye gitmem de hep Matt Helders’ın Brianstorm çıldırmasına canlı şahit olabilmek içindi.